Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı Haliç ve Marmara kıyılarında, şehri çeviren Bizans çağı kıyı surlarıyla birleşen bu tahkimata Suru Sultanî adı verilir. Kara yönünde sarayı koruyabilecek durumda olan bu surda 25’i dört köşeli, ikisi sekiz köşeli, biri de dokuz köşeli 28 kule vardır.

Marmara tarafındaki Otluk kapısı ve Haliç tarafındaki Demirkapı’dan başka küçük ölçüde beş koltuk kapısı (biri, bugün Sirkeci’de PTT atelyesinin girişi, öteki Alay köşkü altındaki kapı) olan bu surun ana girişi Ayasofya arkasındaki Bâbı Hümayun’ dur. önceleri bu kapının üzerinde bulunan köşk sonradan kaldırıldı: 1868’de yan hücreler mermer kaplandı. Bu duvarların içindeki alanda ilk inşaat, 1472 – 1478 arasında başladı.

Zamanla yapıya bazı eklemeler yapıldı. Edirne sarayının bir benzeri olan Topkapı sarayı, 699 000 m2’lik bir alanı kaplar; içinde, kasırlar, köşkler, devlet daireleri, saray halkına ayrılan koğuşlar, camiler, kütüphaneler ve büyük bir mutfak vardır. Burada yapılan son köşk, Abdülmecid’in Avrupa üslûbundaki Mecidiye kasrı’dır.

Sarayburnu kıyısında bulunan yazlık saray binaları, 1863’teki yangınla ortadan kalktı; bu alandan tren yolu geçirildi. Bu kıyıdaki yapılardan Balıkhane kasrı, Mimar Davud Ağa tarafından yapılan İncili köşk, Kâğıtemini kulesi, Bamyacılar kasrı, Gülhane kasrı, Hasanpaşa köşkü, tam Sarayburnu’nda bulunan Topkapı sahil sarayı, Bostancıbaşı köşkü, Saray kayık müstahdemlerine ayrılan Hamlacılar ocağı, Sirkeci istasyonuna doğru bir yerde bulunan ve kaptanı derya ile padişahın vedalaşmasında kullanılan Yalı köşkü gibi binalar son yüzyıl içinde ortadan kalktı, önünde toplar durduğundan, sahil sarayına Topkapı sarayı denirdi; sonradan bu ad, bugünkü Topkapı sarayına verildi.

Kıyıdaki yapılardan Sinan Paşanın yaptırdığı ve bir bölümü sur duvarları üzerinde olan Inciliköşkün alt kesimindeki kemerler bugün de vardır.

Yine sur duvarı üstünde ve saray kayıkhanesine ait gözlerin üzerinde Sultan İbrahim tarafından yaptırılan, sonraları birçok defa değişikliğe uğrayan, genişletilen Sepetçiler kasrı vardır ve Bayezid II devrinden kalan bir yapının temelleri üzerine kurulmuştur.

Sarayın ilk avlusunun içindeki köşklerden yalnız ikisi bozulmadan bugüne kadar gelmiştir. Bunlardan biri 1472’de yaptırılan Sırçasaray (Çiniliköşk), öteki de cadde üzerindeki sur duvarı üzerinde 1810’da Mahmud II tarafından barok ile ampir karışığı bir üslûpta yaptırılan Alay köşkü’dür.

Eski bir köşkün yerine yaptırılan Alay köşkü, geçit alaylarımn seyri için yapılmıştır; cadde üzerindeki pencerelerinin kemerlerinde, siyah taş üzerine altın yaldızlı madenî harflerle yazılı olan manzum kitabesi vardır.

Bakanlar kurulu kararıyle 3 nisan 1924’te müze haline getirilen sarayın Alay meydanı denilen birinci avlusunda, sağında Defterdar dairesi, solunda İç cephane (eski Hagia Eirene kilisesi) arasından geçen bir yolla çifte kuleli orta kapıya ulaşır.

Bâbüsselâm adı verilen bu kapının temelinin Fatih çağından kaldığı sanılıyor; fakat, Kanunî devrinde kuleler değiştirilmiş; Mustafa III devrinde iç tarafı geniş saçaklı bir revak yapılmıştır. Bu kapıdan geçilen ikinci avlu sarayın ana sınırlarının başladığı yerdir.

İkinci avlunun sağ tarafında Dolap ocağı, Marmara’ya bakan sınır boyunca Mimar Sinan’ın yaptığı mutfaklar, Aşçılar koğuşu, hamamı, camii, ayrıca Vekilharç dairesi ve Yağhane vardır.

Avlunun solundaki yokuşlu yol. Has ahıra (Baltacılar koğuşu), Raht hazînesine ve Beşir Ağa tarafından yaptırılan camiye iner.

Avlunun sol tarafındaki revakların sonunda, sadrazamın başkanlığında vezirlerin toplandığı ve uzun süre devletin yönetildiği Kubbealtı denilen iki kubbeli daire vardır; burası da Kanunî zamanında yapılmıştır. Kubbealtının arkasında yüksek bir kule yer alır.

Sarayın gözetleme kulesi olan bu yapının temeli Fatih zamanında atıldı; fakat yapı, sonraları çok değiştirildi; 1860’tan sonra, bu kulenin üst kısmı bugünkü şekliyle pencereli olarak yeniden yapıldı. Kubbealtının sağ tarafında İç defterdarlık dairesi vardır.

İkinci avlunun sonunda bulunan ve üçüncü avlu veya Enderun’a geçişi sağlayan büyük kapıya Akağalar kapısı denir. Bugünkü biçimiyle Selim III devrinde yapılan bu kapmın iki yanında Ağa dairesi ve Akağalar koğuşu vardır.

Bu kapının iç tarafında uzanan üçüncü avlunun içinde temeli Fatih devrinden kalan, sonraları değiştirilen, iç süslemesi ve kapılan XIX. yy. üslûbunda yenileştirilen Arz odası vardır. Çevresi revaklı, saçakları geniş ve duvarları çinilerle kaplı olan bu yapı, elçilerin ve vezirlerin kabulünde kullanılırdı.

Arkasında Ahmed III tarafından 1718-1719’da yaptırılan Enderun kütüphanesi, sarayın kütüphanelerinin en büyüğüdür, üçüncü avlunun sağ tarafında Enderun mektebi, meşkhanesi, Seferli koğuşu; bugün Hazine dairesi olan ve Fatih devrinden kalma köşk; Selim II devrinden kalma bir hamam kalıntısı; solda Silâhdar hâzinesi ve Mukaddes Emanetler ’in saklandığı dört kubbeli Hırkai Saadet dairesi vardır.

Burada sol tarafta, üzeri tonozla örtülü, Ağalar cami: vardır. Bu cami onarılarak sarayın öteki daire ve odalarındaki dolaplarda duran kitapların toplandığı bir merkez kütüphane durumuna getirilmiştir.

Caminin arkasında, Haremin ikinci girişinin hemen yanında bulunan ve Ağalar koğuşuna bitişik çok küçük kâgir yapıda, padişahın yemeğinin özel olarak hazırlandığı Kuşane’dir. Üçüncü avludan yokuş iki yol ile dördüncü avluya inilir.

Bunlardan sağdakinin iki tarafında Kilerli koğuşu ve Hazineli koğuşu, ötekinin sol yanında Emanet hâzinesi dairesi bulunur. Sarayburnu’nun yüksekçe bir terasının son ucu olan dördüncü avlu geniş bir bahçedir.

Bu bahçeyi daha aşağıdaki başka bir bahçeden ayıran set duvarının kenarındaki siyah kule, Başlala kulesi veya Hekimbaşı kulesi’dir. Saray için gerekli ilâçlar burada hazırlanır ve saklanırdı.

Biraz ileride set duvarı üzerinde çıkıntılı Sofa köşkü veya Mustafa Paşa köşkü, XVIII. yy. başlarında yapılmış, 1752’de onarılmıştır.

Aydınlık, ferah ve her tarafı avrupa etkisini gösteren nakışlarla süslü olan bu köşkün, genel olarak eski türk köşkleri geleneğine uygun bir mimarîsi vardır. Avlunun sol yanında, merdivenle çıkılan büyük bir taşlık ve Hırkai Saadet dairesinin geniş revakları önünde bir havuz vardır.

Merdivenin hemen yanında bulunan ve Sarık odası denilen Revan köşkü, 1635’te Murad IV tarafından yaptırıldı.

Taşlığın sağ tarafında, Boğaz a ve Haliç’e bakan noktada 1639’da Bağdat’ın Murad IV tarafından ikinci defa alınışı üzerine yapılan Bağdat kasrı, içini ve dışını kaplayan çinileri, kubbe ve tonoz nakışları, sedef kakmalı kapı kanatlarıyla türk geleneğine uygundur.

Taşlığın, şehre ve Haliç’e bakan tarafındaki korkuluğundan konso’. biçiminde dışarı taşan altın yaldızlı bronzdan yapılmış olan iftariye kameriyesi vardır; bunun altındaki arazi, eskiden sarayın İncirlik denilen bahçesiydi.

Taşlığın sol yanında, Hırkai Saadet dairesinin revakına bitişik küçük bir daire daha vardır. Sünnet odası denilen bu daire de Sultan İbrahim tarafından 1641’de yaptırılarak çinilerle süslenmiştir.

Dördüncü avlunun Marmara’ya bakan yüzünde Fatih devrinden kaldığı sanılan bir köşk bodrumunun üstünde, Anadolu yakasına ve denize bakan bir noktada Çadır köşkü ve Abdülmecid tarafından yaptırılan Mecidiye kasrı vardır.

Avrupa mimarîsi üslûbunda olan bu küçük saray, Arz odasının içindeki bazı bölümlerle, Topkapı sarayında inşa edilen son yapılar. Bunun ya nında, Esvab odası denilen ufak bir bina ve Sofa camii adı verilen minareli küçük bir cami yer alır.

Yeni köşk de denilen Mecid: ye kasrının önünden aşağıdaki kapıya gider bir yol vardır. Buradan da bugün Gülhane parkı denilen, Sarayburnu bahçesine çıkılır.

Aşağıda, tam Sarayburnu bölgesinde bulunan ve birçok oda, daire, avlu, köşk ve kasırlardan meydana gelen esası Ahmed III ile Mahmud I tarafından yaptırılan yazlık saray, 1863’te yanmış ve kalıntıları da tren yolu yapılırken kaldırılmıştır.

Harem denilen kısmın Kubbealtı yanında açılan ve 1588 tarihli Araba kapısı denilen esas girişinden başka, ikinci avluya ve üçüncü avluda Akağalar dairesi yanında Kuşane kapısı ve Raht hazînesinin arkasından dışarı parka açılan bir de Şal kapısı vardır. Araba kapısının yanında, padişahın hizmetine bakan Zülüflü Ağalar koğuşu bulunur.

Ortası avlulu olan bu koğuş, revaklarla çevrilidir. Zülüflü Baltacılar dairesiyle Hırkai Saadet dairesi arasındaki alan da bulunan Harem, eğimli bir arazi üzerin de kurularak dört yüzyıl boyunca devamlı ekler ve değişikliklerle bugünkü görünüşüne almıştır.

Harem, 250 kadar oda, hamamım ve aralarda bulunan avlulardan kuruludur Haremin yönetimine bakan görevlileri (Kara ağalar) Dârüssaade dairesi, Cariyeler dairesi ve hastahanesi, Veliaht ve Valde Sultan dairesi, Şahzadeler dairesi, Gözdeler dairesi gibi her birinin birçok bölümü olan dairelerden başka, bir de Hünkâr dairesi vardır.

Burada Osman III köşkü. Abdülhamid I ve Selim III daireleri bulunur Bu arada esası Mimar Sinan tarafından yapılan, fakat sonraları çok değiştirilen Hünkâr hamamı veya Murad III odası gibi bölümler, Ahmed I kütüphanesi ve Ahmet III yemek odası gibi küçük, fakat iç süslemesi bakımından çok zengin daireler var dır.

Osman III köşkünün önünde buluna havuzlu taşlık adlı terasın altında, Mimar Sinan tarafından yapılan ve tonozları kalın payelere oturan yüksek bir bodrum ve bunun ortasında geniş bir havuz yer alır.

Sarayın resmen müze olarak açılışı 9 Ekim 1924 tarihinde olur. Yalnız hazine dairesi halkın ziyaretine açılmıştır.

1.Kapı

Topkapı Sarayının ilk ve esas kapısıdır. İç içe iki kapı halindedir. III .Ahmet Çeşmesi ile Ayasofya Camisi’nin karşısında yükselen ve kale kapısını andıran büyük bir kapıdır. Adı “ Saltanat Kapısı “ anlamına gelir.   Bu kapının iki yanında Topkapı Sarayı surları uzanmaktadır.

2.Orta Kapı

Sarayın ortasında olduğu için “ Orta Kapı” adı ile tanınır.Sol demir kapı üzerindeki bulunan tarih Kanuni Süleyman tarafından  yaptırılan onarımı gösterir. Dış kapı üzerindeki büyük yazılı “ Kelime’i Şahadet  vardır.

3.Kapı

2. Avlu ve 3. Avlular arasında bulunan iç içe iki kapı halindedir. III. Selim tarafından yaptırılmıştır. “ Saadet Kapısı “ anlamına gelir.3.avluya bu kapıdan girilir.

Bu kapının muhafızları olan Ak ağalara ait koğuşun yanında oluşu nedeniyle “ Akağalar Kapısı” önünde taht kurulduğu için “ Taht Kapışı “ Enderun,Arz Odası ve Hareme buradan girildiği için “ Arz Kapısı “ ve “ Harem Kapısı gibi adlar ile de tanınır. Bu kapı üzerinde ve yanlarda tuğralı, yaldız yazılı bir çok yazıt yer almaktadır. Ön yüzünde 4 mermer sütuna dayanan geniş saçaklı ve tek kubbeli olan bir kapıdır.

Fatih Mehmed’den itibaren padişahların saltanat tahtına oturması, ve bayram tahtına oturması ile bayram törenleri yaz-kış bu kapının önünde yapılırmış.

Topkapı Sarayı Arka( Son ) Kapı

4.(son) avluda Lale bahçesinden Sarayburnu’na ve Gülhane Parkına açılan son ( 4.) saray kapısıdır.

