Ahmed Arifi Paşa

Ahmed Arifi Paşa (1830-1895)-Osmanlı devlet adamı ve diplomatı.

Ahmed Arifi Paşa Hayatı

İstanbul’da doğdu.

Ahmed Arifi Paşa
Ahmed Arifi Paşa (1830-1895)-Osmanlı devlet adamı ve diplomatı.

Çeşitli elçiliklerde ve Hariciye nazırlığında bulunmuş olan Şekip Paşa’nın oğludur.

Köklü bir eğitim gördü.

1845’te Divan-ı Hümayun Kaleminde memuriyete başladı.

Zamanın geleneğine göre kendisine “arifi” mahlasını seçti.

Bu ad, giderek gerçek adı olan “Ahmed” in yerini aldı.

Bir kaç yıl sonra Viyana Elçiliğine katip tayin edildi.

Daha sonra İstanbul’a çağrılarak Bab-ı ali Tercüme Kaleminde görevlendirildi (1849).

Altı yıl süreyle burada çalıştı.

1855’te Amedi kalemine geçti.

Aynı yıl içinde toplanan Paris Kongresi’ne, Türkiye’yi temsil eden heyetin başkanı ali Paşa’nın Başkatibi olarak, katıldı.

Türkiye’ye döndüğünde Bab-ı ali Baştercümanlığina atandı.

Mahmud Nedim Paşa’nın sadrazamlığında (on bir ay) ise kısa süreler içinde altı çeşitli görevde (Hariciye Müsteşarlığı, Tophane Müsteşarlığı, icra Reisliği vs.) bulundu.

Mahmud Nedim Paşa azledildikten sonra Viyana Büyükelçisi oldu (1872).

Bir yıl sonra Abdülaziz’in isteği ile merkeze çağrılarak gene Bab-ı ali Baştercümanlığı görevine getirildi.

Bir süre sonra Hariciye Nezareti Müsteşarı, sonra da Hariciye Nazırı oldu.

Ancak Sadrazam Hüseyin Avni Paşa onun bu göreve getirilişini hoş karşılamadı.

Rus elçisi General İgnatief in de etkisiyle, önce Maarif Nazırlığına, daha sonra da Adliye Nazırlığına getirilerek, dış politikanın dışında bırakıldı.

Çok geçmeden bu görevden de azledilerek Viyana Elçiliğine tayin edilip İstanbul’dan uzaklaştırıldı.

Abdülaziz’e yakınlığı herkesçe bilindiğinden, bu padişah tahttan indirildikten hemen sonra elçilik görevinden de azledildi (1876).

Birinci Meşrutiyet’in ilanından sonra toplanan ayan Meclisi’ne aza seçildi.

93 Türk-Rus Savaşı’nın başlaması üzerine ikinci defa Hariciye Nazırlığı’na getirildi.

Ancak, Alman taraftarlığı ve Bismark’la, Almanya’nın Türkiye elçisi aracılığı ile, barış konusunda anlaşmaya çalışmakla itham edilerek görevden azledildi.

Önce Paris Elçiliği’ne getirildi.

Çok geçmeden açığa alındı.

Bir süre Paris’te oturduktan sonra, 1879’da İstanbul’a döndü.

Pasif bir görev olan Siciil-i Ahval Komisyon Reisliğinden sonra “sadaret” in “başvekil”liğe çevrildiği dönemde Tunuslu Hayreddin Paşa’nın yerine başvekilliğe getirildi (9 Nisan 1879).

Ancak üç ay sonra Mahmud Nedim Paşa’yı Dahiliye nazırı yapmak isteyince II. Abdülhamid’in muhalefeti ile karşılaştı ve görevini Said Paşa’ya bıraktı.

Daha sonra sırasıyla şu görevlerde bulundu: Şura-yı Devlet Reisliği, Viyana Elçiliği (Üçüncü defa), Hariciye Nazırlığı (Üçüncü defa).

Son vazifesinden azlinden sonra, bir süre, inzivaya çekildi.

İkinci defa başvekilliğe getirilmek için saraya çağrıldığında sağlık durumunun bu görevi yürütemeyecek kadar bozuk olduğu anlaşıldı.

II. Abdülhamid, küstürmemek için kendisini Meclis-i Has azalığına getirdi Ancak bu tayinden bir ay sonda öldü. Kabri Eyüp’tedir.

Türkçe’den başka, Arapça. Farsça,Fransızca ve Almanca’yı ana dili kadar iyi biliyordu.

Namuslu bir devlet adamıydı.

Çok önemli görevlerde bulunmasına rağmen hayatı maddi sıkıntı içinde geçti.

Viyana Elçisi iken Bosna Hersek meselesinde, Başvekil iken Kürt ayaklanması ve Bosna-Hersek hududu meselelerinde başarılı politikası ile dikkati çekti.

Aşar sisteminin adil bir şekle dönüştürülmesi için çaba gösterdi.

İstanbul’un elektrikle aydınlatılması gerektiğine inanan ilk devlet adamı Ahmed Arifi Paşa’dır.

Bir cevap yazın