Willa Sibert Cather

Willa Sibert Cather  Alexander’s Bridge (İskender Köprüsü) [1912] adlı ilk romanı büyük bir başarı sağladı. Gazeteciliği bıraktı, kendini edebiyata verdi; Eserleri: O Pioneers! (Ey Sınır Göçmenleri) [1913]; The Song of the Lark (Çayırkuşunun Türküsü) [1915]; My Antonia (Antonia’ın) [1918]; bu eserlerin ortak konusu, Avrupa’dan gelerek Batı Amerika’da yerleşen yürekli göçmenlerin çetin hayatıdır. Sonraki romanları daha az iyimserdir; A Lost Lady (Kaybolan Bayan) [1923] ve The Professor’s House (Profesördün Evi) [1925] eserlerinde belirli bir ölçüde hayal kırıklıklarını anlatır.

Çağına karşı duyduğu yılgınlıkla geçmişe dönerek Death Gomes of the Archbishoft (Başpiskopos’un Ölümü) [1927] adlı eserinde güneybatı İspanyol medeniyetini; Shadows on the Rock’da da (Kayalıktaki Gölgeler) [1931] XVII. yy. Kanadası’ndakı fransız medeniyetini yaşatmaya çalıştı.

Bu sürede katolikliğe girdi. Klasik bir hava içinde özenle kaleme alınmış, sağlam yapılı eserleri, natüralist dönemin romanlarına hiç benzemez. 1922’de Pulitzer ödülünü kazandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir