Süveyş Kanalı

Süveyş Kanalı Arapça kanatü’s-suveys, Mısır’da Süveyş Kıstağını kuzey-güney doğrultusunda kesen deniz düzeyinde su yolu.  Yıllık trafik bugün 140 milyon ton malı aşar.

Halen trafiğin yüzde 20’sini sağlayan İngiliz bandıralı gemiler kanalı kullananlar arasında başta gelir. Onları Liberya, Fransa, Norveç, Hollanda ve İtalya bandıralı gemiler izler.

Ortadoğu’da çıkarılan petrolü doğrudan doğruya Akdeniz’e ulaştıran boru hatlarının rekabetine rağmen petrol bugün tek başına toplam mal trafiğinin üçte ikiye yakınını temsil eder.

Süveyş Kanalı Tarihi

Süveyş’de sefere elverişli bir su yolu kurmak için ilk denemeler Eskiçağda yapıldı, firavun Nekao zamanında M.ö. 600’e doğru Nil, Timsah gölü ve Kızıldeniz arasında bir kanal açılmaya başlandı. Ptolemaios II zamanında, M.ö. III. yy.da bitirilen bu kanal daha sonraki yıllarda dönem dönem kullanıldı.

776’da tamamıyla bırakıldı. Osmanlılar XVI. ve XVIII. yy.larda Kızıldeniz ile Akdeniz arasında bir kanal açılması üzerinde durdular; fakat bu düşünceler gerçekleşmedi.

Kanal düşüncesi XIX. yy.da yeniden ele alındı. Napolyon seferine katılan Lepére, İskenderiye-Süveyş arasında açılacak bir kanal tasarladı, bu tasarıyı Mehmed Ali Paşanın hizmetindeki fransız mühendisi Limand de Bellefonds daha düz bir hat haline getirdi ve Fransa’nın iskenderiye konsolosu Lessepsplam onayladı. Saint-Simon’cuların (Talabot, Stephenson, Negrelli von Moldebbe) kurduğu inceleme kurulu 1848 devrimiyle ortadan kalktı.

Mısır hıdivliğine Lesseps’in dostu olan Said Paşanın çıkması (1854) tasarıyı kesinleştirdi, Said Paşa, kanalın açılmasına izin verdi. 200 Milyon frank sermayeli Evrensel Süveyş Deniz Kanalı şirketi kuruldu ve önce 30 kasım 1854, sonra da 5 ocak 1856 fermanlarıyla açılıştan itibaren 99 yıllık imtiyaz aldı.

Karlar (ton ve yolcu başına geçiş ücreti) yüzde 75’i şirketin, yüzde 15’i Mısır’ın ve yüzde 10’u kurucuların olmak üzere bölüşülecekti.

Fransızlar 20 000’den çok hisse senedi aldılar. Çalışmalara 1859 nisanında başlandı ama Hindistan yolu için endişelenen İngiltere durdurulmasını istedi. Lesseps Said’in desteğine güvenerek (20 000 ücretsiz işçi vermişti) bu isteğe aldırmadı.

Said Paşadan sonra Mısır hıdivliğine İsmail Paşanın geçişi (1863) İngiltere’nin Mısır’ın bağımlı olduğu padişah aracılığıyla çalışmaları durdurtmasını sağladı.

Babıali, kanalın açılışını durdurdu ve Mısır hıdivinin kanalın açılması için verdiği imtiyazı tasdik etmedi:

1. Fransa ve İngiltere aralarında anlaşmadıkça Mısır hıdivinin verdiği imtiyaz tasdik edilemez..

2. Karadeniz ve Akdeniz boğazları hakkındaki hükümler kanal için de kabul edilmedikçe kanalın açılmasına izin verilmez.

3. Osmanlı devletinde angarya yasak edildiğinden kanalın açılması için hiç kimse angarya usulüyle çalıştırılamaz.

Napolyon III’ün işçilere ücret ödenmesi ve makine kullanılması öğüdü, çalışmaların yeniden başlamasına ve Babıalinin bu hususta gereken izni vermesine yol açtı (19 mart 1866 fermanı).

Ek masraflar yeni hisse senetleriyle karşılandı ve kanal 17 kasım 1869’da imparatoriçe Eugène tarafından açıldı. Başlangıçta işletilmesi güç oldu, nerdeyse fiyasko ile sonuçlanacaktı (1872).

Para sıkıntısı çeken İsmail Paşanın hisse senetlerini İngiliz hükümetine satmasıyla İngiltere başlıca hissedar oldu (kasım 1875) ve bu olay Britanya’nın sonunda Mısır’a yerleşmesine yol açtı (1882); kanal gerek barış, gerek savaşta her ülkenin askeri ve ticari gemilerine açık olacaktı.

Süveyş kanalı o tarihten sonra çok büyük İktisadi rol oynadı: Londra-Bombay yolunu yüzde 44 kısaltıyordu, üstelik İki Dünya savaşı sırasında stratejik rolü önemliydi.

1915 ve 1916’da iki defa kanalı korumak için Filistin’i fethetmeye girişen ingilizlere karşı Türk-Alman harekatının hedefi oldu.

Büyük Britanya, Süveyş kanalından geçen gemilerinin ve petrol ikmalinin güvenini sağlamak için iki Dünya savaşı arasında Yakındoğu’nun yeni devletleriyle (Irak, Ürdün v.b.) askeri ittifaklar yapma siyaseti uyguladı ve deniz üsleri kurmaya çalıştı.

İkinci Dünya savaşı sırasında kanal Rommel’in Libya’daki hücumu sırasında Almanların da hedefi oldu; ama 1942’de Montgomery’nin El-Alameyn’deki direnişi bu harekat alanından bütün tehlikeyi uzaklaştırdı.

1945’ten sonra Mısır 1936 antlaşmasının yeniden gözden geçirilmesini istedi; 1954’te imzalanan antlaşma, 7 yıl sonra yedi ay içinde İngiliz birliklerinin çekilmesini ve savaş anında kanal üslerinin İngiltere’nin hizmetine verilmesini öngörüyordu (bu antlaşma 1957’de Mısır’da bozuldu).

Son İngiliz askeri kanalı 1956’da terk etti. Kanalın 26 temmuz 1956’da Nasır tarafından devletleştirilmesi birkaç ay sonra İsrail ile Mısır arasında bir çatışmaya yol açtı.

Fransa ve İngiltere kanalın Port Said’den El-Kantara’ya (hariç) uzanan kuzey kısmını askeri işgal altına alarak müdahale ettiler. Bu harekât S.S.C.B.’nin ve özellikle A-B-D’nin şiddetli muhalefetine yol açtı.

Bu devletler bir ateşkes (kasım) uygulattılar ve kanaldaki Fransız-İngiliz birliklerinin yerine Birleşmiş Milletler teşkilatının örgütlediği milletlerarası bir polis kuvveti yerleştiler. Harekat sırasında tıkanan kanal, altı ay milletlerarası trafiğe kapalı kaldı.

Süveyş kanalı, Üçüncü İsrail – Arap savaşından (haziran 1967) sonra yeniden kapatıldı. Bu kıyılarda birçok karışıklık oldu; en ciddileri Mısırlıların bir köprü başını muhafaza ettikleri Fuat limanının doğu kıyısındaki kuzey uçta ortaya çıktı.

Buradaki iki petrol rafinerisi (B.A.C.’nin tasfiye kapasitesinin yüzde 80’i) İsrailliler tarafından topa tutularak (Port Said açıklarında Eliaht destroyerinin batırılmasından sonra) yakıldı.

Kanalda trafiğin kesilmesi dünya fret’lerinde oldukça önemli bir çoğalmaya (özellikle petrol) yol açtı ve Mısır’a giren yabancı dövizleri büyük ölçüde azalttı. Bununla birlikte Mısırlılar 1968’de kanalın yeniden sefere çalışmalara başladılar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir