Türk Ampir Üslup Dönemi | Sanat Tarihi

Türk Ampir Üslup Dönemi XVI. Louis devrinde ortaya çıkan, Napolyon zamanında gelişen mimari, mobilya ve giyim üslubudur.

İnsan ve hayvan figürlerinin hakim olduğu bu süsleme sanatı kısa zamanda bütün Avrupa’ya yayıldı.

Rusya’da “Aleksandrin üslubu” adını aldı.

Ampir stili Türkiye’ye Barok-Rokoko üslubunun ardından girdi.

Barok üslubunun Türkiye’de uygulanması 1730’lardan XIX yüzyılın başlangıcına kadar sürer.

Ampir stil ise, 1875 yılına kadar yaşamıştır.

Barok üslupta düz hatların yerini yuvarlak hatlar almakta olup, süsleme zenginliğini yapılardaki girinti ve çıkıntılar oluşturmaktadır.

Ampir üslubunun özelliği, insan ve hayvan figürlerinin fazlaca kullanılmasıdır.

Bu bakımdan bu üslup Türkiye’de Batı’dakinden farklı uygulanmıştır.

Türk sanatkarları, mimarlık, ve süsleme sanatına hakim olan barok ve ampir üslubuna kendi anlayışlarım katmışlardır.

Memleketimizdeki uygulama Batı’dakine benzemediği içindir ki Türkiye’dekine “Türk ampir uslubu” denmiştir.

Türkiye’de ampir devri genellikle mimaride ve dekorlarda görülmektedir.

Özellikle çeşmelerde uzun stilize yaprak motifleri kullamlmıştır.

Cepheler düz ve sade bir şekilde olup tezyinatsızdır.

Türkiye’de ampir stilin uygulanmasında, hayvan insan figürlerinin kullanılmasından kesinlikle kaçınılmıştır.

Osmanlılarda barok ve ampir üslubun en önemli temsilcileri Balyan ustalarla Mimar Hacı Emin Paşa’dır.

İstanbul’da Salıpazarı’ndaki “Nusretiye Camii” Gülhane Parkı köşesindeki “Alay Köşkü” Divanyolu’ndaki “Çevri Kalfa Okulu” ve “Dolmabahçe Sarayı” ampir üslubunda inşa edilen yapılardandır.

Bir cevap yazın