Topkapı Sarayı Birinci Avlu    

Bu avluya Ayasofya tarafındaki asıl giriş olan ( padişah kapısı ) denilen anıtsal nitelikteki saltanat kapısından girilir. Bu kapı üzerinde yaldız harflerle yazıt vardır.

Burada sarayın Fatih sultan Mehmet tarafından yapılmış ve kale surları ile kapatılmış olduğu yazılmaktadır. Avlunun sağ tarafından maliye nezareti vardır.

Bugün bu mekanlarda restorasyon ve konservason Merkezi laboratuarı bulunmaktadır. Avlunun sol tarafından odunları dağıtan hastaları taşıyan odun ambar ocağı ve hasırların dokunduğu hasırcılar ocağı vardır.

Topkapı Sarayı İkinci Avlu

Büyük bahçeyi geçtikten sonra Selam Kapısı denilen orta kapıya gelinir, Yetkililerden edindiğim bilgilere göre bu kapı Fatih sultan Mehmet tarafından yaptırılmış zamanla bir takım değişikliklere uğramıştır.

İkinci avluda yangın çıkmış, yangından sonra onarılmıştır. Bu kısımda mutfaklar vardır.

Avlunun sol tarafından ( Kubbealtı ) binası olup, devlet işleri burada yürütülmüş.

Topkapı Sarayı Üçüncü Avlu

Sarayın üçüncü kapısı olup, buradan Ender meydanı başlamaktadır. Üçüncü avluya girildiğinde hemen karşıda arz odası ( Kabul Odası ) denilen Padişahın Resmi dairesi vardır. Arz odasının hemen sultan Ahmet III zamanında yapılmış Kütüphane vardır.

Solda Akağalar Camii ise Kütüphanedir. Avlunun sol köşesinde çeşitli dönemlerde Çinilerle kaplanmış olan kısımda kutsal eşyalar bulunmaktadır. Bu avluya açılan ünlü hazine dairesi vardır.

Topkapı Sarayı Dördüncü Avlu

Sarayın en arkadaki son bahçesidir. Buraya 3.avuladan biri merdivenli 3 dar geçitten girilmektedir. İki geçit sonradan açılmıştır. Burası köşklerin yer aldığı bölümdür.

Sarayın bugüne kadar gelen tek ahşap binasıdır. Bu bahçede solda çevresi mermer bir korkulukla çevrili olan ve beyaz mermer döşemeli yüksek set üzerinde Revan köşkü ve Hırka’ı Saadet Dairesi duvarında vefat eden padişahların cenazesinin yıkandığı ve tamamen yeri mermer döşeli olan tunç çeşme ve penceresi, ortada havuzlu taşlık ve fıskiyeli havuz, havuzun solunda sünnet odası ve

iftariye Köşkü Gülhane Parkına bakan aşağıdaki yerde önde incirlik ve arkada Fil Bahçesi, karşıda aynı set üzerinde Bağdat Köşkü yer almaktadır.

Sağda ve aşağıdaki sette ise bahçesi ortada Mustafa Paşa köşkü ile Hekimbaşı kulesi deniz tarafında da Mecidiye köşkü Sarayburnu’na bakan yerde Arka Kapı yer almıştır.

Topkapı Sarayı Gümüşleri

 Sultan Abdulhamid II nin tahta çıkışının 25 yılında sunulan hediyeler: Vazo , levha ve kalemi, gümüş gemi maketi III Ahmet çeşmesi maketi, vazolar , Tebrik name mahfazaları, Edirne Selimiye Cami maketi yazı çekmecesi,sultan Mehmed  ve Edirne Belediyesi’nin hediyesi Kanuni sultan Süleyman tuğralı taş Çelebi Mehmed’ e ait tepsi, sultan İbrahim tuğralı tepsi, sultan Abdüllaziz’in annesi Bezmialem sultan ve Abdülmecid’in kızı Seniha sultana ait taslar Kur’an mahfazaları, sultan Abdulhamid II tuğralı aynalar ,Avrupa gümüşleri

Topkapı Sarayı Beşir Ağa Camisi

2.Kapıdan 2.avluya girilince sol ilerde yer alan küçük bir camidir. Mihrabı üzerinde bulunan daire şeklindeki pencerenin renkli camlarında “ kelime’i Şahadet “ yazılıdır. Duvarlarda ise Hz.Muhammed’e ve yakınlarına ait levhalar vardır.
Caminin yanında çok harap bir şekilde hamamı vardır.

Topkapı Sarayı Has ( Saray ) Ahır

2.avlunun sol ilerisinde aşağıya inen yolda bulanan ve saraya ait saltanat arabaları ve atlarının yer aldığı ahırdır.
Yolun başında Fatih Mehmed zamanında yapılmış ve yazıtına göre çatısını III.Ahmed’in yaptırdığı bir meydan çeşmesi bulunmaktadır.
İç içe dört bölmeli olan bu binanın kapısı üzerindeki yazıtta Şair seyyid Vehbi’nin 22 mısralık şiiri yazılıdır. Saray arabaları ve atların barınmış olduğu bu ahır yaklaşık 97 m boyutundadır.
Buraya 2. Ve 2 avludan geçilebilmektedir.

Topkapı Sarayı Mehterhane’i Hümayun 

2.avlunun hemen solunda ve has ahırın önünde bulunan binadır. Osmanlı ordusunun müzik örgütünün bulunduğu yer buradadır. X

Topkapı Sarayı Züluflu altacılar Koğuşu

2.avluda bulunmakta haremin araba kapısının solundaki kapıdan girilen bir binadır.
Taş döşeli küçük ve dar bir avlunun etrafında bulunan 20 sütuna dört tarafta dayanan bir çatı ile örtülü olup koğuş, mescit, çeşme ve hamam halindedir.
Duvarları çinili tuğlalarla kaplıdır. Daha birçok yazıt bulunmaktadır. Önündeki baba Çeşmesi 1586 yılında yapılmıştır.

Topkapı Sarayı Kubbealtı ( Divan ) 

Topkapı sarayında 2.avulunun sol tarafında bulunan ve önü geniş revaklı 3 odalı, 3 kubbeli bir binadır.

Topkapı Sarayı Eski Hazine Diresi

2.avluda soldaki köşede, kubbe altı ile Akağalar koğuşu arasında bulunan bir binadır.
Burası bugün “ silah Müzesi “ olarak kullanılmaktadır.

Topkapı Sarayı Yollar ve Selam Taşları

2.avluda 3.selam taşı sohum Kalesi yazıtı ve Bizans sarnıcı bulunmaktadır. 2.kapı ile divan arasında uzanan yolun adı “ Vezir yolu “ dur. Bu yolun sağ kenarında 2. Ve 2. Küçük mermer selam taşları ( sadrazamı kubbe altına gelirken selam verdikleri yer )
Kubbealtı önünde 3 küçük mermer selam taşı eski Hazine Dairesi önünde III. Selim’in çiftliğinde getirilmiş olan nişan taşı 2. Ve 3. Kapılar arasında uzanan yolun adı ise “ Padişah yolu” ve “ Selvi yol” dur. Bu yolun solunda ve üzerinde Bizans sarnıcı, onunda sol ilerisinde Osmanlı-Rus Savaşında getirilmiş olun Doğu Karadeniz kıyısındaki Sohum Kalesinin bir yazıtı bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Namazgağ

2. kapıdan 2. Avluya girilince hemen kapının sağında ve ortada bulunan yüksekçe bir yer halindeki namaz kılınan yerdir.
2.avluda namazgahın arkasındaki camlı sütunlu bölümdür.

Topkapı Sarayı Kileri Amire

2.avluda namazgah karşısındaki köşede bulunan binadır. Bugün burada Avrupa porselenleri ve gümüşleri vardır.

Topkapı Sarayı Ahçılar Camisi

2 . avlunun sağ ilerisinde kiler ile saray mutfağı arasında yağhane yanında yer alan küçük bir camidir. Aşçıların namaz kılmaları için yapılmıştır. Ayrıca mutfağın dip tarafında küçük “ Şekerciler ( Helva ne ) Mescidi “ de bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Saray Mutfağı

2 avlunun sağ ilerisinde köşede uzanan çok kubbeli ve yüksek bacalı bir binadır. Burada mutfak ( müze ) yer almıştır.

Topkapı Sarayı Arz Odası

Babüssaade ( 3. Kapı ) dan 3. Avlu ya geçer geçmez hemen karşıda bulunan ve padişahların İstanbul Fethinden Tanzimat’a kadar sadece sadrazam devlet büyükleri ve yabancı elçileri kabul ettiği “ arz odası “ bulunmaktadır. Burada padişaha önemli haberler arz edildiği ( sunulduğu ) için bu adı almıştır.
İki kapısı önde düz ayak Babüssade’ye üçüncü kapısı arkada merdivenle 3. Avluya açılmaktadır. Sağda Kanuni Süleyman’ın yaptırdığı bir çeşme bulunmaktadır.
Arz odasının çevresini 22 adet sütun geniş revakları ve geniş saçakları taşımaktadır. Ön cephe duvarı mermer renkli çinilerle kaplıdır.

Topkapı Sarayı Akağalar Koğuşu

3. avlunun solunda , Babüssaade ( 3. Kapı ) ‘ nin bitişiğinde bulunan ve Ak ağaların yattığı bir koğuştur. Bugün burası Türk işlemelerine ait sergi salonu olup onarım halindedir.

Topkapı Sarayı Ağalar Camisi

3 .avluda solda, Topkapı sarayı kütüphanesinin bulunduğu binadır.

Topkapı Sarayı Has Odalıların Koğuşu 

3. avluda Ağalar Camisi ( Topkapı Sarayı kütüphanesi ) ile Hırka’ı Saadet odası arasında ve solda bulunan ve önü 8 mermer sütun üzerine dayalı
7 kubbesi olan revaklı bir binadır. Şimdi bakım ve onarım yeri olarak kullanılmaktadır.

Topkapı Sarayı Silahlar Koğuşu

3 .avluda has oda ( Mukaddes Emanetler,Hırka’ı Saadet odası ) bitişiğinde ve 4. Avluya soldaki ilk geçiş yolu yanında bulunan tek kubbeli küçük bir odadır. Önü 4 mermer sütun üzerine 4 kubbe ile örtülü revaklıdır.
Burada padişahların silahlarını koruyan silahtarlar kalırdı. Şimdi burası saat müzesi olarak hizmet vermektedir.

Topkapı Sarayı Kilerli Koğuşu

3 . avluda sağ dipte bulunan önü revaklı binadır. İki yanında 4. Avluya geçen dar yollar vardır. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü burada hizmet vermektedir.

Fatih Köşkü

3. avluda sağ dipte, Marmara Denizinin Bogaz’ın en güzel görüntüsüne bakan yönde, seferli koğuşu ile kilerli koğuşu ( Topkapı Sarayı Müdürlüğü ) arasında yer alan önü revaklı binadır.

Topkapı Sarayı Seferli Koğuşu

3. avluda revaklı bina Enderunluların Seferli koğuşudur. Burası padişahın hizmetine bakan dört koğuştan birisiymiş, kapı üzerinde hicri 1225 ( miladi 1810 ) tarihli 2 satır halinde II.Mahmud’a ait bir onarım yazıtı vardır. Şimdi burası padişah giysilerini ve Osmanlı Saray kumaşlarını sergileyen bir yer olarak kullanılmaktadır.

Topkapı Sarayı Enderun Mektebi

3. avluda sağda yakın dip köşede ve Babüssaade dairesi yanında bulunan bir binadır. İki oda halindedir. Yanındaki 3. Oda son zamanlarda hastane şimdi ise müze müdür lojmanı olarak hizmet vermektedir.
B
3. avulada Babüssaade ( 3. Kapı ) sağ bitişiğinde bulunan ve Babüssaade ağası ( Beyaz hadım ağası ) dairesi olarak kullanılan 4. Odalı bir binadır. Bugün müze görevlilerine lokanta olarak hizmet vermektedir.

Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi

3. avlunun ortasında ve arz odasının arkasında yer alan tek bir bina halindedir. Topkapı Sarayında yapılmış en büyük kütüphane olmuştur. Ayrıca Topkapı sarayında Kütüphane olarak yatırılan tek binadır.
II. Selim’in Mimar Sinan’a yaptırdığı “ Havuzlu Köşk” yıkılarak yerine 1718 yılında III.Ahmed ( 1673-1736) tarafından kütüphane olarak yaptırılmıştır.
Lale devrenin en güzel eserlerinden biri sayılır. Böylelikle saray hazinesindeki değerli kitapların korunmasını sağlamış oldu. Enderunluların kaldığı bu bölgede olduğu için “ Enderun’u Hümayun kütüphanesi” adı ile tanınır.
 Binaya iki taraftan merdivenle çıkılarak girilir. Dış duvarları beyaz mermerle kaplıdır. Önde 3. Küçük, geride üzeri kurşunlu kubbe ile örtülüdür.

Topkapı Sarayı Revan Köşkü 

Topkapı Sarayının 4. ( son ) bahçesinde, havuzlu taşlık üzerinde ve Hırka’ı Saadet Dairesi karşısında bulunan güzel bir köşktür.

Topkapı Sarayı Sünnet Odası

 4. ( son ) avluda, solda ve karşıda incirlik ile fil bahçelerine bakan set kenarında bulunan küçük köşk halindeki odadır. Hırka’ı Saadet Dairesi ile aynı çatı altındadır. Tek bir odadır. İç ve dış duvarları tamamen renkli ve çiçek desenli çinilerle kaplıdır. Kapının sağında ve solunda bitki motifleri arasında çiçek açmış erik dalları ve geyikler bulunan çini panolar yer almıştır.

Topkapı Sarayı İftariye Köşkü 

4. son avluda aşağıdaki incirlik ve fil bahçelerinde, Halice ve Bogaz’a bakan bir yerde Bağdat köşkünün önünde bulunan yazlık bir köşktür.
Deli İbrahim tarafından Ramazan aylarındaki Ramazan günlerinde orucu bozmak ve iftar yemeklerini yemek için yaptırılmıştır. Bu nedenle bu etrafı açık köşke “ İftariye Köşkü “ denmiştir. “ Mehtaplık “ adı ile tanınmaktadır. Bayram namazları sonunda değerli kumaşlarla döşenen bu yerde Saray yakınları ile yapılan bayramlaşmada Padişahın eteği öpülürmüş.
Ön kasımı dışarıya doğru balkon gibi taşan etrafı açık olan madeni bir köşk olduğu için “ kameriye “ ( etrafı açık küçük köşk ) ve “ Şahnişin “ ( dışarıya doğru çıkıntılı ve üç pencereli oda ) adları ile tanınan üç tarafı oyma mermer parmaklıkla çevrilidir.
Dört ince ve oluklu bakır sütun üzerine dayanan altın yaldızla kaplı bakır tonoz görünümlü kubbesinde bir alın ( Kubbelerin tepesinde tepelik ) içinde “ Allah” ve “ bismillah” yazılıdır.

Topkapı Sarayı Fil Bahçesi

4. son bahçenin ve iftariye köşkünün Gülhane parkına bakan yönünde köşkten 15 m daha aşağıda, bulunan bahçedir. Bu köşkün iki kapısı bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Bağdat Köşkü 

Son avluda en sol köşede, şimşirlik ve incirlik bahçelerinin birleştiği noktada ve bir set üzerinde, sarayın en güzel manzaralı yerinde bulunan bir köşktür. Topkapı sarayının en büyük en güzel köşkü sayılır. IV. Murat tarafından 1639 yılında yaptırılmıştır.
Renkli çini koleksiyonu müzesi durumundadır. Köşkün arkasındaki bahçeye bir merdivenle inilmektedir. Dış duvarları alt pencerelerin üst seviyesine kadar renkli mermer buradan da saçağa kadar renkli çinilerle kaplıdır.

Topkapı Sarayı Mustafa Paşa Köşkü 

4. son avlunun ortasında aşağı sette ve lale bahçesi yanında bulunan ahşap bir köşktür. Topkapı sarayının tek ahşap köşküdür. Bu köşk ile Bağdat köşküne ve Baş lala kulesine kadar uzanan bir sur duvarı bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Lala Bahçesi 

4.avluda Hazine koğuşu revan ve Mustafa Paşa köşkleri arasında uzanan bahçedir. Saraya lale yetiştirme işi burada yapılırmış.

Topkapı Sarayı Hekim Başı Odası

4. Avlunun ortasında, lale bahçesi ve havuzunun kenarında bulunan dört köşeli ve kule şekilli küçük bir odadır.
Duvarları kalın,çatısı ahşap olan bir taş binadır.

Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü 

4. Avlunun en sağında, Boğaz’a ve Marmara Denizi’ne bakan görkemli bir yerde bulunan küçük bir köşktür.
Topkapı Sarayı içinde yapılmış en son köşk olduğu için “yeni köşk “ adı ile tanınır.

Topkapı Sarayı Harem 

Osmanlı sarayının dış dünyaya en kapalı dolayısıyla da insanların fantezilerini süsleyen,hakkında çoğu hayal ürünü çeşitli rivayetler dolaşan harem aslında sultanın aile yaşamına has saray bölgesidir. Üç ana bölümden oluşur. Valide taşlığı çevresinde ve Haliç’e bakan sultanlara, Valide sultanlara, veliaht.
Şehzadeye, sultanın gözdelerine ayrılan bölüm yine bir avlu çevresinde toplanmış cariyeler  bölümü, ile Enderun avlusu ( III. avlu ) arasında kalan dışarıya cephesi olmayan bir iç avlu çevresinde düzenlenmiş haremin dış korumasından sorumlu kara ağalar bölümü.
Sultan ailesinin Sultan dışındaki bütün üyeleri önceleri Beyazıt’taki eski sarayda yaşar sultanın seçtiği cariyeler kısa sürelerle Topkapı sarayında kalır sonra eski saraya geri gönderilirdi. Sultandan çocuk sahibi olanlar kalır diğerleri ya haremde bir başka görev alır yada azat edilerek devlet görevlileriyle evlendirilirdi.
İlk kez 16 y.yılda Kanuni döneminde Hürrem sultanın Topkapı’ya yerleşmesiyle birlikte kurumlaşan II. Mahmut zamanına kadar padişahlar tarafından yapılan eklerle büyülen haremin sakinleri sultanlarla birlikte toptan değişir.
Eski sultanın haremi eski saraya döner yeni sultanın haremi Topkapı’ya taşınırdı.
 Harem sakinlerinin sultanlar ve sultan çocukları dışında hepsi ( sultanın annesi ) eşleri idari görevliler ve hizmetkarlar ) esir edilmiş satın alınmış veya hediye edilmiş ve daha sonra Müslüman olmuş kadınlardan oluşurdu.

Topkapı Sarayı Araba Kapısı

2. avluda ve kubbe altı ( divan arkasında bulunan ve Haremin ilk görülebilen yapısıdır.

Topkapı Sarayı Şaadırvanlı Sofa 

Dolaplı kubbe ile revaklı yol arasında bulunur.

