Yeni Zelanda

Yeni Zelanda hakkında Ansiklopedik Bilgi,Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Yeni Zelanda adı Felemenkçe Zeeland adından geliyor. Zeeland, Hollanda’da bir ildir.

Yeni ZelandaMaorice Yeni Zelanda’ya Aotearoa deniyor. Uzun Beyaz Bulutların Ülkesi anlamına geliyor. Ao bulut anlamına, tea beyaz anlamına ve roa bulut anlamına gelmektedir.

Yeni Zelanda’nın Coğrafi Özellikleri

Yeni Zelanda, Cook boğazıyla birbirinden ayrılan ve kuzeyden güneye doğru 1 500 km’den fazla uzanan başlıca iki büyük adadan meydana gelir; adaların eni 200 km’yi pek az yerde aşar ve kıyıların hemen her yeri (kıyılar 4 800 km’dir) büyük ölçüde girintili çıkıntılıdır. Her iki ada da dağlıktır. Kısmen volkanik olan kuzey adasına Maoriler «Tüten ada» adını vermişlerdi.

Gerçekten adada yeni püskürük olaylar görülür: bazı büyük yanardağlar (Ruapetru, Ngauruhoe) sık sık püskürür. Güney adasında volkan yoktur ve özellikle orta kısımda yüzey şekillerinin başlıca özelliği batıya doğru yükselen sıradağlardır; Yeni Zelanda Alpleri adı verilen bu dağlar doğuda dar ve uzun Canterbury ovasına hakimdir.

Yeni zelanda iklim özellikleri

Yeni Zelanda’da, bulunduğu enlem (34° 23′ ve 47e 17′ güney enlemi) ve okyanusla çevrili olması sayesinde yumuşak ve yağışlı bir iklim hüküm sürer; ama yüzey şekilleri bu iklim şartlarını değiştirir.

Yazın en sıcak ayları Ocak ve Şubat olup en soğuk aylar Haziran ve Temmuzdur.

Genellikle ılıman bir iklime sahip olup, ülkenin kuzey kesimleri suptropikal iklimin etkisi altindadir. Kışın, Guney Ada’nın (South Island) iç kesimleri -10 dereceye kadar inerken, Okyanus kıyıları daha yumuşak ve yağışlı bir iklime sahiptir. Yazlari 20-33 dereceler arasında olup oldukça da güneşlidir.

Yeni Zelanda Tarihi

Adaya ilk olarak Maoriler yerleşti; polinezyalı olan Maoriler, Cook ve Cemiyet adalarından gelerek XIV. yy.a doğru Kuzey adasını ele geçirdiler. Ilıman iklime uyma zorunluluğu, medeniyetlerini ilerletti. Ülkeye ilk ayak basan avrupalı olan hollandalı A.J. Tassmann’ın adalara uğrayarak batı kıyısına Devletler toprağı adını verdiği sırada (1642), Maoriler, Güney adasına geçmişlerdi; adalara kısa süre sonra Yeni Zelanda denmeye başlandı.

1769’dan sonra kıyıyı keşfeden Cook, Yeni Zelanda’nın bir takımada olduğunu ortaya koydu. Adalara gezginlerden sonra balina avcıları, yerlilerden keten ve kereste alan ve ateşli silâhlar satan tacirler geldi; yamyam olan yerliler korkunç çarpışmalara giriştiler. Sonra

Church Missionary society’den misyonerler (1814) ve katolikler (1835) adalarda Hıristiyanlığı yaydılar.Adaların İngiltere’ye ilhakını boş yere isteyen E. G. Wakefield, Kuzey adasında sömürgeleştirmeyi teşkilâtlandırdı (1839); bir fransız seferini önlemek için Ingiltere adaya müdahale etti; W. Hobson, topraklarının mülkiyet hakkı için teminat verdiği yerli önderlere İngiltere’nin metbuluğunu kabul ettirdi (Waitangi anlaşması, şubat 1840).

Ama Wakefield’in yönettiği şirket 20 000’den çok kolon yerleştirdi ve adanın bütün güney kıyısının kendisine bırakılmasını sağladı; yerlilerin elinde ancak Kuzey adasının ortasındaki az verimli topraklar kaldı.

Vali sir George Grey’in karşı çalışmasına rağmen yürütülen bu şiddetli genişleme siyaseti, yerlilerin sert bir şekilde direndikleri ve sonunda kırılıp geçirildikleri maori savaşlarına yol açtı (1843-1847; 1860-1869): yerliler sonradan ustaca tavizlerle Yeni Zelanda toplumuna tekrar katıldılar.

Sömürge Büyük Okyanus’taki tecrit edilmiş durumu sayesinde kısa süre içinde geniş bir muhtariyet kazandı. 1852’de çıkarılan, 1870’te sağlamlaştırılan ve ülkeye sorumlu bir hükümet tanıyan anayasa, yedi il meclisine geniş yetkiler bıraktı; il meclislerinin kötü yönetilmesi, 1875’te merkezî hükümet tarafından dağıtılmalarıyla sonuçlandı.

Avustralya sömürgeleriyle birleşmeyi reddeden Yeni Zelanda. 1907’de dominyon oldu. Ülkede altın bulunması (1861, 1865), nüfusu iki kat artırdı ve tarımı geliştirdi; kolonların uğraştığı sığır yetiştiriciliği önce yapağı, sonra da et ve süt ürünleri ihracına İmkân verdi.

Başlangıçta siyasete büyük mülk sahipleri hâkimdi: ama genel oy sisteminin kabulü (1889), güneyin parsellenmesini ve güneyin’ parsellenmesine katkıda bulunan dini toplulukların etkisindeki işçilikle geçinen küçük kolonlar kütlesinin siyasette söz sahibi olmasını destekledi.

Liberal-işçi koalisyonuna dayanan ve bir «doktrinsiz sosyalizm» uygulayan liberal başbakan Richard Seddeon zamanında (1893-1906), Yeni Zelanda’da dünyanın en ileri kanunları çıkarıldı: kadınlara oy hakkı (1893).

Maorilere meclise girme hakkı, hafta sonu tatili (1894), işçileri koruma kanunları, sosyal sigortalar, iş anlaşmazlıklarında hâkime başvurma mecburiyeti, demiryolları, madenler ve toprak mülkiyetinin millileştirilmesi; büyük mülklere elkonması.

Ama Yeni Zelandalılar hürriyetlerini ve hayat seviyelerini muhafaza edebilmek için yalnız îngilizleri (o da az sayıda olmak üzere) göçmen olarak kabul ettiler.

XIV. yy.dan sonra sarı ırkın çoğalması korkusu ülkeyi sardı ve Yeni Zelanda daha dominyon olmadan önce stratejik kaygılara kapıldı: Hermadec adalarını işgal etti (1887), Londra’nın Cook adalarının yönetimin: kendisine bırakmasını sağladı (1901), 1897’den sonra İngiliz filosunun Büyük Okyanus’taki harcamalarına katıldı.

1920’de Yeni Zelanda Milletler camiasından Batı Samoa adaları üstünde tek başına, Nauru adası üstünde de İngiltere ve Avustralya ile ortaklaşa manda aldı.

Transvaal ve 1914 -1918 savaşlarında İngiltere’ye yardım eden Yeni Zelanda, A.B.D. ve Avustralya ile ilişki kurarak İngiltere’nin Büyük Okyanus siyasetini kendi çıkarına yontmaya çalıştı; bu ortaklaşa çalışma. İngiltere’nin Japonya ile ittifakını yenilememesi (1922), sonra Singapur’u tahkim etmesiyle sonuçlandı.

Yeni Zelanda, hammaddelerin fiyatının çökmesine ve milletlerarası ticaretin azalmasına yol açan 1929 İktisadi buhranından büyük zarar gördü.

1935’te İşçi partisi tek başına iktidara geldi: başbakan Savage, buhranın başında kaldırılan mecburi hakemlik sistemini yeniden koydu, haftada 40 saatlik çalışmayı kabul ettirdi, sendikaya girme hakkını tanıdı ve dış ticaretin teşkilâtlanmasını devlete verdi. İkinci Dünya savaşı sırasında yeni zeianda birlikleri Akdeniz ve Büyük Okyanus cephelerinde çarpıştı.

Japonya’nın 1945’te teslim olması, Asya’dan gelecek insan dalgası korkusunu ortadan kaldırmadı: dominyon, avrupalı göçmenleri daha kolay kabul etti, Güneydoğu Asya meseleleriyle ilgilendi (Kolombo planına katılması) ve bir anlaşma ile A.B.D. ve Avustralya’nın desteğini sağladı (eylül 1951). İktidar 1949 – 1957 arası Milliyetçi partiye (muhafazakâr).

1957-1960 arası İşçi partisine, eylül 3960’ta Keith Holyoake’nin yönettiği Muhafazakâr partiye geçti; Samoa adalarındaki milliyetçi hareketler sonucunda. Yeni Zelanda hükümeti 1961 temmuzunda takımadaların bağımsızlığını ilân etti. 26 Kasım 1966 seçimlerinde.

İşçi partisinin 35 milletvekiline karşı, 44 milletvekiliyle çoğunluğu elde tutan Keith Holyoake ve partisi. Yeni Zelanda’yı sembolik olarak A.B.D. safında Vietnam savaşına soktu (1965’te bir topçu bataryası gönderildi).

İki parti en çok bu noktada ayrılır: İşçi partisi A.B.D.’den ayrılarak asya ülkelerine ve özellikle Japonya’ya yaklaşılmasında, muhafazakârlar ise tersine büyük Asya kıtasına karşı bir savunma kaygısıyla, A.B.D. yönetiminde bir siyasi -askeri bütüne katılmakta ısrar etmektedirler. Eylül 1969 seçimini kazanan Milliyetçi parti A.B.D.’ye bağlı siyasetini sürdürdü.

Bununla birlikte ağustos 1971’de Güney Vietnam’daki yeni zelanda birliklerini geri çekti. 1972 Seçimlerindeyse İşçi partisi çoğunluğu sağladı. Bu sonuç, ülkenin ic ve dış siyasetinde değişikliklere yol açtı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir