Zenbilli Ali Efendi Kimdir?

Zenbilli Ali Efendi Kimdir,(?-1526)-8. Şeyhülislâm, müderris ve yazar.

Zenbilli Ali Efendi Hayatı

Karaman’da doğdu. Ulemâ Cemâleddin Aksaray! Efendi’nin soyundan Ahmed Çelebi Efendi’nin oğludur. Karaman’da Mevlâna Alâeddin Ali Efendi’den, İstanbul’da Şeyhülislâm Molla Hüsrev Efendi’den ders aldı.

Bursa’da Mevlâna Hüsamzâde Muslihiddin Efendi’den Şer’î ilimleri okudu. Hüsamzâde Efendi’nin kızı ile evlendi. Edirne’de müderris oldu ise de Sadrâzam Karamanlı Mehmed Paşa’nın kendisine kızıp Beylerbeyi Müderrisliğine az maaşla tayin etmesi karşısında istifâ etti.

Fâtih Sultan Mehmed’in ölümünde 1481 yılında II. Bâyezid’in Saray’a davetini kabul etmemiş olması yüzünden Bursa’ya, sonra Amasya’ya müderris olarak sürgüne gönderildi. Affedildikten sonra Bursa, İznik ve Amasya müderrisliklerinde bulundu. Amasya’dan İstanbul’a izinsiz geldiği için görevinden azledildi.

II. Bayezid, rüyâsında Zembilli Ali Efendi’yi çok sıkıntılı gördüğü için onu şeyhülislâmlığa ve yeni açılan Bâyezid Medresesi Müderrisliği’ne getirmiştir.

1503-1526 yılları arasında 24 yıl kadar II. Bâyezid, Yavuz Selim ve Kanunî Süleyman zamanlarında Şeyhülislâmlık yaptı.

1516 yılında Yavuz Selim’in Mısır Seferi’ne fetvâ vermiştir. Yavuz Selim’in şeriata aykırı emirler vermesi üzerine “Senin hal’ine fetvâ veririm” sözü ile meşhur oldu. Rodos Seferi’ne katılarak Rodos’un ilk imamlığını yaptı. Şeyhülislâm iken 1526 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Mezarı Atatürk Bulvarı’nın Zeyrek yokuşundaki medresesi önündedir. Kendisine sorulan soru kâğıtlarım penceresinden sarkıttığı zembille alıp, fetvâları yine aym şekilde vermesi yüzünden “Zembilli Ali” adı ile tanınmıştır. Zembilli Ali

Efendi’nin Yavuz Selim’in öfkesini kıran bir hareketi şöyledir:

Hazine memurlarından 150 kişinin öldürülmesine ferman çıkarıldığım duyan Zembilli Ali Efendi, Kubbealtı’ndaki Divân toplantısına giderek padişahın huzuruna çıkar ve Hünkâr’a cesaretle:

“-150 adamın öldürülmesinin emir buyurulduğunu duydum. Fetvâ sahiplerinin görevi, padişahın âhîretini korumaktır. Onların şeriata göre öldürülmeleri uygun değildir, af buyurunuz” der.
Yavuz Selim kızarak:

“-Sen saltanatın emrine karşı geliyorsun, bu senin görevin değildir. ” deyince
Zembilli Ali:

“-Ben senin âhîreti bozan emirlerine karşı koyuyorum, bu benim görevimdir. Eğer, affederseniz kurtulmuş olursunuz, aksi halde büyük günaha girersiniz” karşılığını verir.

Bu cevap üzerine öfkeli padişah bütün suçluları affeder.
Yavuz Sultan Selim’in “Hırka-i Saâdet” dairesindeki görevlilerin idâm edilmelerini istemesi ve Zembilli Ali Efendi’nin tutumu bazı kaynaklarda şöyle anlatılır:

“Kırk Hasodalının dâimi olarak geceli-gündüzlü vazifelerine dikkatle devam etmelerine çok ehemmiyet veren Yavuz Sultan Selim (Hırka-i Saadet) işlerini yakından kontrolü altında bulundururdu.

Hattâ devlet işlerinden vakit bulabildiği zamanlar gelip bizzat Hasodalılarla birlikte hizmet ederdi. Bu usûl son devirlere kadar devam edegelmiş ve Yavuz Selim kadar sık olmamakla beraber ekseri Osmanlı hükümdarları, kendileri gelemedikleri zaman maiyeti ileri gelenlerinden birini vekil göndermek suretiyle bu hizmette bulundururdu.

Günün birinde ve hiçbir kimsenin haberi olmaksızın Yavuz Sultan Selim (Hırka-i Saadet) dairesine gelivermişti. Burada kendi koyduğu nizâma saygı gösterilmeyip Hırka-i Saadet’i beklemeğe memur olan nöbetçi Hasodalıları hizmetleri başında görmemişti; bu durum Gazab-ı Şâhâne’yi mucip olmuş, hemen Hasodalıların şiddetle cezalandırılmalarım, daha doğrusu, kapı dışarı edilmelerini; bir rivâyete göre de idamlarım emretmişti.

Kabahatli olan Hasodalı Ağalar bu hiddet ve şiddet karşısında titreşerek şaşırıp kalmışlar ve hemen Müftü Ali Çelebi Zembilli Ali Efendiye başvurarak affedilmeleri hakkında delâletini rica etmişlerdi.
Mumaileyh Müftü Efendi hemen Sarayı Hümâyûnca koşarak bunların affedilmelerini padişahtan rica ettiğinde çok hiddetli olan Hükümdar ve çok saydığı Müftü Efendi’ye Molla, Selâtin umûruna müdahale itme cevabını vermişti.

Medenî bir cesarete mâlik ve çok tedbirli olan Müftü Efendi, hükümdara: ‘’Padişahım bu emir dinîdir, saltanat lâzımından değildir” yollu birçok sözler söyledikten sonra şu maruzatiyle sözünü sona erdirmişti: Bunların terbiyelerini mucip olan hâl ne ise sebebi beyan buyurulur mücazâtlarına hükmü şer’î lâhik olursa fetvâ verelim, eğer günahları yok ise padişahımızı günaha koymayalım, dediği zaman, Hükümdar Selim ‘den bu Hasodalı Ağaların affı hakkında iradesini almıştı.

Fakat iş bununla da bitmiş değildi. Bu af cezâ kısmı idi. Halbuki bunların tekrar vazifeleri başına gelmeleri asıl gayeyi teşkil ediyordu, bunlar için de yine Müftü Efendi padişaha (Âdet Âl-i Osman cefâyi müteakıb icra-yı vefa ihsandır. Bunların memuriyet-i mebrukeîeri olan (Hırka-i Saadet) hizmet-i fâhiresine iâde ve ibkalarıyla ilân-ı measiri af ve inâyet buyurulması) (Tekmil-i semahat tetimme-i saltanattır) sözleriyle bitirdikten sonra bu gibi kayıtsızlıklara bir daha meydan vermemek üzere (kaydiyle) aff-ı şahâneye mazhar olarak yine vazifeleri başına getirilmişlerdi.”

Ali Efendi, Kadıçeşmesi’nin Muslihiddin sokağında bir çeşme yaptırmıştır.

Zenbilli Ali Efendi Eserleri

1.Muhtârâtü’l Fetâvâ (Fetvâları)
2.Edebü’l Evsiye

Kaynak

( “Abdülkadir Altınsu, Osmanlı Şeyhülislâmları, (İstanbul 1972), “İsmail H. Baykal, Enderun Mektebi Tarihi, (İstanbul); Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarîsinde Fatih Devri ((İstanbul 1953); İlmiye Salnamesi (İstanbul 1334)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir