Anasayfa | Tarih | Kurtuluş Savaşı | Kurtuluş Savaşında Urfa

Kurtuluş Savaşında Urfa

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Urfa, kısa süren bir işgale karşılık, Milli Mücadele Dönemi’nin en yoğun çatışmalarına ve acılı olaylarına şahit olan illerden biridir. Fransız işgaline karşı toplu direnişin en canlı örneklerinden birini veren Urfalılar, kendi şehirlerinin savunulmasında olduğu kadar, komşu Antep’teki işgalin kırılmasında da önemli rol oynadılar.

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi günlerinde Urfa bağımsız bir sancaktı. Urfa Sancağı’nın Merkez Kaza dışında 4 kazası vardı. Birecik, Suruç, Harran (bugün Akçakale) ve Rakka (bugün Suriye’de). Askeri bakımdan 13. Kolordu’nun kontrol alanı içinde kalan Urfa’da, bu kolordunun 1. Süvari Alayı’nın karargâhı bulunuyordu. Alayın bazı bölükleri de Suruç ve Siverek’te üslenmişti.

İşgaller

Mondros Mütarekesi imzalanınca, itilâf devletleri daha önce aralarında paylaştıkları alanları ele geçirmek için harekete geçtiler. Ancak,İngiltere ve Fransa arasında, daha 1915’ten beri var olan anlaşmazlık su yüzüne çıktı. İngiltere, mütarekenin imzalanmasından bir süre sonra, daha önce Fransızlara bırakılması kararlaştırılmış olan Musul’a girdi. Fransızlara baskı yaparak, onları Musul üzerindeki isteklerinden caydırmaya çalışan İngilizler, harekâtı sürdürerek, 6 Aralıkta Kilis’i,17 Aralıkta Antep’i, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı işgal ettiler. 25 Şubattaki Birecik işgalinden sonra sıra Urfa’ya geldi.Urfa’daki 1.Süvari Alayının Komutanı Binbaşı Hüseyin Bey, 13. Kolordu Komutanlığı’na 24 Mart 1919’da şu telgrafı çekti:

“400 kişi kadar oldukları sanılan ve geceyi Sultantepe’de geçiren İngiliz piyadeleri, Urfa’ya doğru ilerlemektedir. Bu piyadelerle birlikte Ermeni askerlerinin bulunduğu işitilmiştir. Ordugâhta sonucu beklemekteyim. Piyadeler şimdi Urfa’ya girdiler... 

Urfa’yı işgal eden güçlerin gerçek sayısı 200 kişilik iki piyade bölüğü, bir zırhlı, altı yük ve üç binek olmak üzere 10 otomobil ve 50 kadar yük arabasından meydana gelmektedir. Bu gücün başında, 51. Tümen komutanı olduğu sanılan bir yarbay var.

Ermeniler Urfa Köylerinde

İngiliz yarbayı ve iki subayın bindiği bir binek otomobili ile bir zırhlı otomobil, Urfa’ya girerek mutasarrıfın yanına gittiler. Bir süre görüştükten sonra askeri hastaneyi ve çevredeki bazı yapıları dolaşarak İsviçreli Yakop’un evine misafir oldular.”

İngiliz işgal komutanı, dönemin Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in işgali kınayan notasını cevaplamadığı gibi, Binbaşı Hüseyin Bey’le görüşerek, Süvari Alayı’nın şehri terk etmesini istedi. Alay komutanı bu isteğe önce direndiyse de, İngiliz yarbayının diretmesi üzerine, 25 Martta karargâhı boşaltarak, Urfa’nın 5 km. kuzeyine, Kara köprü Köyü’ne çekilmek zorunda kaldı. Ancak, İngiliz komutan bununla da yetinmedi ve alayın bütün ağırlıklarını alarak Siverek’e çekilmesini istedi. Bu yapılmazsa, İstanbul’a yazarak Hüseyin Bey’in cezalandırılmasını isteyeceğini bildirdi. Bu gelişme üzerine, 1. Süvari Alayı, Hilvan’da (Karacurun) bir takım bırakarak, 30 Martta Siverek’e çekildi.

İngilizlerle birlikte, daha önce Suriye’ye göç etmiş olan Ermenilerin büyük çoğunluğu da Urfa köylerine geldi, işgal süresince Ingilizlerin bölgedeki başlıca etkinliği, bölücü çalışmalar yürütmek oldu. Bunda, gerek merkezi İstanbul’da bulunan Kürt Teali Cemiyeti’nden, gerekse kendi haberalma teşkilâtlarından yararlanıyorlardı. Nitekim, İngiltere’nin Musul’daki siyasi temsilcisi Mr.Nowill, sık sık Urfa bölgesindeki köylere geliyor ve aşiretler arasında yürütülen bölücü çalışmaları düzenliyordu. Nowill’in çalışmalarında ağırlık verdiği aşiretlerin başında Milli Aşireti vardı ki, bu çalışmalar birkaç yıl sonra meyvesini verecekti.

İngiltere’nin Musul’u Fransızların elinden almak için başlattığı Suriye ve Güneydoğu Anadolu işgalleri, beklenen etkiyi yarattı. Eylül 1919’da yapılan bir antlaşmayla, Musul İngilizlere bırakıldı. Buna karşılık, İngiliz askerleri de Güney ve Güneydoğu Anadolu’da işgal ettikleri yerlerden çekileceklerdi.

Fransızlar, 30 Ekim 1919’da otomobillere bindirilmiş 300 kişilik bir birlikle Urfa’yı işgal ettiler. Fransız işgal komutanlığının şehirde yaptığı ilk iş,jandarma tabur komutanını görevden uzaklaştırmak oldu. Suruç kaymakamı ve jandarma komutanı da tutuklanarak Adana’ya gönderildiler. Böylece, Fransız işgal komutanlığı kısa sürede bölgedeki sivil ve askeri denetimi eline geçirdi.

Aşiret Reislerinin Yardımı Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki Fransız işgali 4-11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nden hemen sonra gerçekleştiği için, Sivas Heyet-i Temsiliyesi’nin dikkati bu bölgeye çekilmişti. Nitekim, Heyet-i Temsiliye’nin aldığı kararlardan biri, Mondros Mütarekesi’nin hemen ardından Güneydoğu Anadolu’dan çekilen birliklerin yerini yeni güçlerle doldurmak oldu. Bu yeni görev bölüşümü ve düzenleme sırasında, merkezi Diyarbakır’da bulunan 13. Kolordu’nun denetim alanı, İran sınırına kadar olan bölgeyi de içine alacak şekilde genişletildi. Böylece Urfa bölgesi de bu kolordunun etkinlik alanı içinde kaldı. Bunun yanısıra, resmi güçlerle direniş yürütmenin ilk anlarda yaratacağı sakıncalar gözönünde tutularak, gizli bir “Kuva-yı Milliye” teşkilâtlanmasına gidilmesi kararlaştırıldı.

Urfa’daki Kuva-yı Milliye teşkilâtlanma çalışmalarının başında Deyrizor Seyyar Jandarma Müfrezesi komutanı iken, önce Kadirli’ye, oradan da Urfa’ya tayin edilen Yüzbaşı Ali Saip (Ursavaş) Bey getirildi. Bölgede Fransız işgalinin başlamasından kısa bir süre sonra, Urfa’ya gelen Ali Saip Bey, 29 Aralıkta mutasarrıfla ve şehrin ileri gelenleriyle görüştü. Heyet-i Temsiliye’ye bağlı bir Kuva-yı Milliye teşkilâtının kurulmasıyla sonuçlanan bu toplantıdan sonra, çevredeki aşiret reislerine haber gönderildi ve desteklerinin sağlanması yoluna gidildi.

Urfa Kuva-yı Milliyesi’nin askeri harekâtı Ocak 1920 ortalarında başlaması gerekirken, Şubat başlarına ertelendi. Fransız işgal komutanlığı, Ali Saip Bey’in aşiret reisleriyle yaptığı görüşmeleri haber almış, o da 16 Ocakta Urfa’dan uzaklaşarak Diyarbakır’a gitmek zorunda kalmıştı.

Harekâtın son hazırlıklarını Diyarbakır’dan yürüten Ali Saip Bey, 7 Şubat 1920 gecesi, Kuva-yı Milliye karargâhı ile birlikte Urfa yakınlarına, Karaköprü Köyü’ne geldi. Bu sırada köyde çeşitli aşiretlerden 3.000 kişi toplanmıştı.

Saldırıya geçilmeden önce, Fransız işgal komutanına “Kuva-yı Milliye Komutanı Namık (Ali Saip)” imzalı bir uyarı notası gönderildi. Notada, işgal 24 saat içinde kaldırılmazsa saldırıya geçileceği ve çıkacak olaylardan doğacak sorumluluğun Fransızlara ait olacağı bildirildi. Urfa’daki Fransız işgal komutanı Sageux, bu notayı reddetmemekle birlikte, çeşitli oyalama metodlarıyla harekâtı önlemeye çalıştı. Notayı Suriye’deki Fransız İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Gouraut’ya ileteceğini, ondan cevap almadığı sürece işgali kaldırmaya yönelik herhangi bir davranışta bulunamayacağını bildiren Sageux, Kuva-yı Milliye komutanlığından/süre istedi. Ali Saip Bey, bu arada Urfa’daki Ermeni ileri gelenlerine bir mektup yazmış, Ermeni halka düşmanca duygular beslemediklerini duyurmuştu.

Fransızlar Ermenilerin Evlerinde

8 Şubat sabahı. Sageux’nün isteği üzerine, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey’le Şeyh Müslim, Hacı Mustafa efendilerden meydana gelen bir kurul Karaköprü’ye, Ali Saip Bey’le görüşmeye geldi. Aslında, bu kurulun Ali Saip Bey’in harekâtını önlemesi beklenemezdi. Çünkü, kuruldakilerin hepsi Kuva-yı Milliye içinde yer alan, ancak durumlarını açığa vurmayan kişilerdi. Nitekim, kurulun Karaköprü’ye gönderilmesinin harekât üzerinde tesiri olmadı;Kuva-yı Milliye güçleri aynı gece, biri Harrankapı’dan, öbürü de Beykapı’dan olmak üzere, iki koldan Urfa’ya girdiler. Karakoyun Deresi’nin güneyindeki bellibaşlı yapılara yerleştirilen Badıllı,Dögerli, Seyhanlı, Baziki ve Boronva aşiretlerinin adamları, buralarda siperler ve savunma mevzileri meydana getirdiler. Sabah olduğunda şehir, kuzeyi Fransızlarda, güneyi de Kuva-yı Milliye’de olmak üzere, ikiye bölünmüştü. Hükümet Konağı, Belediye gibi şehir merkezindeki yapılar Kuva-yı Milliye’nin elindeydi. Fransız Hastanesi ile Ermeni mahallelerindeki bazı yapılarda ise Fransız askerleri üslenmişti. Bu arada, hükümet ve belediye işlerinin aksamaması için, Kuva-yı Milliye yöneticilerinin önderliğinde bir de belediye kurulu meydana getirilmiş, başına Belediye Reisi Hacı Mustafa Efendi geçmişti.

Şehiriçi Çatışmaları

Fransızlarla Kuvayı Milliye arasındaki çatışma, 9 Şubatta beklenmedik bir olay sonucunda başladı. Kuva-yı Milliye’nin Urfa Cezaevi boşaltılarak tutukluların direnişe katılması yolundaki emri uygulanırken, cezaevi nöbetçilerinden biri, bu emirden haberi olmadığı için kaçıyor düşüncesiyle tutuklulardan birine ateş açtı. Silâh sesini duyan Fransızlar da, Kuva-yı Milliye’nin saldırıya geçtiğini sanarak, yaylım ateşine başladılar. El bombalarıyla desteklenen bu ateş akşama kadar sürdü. Ancak aynı gece saldırıya geçen Badıllı Aşireti’nin adamları Fransız komutanlık karargâhına girdiler.

Çatışmaların 4. gününde Maraş’taki Fransız askerlerinin çekildiğini haber alan Sageux,paniğe kapılarak Urfa’yı terk etti. Böylece, Fransız işgal birlikleri Urfa dışına çıktı ve Belçika Hastanesi, Amerikan Yetimler Okulu gibi, tarafsızlığını ilân eden yapılarda tutunmaya çalıştılar. Belçika Hastanesi Başhekimi Dr.Fischer ve Yetimhane Müdiresi Miss Holmes’in arka çıkmaları sebebiyle Fransızların buradaki direnişi oldukça uzun sürdü. Ancak, bu arada çevre şehir ve köylerden Urfa’ya sürekli yardım geliyordu.Ali Saip Bey, küçük saldırılar ve baskınlar düzenleyerek, Fransız ileri karakollarının bulunduğu yapıları teker teker ele geçirmekle birlikte, güçlerinin gerekli içdüzen ve disiplinden mahrum olması sebebiyle toplu bir saldırıdan kaçınıyordu. Bu sebeple de çatışmalar uzuyordu. Bu ara kış da bastırmaktaydı.

Kuva-yı Milliye’nin, Fransızlar ve ayrılıkçı Ermeni çetelerince tutulan mevzilere ilk toplu saldırısı, 5 Mart 1920’de gerçekleşti. Ancak, birliklerin düzensizliği ve Fransızların ateş üstünlüğü sebebiyle bu saldırıdan herhangi bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine, 13. Kolordu Urfa Kuva-yı Milliyesi’ni yeniden düzenlemeyi ve kolordunun kimi subaylarını Urfa’ya göndermeyi kararlaştırdı. Siverek’e gelen 2. Tümen Komutanı Yarbay Akif Bey, durumu yerinde gördü ve kolorduya bir rapor gönderdi. Raporda, eğitimsizlik sebebiyle aşiretlerin yeterince başarılı olamadığı, silâh ve cephane bakımından da üstünlüğün Fransızlarda olduğu belirtiliyordu.

Mart 1920 sonlarında, Fransızlar önemli sayıda yardım aldılar ve birkaç defa saldırı teşebbüsünde bulundular. Ancak bu saldırılar Kuva-yı Milliye’ce püskürtüldü. Bu arada, Urfa’ya gelmekte olan bir Fransız birliği de Ali Saip Bey’in önderliğindeki bir Kuva-yı Milliye çetesince ağır bir yenilgiye uğratıldı. Böylece, Fransızlar, duruma yeniden hakim olma umutlarını tamamen kaybettiler.

Urfa’nın Kurtuluşu

Nisan 1920 başlarında, kayıp vermeden şehri boşaltmanın yollarını aramaya başlayan Fransız işgal komutanı, Mutasarrıf Ali Rıza Bey’e bir mektup yazarak, ateşkes isteğinde bulundu. Mektupta, Fransızların belli şartların yerine getirilmesi durumunda şehri boşaltacakları bildiriliyordu. Fransız işgal komutanının ateşkes şartları şöyle özetlenmişti: Ermenilerin can güvenliğinin sağlanması, Amerikalıların can ve mallarının korunması, Urfa'da ölen Fransızların mezarlarına saygı gösterlmesi, Fransız ağırlıklarının Cerablus’a kadar taşınması için 60 deve ve katır verilmesi, Urfa ileri gelenlerinden 10 kişinin Cerablus’a kadar Fransızlarla birlikte gitmesi.

Bir-ikisi dışında, bu şartlar Kuva-yı Milliye komutanlığınca kabul edildi. 9 Nisanda Urfa Hastanesi yanındaki köprübaşında iki taraf arasında bir görüşme yapıldı. Görüşmeye Kuva-yı Milliye adına Mutasarrıf Ali Rıza Bey, Belediye Reisi Hacı Mustafa Efendi ve Ali Saip Bey katıldı.Geri çekilme şartlarının belirlendiği bu görüşmeden sonra, Fransızlar, 11 Nisan 1920’de Urfa’yı boşalttılar. Böylece, bir yıl süreyle işgal altında kalan Urfa, kurtulmuş oldu.

 

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0