Ali Kabuli Bey Kimdir,Hayatı

Ali Kabuli Bey Kimdir (?-1909)-Asar-ı Tevfik gemisinin 31 Mart Olayı’nda öldürülen süvarisidir.

Ali Kabuli Bey Hayatı

İkinci Meşrutiyet’in ilân edilişinden dokuz ay sonra ülke büyük bir çalkantı içine sürüklenmişti.

Osmanlı Meclisi’nde yandan fazlası Türk asıllı olmayan milletvekilleri bulunuyordu.

Meşrutiyetin ilânıyla bunlar yabancı çıkarlar hesabına bir faaliyet sürdürmeye başlamışlardı.

Hürriyetlerin bu şekilde kötüye kullanılması ülkedeki hoşnutsuzluğu gittikçe arttırıyordu.

İttihad ve Terakki Fırkası olayları yatıştıracak güçte değildi.

Muhalif gazeteler ve muhalefet partiler de adetâ yangına körükle gidiyorlardı.

Derviş Vahdeti “Volkan” gazetesinde, Hasan Fehmi Efendi “Serbesti” gazetesinde ateş püskürüyordu.

6 Nisan 1909 ’da “Serbesti” gazetesi sahibi Haşan Fehmi Efendi’nin Galata Köprüsü üstünde kimliği belli olmayan biri tarafından tabanca ile vurularak öldürülmesi İttihad ve Terakki düşmanlığım daha da arttırdı.

Bütün suçlamalar iktidar partisini hedef almaya başladı.

Sadrâzam Hüseyin Hilmi Paşa tehlikeleri önleyecek, olayları, yatıştıracak çapta bir devlet adamı değildi.

Derviş Vahdetî’nin “Volkan”daki bir kışkırtmaları sonucu 13-14 Nisan 1909’da, İkinci Meşrutiyetle beraber İstanbul’a Rumeli’den getirilen Avcı Taburları, medreseden politikaya geçenlerle birlikte ayaklandılar.

Taşkışla ve Taksim kışlaları boşaldı, saldırılar, öldürmeler başladı.

Bu arada Hüseyin Cahid’e benzediği için Laskîye mebusu Emir Aslan Bey, Ahmed Rıza’ya benzediği için Adliye Nâzın Nâzım Paşa öldürüldü.

Kulaktan kulağa donanmanın Yıldız Sarayı’nı topa tutacağı söylentileri de yayılmıştı.

Hattâ: “Asâr-ı Tevfik Korveti”, Yıldız Sarayı’nı bombardıman edecek ve Abdulhamid’i öldürecekmiş” söylentileri dolaşmaya başlamıştı.

Geminin süvarisi Ali Kabul! Bey bu söylentileri duyduğu zaman askerlerini topladı ve şu anlamda: “Padişah milletle kaimdir, milletin temin-i şevkat ve ikbali için icâbederse en büyük harekâta bile teşebbüs etmek fariza-i zimmetimizdir.

Milleti mahvetmek isteyen bulundukça her kim olursa olsun bu toplarla kahrına kıyam eylemek boynumuza borçtur” diyen nutkunu vermişti.

Herkes dinleyip ayaklanmaktan vazgeçmişti.

Fakat bir süre sonra durum Ali Kabuli Bey’in aleyhine dönüştü.

“Padişah topa tutmaya bizi teşvik eden odur” gibi suçlamalar başladı.

Ali Kabuli Bey, kendini savunmaya kalktıysa da bir sonuç alamadı.

Yaka-paça sürüklenerek ve süngüler arasında Tersane’ye, sonra Yıldız’a götürüldü, II. Abdülhamid’in gözleri önünde süngülenerek öldürüldü.

Ayşe Sultan’ın, “Babam Abdülhamid” adlı anılarına göre, Ali Kabuli Bey’i getiren asilere II. Abdülhamid, “Bana bağışlayınız, bırakınız” dediği halde öldürülmüştür.

Cenazesi Âbide-i Hürriyet şehitliğine kaldırıldı.

Katilleri de Kasımpaşa’da Divanhane önünde asıldı.

Bir cevap yazın