Topkapı Sarayı Saray ( Adelet ) Kulesi

Şadırvanlı sofa ile kubbe altı binası arasında yükselen gözetleme kulesidir. Topkapı Sarayının uzaktan ilk görünen yapısıdır. 1668 yılında IV. Mehmed
( 1641-1693) tarafından yaptırılmıştır.
Kubbe altında devan eden toplantıları Padişahların dinlediği kafes burasıdır.
Topkapı Sarayı Karaağaçlar Camisi 
Şadırvanlı Sofanın solunda, üstünde ayet bulunan kapıda girilen ve Kara ağalar ( Harem ağaları ) için yapılmış olan küçük bir mescittir.
Topkapı Sarayı Revaklı Yol
Şadırvanlı sofa ile altın yol arasında uzanan koridordur.
Topkapı Sarayı Karaağlar Koğuşu
Revaklı yolun harem tarafındaki bitişiğinde bulunmaktadır.
Topkapı Sarayı Harem Bahçesi
Topkapı Sarayı harem bölümünün Gülhane parkına bakan yönünde bulunan balkon şekilli iki bahçedir.
Topkapı Sarayı Ölü Yıkama Yeri
Haremde vefat eden Cariyelerin ve saray görevlilerine ait cenazelerin yıkandığı yerdir.
Topkapı Sarayı Valide Sultan Dairesi
Kadın efendiler dairesi bitişiğinde bulunan Valide sultan taşlığından Harami Hümayun bahçesine kadar iç içe duvarları güzel renkli çinilerle kaplı odalar halinde uzanan ve Valide sultanlara ait olan geniş bir daire halindedir.
Valide sultan yatak odası Valide sultan sofası yanında bir kapı ile bağlantılı bulunan ve padişah annesinin yattığı odadır.
Topkapı Sarayı Valide Sultan Taşlığı
Valide Sultan Dairesi ile altın yol arasında uzanan taşlıktır. Valide sultan dairesine göre saray tarafındadır.
Topkapı Sarayı III.Selim Odası
Harem’ in en arkasında, Valide sultan yatak odası ile Harem Bahçesi ve III. Osman , taşlığı arasında Sarayın kuzeyinde bulunan bir odadır.
Topkapı Sarayı III.Osman Taşlığı 
Hünkar sofasının önündeki dört köşeli ve üstü açık bir bahçedir.
Topkapı Sarayı III.Osman Köşkü
III. Osman taşlığının Gülhane Parkına bakan ucunda bulunmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunun 4. Yüzyıl yönetim merkezi olarak kullanılmış olan Topkapı Sarayında Sarayın değerli eşyalarını birçok salonda sergileyen bir müze durumunda ancak 1924 yılında Atatürk’ün emri ile getirilmiştir.
Topkapı Sarayı Osmanlı Taş Yazıtları
2.avluda bazı evraklar altında sıralanmış taş yazıtlardır. XVI-XIX yüzyılda Osmanlılara ait taş yazıtlarla ilgili bir sergi yeridir.
Topkapı Sarayı Saaray Arabaları
2.Avlunun solunda , mehterhane arkasındaki Has ( saray ) Ahırda saray arabaları ile at eyer takımları sergilenmiştir.
Topkapı Sarayı Mutfak Takımları 
2.avlunun sağında saray mutfağının Helva ne bölümünde bulunmaktadır. Saray mutfağında kullanılan bakır ve diğer takımlar yemek ocakları üzerinde yer almaktadır.
Kazanlar tencereler, kapalı sahanlar, sefer tası altın kaplamalı bakır gül suyu şişesi , kahve takımları, leğen, ibrik,sahanlar,kaşeler çok ayaklı buhurdan, aşçı kürekleri, salep düğmeleri, Şerbet düğmeleri ayaklı tas iki salonda sergilenmektedir.
Topkapı Sarayı Çin ve Japon Porselenleri
2. avluda saray mutfağında 7. Salonda 7.yüzyıllık olan ve Çin ve Japonya’dan getirilmiş porselen kap ve eşyalar sergilenmektedir.
Bu porselen kaplar koleksiyonu dünyanın en büyük ve önemli koleksiyonlarından biridir. 10 top parça halindedir. XIII yüzyıl da Çin porselenlerine sır altına kobalt mavisi porselenler var.
Topkapı Sarayı İşlemler
3. avluda Babüssade ( 3. Kapı ) ‘nın sol bitişiğindeki Akağalar koğuşundadır. Burada renk ve kompozisyon güzellikleri ile dikkati çeken Türk İşlemeleri vardır.
Arka duvarda XVII-XX yüzyıla ait Türk tüfekleri , kale tüfekleri ve tabancaları,Avrupa tabancaları ve kılıçları, kurşun tava ve kalıpları XV yüzyıla ait Romen Stefanın kılıcı, Hind kalkanı, 1891 yılında II. Abdulhamide armağan edilmiş olan  Japon zırhı ve kılıcı bulunmaktadır.
Giriş kapısının salondaki vitrinlerde Osmanlı padişahlarının Fatih Mehmed’den V Mehmet resad’a kadar süslü kılıçları yer almaktadır.
Fatih Mehmed , II Beyazıt, Yavuz selim,kanuni Süleyman, II selim, III Murat, I Ahmet , II Osman, IV Murat, III Selim II Mahmut, Abdülmecid ,Abdülaziz, II Abdulhamid, V Mehmed, Reşat adlı 15 padişahın kılıçları sergilenmiştir.
Topkapı Sarayı Osmanlı Gümüşleri 
2. avlunun sağındaki saray mutfağı önündeki saray görevlileri yerindedir. Burada Osmanlılara ait gümüş Avrupa’dan gelmiş olan kristal eşyalar sergilenmektedir.
Kiler tarafındaki kapısından girilince ortada büyük boyda III Ahmet çeşmesinin gümüşten yapılmış enfes maketi II.Abdülhamidin 25 . tahtta çıkışında kızı Zekiye sultan tarafından hicri 1318 ( Miladı 1901 ) yılında armağan edilmiştir.
Vitrinde ise gümüşten yapılmış Edirne’deki Selimiye Camisinin maketi ve yazı çekmesi, Tebrik name ve Kur’an mahfazaları, gemi maketi ve aynalar sergilenmiştir.
Yanındaki  vitrinlerde ise sıra ile pırlanta süslemeli ve Osmanlı armalı 2 vazo,yazı çekmecesi, levha ve kalem tatlı takımı, Osmanlı armalı vazo, karlıklar lüle mangalları tepsi mangal,kahve stili ve ibriği , ibrikler,leğenler,kuş kafesi, kaplar ,semaver gibi çok süslü birer sanat eseri olan Avrupa gümüşleri bulunmaktadır.
Son vitrinlerde gümüş semaver, gümüş çay takımı , yelkenli gemi ve cami maketleri, gümüşten yapılmış sülün ve kartal gibi biblo eserler müzeye İlhamı Hüseyin Paşa tarafından bağışlanmıştır. Son vitrinde kristal içki takımları Bohemya ve İrlanda kristalleri, içki takımı,kristal vazo ve Venedik camları yer almaktadır.
2.Avluda saray mutfağının aşçılar koğuşunda bulunmaktadır. Atatürk’ün terzisi Sami Özgiritli müzeye bağışladığı koleksiyon sergilenmektedir.
İlk Önce 4. Avludaki esvap odasında sergilenen 1979 yılında tekrar bağışlandığı ikinci bölüm eserlerinin fazlalığı yüzünden bugünkü salona taşınmıştır. Burada sergilenen 487 parça eşya arasında değerli ve ender olan mobilya, halı,kristal gümüş ve porselen sofra takımları bulunmaktadır.
2.avluda saray mutfağındaki saray şerbet hanesinde ve Japon porselenleri odasının bitişiğinde bulunmaktadır.
İlk salonunda XIX yüzyılın yıldız porselenleri sergilenmiştir. II : Abdulhamid tuğralı porselenler, çinili köşk resimli persolen kutu,kağıt hanedeki çadır, Köşkü duvar levhası,kağıt hanedeki Aziziye Camisi,duvar levhası , Padişahların üzerinde bulunan porteleri yine burada sergilenmektedir.
Topkapı Sarayı Topkapı Sarayı Kütüphanesi
3.avlunun solunda Ağalar Camisindedir. Eski kitaplar burada toplanmıştır. Buraya yeni kütüphanede denir.
Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler
3. avluda Hırka’ı Saadet Dairesindedir. 4 avluya bakan kapısı’ da var 4. Salonda Yavuz Selim’ in Iran Bağdat Kahire ve Mekke’den getirdiği Hz. Muhammet ile başkalarına ait çok değerli ve dünyada benzeri olmayan eşyalarla sonradan saraya girmiş değerli Kabe eşyaları sergilenmektedir.
Din,tarih ve güzel sanatların birleştiği kıymetli bir hazinedir. Hz.Muhammedin Hırkası nedeniyle ‘ Hırka’ı Saadet Dairesi “ veya Hz.Muhammed’e ait Mukaddes eşyaların bulunuşu nedeniyle “ Mukaddes Emanetler Dairesi “ adını almıştır.
Osmanlı devleti zamanında 1517 1924 yılları arasında tam 407 yıl tek bir dakika ara verilmeden 24 hafız tarafından saatte bir değişerek burada 24 saat Kur’an okunmuştur. Şimdi burada müze olduğu için sadece her günün gündüzleri çalışma saatleri içinde 7 saat Kur’an okunmaktadır.
3. Avludaki kapıdan havuzlu sofaya girince iç içe bulunan 2 oda solda Mekke şerifi Muhammet Ebul Berakatın 1517 yılında Mısır Fethinden sonra İstanbul’a gönderdiği haremi Şerif ( Kabe ) in anahtar ve kilidi ile diğer altın ve gümüş takmalı anahtar ve kilitler üzerinde hükümdar adları vardır.
Hz. Ömer’in kılıçları düz veya yılan şekli olup üzerinde “ ibni Hattan” yazılıdır. Hz. Osman’ın kılıcı iki ağızlı olup meşin kaplıdır. atın kabzasının tepesi aslan kafası şeklindedir. Üzerinde bir çok yazılar arasında sülüs yazılı
 “ Fatih Suresi “ bulunmaktadır. Hz. Ali’nin kılıcı ise 112 cm uzunluğunda olup kınında yazılar yer almaktadır. Bu kılıçların üzerinde daha sonraları Topkapı Sarayının kuyumcuları tarafından değerli taşlar yerleştirilmiştir. Kılıçların arkasında “ Babü Tövbe” ( Kabe’nin tövbe kapısı ) nin kanadı bulunmaktadır. Sağdaki duvar da Kabe’nin tövbe kapısına ait anahtar ve kilitler yer almaktadır.
3. odada 4 . avluya açılan kapısı var arz odasının ortasındaki cem akanda Hz.Muhammed’ in kabir toprağı 1847 yılında nizamiye Alay emini Ahmet bey tarafından Trablusgarp’ta bulunup padişaha teslim edilen ve 1877 yılında II. Abdülhamidin yaptırdığı som altın çerçeve içinde yer alan Hz.Muhammedin Miraç
( Göğe çıkma ) ‘a çıkarken bastığı koyu yeşil düz levha kalan 28 cm uzunluğundaki sağ ayak izi kutular içinde saklanan saadet sakalı adlı ve Hz.muhammed’e ait
 “ sakalı şerifler “ sultan Abdülmecid’in yaptırdığı sakalı şerif kutusu bulunmaktadır.
Hz.Muhammed sakalını kestirirken Hz.Muhammedin görüştüğü kişiler sakalın hiç bir kılını yere düşürmezlermiş, hepsini toplayıp saklarlarmış, Pek çok sakalı şerif bulunmaktadır
Hz.muhammed’ in Bağdat’tan İstanbul’a getirilen mühürü 1.cm uzunluğundadır. Kabartma değerli taş üzerine küfi yazı ile “ Muhammet Resülüllah” yazısı bulunmaktadır.
Hz. Muhammet’in İslamiyet’e davet ettiği kişilere yazdığı mektuba bu mühürü kullanmıştır. Sonradan bu mühür Ebubekir Ömer ve Osman adlı halifelere geçmiştir. Hz. Osman bu mühürü kuyuya düşürünce ona benzer buradaki mühür hazırlanmıştır.
Aynı cemakanda Hz.Muhammedin 625 yalında Uhud Savaşında kırılan dişinin bir parçası Saadet dişi VI Vahdedin’in yaptırdığı altın çerçeveli ve üzeri değerli taşlarla süslenmiş altın bir kutu içerisinde korunmaktadır.Hz.Muhammed’in İslamiyet’e davet  ettiği hükümdarlara ve bazı kişilere 7 mektup yazmıştır.
 Bu mektuplardan biri 627 yılında Mısır Kıpti Kavimi hükümdarı Mukavkıs’a yazılmış olan Saadet ( mektubu ) 1850 yılında Mısır’da bulunmuş ve buraya getirtilmiştir.
Kahverengi bir deri üzerine siyah mürekkeple 12 satır halinde yazılmış ve mektubun altında Hz.Muhammedin mühürü bulunmaktadır.
Arz odasını Hırka’ı Saadet odasına bağlayan kapı önünde Hz.Muhammedin 2 kılıcı bulunmakta dua Pencereli 4. Odada tavanda kandil ve askılar duruyor. İlk vahız ve Hz.Ömerin şehit edildiği sırada okuduğu Kuran’ı Kerim yine mukaddes emanetlerin içindedir.
Topkapı Sarayı Saray Saatleri
3. avluda soldaki geçit yanında silahlar koğuşundadır. Burada çoğu XVIII-XIX yüzyıllara ait saray saatleri sergilenmektedir.
XVII yüzyıldan kalma 4 adet Türk saati müzenin en değerli saatleridir.
Topkapı Sarayı Yazı Kitap Portreler
3.avluda iki geçit yol arasındaki hazine kethüdaları koğuşundadır. Burada yazı ( hat ) kitap ve padişah portreleri sergilenmektedir.
Topkapı Sarayı Hazine
3. avluda sağ dipte fatih köşkündeki dört oda, Osmanlıların muhteşem hazinesi sergilenmektedir.
Topkapı Sarayı Aya Sofya Müzesi
Doğu Roma İmparatorluğu devrinde İstanbul’da yapılan en ünlü Bizans kilisesidir . Daha önce bu kilise birkaç kez daha yaptırılmış fakat çeşitli nedenlerle yıkılmıştır. Onların bazı kalıntıları halen bahçede görülmektedir. Bu kilise ilk defa Justinianos tarafından yaptırılmıştır. Yetkililerden aldığım bilgiye göre bu kilise “ Allah” a armağan olarak yaptırılmıştır. ( M.S.326) ve yıkılmıştır.
2. yıkılma sebebi ise halkın ayaklanıp her tarafı ateşe vermeleri ile bu yangın kiliseye kadar sıçramıştır. Daha sonra kubbe yıkılmış ve yeniden onarılmış.
Kilisenden Cami’ yede çevrilmiş olsa içinde insan figorla mozaikler günümüze kadar gelmiştir.
Kilisenin Hikayesi : Justinianos kiliseyi yaptırmaya karar verir, ancak hiçbir mimar onun isteğine uygun bir şey çizemez.
Bir gün imparator ayin sırasında elinden düşürdüğü kutsal ekmeği bir arının kapıp kaçırdığını görür. Ekmeği peteğin içinden bulup getirecek kişiyi  ödüllendireceğini ilan eder biri kilise maketine benzer bir petek getirir.
Giriş kapısının üzerindeki deliklerin efsanesi ise şöyledir. Günahkar kraliçe Theodora güzelliğinden başka bir şey düşünmüyor ve öldükten sonra onu yılanların yiyeceğini söylemektedir.
Bunun üzerine rahip onu kurşun tabuta koyacağını ve Kilisenin kapısına gömeceğini söyler ve nitekim kraliçe öldükten sonra aynı şekilde gömülür fakat yılanların yinede kraliçeyi yediği söylenmektedir. Giriş kapısı üzerindeki deliklerin efsanesi böyle anlatılmaktadır.
Ağlayan direk yada Uğurlu direk Efsanesi : Turistlerin ilgisini çeken ve bu direğe parmağını bastırıp kendi ekseni etrafında dönüp dilek tutmaktadırlar .efsanesi ise kilisenin yapım sırasında işçi ve ustaların yemekte olması nedeni ile malzemeleri küçük bir çocuk bekler.
O sırada melek çocuğu işçileri çağırmasını ister fakat çocuk malzemeleri beklediğini söyleyerek gitmek istemez tam o sırada melek bir daha görünmez .Halka göre melek direğin içinde kiliseyi yani şimdide camiyi beklediğini söylemektedir.
Açılmaz Kapı Efsanesi : Güneydeki ufak koridorun sonunda örülmüş bir kapı görünür söylentiye göre fetih günü patrik kalabalık bir halk kitlesiyle dua ederken Türk askerlerinin kiliseye girmesi ile patrik bu kapıdan kaybolmuş ve bu kapı bir daha açılmamıştır.
Ayasofya Müzesi Atatürk’ün emri ile 1 Şubat 1953 yılında müze olarak halka açılmıştır.
Alanı 70×81 , minare adedi 4 minare yüksekliği 50-30 kubbenin çapı 31.00 yüksekliği 55-60 metredir.
Nef kısmına girdiğimizde ise loşluk ve pek çok pencereden süzülen ışık hepimizin ilk ve sarsıcı izlenimini oluşturur. Ayrıntılar yavaş  yavaş seçilir hale gelir .
kubbe ve yarım kubbeler, kasnaktaki kırk pencere, yarım kubbelerdeki, duvarlardaki pencereler, Arka planları daha da mistik bir loşluğa bürünen kolonadlar. Yukarıdan sarkıtılmış muazzam kandiller, kenarlardaki küpler, vb. sırayla görüş alanına girer
Yapı 107 adet sütun üzerine oturtulmuştur.
Altta 40 üstte 67 sütun vardır. Yeşil mermerden yapılmış sekiz  büyük sütun kubbeyi taşıyan vişne rengi sekiz sütun ise Mısır’ dan getirilmiş. Büyük Kubbenin altında mermerden yapılmış vaiz kürsüsü vardır.
Sütunlar dünyanın dört tarafından toplanıp buraya getirilmiş bazıları Efes’teki Artemis tapınağı gibi, antik dünyanın belli başlı anıtlarından Heliopolis’teki Güneş tapınağından Marmara Adasından getirilen siyah beyaz mermer sütunlar yada duvarları kaplayan kesme mermerler bunlardan bazılarının neredeyse figüratif resim izlemini veren şaşırtıcı dizaynları sütun başlıkları bütün Bizans sanatında benzeri bulunması güç olduğu söyleniyor.
Türkler Ayasofya’ ya gerçekten çok değer verdikleri için pek çok Padişah, Şehzade ve Hanım sultan Türbesi Caminin bahçesinde yer alır. II. Selim’in ,III Murat’la Caminin bahçesinde yer alır. II. Selim’in III. Murat’la , III. Mehmet’in görülmeye değer türbeleri de burada yapılmıştır.
Topkapı Sarayı Mozaikler        
İmparator Kapısı üzerindeki mozaik : Ortada son derece süslü taşlar ve incilerle süslenmiş taht üzerinde oturmuş Pantokrator ( kainatın hakimi ) İsa, bir kaide üzerine basmaktadır. Sağ eli takdis işareti yapmakta, sol emiyle ise, dizi üzerinde açık duran bir kitabı tutmaktadır.
İsa’nın ayakları önünde secde eder durumda imparator altıncı Leon görülür . İki kenardaki madalyonların berinde Meryem tasvir edilmiştir. Diğerinde ise Kilisenin koruyucusu   Baş melek Cebrail’in tasvir edildiği tahmin olunabilir .
Güney-Batı girişi üstünde mozaik : Altın zemin üzerinde ortada görkemli bir taht üzerinde oturur durumda koyu lacivert  elbiseli Meryem tasvir edilmiştir. Başının iki yanında bulunan kısaltılmış harfler “ Tanrı anası “ olduğunu ifade eden kelimelerin kısaltılmış semboludur.
Meryem ayakları altındaki kenarları değerli taşlarla bezenmiş bir kaide üzerine basar. Bu kaidenin üst yüzü gümüş mozaiklerle kaplıdır. Bizans sanatında altın mozaiklerlerin bol olmasına karşılık , gümüş mozaikler son derece azdır. Meryem’in kucağında oturan İsa yetişkin, bilgiç bir insan ifadesine sahiptir.
Bu onun Tanrıya yakın bir mistik varlık olduğunu gösterir. İki yanda bulunan imparator figürlerinden biri İstanbul’un kurucusu Konstantinos I ’dır.elinde sunduğu maket bir şehir semboludur. Etrafını surların çevirdiği bu şehrin Byzantion yanı İstanbul olduğu kolaylıkla anlaşılır
Ortada büyük bir kapısı ve kuleleri olan surların çevirdiği şehrin içinde sadece iki bina işaretlenmiştir. Bunlardan birinin ilk Ayasofya diğerinin senato olduğu tahmin edilir. Diğer taraftaki İmparator Justinianos’dur. Elinde tuttuğu Ayasofya maketini Meryem ve İsa’ya sunar durumdadır.
Apsis  yarım kubbesindeki mozaik:  Altın zemin üzerinde ortada değerli taşlarla süslü tahta oturan Meryem, kucağında İsa ile birlikte tasvir edilmiştir. Meryem’in koyu lacivert renkte sade ve bütün vücudunu örten kıyafeti, etrafını çeviren altın zemin ile bir kontrast oluşturur.
Güney Galeride Deisis Mozaiği : Ayasofya’nın mozaikleri arasında hiç kuşkusuz, en ünlüsü Deisis kompozisyonudur. Deisis, yanı mahşer günü İsa’dan Meryem ve Loannes Prodromos’un insanlık için yardımcı olmasını dilemeleridir.
Mahşer Kompozisyonunun ortasını meydana getiren üçlü kompozisyonda ortada büyük bir İsa, ekseni teşkil eder. Üçlü grubun ikinci şahsı, Meryem’dir. Diğer yanda ise Vaftizci Yahya bulunmaktadır.
Güney Galerideki İmparatoriçe Zoe Mozaiği : Ortada Pantokrator ( Kainatın hakimi ) İsa , sağ eliyle takdis işareti yapmakta, sol eliyle incilerle bezenmiş cildi olan Kutsal Kitabı tutmaktadır. İsa’nın bir yanında imparatoriçe Zoe , diğer yanında Zoe’nin üçüncü kocası Konstantinos Monomakhos yer almaktadır. Bizans tarihinde entrikaları ve evlilikleriyle ün yapan imparatoriçe Zoe kocalarını değiştirdikçe Mozaik üzerindeki imparatorun başı ve isminin belirten yazının da değiştiği sanılmaktadır.
Güney Galerideki Komnenos ailesi Mozaiği :  İmparator Komnenos II ile eşi Macar asıllı Eirene ve oğulları Alxios’u tasvir etmektedir. Ortada kucağında İsa ile ayakta duran Meryem yer almaktadır. İmparator ve İmparatoriçe değerli taşlarla süslü tören elbiselerini giymişler, imparatorun elinde bir para kesesi, İmparatoriçe de bir rulo tutmaktadır.
Kuzey Galeride Alexandros Mozaiği : Üzerinde inci ve taşlarla süslü tören kıyafeti olan hükümdarın sağ elinde bir tomar sol elinde ise bir küre vardır.
Kubbeye geçişi sağlayan köşe elemanları üzerindeki Mozaikler :Kubbeye geçişi sağlayan köşe elemanlarının yüzeylerinde yalnız kafa ve kanatlardan ibaret olan dört melek tasviri yer alır.
 Topkapı Sarayı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir