VI. Mehmed,Vahdettin Hayatı,Dönemi

Mehmed VI (Sultan Vahideddin Han), son Türk padişahı (İstanbul 14 ccak 1861-San Remo 16 mayıs 1926). Padişah Abdülmecid’in oğlu.

V. MehmedBirinci Dünya savaşı sona ererken (3 temmuz 1918) tahta çıktı. Sadrazam Talât Paşa kabinesi çekilince, yeni kabineyi kurma ve barışı sağlama görevini Ahmed izzed Paşaya verdi.

6 Mehmet Vahdettin Hayatı

Müttefiklerle Mondros’ta yapılacak barış antlaşması heyetinin başkanlığına Damat Ferid Paşayı getirmesine başta sadrazam olmak üzere, kabine karşı geldi. Mehmed VI, daha sonra Rauf Beyi (Orbay) heyetin başkanı yaptı.

Antlaşmanın imzalanmasından sonra (30 ekim 1918) Yıldırım orduları grup kumandanı Mustafa Kemal Paşa, sadrazam Ahmed İzzed Paşaya, padişaha duyurulmak üzere verdiği raporda Mondros antlaşmasının açıklık kazanmayan maddelerini tenkit etti ve özellikle İtilâf devletlerine gerekli gördükleri yerleri işgal yetkisini veren yedinci madde üstünde durdu.

İstanbul’da da askeri bir işgal idaresi kuruldu. Mehmet VI, itilâf devletlerince savaş suçlusu sayılmaktan korktuğu için, bu olaylara seyirci kaldı.

Ayrıca İtilâf devletleri tarafından savaştan sorumlu tutulan İttihat ve Terakki fırkasını tasfiye etmeyi tasarladı. Ahmed İzzed Paşa ile müzakere ederek kabinede bulunan ittihatçı nazırların görevlerine son vermesini istedi.

Sadrazam, bunu kabul etmeyince Tevfik Paşayı sadrazamlığa getirdi. İstanbul’daki işgal kuvvetlerinin isteklerine uyarak Meclisi Mebusanı dağıttı; yeni seçimlerin, ancak kesin barışın sağlanmasından sonra yapılacağını halka duyurdu. itilâf kumandanlarının isteklerine uyarak sık sık nazır ve sadrazam değiştirmeye başladı.

Tevfik Paşayı istifaya zorlayarak itilâf devletlerinin isteklerini yerine getirecek olan Damat Ferid Paşayı sadrazamlığa getirdi (4 mart 1919). ittihatçılara düşman olan Ferid Paşa, Mehmed VI ile birlikte, itilâf devletlerinin her isteğini yerine getirerek devletin devamını sağlayacağına inanıyordu.

Bu durumdan yararlanan galip devletler, osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaştıkları gibi bunu açıklamaktan da çekinmediler.

Mondros antlaşmasının yedinci maddesine dayanarak, Yunanlılar İzmir’i (15 mayıs 1919); italyanlar, Güneybatı Anadolu’yu (Muğla ve yöresi); Fransızlar da Güney Anadolu’yu işgal ettiler.

Bu işgaller Anadolu ve İstanbul’da yer yer protesto toplantılarının yapılmasına yol açtı. Mehmed VI, durumu kurtarmak için, Damat Ferid Paşa kabinesinin istifasını sağladı.

Sadrazamlığı tekrar Damat Ferid Paşaya verirken kabineye daha yumuşak bir siyaset takip edecek kimseleri alması için kendisini uyardı.

16 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’i 9. Ordu müfettişliğine tayin eden Mehmed VI, İstanbul’dan hareketinden önce. Mustafa Kemal Paşa ile görüştü.

Samsun’a gelen Mustafa Kemal Paşa, Karadeniz ordusu kumandanı general Miline’nin padişahı uyarması sonunda geri çağırıldı. Mustafa Kemal Paşanın bu çağrıya uymaması üzerine, padişah ve hükümet ona karşı cephe aldılar.

Bu arada Erzurum kongresi tarafından milli meselelerin tespit edilmesi ve Anadolu’da geçici bir hükümet kurulması, padişahı endişeye düşürdü, itilâf kuvvetlerinin de etkisiyle Rauf Bey ile Mustafa Kemal Paşanın tutuklanmaları emrini verdi; ancak, bu emri yerine getirecek hiç bir makam bulunamadı.

Bunun üzerine Mehmed VI, Harput valisi Ali Galib’i kullanarak kongreyi dağıtmak istedi; fakat Ali Galib de bunu sağlayamadı. Anadolu’da başlayan direnme hareketinin bütün yurda yayılması üstüne Mustafa Kemal, Damat Ferid Paşa hükümetini istifaya zorlamak için İstanbul ile olan bütün haberleşmeleri kesti.

Bunun üzerine Mehmed VI, zaman kazanmak için, Damat Ferid Paşanın yerine milli mücadele taraftarı Ali Rıza Paşayı sadrazamlığa getirdi. Ali Rızi. Pasa, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek üzere Salih Paşayı Amasya’ya gönderdi; Salih Paşa, Mustafa Kemal Paşanın şartlarını kabul ederek İstanbul’a döndü. Mehmed VI, sadrazamın isteği üzerine Meclisi Mebusanı toplantıya çağırdı (12 ocak 1920).

İşgal kuvvetlerinin kumandanları bu duruma karşı çıktılar ve 16 mart gecesi sabaha karşı İstanbul’u resmen işgal ettiler; mülki ve askeri görevlilerden birçoğunu Malta’ya sürdüler. Ali Rıza Paşa kabinesi düştü.

İtilâf devletlerinin her isteğini yapan Mehmed VI, Meclisi Mebusanı süresiz olarak kapattığı gibi, devlet ilerigelenlerinin uyarmalarını da dinlemeyerek Damat Ferid Paşayı tekrar sadrazamlığa getirdi. Mehmed VI, İstanbul’un Türklere bırakılacağını ve saltanat hukukunun itilâf devletleri tarafından korunacağını düşünüyordu. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa Osmanlı devletinin hükümranlığını kaybettiğini bildirerek Ankara’da T.B.M.M. hükümetini kurdu.

Mehmed VI ve sadrazam bunu önlemek ve Ankara hükümetini gayrimeşru duruma düşürmek için, şeyhülislâmdan aldıkları bir fetvayı çeşitli vollarla Anadolu’ya dağıttılar (24 mayıs 1920). Bu fetvada Anadolu’daki milli teşkilâtta görev alanların halife düşmanı oldukları ve öldürülmelerinin gerektiği bildiriyordu.

Mehmed VI, süresiz olarak kapattığı Meclisi Mebusanı da feshetti, itilâf devletlerinden aldığı paralarla Anadolu’daki milli kuvvetlere karşı Bolu ve Düzce ayaklanmalarını düzenledi.

Bütün bunlar etkisiz olunca, Mehmed VI’nın elinde yalnız İstanbul ve dolayları kaldı. Bu duruma da aldırmadı ve Sevr antlaşmasını imzaladı (10 ağustos 1920).

Türk milletine hür yasama hakkı tanımayan bu antlaşma ile Mehmed VI, yalnızca osmanlı soyunun devamını sağlamak istiyordu. Bununla birlikte maddi ve manevi iktidardan yoksun olduğunu da bu antlaşmayla ispatlıyordu.

30 Ağustos 1922’de büyük taarruzla gücünü bütün dünya devletlerine kabul ettiren T.B.M.M., itilâf devletleriyle, Mehmed VI ile görüşmeyi gerekli görmeden, Mudanya mütarekesini imzalayınca Mehmed VI’nın durumu güçleşti. Refet Paşa T.B.M.M. orduları ile İstanbul’a girince Mehmed VI,

T.B.M.M.’nin hakkındaki düşüncelerini öğrenmek için Refet Paşa ile görüştü (29 ekim 1922). Refet Paşa, padişaha, T.B.M.M. hükümeti yanında İstanbul’daki hükümetin bir anlam taşımadığını ve itilâf devletleri ile sürdürülen ilişkilerin kesilmesini istedi. Ayrıca bu istekler yerine getirilirse, T.B.M.M. hükümetinin saltanat hakkında daha yumuşak kararlar verebileceğini belirtti.

Mehmed VI, görüşe katılmadığını, meşru bir hükümdar olduğunu, hükümetin dağılmasının söz konusu edilemeyeceğini Refet Paşaya bildirdi. Bu sırada itilâf devletleri, İstanbul hükümetiyle T.B.M.M. hükümetini barış şartlarını görüşmek üzere Lozan’a davet ettiler.

Bu daveti Mehmed VI hemen kabul etti; ancak T.B.M.M. hükümeti tek başına Lozan’a katılabileceğini bildirdi. Bu hava içinde T.B.M.M., saltanatın hukuki durumunu görüştü.

Sonunda hilâfet ile saltanatın ayrıldığını ve saltanatın kaldırıldığını bir kanunla kabul etti (1 kasım 1922). Bu durumu öğrenen Refet Paşa itilaf devletleri komiserlerine başvurarak İstanbul’daki idareye T.B.M.M. adına el koyduğunu bildirdi, itilâf devletleri Mehmed VI’yı bırakarak Türkiye’nin içişlerine karışmamaya karar verdiler.

Bunun üzerine Tevfik Paşa hükümeti Mehmed VI’ya istifasını verdi (4 kasım 1922). Mehmed VI da, yeni bir sadrazam seçmeyerek T.B.M.M.’nin isteğine uydu. Bunu yaparken de, halife olarak başta kalabileceğini umuyordu.

Fakat İstanbul ve Anadolu basını, aleyhinde çek sert yazılar yayımlamaya başladı. Bu ve buna benzer yayımlar, Mehmed VI’ya taraftarlarını kaybettirdi; hattâ bir cuma selâmlığında yalnız kalmasına sebep oldu (10 kasım 1922).

Bu arada Kurtuluş savaşı sırasında, milli mücadele aleyhinde yazılar yazan Peyam’ı Sabah gazetesi başyazarı Ali Kemal, İzmit’e kaçırıldı. Bu olay, Mehmed VI’yı hayatı konusunda endişelendirdi.

17 Kasım 1922’de general Harrington’a bir yazı ile başvurarak Öldürülmekten korktuğunu bildirdi ve İstanbul’dan ayrılması için gereken yardımın sağlanmasını istedi.

Aynı gün, general tarafından olumlu cevap verildiğinden Malaya adlı İngiliz zırhlısına binerek İstanbul’dan ayrıldı (17 kasım 1922).

Bir gün sonra T.B.M.M. Mehmed VI’yı halifelikten ayırarak yerine Abdülmecid Efendiyi çoğunlukla seçti.

Mehmed VI, önce Malta’ya gitti. İngiliz ve Arapların yardımıyla halifeliğini sürdüreceğini düşündü. Sonra melik Hüseyin’in çağrısına uyarak Mekke’ye geldi.

Burada, hilâfet ile saltanatın ayrılmasının şeriat düzenine aykırı olduğunu islâm dünyasına bir bildiri ile duyurdu; fakat bunun hiç bir etkisi Olmadı. Mekke’den San Remo’ya dönerek orada yerleşti. Bu şehirde öldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir