Süleymaniye Külliyesi

Süleymaniye Külliyesi İstanbul’da, aynı adı taşıyan semtte, Haliç’e bakan bir tepe üstünde I. Süleyman’ın (Kanuni) yaptırdığı cami, iki türbe, dört medrese, darüttıp, darüşşifa, darülhadis, darülkurra, sıbyan mektebi, imaret, tabhane, hamam ve dükkânlardan oluşan külliye.

Kanuni Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı (1554 – 1557). Süleymaniye Külliyesinin merkezini Süleymaniye camii meydana getirir.

Camiinin çevresinde darüttıp, medreseler, darülkurra, sıbyan mektebi, hamam, imaret, bimarhane ve çarşı gibi sosyal yapılar yer alır. Bu yapıların cami çevresinde ustaca düzenlenişi. Mimar Sinan’ın şehircilik anlayışını gösterir.

Darüttıp Medreseleri

Darüttıp Medreseleri (tıp öğrenimi yapılan medrese). Doğusunda Tiryaki çarşısı, kuzeyinde Şifahane sokağı, batısında Kanuni medresesi sokağı bulunan Tıp medresesinin güneyinde Sani medresesi vardır ve bu yönü Sani medresesi ile bağlantılı ve kapalıdır.

Dârüttıp, mimarlık bakımından öteki medreselerden ve yapılardan başka bir özelliktedir. Süleymaniye Külliyesinin en küçük yapılarından birisidir ve tek bir çizgi üzerine kurulmuştur.

Arazinin camiye doğru inen hafif eğiminden yararlanılarak iki katlı yapılmıştır. Alt katında 10 dükkan vardır. Bugün, bu dükkanların ön yüzleri örülerek, yapının bütününü kullanan İstanbul Belediyesi Süleymaniye Sağlık merkezine bağlanmıştır.

Üst katta tıp öğrencileri için yapılmış 11 hücre ve bir dershane yer alır. Camiye bakan hücrelerin önünde, bir galeri, kuzey dipteki dershaneye bağlanır.

Tıp öğrencilerinin teorik dersleri burada gördükleri, uygulama için de Şifahane sokağı üzerindeki Darüşşifa ve Bimarhaneye gittikleri söylenir. Arkadaki geniş bahçede Süleymaniye doğumevi olarak kullanıldı. Yapının bugünkü genel durumu sağlamdır.

Evvel Medresesi ve Sani Medresesi

Evvel Medresesi ve Sani Medresesi (Çifteler medresesi de denir). Evvel ve Sani medreseleri ile Tıp medresesi, cami yönünden bakılınca tek bir kitle izlenimini verir. Bu yüz boydan boya Tıp medresesinden Mektebi Şıbyan’a kadar iki katlı olarak yapılmıştır.

Alt katta sırayla dükkanlar vardır. Bunlardan bazısı çift gözlüdür. Sivri kemerli bu dükkanlarda kahveler, küçük aşevleriyle bazı işyerleri yerleşmiştir.

Üst katta belli aralık ve belli ölçülerde dikdörtgen pencereler sıralanmıştır. Böylelikle iç mekanın aydınlığı sağlanmış ve dış yüzdeki kitlesel ağırlık hafifletilmiştir. Medresenin üstü Mektebi Sıbyanın büyük dershane kubbesiyle birlikte kurşun kaplı 22 kubbeyle örtülüdür.

Yazlık dershane bölmelerinin dışındaki kubbelerin yanlarında bacalar yerleştirilmiştir. Aşağıdan bakılınca bu kubbelerle bacalar, uyumlu bir biçimde görülür.

Medreseleri birbirinden dar bir yol ayırır. (Ayşe Kadın Hamamı sokağı). Medreselerin karşılıklı giriş kapıları da bu sokaktadır. Sani medresesinin kapısından girince sağdan, caminin bulunduğu yöne doğru dar bir koridor açılır.

Burası medreseyi dışarıdan ayırır. Bu çifte medreselerin ikisi de açık avlulu medrese örneğine uygun olarak yapılmıştır; 24×21 m boyutlu bir avlunun kuzeyinde ve güneyinde altışar sütunlu ve kubbeli revaklar, bu revakların arkasında medrese öğrencilerinin her türlü ihtiyacını karşılamak için yapılmış kubbeli ve ocaklı hücreler vardır.

Doğu yönünde yazlık dershaneler ve yanlarında hücreler yer alır. Batıya bakan yüzleri üstünde büyük ve yüksek kubbeli kışlık dershaneler yerleştirilmiştir. Bu dershanelerin arkasında yüksek çevre duvarlı bahçeler vardır.

Bu bahçelerden meşrutalarda oturan müderrisler yararlanırlardı. Bugün Evvel ve Sani medreseleri üzerinde Süleymaniye kütüphanesi yer alır.

Sıbyan Mektebi (ilkokul).

Evvel medresesinin güneydoğu köşesine yapılmıştır. Dikdörtgen bir plan üstüne oturtulmuş olan bu yapının üstü iki büyük kubbeyle örtülüdür.

Batıdaki kubbe yazlık dershanenin üstünü örter. Yazlık dershanenin iki yanı kubbe kasnağına kadar yükselen sivri kemerle açılmıştır. Yalnız çevresinde korkuluklar vardır.

Kışlık dershaneye küçük bir kapıdan girilir. Bu mekâna, yukarıdan (alçı pencerelerle) ve aşağıdan da diktörtgen pencerelerle yeterli ışık gelir. Mektebi Sıbyanın ayrı bir avlusu vardır. Bugün burada Süleymaniye Çocuk kütüphanesi yer alır.

Giriş kapısı. Hesap Çeşmesi sokağı üzerindedir.

Rabi Medresesi ve Salis Medresesi 

Rabi Medresesi ve Salis Medresesi  (Çifte medreseler). Süleymaniye camiinin geniş dış avlusunun doğu yanı Haliç’e ve Boğaz’a bakar. Buradan aşağıya doğru inen alan üzerinde yapılmış olan Rabi ve Salis medreselerinin genel planları, kareye çok yakın dikdörtgen biçimindedir. Bunlar tek bir kitle içinde birleştirilmişlerdir.

Bu medreseler de açık avlulu medrese örneğine uygun olarak yapılmıştır. Eğimli bir avlunun dört yanında hücreler ve önlerinde revaklar vardır. Batı yönde, iç avluya doğru gelişen birer dershanesi vardır.

Kuzeydeki ve güneydeki hücrelerle önlerindeki revaklar, doğu yüzündeki hücre revaklarının önüne kadar basamaklı bir biçimde iner. Medreselerin kuzey, doğu ve güney yüzlerinde yedişer hücre sıralanmıştır.

Hücrelerin önündeki teras biçimindeki sivri kemerli revakların çevresinde taştan korkuluklar vardır. İki medresenin arasında bir boşluk bırakılmıştır. Karşılıklı sıralardaki hücrelerin camları bu boşluğa açılır.

Medreselere, Mimar Sinan’ın türbesi önünden başlayarak Süleymaniye hamamına kadar uzanan Mimarsinan caddesinden girilir.

Salis medresesi Türk ve İslâm Eserleri müzesinin bir deposu olarak kullanıldı. Rabi ve Salis medreselerindeki öğretim ve eğitim düzeni Evvel ve Sani medreselerindekine benziyordu.

Mülazımlar Medresesi

Mülazımlar medresesi. Râbi ve Salis medreselerinin Haliç’e bakan yüzünde ve alt katında kurulmuştur; 70 m kadar uzunluğunda bir yüzeyde yapılmıştır. 18 Yuvarlak kemerli hücrelerin birer kapısı, ikişer penceresi vardır. Bugün terkedilmiş durumdadır.

Darülhadis

Mimarsinan caddesinin güneydoğu uzantısı üzerinde kurulmuştur. Bu medresede öğrenime katılabilmek için, öteki medreseleri bitirmiş olmak gerekliydi. Darülhadis medresesi tek bir kanat üzerine yapılmıştır; bu yüzden ötekilerde olduğu gibi iç avlusu yoktur. Yapıldığı alanın eğimli oluşundan yararlanılarak iki katlı kurulmuştur.

Mimar sinan caddesine bakan arka yüzünde ve alt katta 18 tane yuvarlak kemerli dükkân vardır. Bu dükkânlarda bugün daha çok alüminyum eşya yapımcıları çalışmaktaydı. Bunların üstünde medrese hücrelerinin arka pencereleri yer alır.

Medresenin ön yüzü Süleymaniye camiinin arka avlusu ve haziresi yönüne dönüktür. Medresenin avlusu caminin çevre duvarları gibi demir parmaklıklı pencerelerle bölünmüş bir duvarla örtülüdür; 75 m uzunluğundaki revakı örme sütunlar tutar.

Sütunlar sivri kemerlerle birbirine bağlıdır. Bu uzunlamasına revakın arkasında yirmi tane öğrenci hücresi sıralanmıştır. Hücreler, içeriden kuvvetli, dışandan tek eğimli bir çatıyla örtülüdür.

Onarımlar sırasında elde bir belge bulunmadığından, bu çatı, yabancıların yaptıkları gravürler örnek alınarak bu biçimde yapılmıştır.

Süleymaniye Hamamı veya Dökmeciler Hamamı

Süleymaniye külliyesinin güneydoğu köşesinde, Mimarsinan caddesinin alt yanında Dökmecilerhamamı sokağı ile Dökmeciler sokağı arasındadır. Dökmecilerhamamı sokağı üzerindeki yüzü yamuk olmasına karşılık, genel düzeni ve kuruluşu bakımından dikdörtgen bir plan içindedir.

Büyük kubbenin altındaki sıcaklıkla daha küçük kubbenin altındaki soğukluk ve öteki bölmeler yıkılmıştır. Bir süre pamuk deposu, sonra dokuma fabrikası olarak kullanılan Dökmeciler hamamı da depo gibi kullanıldı.

Darüşşifa veya Bimarhane

Süleymaniye külliyesinin kuzey kanadında yer alan ve tek kitle izlenimi veren üç ayrı yapıdan en batıdakidir. Yapının genel planı kareye yakındır. Kuzeybatı köşesindeki hamamı ve dış avlusunun bulunduğu alan bir dik üçgen biçimindedir.

Dârüşşifa bugünkü anlamıyla bir akıl hastahanesi olarak kullanılıyordu. Burada hastalara çeşitli ilâçlardan başka psikolojik iyileştirme usullerinin de uygulandığı söylenir. Kareye yakın bir planı olan yapıya Şifahane sokağındaki kapısından girilir.

Genel görünüşü bakımından Süleymaniye Külliyesindeki öteki medreselere benzemekle birlikte burada iki iç avlu vardır. Birinci avlu daha küçüktür. Dört yanı sütunlar üstüne oturan sivri kemerli ve revaklıdır. Dış giriş kapısının karşısına gelen büyük bir kapıdan inilerek büyük avluya geçilir.

Büyük avlunun dört yanı küçük avluda görülen biçimde revaklarla örtülüdür. Yalnız burasının doğu, kuzey ve batı yönlerinde odalar vardır. Bimarhaneye daha sonra Askeri matbaa yerleşmiştir.

Darüzziyafet veya İmaret

İçinde Darüşşifanın da yer aldığı üçlü yapının ortada olanıdır. Bugün Türk İslam Eserleri müzesi olarak kullanılmaktadır.

İmarethane ile Bimarhane arasından dar ve dik bir yokuş iner; bu yol Darüşşifa caddesi, Tiryaki çarşısını aşağıdaki imaret sokağına bağlar. İmaret de bu sokaklar arasındadır, imaretin doğusunda Taphane vardır ve bu iki yapı birbiriyle bağlantılıdır.

Dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş olan İmarethaneye, Şifahane caddesindeki ana kapısından birkaç basamak merdivenle inilir. Ortada havuzlu bir avlu, çevresindeki kareye yakın bir alan üzerinde sivri kemerli revaklar. onların arkasında koğuşlar ve odalar sıralanmıştır.

Bugün bu odalarda ve koğuşlarda yazı, tezhip, minyatür ve cilt sanatlarının çeşitli örnekleri tarih sırasma göre sergilenmiştir, öteki koğuşlarda halı ve kilim koleksiyonlarıyla  çini ve bakır eşya örnekleri sergilenmiştir. Kuzey revaklarının bulunduğu yerden Süleymaniye camiinin minareleri görülür.

Tophane

Üçlü yapının kuzeydoğu ucundadır. Yapının kuzeyinde imaret sokağı. Vefa caddesi ile birleşir, doğusunda Mimarsinan caddesi, güneyinde Şifahane caddesi vardır. Tophane, Süleymaniye Külliyeside kullanılacak erzağın saklandığı yer, yemeklerin pişirildiği bir aşevi olarak bilinir.

Bununla birlikte bugün bu durumu açıklayan izler görülmez. Dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş olan Taphaneye. Şifahane caddesindeki ana kapısından girilir.

Çevre duvarlarının ve yapının beden duvarlarının üzerinde birer kapısı vardır. Burada da. ortada sakin bir avlu bırakılmış, çevresinde yüksek sütunlu ve kemerli revaklar yer almıştır. Orta avlunun tabanı düzenli taşlarla kaplanmıştır; ortaya doğru, su akıntısı için hafif eğim verilmiştir.

Ortada fıskiyeli ve sade bir havuz vardır. Avlunun kuzeyinde, doğusunda ve batısında yüksek kubbeli eyvanlar açılmıştır. Giriş kapısının iki yanında ikişer, karşıdaki eyvanın iki yanında üçer; doğuya ve batıya bakan eyvanların yanlarında da dörder oda bulunur.

Son yıllarda Başbakanlık arşivinin deposu olarak kullanılmaktadır. Taphanenin kuzey revaklarının altından da Süleymaniye camiinin minareleri görülür.Bu üçlü yapı kitlesinin altında birçok mekânlar yer alır, özellikle Bimarhanenin altındaki bölmelerde ve katlarda çeşitli yapımcıların dükkânları vardır.

Darülkurra Maddesi

Süleymaniye camiinin arkasındaki hazireyi çeviren duvarlarının güneye bakan yüzünün ortasındadır. Kare bir plan üzerine kurulmuş Dârülhadis tek kubbelidir. Kubbesi beden duvarlarının üzerine oturur. Karşılıklı iki merdivenle buraya dışarıdan girilir.

Duvarlarmda ikişer pencere yer alır. İçi oldukça aydınlıktır. Burada Kur’an’ı, yedi kıraat ve on rivayet içinde okuyan üstat hafızlar çalışırlardı. Bugün burada Camilere Hizmet başkanlığı ve Süleymaniye Merkez Kur’an kursu bu Ummaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi

Süleymaniye camiinin arka avlusundaki hazirenin orta çizgisi üzerinde, mihrabın arkasına gelen bir yerdedir. Sekiz köşeli bir plan üzerine kurulmuş olan bu türbenin Mimar Sinan’ın eseri olmadığı, bunun daha sonra Kanuni’nin oğlu Selim II’nin izniyle yaptırıldığı söylenir. Türbeye, doğuya bakan yüzünden girilir. Giriş kapısının, dışındaki bütün yüzlerde ikişer pencere açılmıştır.

Kubbe kasnağının altında ve her yüzeyde yarım çember biçiminde sivri kemerli bir alan içine yerleştirilen üçer alçı pencere iç mekânı aydınlatır. Türbenin dışında ana yapının çizgisine, paralel bir biçimde sütunlu bir revak türbeyi gezenlerin kolayca içeriyi görmesini sağlar.

Türbenin içindeki yüzeyler XVI. yy. İznik çinileriyle süslenmiştir. Türbede, orta yerde sade bir sanduka içinde Kanunî Süleyman yatar.

Mimar Sinan Türbesi

Fetva yokuşu ile Mimarsinan caddesinin birleştiği köşede mermer taşlarla kaplı bir sebilin arkasında haziresi vardır. Mimar Sinan buradaki mezarda yatar. Bu sebil ve mezarın Sinan tarafından yapıldığı kesin değildir. Verilen bilgiye göre burası, çevredeki halkın su ihtiyacını karşılamak amacıyla Murat III tarafından yaptırılmış ve külliyenin bir ucuna eklenmiştir.

Hesap Çeşmesi

Tiryaki çarşısının güney batı ucunda ve orta yerde bir çeşme yer alır. Bu çeşmenin adının «Hesap çeşmesi» olmasının iki ayrı sebebi olduğu söylenir; bir söylentiye göre Süleymaniye Külliyesinin yapımı sırasında burada yüksekçe bir yere çıkan Mimar Sinan belirli zamanlarda yanında çalıştırdığı ustalara yevmiyelerini dağıtırmış; bir başka söylentiye göre de Bozdoğan su kemerlerinden bu yöne ayrılan bir kol, suyu bu çeşmeye kadar getirir ve Külliyenin bütün suları buradan hesaplı bir şekilde çevreye yayılırmış.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir