William Blake Kimdir,Hayatı

William Blake Kimdir İngiliz ressamı, gravürcü ve mistik şairi (Londra 1757-1827).

William Blake Hayatı

Resme karşı küçük yaşta kabiliyet göstermesi üzerine, on dört yaşındayken, gravürcü James Basire’in yanına William Blakeçırak olarak girdi.

1778’de Stothard, Flaxman ve Fussli ile birlikte Royal Academy’de resim öğrenimi yaptı.

Resimle olduğu kadar şiirle de ilgilenen Blake’in büyük bir tutkuyla yazdığı şiirlerinin tatlı ritmi Elizabeth I devrindeki eserlerin ritmini hatırlatır.

1789’da İngiliz şiirinin en değerli eserlerinden biri olan Songs of Innocence (Masumluk Şarkıları) adlı kitabını yayınladı.

Bu şiirlerini kendi eliyle ofortla bakır üzerine işlediği gravürlerle süsledi. 1795’te şair Young’ın Nights (Geceler) adlı eserinin sayfa kenarlarını beş yüzden fazla suluboya resimle süsledi.

1800’de Felp-ham’da (Sussex) şair Hayley ile buluştu, orada yazdığı Milton ve Jerusalem (Kudüs) adlı destan! şiirlerini 1803’te Londra’ya döndüğü zaman gravürlerle süsledi.

1810’a doğru Robert Blair’in The Grave (Mezar) adındaki eserini resimledikten ve Cantorbery Hacıları için gravürler yaptıktan sonra unutuldu ve yoksulluk içinde yaşadı.

1818’de John Linell, Yobe’un bir kitabına ve Dante’nin Divina Commedia’sına (İlahi Komedya) resimler yapmasını istedi.

Blake bu son eser için çoğu taslak halinde yüz kadar resim yaptı.

 İngiliz şairlerinden William Blake aynı zamanda ressam ve oymabaskı ustasıydı.
Yaşadığı dönemde pek tanınmayan Blake, Londralı bir çorapçının üçüncü oğlu olarak dünyaya geldi ve tüm yaşamını Londra’da geçirdi.
Blake hiç okula gitmedi. Okuma yazmayı annesinden öğrendi. Resim yapmaya çok küçük yaşta başladı.
10 yaşında bir çizim okuluna giden Blake, 14 yaşındayken oyma-baskı ustası James Basire’in yanına çırak girdi {bak. Oymabaski).
Yedi yıllık çıraklık eğitiminden sonra Kraliyet Akademisi Okulları’na yazıldı.
Blake, çizim ve oymabaskı çalışmalarının yanı sıra, var gücüyle okuyor ve şiir yazıyordu.
Çıraklık döneminden sonra, oymabaskı yaparak, kitap resimleyerek geçimini sağladı.
1782’de Catherine Boucher ile evlendi. Bir yıl sonra ilk şiirlerini Poetical Sketches (1783; “Şiir Taslakları”) adıyla yayımladı.
William Blake hiç okuma yazma bilmeyen karısına okuma yazma öğretti; bundan kısa bir süre sonra okuma zevkini birlikte paylaşmaya başladılar.
Sanatçının şiir ve çizimlerini bir araya topladığı, Songs of Innocence (1789; “Saflık Şarkıları”) adlı kitabın basımında da birlikte çalıştılar.
Blake’in bakır levhalara kazıdığı yazı ve resimleri baskıya geçiren Catherine, aynı zamanda renklendirme ve cilt işlerini de yapıyordu. Blake öbür yapıtlarının basımını da karısının yardımıyla gerçekleştirdi.
Blake’in yalın bir anlatımla yazdığı şiirlerinde imgelemler öne çıkar. Zihninde kurduklarını çok canlı bir biçimde aktarma yeteneğine sahip olan şaire, yaşadığı dönemde geleceğe ilişkin verdiği haberlerden ötürü, “kâhin” sıfatı yakıştınlmıştı.
Blake’in yapıtlarında akıl ile düş gücü arasındaki çatışma önemli bir yer tutar. Şaire göre, evren bir bütündür.
İyi ile kötü, güzel ile çirkin bu bütünün içinde yer alır. “Tyger” (“Kaplan”) şiirinde, şiddet ve güç simgesi kaplanı da, saf ve zayıf kuzuyu da yaratanın aynı Tanrı olduğunu vurgular.
1818’den sonra şiir yazmayı bırakan şair yalnızca çizim ve oyma baskı sanatıyla uğraştı.
Günümüzde, Londra’daki Tate Galerisi başta olmak üzere, birçok sanat galerisinde sergilenen resimleri, olağandışı görüntülerin yanı sıra, sanatçının canlı düş gücünü de yansıtmaktadır.
Blake, yaşlandıkça daha da sık gördüğü düşlerini, resimlerine ve şiirlerine tüm ayrıntısıyla aktarabiliyordu.
Kutsal Kitap’ta (Tevrat-İncil) yer alan The Book of Job (1826; “Eyub Kitabı”) adlı yapıtındaki 21 oymabaskı resim ve dünya edebiyatının en büyük yapıtlarından biri olan, Dante’nin İlahi Komedya’sındaki (La divina commedia) resimler Blake’in sanatsal yeteneğinin en güzel örnekleridir. Blake’in en tanınmış şiirlerinin bir bölümü, Songs of Experience (1794; “Olgunluk Şarkıları”) adlı yapıtında toplanmıştır.
Blake, uyaksız, uzun dizelerden oluşan öykülü şiirler de yazdı. Yeni bir toplumu düşlediği Jerusalem (1820; “Kudüs”) adlı yapıtında, doğal bir yaşam biçimine dönüş isteğini dile getirir.
Toplumsal adaletten yana olan Blake, özel mülkiyete, kilise kurumuna, dönemin yasalarına, savaşa ve insanı kendine yabancılaştıran çalışma biçimlerine karşıydı.
Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nden ve Fransız Devrimi’nden çok etkilenmiştir.
Yaşadığı çağda hemen hiç ilgi görmeyen William Blake, 19. yüzyılın sonunda William Butler Yeats ve 20. yüzyılın başında T. S. Eliot tarafından hak ettiği üne kavuşturuldu.

Bir cevap yazın