Yıldırım Beyazıt

Yıldırım Beyazıt,Germiyanoğlu Şah Çelebi’nin (Süleyman Şah) kızı ile evlendi ve cihaz olarak bir kısım Germiyan toprağının idaresini aldı.

Yıldırım Beyazıt Hayatı ve Yaptıkları

Bayezid 1385’te âsi kardeşi Savcı Beyi bastırdı ve katletti. 1386’da Murad I’in Karamanoğlu Ali Bey’e karşı yaptığı sefere katıldı, Konya savaşında Rumeli askerinin idaresini üzerine aldı ve zaferin kazanılmasında çok hızlı ve kesin hareketleriyle yararlı oldu; Yıldırım lakabını, bu hızlı ve Yıldırım Beyazıtkesin davranışlarından dolayı aldığı söylenir.

Sırp kralı başta olmak üzere Rumeli’deki bütün hıristiyan milletler birleşince Murad I Germiyan, Menteşe, Saruhan ve Hâmidoğullarını antlaşmaya çağırdı. Karesi valisi Yakup ile, Sultanönü ve Germiyan ülkesinin bir kısmını idare eden Bayezid’i de yanına alarak Rumeli’ne yürüdü. Osmanlı Türklerinin Rumeli’de kesin olarak yerleşmesini sağlayan Kosova meydan savaşı’nın kazanılmasında Rumeli askerine ve sağ cenaha kumanda eden Bayezid en büyük rölü oynamıştı (1389).

Yıldırım Beyazıt Dönemi

Babası Murad I şehit edilince devlet erkânı ve beyleri tarafından sancak dibine çağrılan Bayezid hükümdar ilân edildi ve onların teşviki ile, düşman ardında olan kardeşi Yakub’u babasının ağzından uydurma haber göndererek çağırttı ve çadıra girince boğdurttu. Kardeşinin cesedi babasınınki ile birlikte Bursa’ya gönderildi. Sırp prensi Lazar da savaş meydanında öldürüldü.

Bayezid, devletine tabi beylerin isyan etmek üzere olduklarını haber aldığından acele Bursa’ya gitti. Gerçekten de Candar, Germiyan, Saruhan, Menteşe, Aydın, Hamideli beyleri, Karamanoğlu’nun teşvikine kapılarak ve şehzade Yakub’un katlini sebep tutularak Bayezid I aleyhine harekete geçmişlerdi. Karamanoğlu Ali Bey Beyşehir’i alarak Eskişehir’e kadar ilerlemişti; Germiyanoğlu Yakub da aynı yolu geçmiş, Kadı Burhaneddin ise Kırşehir’i ele geçirmişti.

Yıldırım Beyazıt Dönemi Siyasi Olayları

Bunun üzerine Bayezid önce Rumeli’ni güvenlik altına almayı uygun görerek Sırplarla anlaşma yoluna girdi, Lazar’ın kızı Olivera (Despina) ile evlendi ve Stefan Lazaroviç emrinde daimi bir kuvvetin macar hududunda kalmasını sağladı; sırplar Bayezid’in bütün seferlerine katılarak yapılan anlaşmaya tam bir riayet gösterdiler. Fakat Priştine ve Üsküp taraflarında olan Vuk Brankoviç mukavemet ederek mülkünü genişletmek isteyince Paşa Yiğit emrinde bir kuvvet gelerek Üsküp’ü aldı.

Üsküp batı ve kuzey yönündü yapılacak akınların merkezi oldu.Bayezid 1930’da Philadelphia’yı (Alaşehir) aldı ve Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamid ve Germiyan beyliklerini de topraklarına kattı. Bu seferde Çandaroğlu Süleyman ve Manuel Paleologos onun müttefiki idiler.

1390 Mayıs’ında Karahisar’da (Afyon) Karamanoğlu’na karşı sefer hazırlıkları ile meşgul oldu: Beyşehri ele geçirip Konya’yı kuşattı.

Kastamonu’da olan Çandaroğlu Süleyman, Kadı Burhaneddin ile birleşerek Karamanoğlu’na yardım etmek üzere Bayezid aleyhine harekete geçti. Bunun üzerine kuşatmayı kaldıran Bayezid, Karamanoğlu ile barış yaparak Çarşamba suyunun batısındaki toprakları aldı.

1391’de Çandaroğlu Süleyman’a saldırdı ise de Süleyman’ın müttefiki Kadı Burhaneddin’in de mukabelesi ile karşılaştı. 1392’de daha büyük hazırlıklar sonunda Çandaroğlu’na hücum eden Bayezid, Sinop hariç adı geçen beylik topraklarını kendi mülküne ilhak etti. Bunun üzerine, Kadı Burhaneddin’in tehdit ve uyarmalarına rağmen Osmancık’ı ele geçirdi.

Burhaneddin, Çorumlu (Çorum) yakınlarında Bayezid’e hücum ederek onu çekilmeye zorladı. Bayezid 1393’te Amasya’yı aldı; böylece Çarşamba havalisindeki Taceddinoğulları, Merzifon havalisindeki Taşanoğulları ve Bafra beyi Osmanlı hâkimiyetini kabul ettiler.

Kosova zaferinder sonra Bizans üzerinde Osmanlı kontrolü artmış ve Bizans hükümdarlarının tahta çıkmasında Osmanlı devletinin onayı önemli bir faktör olmuştu; bu yolla imparator olan Manuel, Bayezid’in yaptığı seferlere de katılıyordu. Bayezid Anadolu’da meşgul iken uç beyleri batıya doğru devamlı akınlarda bulundular.

Evrenos Bey Kitros ve Vodena’yı ele geçirip Tesalya içlerine kadar sarktı; Firuz Bey Eflak’a akın yaptı; Şahin bey ise Arnavutluk ile meşguldü. Bayezid Anadolu’dayken Eflak beyi Mircea, Macar kralı Szigmond ile birleşerek Silistre’yi geri almak için teşebbüse geçtiler (1392).

Bunun üzerine Yıldırım Bayezid süratle Rumeli’ye geçti. Türk kuvvetleri tarafından sarılacaklarını anlayan müttefikler hemen geri çekilmeye mecbur oldular. Bayezid Anadolu’ya döndü. Bu durumdan faydalanan Venedik senatosu Macarlarla birlik olarak Türkler üzerine yürüme kararını verdi (nisan 1393).

Bulgar çarı Şişman’ın da Macarlarla gizli anlaşmalara girdiği duyulunca Şehzade Süleyman Çelebi bu işe memur edildi, neticede Bulgarların baş şehri Tırnova zaptedildi (temmuz 1393). Çar Şişman, Osmanlıya tabi bir prens olarak Niğbolu’ya hareket etti.

Bayezid ertesi yıl Osmanlılara tabi bütün Balkan prenslerini Serez’de bir araya toplayarak onların tabilik bağlarını kuvvetlendirmeye çalıştı. Selânik’i tekrar ele geçirdi; Tesalya’yı zabtetti. Evrenos bey Mora’ya girdi; başka bir Osmanlı kuvveti güney Arnavutluk’u Osmanlı hâkimiyetine sokarken Şahin Bey de Venedik elinde bulunan Arnavut topraklarına hücum etti. Bayezid aynı zamanda İstanbul’u kuşatmaya teşebbüs etti (1394); bu muhasara yedi yıl sürdü.

1395’te Macaristan’a sefer yaptı; dönüşünde Salankamen, Titel, Beçgerek, Timişoara gibi kalelere hücum etti. Mircea’yı 1395 mayıs ayında Eflak’daki Argeş nehri kenarında yendi ve onun yerine beyliğe Vlad’ı geçirdi. Aynı yılın haziran ayında Niğbolu’yu ele geçirip bulgar çarı Şişman’ı katletti.

Bu süratli fetihler Macaristan ve Venedik’te dehşet uyandırarak bir ittifak yapmalarına (1394) ve Osmanlılar aleyhine Avrupa’da bir haçlı seferi teşkil etme teşebbüsüne yol açtı. Bayezid 1396’da İstanbul’u ele geçirmeye çalışırken Sigismund idaresinde bir haçlı ordusu Nigbolu’yu muhasaraya başladı.

Bayezid, ismine yakışan bir süratte hareket ederek bu orduyu 25 eylül 1396’da yenilgiye uğrattı, bunun sonucunda son bağımsız Bulgar prensi Stratsimir’den Vidin’i aldı. Manuel, Bayezid ile İstanbul’da bir Türk mahallesinin teşkili, bir cami inşası ve bir kadı tayini şeklinde anlaşmaya vardı. 1397’de Evrenos Bey Mora’da Argos’u ve Atina’yı zaptetti.

Bayezid kendisi batıda meşgulken aradaki anlaşmaya muhalif hareket eden Karamanoğlu üzerine yürüdü ve onu Akçay’da yendi ve katletti; Karamanoğulları topraklarını Osmanlı ülkesine kattı. Aynı şekilde Canik bölgesini, Kadı Burhaneddin’in arazisini ve Mısır Memlûklerine tabi Elbistan, Malatya, Behisni (Besni), Divriği’yi fethetti.

Timur 1399’da doğu Anadolu’ya geldi. Bayezid’in topraklarını ilhak ettiği beyler Timur’a sığınırken Timur’un, topraklarını ilhak ettiği Karakoyun ve Celâyir beyleri de aynı şekilde Bayezid’e iltica etmişlerdi. Timur 1400 ağustos’unda Sivas’ı aldı ve yağmaladı; buna karşılık Bayezid de onun himayesinde olan Erzincan emirini ele geçirdi (1401). Bayezid, Timur ile Ankara yakınlarındaki Çubuk ovasında 28 Temmuz 1402’de karşılaştı; savaşta Bayezid mağlup ve esir oldu. Timur, Bayezid’e iyi muamele etti; Bayezid’in arzusu üzerine oğulları Musa ve Mustafa da bulunup getirildi.

Bayezid’in oğlu Mehmed Çelebi; tarafından kaçırılma teşebbüsü onu muhafaza hususundaki tertibatın artmasına sebep oldu. Bayezid 8 mart 1403 tarihinde Akşehir’de öldü. Bayezid’e ait kitabe ve vakfiyelerde kendisinin ve babasının isimlerinin başına «sultan» unvanı, sonlarına da «han» unvanlarının konduğu görülmektedir. Bayezid, Bursa’da Kâzruni dervişlere ait dergâh, imaret, medrese, han, köprü, darüşşifa, zaviyeler ve ünlü Ulucami’yi yaptırmıştır. Bayezid azim ve irade sahibi, hiddetli, aceleci, alıngan tabiatlı bir hükümdardı. Âdil, hakseven bir tabiata da sahipti. İdaresinde bulunan memleketlerde emniyet ve adalet teessüs etmişti.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir