Teyemmüm Nedir? Din Kültürü

 

Teyemmüm Nedir Din Kültürü,Teyemmümün çeşitli yönleriyle değerlendirilişini, müfes-sir-bilgin Süleyman Ateş’in tefsirinden özetlemeden önce, şunu söylemek isteriz:

Teyemmüm, su ile temizlik yapma imkânını yitiren bir kişinin vücudundaki artık negatif elektriği toprağa veya o cinsten bir şeye boşaltması olayıdır. Bu ameliye aynı zamanda ibadete hazırlık şuurunu diri tutarak psikolojik bir katkı da sağlar.

İnsan böylece, tamamını elde edemediği bir yararın, bir kısmını sağlamış olur ki, akla ve yaradılışa uygun olan da budur.

İslam düşüncesinde bu espri şu ilke ile dile getirilir: “Tamamı elde edilemeyen şeyin tamamı terk edilmez.” Su ile ideal anlamda temizlenemeyen insanın, kendisini pisliğe teslim etmesi akla ve vahye uygun düşmez. Teyemmüm, tam temizlenmeyi sağlayamayan kişinin onun yerine koyduğu kısmi veya daha aşağı türden bir temizliktir.

Süleyman Ateş, tefsirinin teyemmüm ayetini açıklayan kısmında şunları yazıyor:

“Teyemmüm, dilde kasdetmek, aramak anlamına gelir. ‘ Teyemmüm ediniz’ arayınız, demektir. Bu âyette teyemmüm, herhangi bir nedenle su bulunmaması halinde büyük veya küçük abdetsizlikten temizlenmek için toprağa sürünme işlemine denmiştir.

Teyemmüm, sembolik bir temizlenmedir. Namaza, namaz kılınacak yere ve namaz vakitlerine saygının ifadesidir.

Hasta, yolcu olanın, tuvalete gidenin, ya da kadınlara dokunup da su bulamayanın temiz toprağa teyemmüm etmesi emredilmektedir. Ayete göre cinsel birleşmede bulunmak, ihtilâm olmak, ya da şehvetle boşalmak suretiyle cünüp olup da yıkanamayan kimsenin teyemmüm etmesi gerekir. Abdesti olmayan kimse de su bulamadığı takdirde teyemmüm eder.

Teyemmüm etmek isteyen, avucunun içiyle toprağa vurur, avuçlarını birbirine vurup silkeler ve yüzüne sürer. Tekrar toprağa vurup her avucunun içini diğer koluna, dirseklerine kadar sürer.

Ayette geçen sa’id kelimesi, üste çıkan anlamına geldiği için yerin, üstünde bulunup, yer cinsinden olan her şeye teyemmüm edilebilir. Sürülecek şeyin mutlaka toprak olması şart değildir. Temiz toprağa, taşa, kayaya, çakıla, tuğlaya, vb. şeylere teyemmüm edilebilir.

Abdesti bozan şey, teyemmümü de bozar. Bunun dışında suyu görmekle de teyemmüm bozulur.

Suyun kullanılamayacak durumda olması da suyun bulunmaması demektir. Meselâ kuyu bulunup, suyu çekecek bir alet bulunmaması, ya da kuyudan veya çeşmeden suyu almanın tehlikeli olması, yahut suyu kullanmanın vücut sağlığına zararlı olması gibi haller, teyemmümü caiz kılar.

İslamda, sağlığa zararlı bir şeyin yapılması istenmez. Yüce Allah: “Nefislerinizi öldürmeyiniz”, (Nisa, 29) “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” (Bakara, 195) buyurmuştur. Bir seferde başından yaralanan bir sahâbı, ihtilâm olmuş ve arkadaşlarına yaralı olduğunu, bu durumda teyemmüm etmesinin caiz olup olmadığını sormuş, arkadaşları ise: “Suyu kullanmaya gücün yeterken teyemmüm etmen caiz değil” demişler. O da yıkanmış ve bu yüzden ölmüş. Durumu haber alan Allah’ın Resulü, “Allah onları kahretsin, onu öldürdüler. Bilmiyor idilerse sormaları gerekmez miydi? Acz ve şaşkınlığa düşen, sora sora kurtulur.” (ED. taharet, 25) buyurmuştur.

Bu rivayet, İslamdaki kolaylığı, sağlığa zararlı şeylerden kaçınmanın önemini belirtir. Nitekim soğuk bir gecede ihtilâm olan Amr İbnu’l-Âs teyemmüm edip ya da abdest alıp arkadaşlarına namaz kıldırmış, bu ruhsatı da nefislerinizi öldürmeyiniz ayetinden çıkarmıştır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir