Yusuf Peygamber Kimdir?

Yusuf Peygamber Kimdir,İbrani peygamberi.Yusuf’un hayatı Kur’an’ı Kerim’de (Yusuf suresi) ayrıntılı olarak anlatılır.

Yusuf Peygamber Hayatı

Kur’an’a göre Yusuf, Yakub peygamberin on iki oğlundan bjridir.Yakub peygamber Yusuf’u diğer kardeşlerinden daha cok seviyordu.

Bu yüzden öteki kardeşleri Yusuf’u kıskanıyorlardı.Yusuf bir gece rüyasında güneşin, ayın ve 11 yıldızın kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyayı babasına anlattı (ayet 4). Babası, «Bu rüyayı sakın kardeşlerine anlatma oğlum» dedi.

Kardeşlerinin onu kıskanacağını ve kendisine fenalık etmek için bir tuzak kurabileceklerini haber verdi. «Çünkü» dedi. «Rabbin seni beğenip onlardan seçmiştir. Rüyan gerçekleşecek, Tanrı sana rüya yorumlama sırrını öğretecek, ataların İbrahim ve lshak peygamberlere verdiği nimetlerin daha fazlasını sana ve Yakub soyuna verecek» (ayet 5-6).

Bu arada, gerçekten Yusuf’u kıskanan kardeşleri de onu hileyle öldürmeye karar vermişlerdi. Birgün oynamak için kırlara giderken, Yusuf’u da birlikte götürmek için Yakub’dan izin istediler. Yakub peygamber kuşkulandı. «O küçüktür» dedi, «siz oyuna dalarsınız ve yalnız kalan Yusuf’u kurt yer, bunun için tasalanırım».

Ama büyük oğulları, Yusuf’u götürmekte ısrar ettiler ve Yakub izin vermek zorunda kaldı (ayet 8-14). Yakub’un oğulları, tasarladıkları gibi, Yusuf’u kuyuya attılar ve ağlaya ağlaya babalarına gelerek «gerçekten dediklerin oldu. Biz yarış ediyorduk, Yusuf’u eşyalarımızın başında bırakmıştık, döndüğümüzde onu bulamadık. Kurtlar yemişti, sadece kanlı gömleği kalmıştı, işte, onu da sana getirdik» dediler.

Yakub peygamber, «hayır bütün bunlar olmadı, nefisleriniz sizi aldattı ve böyle bir işe sürükledi, ama artık bana sabretmekten başka yapacak birşey yok» diye cevap verdi (ayet 15-18). Bir süre sonra Yusuf’un atıldığı kuyunun başında bir kervan konakladı. Kervanın sakası su çekmek için kovasını kuyuya sarkıttığı zaman kuyuda bir insanın olduğunu fark etti ve onu kuyudan çıkardı.
Kervan, bu genç çocuğu beraberlerinde Mısır’a götürdü ve onu Mısır’ın ileri gelenlerinden birine sattılar. (Kur’an yorumcuları Yusuf’u satın alan kimsenin Mısır’ın hazine nazırı olduğunu, adının da Kıtfîr yahut Itfîr olduğunu söylerler.) Yusuf erginlik çağına kadar efendisinin evinde kaldı. Fakat birgün efendisinin karısı onu görür ve Kur’an’a göre, «onun nefsinden murad almak» ister.
Kapılan sımsıkı kapar ve «Sana söylüyorum beri gel» der, Yusuf ise, «senden Allaha sığınırım» diyerek bu teklifi reddeder (ayet 19-24). [Kur’an’da Yusuf’un efendisinin karısının adı verilmez. Islâm kaynaklarına göre bu kadının adı Zeliha yahut Züleyha’dır.] Fakat kadın Yusuf’u zorla da olsa elde etmek kararındadır. Bu sebeple, ardından kapıya doğru koşar. Gömleğinden çeker, Yusuf’un gömleği boylu boyunca yırtılır.
Kapının önünde, hazine nazırını görürler. Kadın kocasına «zevcene kötülük yapmak isteyenin cezası zindana atılmak yahut ağır azaptan başka ne olabilir?» diye sorar. Yusuf, masum olduğunu söyler ve «o kendisi benim nefsimden murad almak istedi» diye savunur.
Kadının yakınlanndan biri araya girerek «Eğer der, Yusuf’un gömleği önünden yırtıldıysa kadın doğru söylüyor demektir. Yusuf ise yalancılardandır. Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Yusuf ise doğru söyleyicilerdendir» (ayet 25-27).
Yusuf’un efendisi gömleğin arkadan yırtıldığını görünce gerçeği anlar. Yusuf’a «sen bunu kimseye söyleme» der, kansına da «günahlarına tövbe et» diye çıkışır. Fakat bir süre sonra şehirde «nazırın karısı delikanlının nefsinden murad almak istiyormuş» şeklinde dedikodular yayılınca Zeliha tertiplediği bir zivafette.
Yusuf’u davetli kadınlara gösterir. Misafirlerin eline de keskin bıçaklar ve portakallar verir. Ve içeri giren Yusuf’un güzelliğini görünce, kadınlar kendilerinden geçerler portakal yerine, şaşkınlıktan ellerini keserler.
Zeliha «işte beni kendisi hakkında ayıpladığınız kimse budur. Ben kendisini elde etmek istedim, ama o namusluluk edip beni reddetti. Yemin ederim artık, o kendisinden istediğimi yapmazsa zindana atılacak» (ayet 28-32) der.
Yusuf da «Ey Rabbim» diye niyaz eder, «zindan bana, bunların beni davet edegeldikleri suçu işlemekten daha iyidir» (ayet 33) diyerek hapsedilmeye razı olur.
Kur’an’a göre Yusuf zindanda kaldığı sürece zindan arkadaşlarını Allah’ın birliğine inanmaya çağırmıştır. Bu arada rüya gören iki gencin rüyalarını yorumlamış ve birinin asılacağını diğerinin de hapisten çıkıp Mısır hükümdarının hizmetine gireceğini söylemiştir.
Kısa bir süre sonra Yusuf’un dedikleri gerçekleşir; Yusuf hapisten kurtulan gence «sırası gelirse sen de beni efendimin yanında an» der. Fakat şeytan o genci efendisi yanında Yusuf’u anmayı unutturur ve bu yüzden Yusuf daha nice yıllar zindanda kalır (ayet 39-42).
Bir gün Mısır hükümdarı (firavun) rüyasında, yedi cılız ineğin yedi semiz ineği; yedi kuru başağın da yedi yeşil başağı yuttuğunu görür ve kâhinlerden bunun anlamını sorar. Hiç bir kâhin firavunun rüyasını yorumlayamaz. Bu sırada biri zindandaki genç Yusuf’u hatırlar ve zindana giderek firavunun rüyasını yorumlamasını ister.
Yusuf bu rüyayı «Yedi yıl bolluk olacak. Biçtiğiniz ekinlerden yiyeceğiniz kadarını ayırıp, kalanını başaklarında bırakın. Sonra yedi yıl kıtlık olacak, bu sırada yedi yıl içinde biriktirdiklerinizi yersiniz. Sonra yine bolluk yılları gelir» şeklinde yorumlar (ayet 43-49).
Rüyasının anlamı firavuna bildirilince «bu adamı bana getirin» der ve onu kendine, has danışman yapar. Fakat Yusuf zindandan çıkmadan önce, suçsuz olduğunun ortaya çıkmasını istemektedir.
Zeliha bu isteği yerine getirir ve suçun kendinde olduğunu, Yusuf’un çok dürüst bir insan olduğunu hükümdar huzurunda söyler. Yusuf zindandan çıkar (ayet 50-52), hazine nazın olur.
Aldığı tedbirlerle kıtlık yıllarına hazırlanır. Kıtlık yılları gelince Mısır dışındaki bütün ülkeler güç durumda kalırlar. Günün birinde birçok yabancı gibi Yusuf’un kardeşleri de, zahire almak için Mısır’a gelirler (ayet 57).
Yusuf onları tanır. Başka kardeşleri olup olmadığını sorar. Onlar da, «küçük bir kardeşimiz daha vardır, fakat babamız onun bizimle gelmesine izin vermedi» diye cevap verirler. Yusuf gizlice kardeşlerinin zahire parasını yüklerinin içine koydurur ve «bir dahaki sefere küçük kardeşinizi de getirmezseniz size zahire vermem» der (ayet 59-62).
Yusuf’un kardeşleri memleketlerine dönüp durumu babalarına anlatırlar. Babaları önce, küçük oğlunu Yusuf’un başına gelenleri düşünerek göndermek istemezse de sonunda göndermeye razı olur. Yusuf’un huzuruna çıktıklannda, Yusuf küçük kardeşini bir kenara çekerek ona bütün gerçeği anlatır.
Kardeşlerinin yüklerini hazırlatır, küçük kardeşinin denginin içine de bir altın tas koyar ve dönüp gitmelerine izin verir. Kafile yola koyulduktan bir süre sonra, arkalarından yetişen bir memur «durun ey kafile, muhakkak ki siz hırsızlardanmışsınız» diye bağırır (ayet 64-72).
Kafileyi tekrar şehre getirirler. Yusuf onlara «hırsızlığın cezası nedir?» diye sorar. Onlar da «çalınmış mal kimde bulunursa o esir edilir. Bizde hırsızlara böyle ceza verilir» diye cevap verirler. Yusuf bütün kafilenin denklerini aratır, altın tas küçük kardeşinin yükünde çıkınca, onu yanında alıkoymak ister.
Fakat kardeşleri «Ey aziz, bunun ihtiyar bir babası vardır, onu pek sever, ayrılığına dayanamaz, onun yerine bizim birimizi alıkoy» diye yalvarırlarsa da Yusuf razı olmaz (ayet 74-79). Sonunda çaresiz babalannın yanına dönerler. Durumu ona anlatınca Yakub çok üzülür ve «bana düşen yine sabırdır. Allahın evlâtlarımı bana göndermelini ümit ederim» diye dua eder.
Yakub’un İki oğlunun hasretinden ağlaya ağlaya gözleri görmez olmuştur. Yusuf kaybolalı yıllar geçmiş ama Yakub ondan da ümidini kesmemiştir. Birgün oğullarından, Yusuf’u aramak ve zahire almak için tekrar Mısır’a gitmelerini ister.
Çocuklar Yusuf’un huzuruna çıkınca kendilerinin ve babalarının durumunu anlatırlar (ayet 83-88). Yusuf artık gerçeği söylemenin zamanı geldiğini anlayınca «siz henüz cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?» diye sorar. Kardeşleri de durumu anlarlar ve pişmanlıklarını belirterek, kendilerini af etmesini Yusuf’tan isterler (ayet 89-90).
Yusuf üzerindeki gömleğini kardeşlerine verir ve «bunu babamızın yüzüne sürün gözleri görür hale gelince de alıp kendisini buraya getirin» der. Kardeşleri memleketlerine dönerken rüzgârlar gömleğinin kokusunu Yakup’a ulaştınr ve kokuyla ihtiyarın görmez gözleri açılır.
Çocuklar da gömleği babalarına teslim ederek bütün olanlan anlatırlar. Ailelerini de alarak Mısır’a gelirler. Yusuf babasını ve annesini kendi oturduğu sedire oturtur ve «ey babam, işte bu evvelce gördüğüm rüyanın gerçekleşmesidir» der (ayet 93-100).
Kur’an, Yusuf ve ailenin daha sonraki yaşayışlarından söz etmez. İslâm tarihçilerine göre Yakub Mısır’da on yedi yıl yaşamıştır, öldüğünde Yusuf elli altı yaşında idi.
Tevrat’ta Yakub peygamberle Rahel’in oğlu olduğu belirtilen Yusuf’un serüveni Tekvin bölümünde anlatılır.
İslâmî edebiyatlarda Ahsenü’l-Kısas (Hikâyenin En Güzeli) diye anılan Yusuf hikâyesinin etkileri türk edebiyatında da yaygındır. Yusuf güzelliğin sembolüdür. Yakub’un Yusuf’un hasretinden göz yaşı döktüğü evin adı Külbe-i Ahzan’dır.
Bu terim hüzünlü, kederli yerler için kullanıldı. Yusuf ile Züleyha (Zeliha) arasında geçen olaylar birçok mesneviye konu oldu. Birçok divan şairi Yusuf ve Züleyha (Zeliha) adını tanıyan hikâyeler yazdılar.
En önemlileri; Şeyyad Hamza (XIII. yy.), Ali (XIV. yy.), Darir (XIV. yy.), Ahmedî (öl. 1412), Hamdullah Hamdi (öl. 1508), Kemalpaşazade (öl. 1533), Taşlıcalı Yahya (öl. 1582).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir