Tatlı Su Balıkçılığı,Püf Noktaları,Teknikleri

Tatlı Su Balıkçılığı,Tatlı su balıklarının zannedildiği gibi kılçıklı olmadığını ve ev İçinde, deniz balığı gibi, koku yayılmadığını öğrenen ev hanımları, turna, yayın, sudak, mersin balığı gibi balıkları arar olmuşlardır.

Tatlı Su Balıkçılığı
Göllerimizin hepsinde sazan başta olmak üzere yayın, turna, tatlısu levreği ve kızılkanat gibi balıklar alabildiğine boldur.

Köylülerimiz de kutsal saymanın, günah bilmenin İnancını yitirerek çevrelerindeki sularda bulunan balıkları tutmaya başlamışlardır.

Bilinçsizlik yüzünden en nefis balıkların kaynaştığı yataklar,, dinamit, bomba ve zehirli otlarla verimli almaktan çıkmaktadır.

Türkiye, yayla hüviyetinde olmasına rağmen, çok su veren büyük akarsuları bol bir ülkedir.

Bu suların ilk çıkış alanları da çok enteresandır.

Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya gibi büyük sularla bir çok ırmak ve çayırlarımız, Sivas, Erzincan, Tunceli üçgeninin içinden doğmaktadır.

Batıda ise Büyük ve Küçük Menderes çayları ile Porsuk suyu, Bakır çay, Simav çayı, Kemal Paşa ve Gördes ırmakları, Kütahya, Afyon ve Uşak arasında kalan dağlardan doğarlar.

Bunlardan başka Türkiyede küçük suların doğarak bir çok sulara karıştığı yedi bölgeye sahip olmak da ayrı bir avantajdır.

Bu kadar bol akarsuyu olan bir ülkede tatlısu balıklarını sofralarımızda bulundurmamak, ticari alanda değerlendirmemek, sportif yönde faydalanmamak büyük bir eksikliktir.

Ülkemizin sadece denizlerinde değil, akarsularıyla göllerinde de yüksek değerde balık türleri yaşar.

Ayrıca göl ve akarsuların yanısıra mütemadiyen devreye giren ve bugün sayıları 100 ü aşan barajlarımızla her biri bir çok gölümüzden büyük olan göletlerimizi de av alanlarına eklemek gerekir.

İçsularımızdaki tatlısu balıkları, alabalık, yayın, sazan, turna, tatlısu levreği ve daha bir çok balık türlerine ayrılır.

Bunların en başında gelen alabalık ayrı ve çok yönlü bir konudur.

Tatlısu balıklarımızın içinde kendilerine özgü özellikler taşıyan balıklar da vardır.

38-40 derece sıcak sularda yaşayan kefal türü sazanların yanısıra (Ayvalık Derman Kaplıcaları), Sivas’ın Kangal ilçesindeki Balıklı Çermikte insanlardan kaçmayan balıklardan başka içinde bitki ve böcek yaşamayan,içinde yoğun soda bulunan van gölündeki inci kefali de dikkat çekicidir.

Literatür adı İnci kefali olan Van gölü balığı, yılda 600-1200 ton arasında ürün verir.

Havyarı bol bir balıktır. Enteresan bir de hikayesi vardır.

Birinci Dünya Savaşı’na kadar bu balıklardan elde edilen havyarlar, padişahlar tarafından İran Şahlarına hediye olarak gönderilmiş.

Daha sonra ne havyarcılık kalmış, ne de balık tuzlayıcılığı.

Gerçek olan nokta şudur ki bir kaç acı gölümüz dışında yurdumuzda balığı olmayan bir tek göl ve akarsuyumuz yoktur.

Hatta Van gölü de acı göl kuralında Türkiye lehine bir istisna sayılmalıdır.

Bunun tek manası şudur: Bütün sularımız plankton bakımından çok zengindir.

Bir toprak yığını arkasında toplanan bir suda üç – beş yıl sonra balık üremesi dikkati çeken bir noktadır ve insanı çok düşündürmektedir.

Örneğin, Amasya ilinin Taşova yakınlarındaki Borabay gölü, yaklaşık iki bin metre yüksekliktedir.

Bu gölün bir dağ kayması sonucu oluştuğu saptanmıştır.

İki bin metre yüksekteki bu gölde gökçe balık ve sazandan başka yayın da vardır.

Bu balıkların bu kadar yüksek bir gölde nasıl ürediği çok enteresandır.

Bitlis ilinin Ahlat ilçesi yakınlarındaki Nemrut dağının krateri içinde bulunan üç gölden birisinin buz gibi suları içinde alabalık yaşamaktadır.

Bir krater gölünde hem de alabalık bulunması düşünülecek bir konudur.

Bazı göllerde midye vardır, bazılarında pavurya büyüklüğünde yengeçler (Bolu Büyüksuyu) dolaşır.

Hangi nedenlerle olursa olsun göl ve akarsularımızın hemen hepsi balık verimi bakımından değerlidir.

Her yıl 200 ton sazan, 500 ton tatlısu levreği, 2500 tonun üzerinde kerevides veren Eğridir gölü bir hazinedir.

İznik gölünde elde edilen kerevidesle çeşitli balıklardan başka iki balık türü dikkat çekicidir.

Her yıl nisan ve mayıs aylarında yalnız bir buçuk ay göl kıyılarına vuran küçük ilik ve kepekleme balıkları ellerinde sepetlerle çocuklar tarafından bile günde 20 – 30 kilo yakalanır.

Tatlı Su Balık Avı Teknikleri

Göllerimizin hepsinde sazan başta olmak üzere yayın, turna, tatlısu levreği ve kızılkanat gibi balıklar alabildiğine boldur.

Rakımları 1000 metreyi aşan göllerimizle gene bu yükseklikteki akarsularımızın alabalıkları (mercan) Avrupada bile ün yapmışlardır.

Kars, Ardahan havalisi ile Rize derelerinde 10 kiloluk dağ alaları ile deniz alaları çoklukla tutulan balıklardır.Sapanca. Kuşgölü ve Ulubat göllerimizde sazan balığı ve yayın öylesine boldur ki yalnız yıllık sazan verimi 850 tondur.

Meriç, Sakarya, Yeşilırmak ve Kızılırmak gibi büyük nehirlerimizde yakalanan yayın balıklarının herbiri yüzlerle kilo ağırlıktadır.

Sarıyar barajında her gün yakalanan yayın bir tonun üzerindedir.

Denizleriyle tatlısularında avlanma olanağı bulamayan Avrupalı amatörlere tavsiye edilen varimli on balık yatağı arasında Türkiyenin yer alması, Ege ve Marmara Denizi ile Munzur suyu, Manavgat çayı, Karadenize dökülen derelerle Konyanın Hadım ilçesi çevresinden Akdenize dökülen sulardaki alabalıkların tavsiye edilmesi hiç de boşuna değildir.

Yirmibin kilometre uzunluktaki akarsularımızla bir o kadar kıyıları olan göllere sahip bir ülkede tatlısu balıkçılığı yeni yeni gelişmektedir.

Avrupa’nın bir çok yerinde balık amatörleri, avlanabilmek için dört takım birden suya bırakır, saatlerce beklerler.

Bizde ise bir tek olta veya takımdan fazlasını kullanmaya imkan yoktur.

Zira tek oltanın verimi yeterli gelir de artar bile…

Türkiye ormanları içinde öylesine güzel balık yatakları vardır ki buralara bir kere yolu düşenler bir daha unutamazlar.

İstanbul ve çevresinde İstranca ormanları, Ankara ve çevresinde Gerede ve Bolu ormanları.

Doğuda Kars, Ardahan ormanları, batıda Menderesler, Bakır çay ve daha bir çok dereler, Güneyde Akdenize dökülen bütün dereler, kuzeyde Kara-denize akan sular, Orta Anadoluda başta munzur suyu, Manavgat suyu ve daha bir çokları…

Buraları o kadar güzel, o kadar emniyetli yerlerdir ki gruplar halinde gidenler haftalarca kalabilirler.

Ankaranın şehir havası içinde bunalan balık amatörlerinin yıllık izinlerini, gruplar halinde, Munzur suyunda, Gürün ilçesi yakınındaki Gökpınar gölünde, Bolunun Karaderesinde ve Yedigöllerde alabalık avlaya bilirler.

Alabalık avcılığı Trakyanın Vize civarı ormanlarında, Bolu, Düzce ormanları ile Karadeniz’in yüksek yaylalarında, Doğu Anadolu’nun bakir sularıyla Güney Anadolu’nun şelaleli nehirlerinde her zaman, her mevsimde yapılabilir.

Tatlısuların hemen hepsinin en bereketli balığı olan sazan, bütün sularımızda adeta kaynaşır.

İstanbul civarındaki suları bir tarafa bırakalım.

Trakya’nın ince derelerinde, Ege’nin küçük çaylarında, Bolu’nun büyük suyunda, hele Küçük Meleri suyunun Yığılca kazası yakınlarındaki bölümünde, velhasıl bütün derelerimizde sazan balığının, hem kılçıksız, hem de kokusuz cinsi pek boldur.

Bir balık amatörü için denizde nasıl balık yataklarını bilmek önemliyse, tatlısu amatörleri de herhangi bir akarsuyun nerelerinde olta atılıp atılamayacağını bilmelidir.

Tatlı Su Balıkçılığında İpuçları

– Akarsuların ortasında bulunan veya kıyıya yakın İri kayaların akıntı altında daima sakin bir su çevresi oluşur.

Balık’lar, girdapların getirdiği böcek ve yemleri bu sakin sularda beklerler.

Amatörün oltasını buraya düşürmesi daima iyi sonuç verir.

– Bazı durumlarda meps veya kaşığın iğnesine sülük yem takarak sürütmek, mesela turna veya sudak avında, iyi av verir.

– Su Sesi dalga dalga yayar.

Sandalın içinde gürültü yapmamak, teneke veya tahta parçalarını elden düşürmemek ne kadar yararlı ise dere veya göllerde kurşunlu ve şamandıralı oltayı suya sert düşürmemek de o kadar faydalıdır.

– Derelerde yürürken adımları çok yavaş atmalı, taşlara çarpmamaya dikkat etmelidir.

Çıkan esas dalgaları, balığa tehlikeyi haber verir ve kaçırır.

– Dereler veya göller bulandığı zaman balıklar, derin sulara, ağaç diplerine, kaya arkalarına girerek oyalanırlar.

Bulanık sular yüzeyden aktıklarından derin yerler daima temiz kalır.

Oltayı buralara bırakmak faydalı sonuçlar verir.

– Dibi sazlık ve otluk yerlerde muhakkak şamandıralı olta İle çalışmalıdır.

Aksi halde yem, otların arasında kaybolur ve avcılık tatsızlaşır.

– Akarsuların dönemeç yaptığı yerlerde suların yaladığı kıyılar dik ve derindir Buralarda akıntı genellikle dipte olur.

Balıklar burada hem dinlenir, hem yemlenirler.

Karşı kıyı ise çoğunlukla sığdır.

Amatör sığ yerlerde durarak karşı derin kıyıya olta atar veya dik kıyının üstünden olta bırakırsa her zaman için balık alır.

– Sular, yüksekten düştüğü yerleri oyar ve derinleştirir.

Bu derin yerlere düşen sular, biraz ileriden beraberinde getirdikleri böcek ve yemlerle su yüzüne yükselir.

Buralara atılacak küçük iğneli çok küçük yemler balıkları aldatır.

– Balıklar koyu gölgeli ağaç altlarnı, kök diplerini, kuytu kaya arkalarını emniyetli ve rahat bulurlar.

Buraları ihmal etmemek gerekir.

– Su altındaki tümsek topuklarda üst akıntı girdap yaparak alta döner.

Burada da yem bekleyen balıklar güzel av verirler.

Göl, baraj ve derelerde hangi balıkların bulunduğunu bilmek de çok önemlidir.

Genellikle göl ve barajlarda her cins balık kendilerine göre yerlerde toplanır, adeta koloni kurarlar.

Sazan, denizin pullu dip balığına benzer.

Her zaman her yeme atlar.

En çok sevdiği yem solucandır.

Sazan balığını, suların anafordan kurtulmuş sakin dirsek yerlerinde, derelerin üzerine yatmış ağaçların gölgeliklerinde, hafif akıntılı sularda taşlar arasında her zaman bulmak mümkündür.

Sazan, dip balığıdır.

Çoklukla derin sularda gezer.

Eğer aynı suda tatlısu levreği gibi yırtıcı balık yoksa o zaman küçük sazanlar kıyılara sokulurlar.

Her şeye rağmen bu balığa göl ve derelerimizin her tarafında rastlamak mümkündür.

Tatlı Su Balıklarının Özellikleri

– Göl ve dere turna balıkları daima kamışlık yerlerde ağaç kökleri arasında bulunur.

Çok hızlı balıklardır.

Kaçtığını gözle takibe imkân yoktur.

Saklandığı kamışlar arasından yıldırım gibi fırlayarak kurtulma imkanı vermeden avını yakalar.

– Yayın balığının bulunduğu yerler dibi çamurlu sulardır.

Gündüz ya çamurlara gömülerek avlanır veya derin sularda dolaşır.

Akşam hava kararırken ve sabahın erken saatlerinde, daha çok geceleri avını arayarak kıyılara sokulur.

Suların üstüne sarkmış ağaç altlarında, kovuklarda avını arar.

Nehir yayını, hafif akıntılı sularda dipte gezerek yemlenir.

Geniş yataklı durgun sularda ise dipte yatarak radar gibi kullanıldığı bıyıkları ile avının yerini belirler ve üzerine gider.

– Alabalık, çok temiz ve soğuk suları arar.

Bu tür suların taşlardan düşüp köpürdüğü yerler balığa hem oksijen sağlar hem de yem getirir.

Oksijene fazlaca düşkün olan alabalık buralardan ayrılmaz.

– Tatlısu levreği (sudak), başta Eğridir gölü olmak üzere Terkos, Küçükçekmece gölleri ve diğer bazı göllerimizde iyi ürün verir.

Dişli balıktır, temiz ve berrak sularda küçük balıklarla geçinir.

– Derelerin dirsek yerlerindeki durgun sular, hele derin olursa bütün balıklar için adeta gezinti yeridir. Buralarda şartlandıralı yemli olta çok başarılı olur.

Akarsuların av yerleri engebelidir.

Ayrı ayrı özellikler taşır.

Bu özellikler bilinse dahi amatör için her ilk gidilen yer tecrübe alanıdır.

Ancak ikinci seferinde oralarda başarılı olabilir.

Her vesile ile belirttiğimiz gibi balıkçılık tecrübe işidir.

Dere ve göllerde her zaman şamandıralı olta kullanılmalıdır.

Bu tür çalışma için de makineli olta ideal bir araçtır.

Dip oltası tavsiye edilmeyişinin nedeni su diplerinin daima çalı çırpı ile dolu olmasındandır.

Tavsiye edilmeyişinin nedeni su diplerinin daima çalı çırpı ile dolu olmasındandır.

Böyle yerlerde beden ve iğneler dibe takılarak hem takım ziyan edilir, hem de avcılığın zevki kalmaz.

Eğer amatör balık tuttuğu göl veya dere dibinin temiz olduğunu bilirse iskandili dip bedeni kullanabilir.

Dere ve göllerde suni yemlerle balık avlamak mevsiminde başarılı olan bir yöntemdir.

Göl ve dere sularının durgun olduğu adeta kalınlaştığı ağustos ve temmuz aylarında balıklar, suyun üzerine konan sinekleri gayet mahirane kaparlar.

Balıkların bu huyları dikkate alınarak sineğe benzeyen küçük yapma böcekler yapılmıştır.

Küçük, yapma sineklerin dört beş adedi çapari gibi sıraya dizilir.

Çaparinin ucuna içi yarı yarıya su doldurulmuş plastik bir şamandıra bağlanarak fırlatılır.

Arasıra oynatılan sinekleri kapan balıklar yakalanır.

Göl ve akarsularda av zamanları, sabah ve akşam’dır.

Öğle güneşi sığ suları çabuk ısıttığından balıklar derinlere ve kuytu yerlere kaçarlar.

Yeme de iştahlı olmazlar.

Bir amatör için elbise de çok önemlidir.

Özellikle tatlısu amatörü katiyen göz alıcı, açık renk elbise ile balığa çıkmamalıdır.

Elbise, gömlek ve şapkanın haki renk olması şarttır.

Frapan bir elbisenin sudaki aksi ve güneşin ışığı ile parlaması balığı ürkütür.

Göllerde sandalla avlanıldığı veya kıyıdan olta fırlatıldığı zaman güneşle balık arasına girmemeye dikkat etmek gerekir.

Balık, güneşin ışık huzmesi içinde olta takımını görür ve aldanmaz.

Dere kıyılarında avlanırken güneşi karşıya almak da sakıncalıdır.

Amatörün gölgesi suya akseder ve balık tedirgin olur.

Balıklar meraklı oldukları kadar ürkek canlılardır.

Anadoluda birçok yerde aynı balık çok değişik isimlerle amatörün karşısına çıkar.

Yurdumuzun bir çok yerinde aynı balığın, mesela sazanın isimlerinin başka başka olduğu görülmüştür.

Bir çok yerlerde alabalığa (mercan) denir.

Bu balığın Bingöldeki adı, ilaçtan kinaye (illâç balık) tır.

Tatlısu levreğine (dişli), turnaya oklama, ördek balığı derler.

İnci balığına akbalık, sazana gocud balık, kefele, bekir, kasna denildiği gibi yayının adı Adana’da gelebicin, Adapazarı’nda çılpıktır.

Bir çok yerlerde yayına karabalık veya atbalığı da derler.

Tatlı Su Balıkçılığında Kullanılan Yemler

Bir çok yerlerde iğnenin ucuna etten peynire kadar türlü türlü yem takılıp balık yakalandığı görülmüştür.

Halbuki bu yemler, balıkların aradığı ve sevdiği yemler değildir.

Balık, korkak olduğu kadar meraklı bir hayvandır.

Bu çeşit yemlere merak ettiği için yaklaşır ve tesadüfen yakalanır.

Tatlısu balıklarının irilik ve cinslerine göre tarla faresinden solucana kadar alıştıkları yemler vardır.

Bütün bunlara rağmen tatlısuda en çok iki yem önemlidir.

Solucan ve hamur

Bu iki esas yemden başka canlı olarak küçük balıklar, kurbağa, çekirge, sülük de yem olarak kullanılır.

Plastikten yapılmış fare, kurbağa, solucan, sinek gibi yemler de tatlısuda başarılı olur.

Balık, biraz da yemin kokusuna aldandığından her cins aldatıcı yemin krem halinde ve tüp içinde hazırlanmış kokuları Avrupada amatörlerce aranır.

Bunlardan başka, bir amatör, devamlı olarak gittiği sulardaki balıkları da belirli yemlere alıştırabilir.

Bu alıştırmalar daha çok haşlanmış olarak arasıra serpiştirilen mısır, nohut, patatez gibi gıdalarla bulgur, buğday ve benzeri hububattır.

Zamanla balığın yemeye alıştığı bu gıdalar, sonra sonra İğnelere takılarak pek güzel avcılık yapılabilir.

Haşlanmış mısır veya patatesten başka, balıklar bazı yaş meyvaları da yerler.

Balık avcılığında yemleme, balıkları bir yere toplama olduğuna göre çok kere ince kum tanecikleri de çok verimlidir.

Balık önce serpilen maddelerin suda çıkardığı şıpırtıya gelir, sonra da oltadaki yemi yerken yakalanır.

Bir tas içinde ıslatılarak ufaklanmış ekmek parçaları da yemlemede çok önemli rol oynar.

Özellikle kefal avında ıslatılmış ekmek serpilişi çok önemlidir.

Kefal kurnaz ve vesveseli bir balıktır, oltadaki yeme çok nazlı sokulur.

Oltanın etrafına serpilen ufak ekmek parçalarını yerken, aynı karakterde iğneye takılmış ekmek parçasını da yer ve yakalanır.

Solucan

Rutubetli ve sulak yerlerdeki topraklarda veya taşların altında bulunur.

Çamuruyla beraber, hava delikli bir teneke kutuda muhafaza edilir.

Gübre solucanları cılız olurlar.

Renkleri çok açık kırmızıdır, iğneye takılmaz, mütemadiyen koparlar.

Balık için en makbul solucan toprak solucanıdır.

Her yerde solucan bulunmayabilir.

Bunun için kalın ve kiloluk bir bez torbaya toprakla beraber doldurulan solucanlar uzun zaman ve rahat taşınır.

Ara sıra torbadaki toprağı hafif ıslatmak yeterlidir.

Solucanın çok iri değil, ufak ve dolgunca olması uygundur.

Küçük solucanlar iğneye bütün takılacağından suda çok yaşar, iri solucanlar yayın için geçerlidir.

Hamur Yem

Balığa çıkmadan bir gün önce hazırlanır.

Bir kalıp peynir bir gün önceden suya bırakılır. İçinden peynir alınan suya un karıştırılıp hamur yapılır.

Hamur yuğrulurken bıçak ağzı biraz yağ ilave etmek hamuru yapışkan yapar, iğneden kopmamasını sağlar.

Koyu bir kıvam alan hamur ya ıslak bir beze veya naylona sarılarak kuruması önlenir.

Bu şekilde hazırlanan hamur hem iğnede dağılmaz, hem balık, yemi iğneden kolay alamaz.

Taze ekmek içi de çok güzel bir yemdir.

Yem ekmeği bir naylon torba içinde ağzı kapalı olarak muhafaza etmeli, kullanılacağı zaman ekmeğin iç kısmı avuç içinde hamur kıvamına getirilmelidir.

Et Yem

İyice, ezilir gibi dövülerek sertliği giderilip lif lif olan etten yem de bütün balıklara geçerlidir.

Tabi her balığa göre yem küçük veya büyük olarak iğneye takılır.

Kurbağa Yem

Yayın için ideal bir yemdir ve geceleri uygulanır.

Diri olarak iğneye ince bir iplikle bağlanır ve suyun üstünde kalacak şekilde derin sular üstüne eğilmiş bir ağaç dalına bağlanır.

Balık, tehlikeyi görüp çırpınan kurbağayı kapınca iğneyi de beraber yutar ve yakalanır.

Canlı veya sahte fare de yayın ve iri turnaların çok beğendiği yemlerden biridir.

Yemlemeden beklenen amaç, balıkları belirli bir yere toplamaktır.

Bir çok amatörler, göl, baraj gibi durgun ve hafif akan derelere gittikleri zaman yanlarında bulgur veya kuskus götürürler.

Balığın seyrekleştiği zamanlar, amatörün, bulunduğu yere bir tutam bulgur sepiştirmesi, balıkları oraya çeker.

Serpilen bulgur veya kuskusun suda çıkardığı şıpırtıya balıklar gelir.

Islanan bulgurları yedikten sonra da oradan ayrılmazlar.

Bulgur ve kuskusun bulunamadığı zamanlar, ince kum tanecikleri de serpilirse, yapma bir aldatıcılık elde edilir.

Solucan hemen hemen her balığın yemidir.

Sazan, gökçebalık, kızılkanat, hatta iri solucanlarla iğne doldurulmak şartıyla sudak ve yayına bile kullanılır.

Bu yem yalnız turnaya çalışmaz.

Hamur, sazan, kefal, kızılkanat, tirsi ve gökçebalık için de gerekir.

Sudak, turna ve yayın hamura çok nazlı atlar.

Canlı yem, yayın, turna ve sudak için geçerlidir.

Canlı kurbağa ve fare yayın için ideal yemdir.

Yalancı yemlerden kaşık, turna ve sudak avında çok kutlanılır.

Yayın kaşığa tesadüfen atlar.

Genellikle kaşık adını verdiğimiz av aracı daha çok tatlısularda geçerlidir.

Tatlısu kaşıklarının türlü türlü çeşitleri vardır.

Aynen çorba kaşığı biçiminde ufaklı büyüklü kaşıklar hemen bütün balıklar (Turna, sudak, alabalık, bazen yayın) için geçerlidir.

Bu kaşıkların elips ve söğüt yaprağı olanları, helvacı kabağı gibi olanları yanında türlü çeşitlileri tatlısularda çalışır.

Bütün kaşıklar suda fırıl fırıl dönerek yalazlanır ve canavar balıkların dikkatini çekerler.

Üçlü iğnenin bağlı bulunduğu bir telin ekseni etrafında dönen ve kaşıklara benzemeyen bir araç da (meps) bazı balıklar için çok geçerlidir.

Meps (Kelebek, döner): Döner kaşık (Spinner=Meps) 1 den 5 numaraya kadar 5 boydur.

1 ve 2 numara ile başta alabalık olmak üzere sazan tutulur.

3 ila 5 numara meps ile büyük sazan, sudak ve özellikle turna avı çok verimli olur.

Tahta veya plastikten çeşit çeşit balıklar, fareler, kurbağalar, solucanlarla karidesler de aldatıcı yemlerdendir.

Tatlı Su Balıkçılığı

Bir cevap yazın