Toprak Arıları

Toprak Arıları Bu arıların genç ana arısı kışı toprakaltında uyuyarak geçirir. Bahar geldiğinde yuvasından çıkar ve kolonisini kuracağı bir yer aramaya başlar. Örneğin bir farenin yeraltında kazdığı ve içini kuru otla döşediği yuva bunun için uygun bir yerdir.

Toprak Arıları Özellikleri

Ana arı bu yuvada balmumundan bir göz hazırlar ve içine altı ya da yedi tane yumurta bırakır. Bunun dışında ürettiği balları biriktirmek için gene balmumundan genişçe bir kap yapar.

Yumurtadan çıkan larvaların çok fazla beslenmesi gerektiğinden, ana arı gün doğumundan gün batımına kadar yavruları için balözü ve çiçektozu toplar.

Larvalar iki hafta sonra iyice gelişir ve salgıladıkları ipeksi ipliklerle kendilerine sert bir koza örerler. Ana arı, birbirine bitişik olan bu kozalara gövdesini iyice yaslayarak pupalannı ısıtır.

Yaklaşık iki hafta sonra işçi toprak arıları kozalarını delerek dışarı çıkarlar. Balarılarında olduğu gibi ana arıdan daha küçük yapılı olan bu işçi arılar hemen işe koyularak yeni çıkacak arılar için olabildiğince çok yiyecek toplamaya girişirler.

Yaz sonuna doğru yuvadaki işçi arı sayısı 100’ü bulur. Bu arada larvalardan bazıları ana arı, bazıları da erkek arı olarak gelişir.

Ana arı erkek arılarla çiftleşip yumurtalarını gözlere bırakır ve burada gelişen yeni ana arılar gelecek bahara kadar barınacakları yeri seçmek üzere yuvadan ayrılırlar.

Geriye kalan bütün erkek arılar, işçi arılar ve eski ana arı ölür. Bal anlarındaki gibi yıllarca ve yaz-kış sürebilen koloni yaşamı toprakarılarında yoktur. Toprakansı yaşam çevrimini bir yılda tamamlar ve baharda yeni kuşaklar için yeni bir çevrim başlar. Yalnız tropik bölgelerdeki toprakansı kolonileri balarılarında olduğu gibi oğul vererek bir yıldan çok sürebilir

Balarıları gibi toprak arılarının da soktuğu zaman ağrı veren bir iğnesi vardır. fakat tropik bölgelerdeki toprakanlarının bir bölümü iğnesizdir.

Bu iğnesiz arılardan bazıları yuvalarına zarar vermeye kalkışanların üzerine sürüler halinde saldırarak gözlerine ve kulaklarına üşüşür, bazen de yüzlerine yapışkan ve acı bir sıvı bulaştırırlar.

Güney Amerika’da yaşayan bazı iğnesiz arılar, insanların oyuk kütükler içinde yaptıklan derme çatma kovanlarda umulmadık kadar çok bal verir.

Bu arılar peteklerini reçine, balmumu, hatta bazen çamur katılmış bir karışımdan yaparlar. fakat bu petekler, bal arı larının düzgün altıgenlerden oluşan kusursuz petekleriyle karşılaştınlamayacak kadar kabadır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir