Sultan Veled Kimdir,Hayatı ve Eserleri

Sultan Veled Kimdir,Asıl adı bahaeddîn muhammed veled (1226, Karaman – 1312, Konya), mutasavvıf şair.  Mevlana Celâleddin Rumi’nin büyük oğlu.

Sultan Veled Hayatı ve Eserleri

İran’ın Belh şehrinden Anadolu’ya göçerek Konya’ya yerleşen Sultanül Ulema Bahaeddin Veled’in torunudur.

Annesi, Şerafeddin Lala Semerkandi’nin kızı Gevher Hatundur.

Sultan Veled, bazı kaynakların bildirdiğine göre, önce babasından öğrenim gördü.

Sonra kardeşi Alâeddin ile Şam’a gönderildi, orada bir süre medresede okudu, arap dilini ve edebiyatını, İslâm bilimlerini öğrendi.

Anadolu’ya dönüşünde daha çok tasavvuf konuları üstünde çalışmaya başladı. Babasının düzenlediği toplantılara katıldı.

Birçok bilginle tanıştı, bu arada Konya’ya gelen çağın ünlü bilgini Burhaneddin Muhakkik Tirmizi’den yararlandı.

Bir süre babasıyla birlikte Şemseddin Tebrizi’nin hizmetinde bulundu. Bütün bunlar onun tasavvuf alanında gelişmesine, bilgi edinmesine yardımcı oldu.

Şeyh Salâhaddin Zerkubi, Hüsameddin Çelebi, Kerimüddin Bektemür gibi, babasının yakın dostlarının görüşlerinden, düşüncelerinden yararlandı.

Ayrıca İran edebiyatı üstünde çalıştı, kendinden önce gelen İran şairlerinin, mutasavvıflarının eserlerini inceledi.

Bu arada babasının düşüncelerini çevrede yaymaya çalıştı. Babasının ölümünden sonra yerine geçmeyi kabul etmedi; ancak, Hüsameddin Çelebi (postnişinliği 1274-1284), Kerimüddin Bektemür (postnişinliği 1281-1291) gibi babasının yakınları ölünce postnişin oldu (1291).

Sultan Veled, öz ve anlayış bakımından babasının açtığı çığıra bir yenilik getirmedi.

Yalnız onun izinden yürüdü; onun düşünce ve görüşlerini yeniden ele alarak yorumlamakla, daha geniş bir alana yaydı.

Babasının düzenlediği özel toplantılara, semalara kesin bir biçim kazandırdı.

Mevlevi tarikatının genel kurallarını, törenlerini ve ilkelerini belirli bir düzene bağladı.

Tarikatın belli bir görüşe bağlanmasını, törenlerin, semaların belli ölçülere göre yapılmasını sağladı.

Kısa bir süre içinde bilgisi ve şairliğiyle Mevleviliği geliştirdi.

Moğol emirlerinden irincin Noyin ve Apuşka Noyin, selçuklu sultanı Gıyaseddin Mesud ile yakın ilişkiler kurdu.

Mevleviliğin yayılması için çevre illere halifeler, görevliler gönderdi.

Sultan Veled’in biri tarikat kurucusu, öteki şair ve mutasavvıf olmak üzere iki ayrı yanı vardır. Tarikat kurucusu olarak bir düzen adamıdır, yapıcıdır.

Belli bir anlayışa, belirli bir bakış ve görüş açısına sahiptir. Bu konuda düşünceleri düzenlidir.

Her davranışında babasının izinden yürüdüğü, onun düşüncelerini gerçekleştirdiği görülür.

Şair ve mutasavvıf olarak Sultan Veled’in yeni, yaratıcı bir yanı yoktur. Mensur ve manzum eserlerinde görülen bütün fikirler, kavramlar, mazmunlar babasının eserlerinde vardır.

Bu konuda, Mevlana’dan ayrılan yanı eserlerinde özellikle şiirlerinde fazla türkçe kelime kullanması, bir divançe tutacak kadar türkçe şiir yazmasıdır.

Mevlana’da olduğu gibi Sultan Veled’e göre de bu dünya geçicidir, insan evrende bir konuktur.

Gerçek olan Tanrı’dır, tanrısal ülkedir. İnsan oradan geldi, sonunda oraya dönecektir. İnsanda öz olan, değer taşıyan ölümsüz bir ruh vardır.

Ruh, insanda tanrısal bir varlıktır. Beden onun için geçici bir kafes, bir zindandır.

Tanrı insanda dile gelir. İnsan, tanrısal niteliklerle, tanrısal özlerle donatılan, özünde ölümsüzlük bulunan bir varlıktır.

Evrenle insanın yapısı birdir. Her ikisi de toprak, hava, ateş, su gibi dört ilkeden (anasırı erbaa) kuruludur.

Bütün eylemlerin, işlemlerin yaratıcısı Tanrı’dır. Tanrı, evrende görünüş alanına çıkar. Evrenin oluşu bir tanrısal görünüş yüzündendir.

Evren Tanrı’da, Tanrı evrendedir. Tanrı’nın dışında bağımsız, kendi kendine var olan bir evren yoktur.

Değişik türde varlıklar yalnız görünüştedir. Gerçekte birlik (vahdet) vardır, çokluk (kesret) aldatıcı bir görünüştür.

İnsan, tanrısal gerçeğe akılla değil aşkla, sezgiyle ulaşır. İnsan bu derin sezgiyle Tanrı’yı bir bütün olarak, bir ışık (nur) niteliğinde kendi özünde, gönlünde görür.

İnsanın kendini bilmesi Tanrı’yı bilmesi, Tanrı’yı bilmesi kendini bulmasıdır.

Sultan Veled’in bu konuda, Mevlana gibi, Senai ve Attar’ın derin etkisi altında kaldığı görülür. ,

Sultan Veled’in şiirlerinde derinlik, güçlü bir şiir özü yoktur. O, şiirde daha çok biçimci ve bir düşüncenin yayıcısı durumundadır. Dili akıcı ve yumuşak değildir.

Türkçe şiirleri sığ ve kusurludur; ahlaki öğütleri kapsar, öğretici niteliktedir.

Bunların Türk edebiyatı bakımından önemi o çağın dil özelliklerini yansıtan örnekler oluşlanndadır.

Sultan Veled, kaside, gazel, rubai, kıta, mesnevi gibi İran edebiyatının bütün nazım türlerinde eser verdi.

Bu alanda daha çok babasının eserlerini, onların düzen ve biçimini örnek aldı. Mevlana gibi onun da şiirlerinde rumca kelimeler vardır.

Sultan Veled Eserleri

türkçe ve farsça şiirlerinin toplandığı Divan; mensur yazılarını kapsayan Maarif (Bilgiler) [türkçe tercümesi, 1949]; Mesnevi-i Veledi der Beyan-i Esrar-ı Ehadi (Birlik Sırlarının Açıklanışı üstüne Veled’in Mesnevisi);Rebabname (Rübab Kitabı); Ibtidaname (Başlangıç Kitabı); intihaname (Bitiş Kitabı).

Sultan Veled Makamı

Sultan Veled makamı, mevlevi tekkelerinde, meydanı şerifteki kırmızı postun adı. (Mevleviler, meydanı şerif denilen yerde toplanırlar. Burada biri beyaz biri kırmızı iki post vardır. Beyaz posta Ateşbâzı Veli makamı, kırmızı posta da Sultan Veled makamı denir. Törenlerde meydanı şerife gelen şeyh bu kırmızı posta otururdu.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir