Anadolu Beylikleri Dönemi

Anadolu Beylikleri Dönemi,Selçukluların zayıflamaya başlamasıyla ortaya çıkmaya başlıyan Beylikler, İlhanlı hâkimiyetinin bitmesiyle beraber tam bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır.

Uclarda yer almaları sebebiyle  Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük hizmetleri vardır.

Onlardan kalan kültür mirası, şehirlerimizi süsleyen eserler, günümüze  kadar ulaşmıştır.

Anadolu Türk birliğini  sağlamak için bu beylikler birleriyle mücadele etmişlerdir.

Nihayet Osmanlı Beyliği gittikçe  güçlenerek, birliği  sağlamıştır.

Başlangıçta en küçük beyliklerden biri olan Osmanlıların bu denli büyümesi, bulundukları coğrafya ve güttükleri siyasetle ilgilidir.

Söğüt ve Domaniç arasında kurulan Osmanlılar, Bizans  ile savaşarak itibarını artırırken, başka beylikler zamanla uc olmaktan çıkmışlardır.

Bu sebeple genişleme imkânını  bulamamışlar ve birbirleriyle mücadele etmişlerdir.

1332 yılında bir Arap seyyahının (İbnü Fazlullah) verdiği rakamlara dayanarak Türkmen beyliklerinde 5 milyon kadar  nüfus yaşadığı, bu nüfusun şu şekilde bölündüğü hesaplanmıştır:

– Osmanoğulları (1.030.000)

– Karamanoğulları  (750.000)

– Germiyanoğulları  (800.000)

– Saruhanoğulları  (280.000)

– Aydınoğulları  (700.000)

– Karesıoğulları  (250.000)

– Menteşeoğulları  (170.000)

– Hamidoğulları  (380.000)

– Sahibataoğulları

– Eşrefoğulları  (70.000)

– Alâiye Beyleri

– Canik Beylikleri

– Taceddinoğulları

– Candaroğulları

Karamanoğulları Dönemi (1256-1487) 

Oğuzların Afşar boyuna mensuptular.

Selçuklu Sultanı I.Alaaddin Keykubad tarafından  İç-İl’e yerleştirilmişlerdi.

Nure Sofı’dan sonra oğlu Karaman Bey, Afşarların lideri olmuş ve kurulan  beylik onun adını almıştır.

1256’da Ermenek  tarafında kurulan beylik Moğollara ve Selçuklulara karşı amansız mücadelelere girişmiştir.

Karamanoğlu Mehmet  Bey, Selçuklulara isyan eden Hatiroğlu ve Şehzade Cimri ile iş birliği yapmış; Selçuklular’ın elinden Konya’yı alarak, Cimri’yi  (Siyavuş)  tahta oturtmuş idi.

Mehmet Bey, Farsça konuşan devlet adamlarına ve Moğollara tepkisini göstermek  için, Türkçeyi resmî dil ilân etmesiyle tanınır.

İlhanlıların yıkılmasından sonra Karamanoğulları beyliği gücünü daha da artırmış,  bölgedeki başka beylikler ve  özellikle Osmanlılarla mücadele etmiştir.

İlk Osmanlı-Karaman mücadelesi Alaaddin Ali Bey zamanında başlamış (1361) ve beyliğin sonuna kadar devam etmiştir.

Fatih tarafından kesin olarak  itaat altına alınan Karamanoğulları (1473), daha sonra oluşturulan Karaman Eyaleti ile merkeze bağlanmıştır (1487).

Karamanoğulları Beyliği, Osmanlıların en güçlü  rakibi idi.

Kendilerini, Selçuklular’ın mirasçısı olarak görmekteydiler.

Bunu gerçekleştirmek  için Osmanlılara karşı Timur, Memlûkluler ve Bizans ile iş birliği yapmaktan çekinmemişlerdir.

Karamanoğullarının Türk tarihindeki yeri büyüktür.

Onlar her dönemde hürriyet ve bağımsızlığın sembolü oldular.

Anadolu’nun Türkleşmesine ve Türk kültürünün gelişmesine hizmet ettiler.

Ermenek, Konya, Karaman, Niğde vb. şehirleri büyük  eserlerle âdeta süslemişlerdir.

Germiyanoğulları Dönemi (1300-1429) 

Germiyan Türkmenleri önceleri Malatya civarında iken, 1.nci Alaaddin Keykubad zamanında Kütahya havalisine göç etmişlerdir .

Germiyan aşiretinin reisi Alişir  Bey ve oğulları  Selçukluların hizmetinde bulunmuştur.

1.nci Yakup Bey  zamanında Kütahya merkez olmak üzere Kula,  Simav ve Denizli çevresinde Germiyan Beyliği kurulmuştur (1300).

1.nci Yakup Bey  zamanında Germiyanoğulları sınırlarını Ege’ye kadar genişletmiş; Bizans’ı vergiye bağlamışlardır.

1.nci Yakup Bey’in ölümüyle Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Karesioğulları gibi yeni beylikler ortaya çıkmıştır.

Germiyan Beyleri, Osmanlılarla yakın  ilişkiler kurmuşlardır.

Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın kızı Devletşah Hatun, şehzade  Yıldırım  Bayezid ile evlenmiş;  çeyiz olarak Simav, Emet ve Tavşanlı ve çevresi Osmanlılara bırakılmıştır.

Ancak  1.nci Murad’ın Kosova’da şehit düşmesi üzerine 2.nci Yakup Bey anlaşmayı bozdu.

Yıldırım Bayezid bunun üzerine kayın pederini hapsederek ülkesini topraklarına kattı (1390) .

Osmanlıların Ankara Savaşı’nda yenilmesinden sonra Timur, başka beylikler gibi, Germiyanoğulları beyliğini de tekrar canlandırmıştır(1402).

2.nci Yakup Bey yeniden beyliğin başına geçtiyse de, yerine geçecek evlâdı olmadığından, ülkesini Osmanlılara vasiyet etti.

Ölümünden sonra Germiyan Beyliği Osmanlılar tarafından ilhak edildi (1429).

Batı Anadolu’nun önemli şehirlerinden olan Kütahya, sonraları  Anadolu  Eyaletinin merkezi yapılmıştır.

Saruhanoğulları Dönemi  (1300-1410) 

Germiyanoğulları komutanlarından Saruhan Bey tarafından kurulmuştur.

Merkezi Manisa olan beyliğin sınırları içerisinde Menemen, Foça ve Kemalpaşa (Nif) da bulunmaktaydı.

Yıldırım Bayezid iç mücadelelerin sürdüğü beyliğe son verdi.

Manisa Osmanlıların şehzade sancağı yapıldı (1390).

Fetret devri esnasında tekrar canlanmak isteyen beyliği, Çelebi  Mehmet kesin olarak ortadan kaldırdı (1410).

 Aydınoğulları Dönemi (1308-1426) 

Germiyanoğullarının sübaşılarından (ordu komutanı) Aydın oğlu Mehmet Bey tarafından kurulmuştur.

Merkezi Birgi olmak üzere  Aydın, İzmir ve Manisa çevresine hâkim  olmuşlardır.

Mehmet Bey’den sonra başa geçen Gazi Umur Bey zamanı, beyliğin en parlak devridir.

Kuvvetli bir donanma kuran Umur Bey, Ege adalarına seferler yapmış, İzmir’i ele  geçirmiş idi (1328).

Ancak güçlü bir Haçlı donanmasının işgal ettiği İzmir’i tekrar kuşattıysa da  bu  savaşta şehit düştü (1347).

Umur Bey’den sonra Aydınoğulları eski gücünü yitirdi .

Yıldırım Bayezid,  Karamanlıların  kendisine karşı kışkırttığı beyliği Osmanlı hâkimiyetine aldı(1390).

Ankara Savaşı’ndan sonra İzmiroğlu Cüneyt Bey, Osmanlıların fetret devri  mücadelelerine  katıldı.

Nihayet 2.nci Murat tarafından beyliğe son verildi (1426).

Karesioğulları Dönemi (1293–1359)

Karesi Beyliği’nin kurucusu, Melik Danişment Gazi’nin soyundan gelen Kalem Bey oğlu Karesi Bey’dir.

Selçuklular tarafından Bizans ucuna yerleştirilen bu beyler, Germiyanlılarla beraber fetihlerde bulunmuşlardır.

Balıkesir ve çevresininin Bizans’tan alınmasıyla beylik kurulmuştur.

1302 tarihinden itibaren ele geçirilen Bergama, Edremit, Susurluk gibi bölgenin  önemli yerleşmelerine çok  sayıda Türkmen yerleştirilmiştir.

Karesi Bey’in oğulları Demirhan ve Yahşi Bey, beyliği Edremit ve Balıkesir olmak üzere iki kol hâlinde yönetmişlerdir.

Kısa ömürlü olan beylik Orhan Bey tarafından ortadan kaldırılmıştır  (1359).

Hacı İl Bey, Evrenos Bey  gibi beyliğin ileri gelenleri Osmanlılara katılarak büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.

Menteşeoğulları (1282-1424)  

Antalya’dan gemilerle Muğla kıyılarına çıkan Türkmenler, Menteşe Bey isimli  uc beyi liderliğinde Denizli’ye kadar olan bölgeleri fethetmişlerdi.

Muğla ve Aydın’ın fethiyle beylik kurulmuş oluyordu (1282).

Milas, Fethiye, Denizli bölgelerinin de alınmasıyla Mesut Bey zamanında Menteşeoğulları en geniş sınırlarına ulaşmıştır (1310).

Yıldırım Bayezid, ünlü Batı Anadolu seferiyle bu beyliğe  de son vermiştir (1390).

Ankara Savaşı ile yeniden ortaya çıkan beylik, Menteşeoğlu İlyas Bey’in ölümünden sonra Osmanlı  yönetimine girdi (1424).

Fatih zamanında kesin olarak beyliğe son verildi(1451).

Denizcilikte ileri giden Menteşeoğulları, Güney-Batı Anadolu’nun ve sahillerin Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır.

Hamitoğulları Dönemi (1280-1423)

Selçukluların batıdaki uc beylerinden Hamitoğlu İlyas Bey, beraberindeki Türkmenlerle, Antalya ve Göller Bölgesinde faaliyet göstermekteydi.

İlyas Bey’in oğlu Dündar Bey , önce Uluborlu, sonra da Eğridir merkez olmak üzere dedesi  Hamit Bey’in  adıyla anılan beyliği kurmuştur.

Daha sonra beylik Antalya ve Eğridir şubeleri olmak üzere iki kola ayrılmıştır. Eğridir kolunun başına  geçen Dündar Bey, İlhanlı hâkimiyetini tanımıştır.

1.nci Murat’ın baskısıyla, Hamit Beyi Hüseyin Bey Akşehir, Beyşehir, Seydişehir ve  Yalvaç’ı Osmanlılara satmak zorunda kalmıştır  (1374).

Tekeoğulları adıyla da bilinen Antalya koluna ise, Yıldırım Bayezid  tarafından son verilmiştir (1391).

Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden canlandırılan beylik, 1423′ de kesin olarak Osmanlıların hâkimiyetine girmiştir.

Sahibataoğulları Dönemi (1288-1342) 

Türkiye Selçuklu veziri Sahib Ata’nın (Fahreddin Ali) iktâ’ı olan Afyonkarahisar ve çevresinde, oğulları tarafından kurulmuştur.

Sahib Ata’nın ölüm tarihi beyliğin başlangıcı olarak kabul edilmektedir (1288).

Nusretüddin Ahmet (İbni Sahib)’in ölümüyle, beylik, Germiyanoğulları tarafından  ilhak edilmiştir (1342) .

Eşrefoğulları Dönemi (1280-1326)  

Selçuklu uc beylerinden olan Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından  Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuştur .

İlk merkezleri Gurgurum iken daha sonra Beyşehri merkez yapılmıştır.

Süleyman Bey’in yerine geçen oğlu Mehmet Bey, Akşehir ve Bolvadin taraflarını da ele geçirmiştir.

İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş Bey, 1326 yılında beyliğe son vermiştir.

Eşrefoğulları zamanında Beyşehir ve çevresi imar edilmiştir.

Canik Beylikleri Dönemi

Samsun, Giresun, Ordu, Niksar’ı içine alan  Orta Karadeniz bölgesine Canik adı verilmiştir.

Canik bölgesi daha çok Oğuzların Çepni boyu tarafından iskân edilmişti.

Türkiye Selçuklularının dağılma devrinde, ayrı ayrı ailelerden gelen beyler Canik Beylikleri adıyla bölgede hâkimiyet kurmuşlardır.

Bayramoğulları, Kubadoğulları, Taşanoğulları, Taceddinoğulları bunlardan en önemlileridir.

Kadı Burhaneddin Ahmet ve Yıldırım Bayezid arasındaki  mücadeleye sahne olan bu  bölge 2.nci Murad devrinde kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiştir (1427).

Taceddinoğulları Dönemi (1378-1428) 

Nüfuzlu bir bey olduğu bilinen Emir Taceddin beyliğin kurucusudur.

Beyliğin merkezi  Niksar olup , Bafra ve Ordu’ya kadar sınırlar uzanmaktaydı .

Emir Taceddin, ölümüne kadar bölgenin en güçlü devletini kuran Kadı Burhaneddin ile mücadele etmiştir (1387).

Kadı Burhaneddin Niksar’ı ele geçirdiğinde Taceddin’in oğullarını yerinde bırakmıştır.

Ancak Taceddinoğulları  daha çok Osmanlıların yanında yer aldılar.

Taceddinoğulları’nın son beyi Mahmut,  ülkeyi Osmanlılara bırakmak zorunda  kalmış, böylece beylik  tarihe karışmıştır (1428 ).

 Candaroğulları Dönemi  (1292-1461)  

Selçuklu Beylerinden Şemseddin Yaman Candar, beyliğin kurucusudur.

Bir hizmetine karşılık İlhanlılar, Kastamonu ve çevresini kendisine vermiş; böylece beyliğin  temelleri atılmıştır.

Daha sonra Sinop’un da alınmasıyla beylik iki kola ayrılmıştır.

Sinop kolunda İsfendiyar Bey  bulunuyordu.

Osmanlılar bu sebeple beyliğe İsfendiyar Beyliği de demişlerdir.

Ankara Savaşı’ndan sonra  Çankırı, Samsun ve Bafra beyliğe dahil edilmiştir.

Fatih, Trabzon seferi  esnasında bu beyliğe son vermiştir ( 1461).

Bunun dışında Sinop ve Çevresinde Pervaneoğulları, Kastamonu civarında Çobanoğulları ve Ankara’da Ahiler kısa süreli hâkimiyetler  kurmuşlardır.

Eretna ve Kadı Burhaneddin Devletleri (1344-1398) 

Devletin kurucusu Eretna, aslen bir Uygur Türk’ü idi.

İlhanlıların Anadolu Valisi  Timurtaş, babasının İlhanlılara isyanı üzerine Mısır’a kaçmış, yerine Eretna’yı vekil  bırakmıştı.

Timurtaş’tan sonra Anadolu valiliğine getirilen Şeyh Hasan  Celâyirî de, taht mücadelesine katıldığından Eretna Bey’i  görevinde bırakmıştı.

İlhanlıların içinde bulunduğu durumdan faydalanan Eretna Bey, Anadolu’nun orta kesimlerinde hâkimiyetini kuvvetlendirdi.

Bağımsızlığını ilân etti( 1344).

Devletin merkezi önce Sivas, sonra ise Kayseri olmuştur.

Eretna Devleti’nde önce  kadılık, ardından vezirlik yapan Kadı Burhaneddin Ahmet, devletin içinde bulunduğu güç durumdan faydalanarak Sivas’ta tahta çıktı(1381).

Kendisi Oğuzların Salur boyundandır.

Kısa zamanda Niğde, Erzincan ve Canik  (Orta Karadeniz) bölgelerini hâkimiyetine aldı.

Böylece Eretna Devleti’nden daha güçlü bir devlet kurmuş oluyordu.

Kadı Burhaneddin  Osmanlılar’a karşı çetin bir mücadele vermiş idi.

Ancak ölümünden sonra devlet dağıldı ve hâkim olduğu bölgeler Osmanlılar tarafından  ele geçirildi (1398).

Dulkadiroğulları Dönemi (1337-1521) 

Dulkadiroğulları, Maraş ve Elbistan civarında ortaya çıkmış  bir Türkmen beyliğidir.

Oğuzların Bozok kolu ve Ağaçeri Türkmenlerini etrafında toplayan Dulkadiroğlu Zeyneddin Karaca Bey, Memlûklu sultanının himayesinde, Eretna Devleti’nin elinden Elbistan’ı alarak beyliği kurmuştur(1337).

Yerine geçen oğlu Halil Bey  zamanında Maraş, Malatya, Harput tarafları ele geçirilerek sınırlar genişletilmiştir.

Dulkadiroğulları Osmanlılar ile Memlûkler arasında bir tampon görevi görmekteydi.

Varlığını sürdürmek için kâh Osmanlı, kâh Memlûk hâkimiyetini kabul etmişlerdi.

16.ncı yüzyılın başlarında başa geçen  Alaüddevle Bozkurt, Akkoyunluların elinden  Diyarbakır’ı aldı, fakat Şah İsmail  karşısında ağır bir  yenilgiye uğradı (1507).

Dostluğunu kaybettiği Osmanlılar karşısında da yenilgiye  uğraması üzerine Dulkadirli toprakları Osmanlıların eline geçti (1515).

Yerine geçen Ali Bey, Yavuz  Sultan Selim’in Mısır Seferi’nde ve Canberdî isyanında, Osmanlılara önemli hizmetlerde bulunmuştu.

Fakat Osmanlı  veziri Ferhat Paşa onu kıskandığından, Yavuz’u kışkırttı.

Ali Bey hile ile  yakalanarak katledildi (1521).

Böylece Dulkadir Beyliği  ortadan kaldırılmış oldu (1521).

Ramazanoğulları Dönemi(1378-1608) 

Ramazanoğulları, Adana merkez olmak üzere Çukurova bölgesinde kurulmuştur.

Beyliğe adını veren Ramazan Bey, Oğuzların Üçok koluna bağlı Yüreğir boyundandır.

Memlûk Sultanı Baybars tarafından Gazze-Antakya arasına yerleştirilen Türkmenler, daha sonra Adana ve Payas bölgesini  Ermenilerden almışlardı.

1378 tarihinde Memlûklerin gönderdiği vali, Dulkadiroğlu Halil Bey  tarafından öldürüldü.

Bu olayla birlikte Ramazanoğulları Beyliği kurulmuş oldu.

Ancak Memlûklerin gücünden çekindikleri için daha çok  onların hâkimiyetini  tanıdılar.

Memlûklerin ve Dulkadirliler  gibi  iki önemli güç arasında kalan Ramazanoğulları, Yavuz Selim’den itibaren Osmanlıların yanında yer almışlardır.

1608’de son Ramazanoğlu Beyi Pir Mansur, görevden alınarak toprakları Osmanlı beylerbeyiliğine çevrilmiştir.

Karakoyunlu Devleti  Dönemi

İlhanlı Hükümdarı Argun Han zamanında, Türkistandan çıkıp, Fırat ve Dicle vadilerine yerleşen Yıva, Döğer, Avşar gibi Oğuz boylarından müteşekkil Karakoyunlular (Baranlılar),  İlhanlı Devleti’nin parçalanmasıyla beraber müstakil olmuşlardı.

Bu dönemde başlarında bulunan Bayram Hoca’nın ölümünden sonra (1380), yerine geçen Kara Mehmet Bey, 1388’de Tebriz’i ele geçirip, burayı  başkent yapmıştır.

Oğlu Kara Yusuf dönemi (1389-1420) devletin en parlak devri olmuştur.

Timur tehlikesini bertaraf ederek tekrar gücünü artıran Kara Yusuf, Artukluların Mardin koluna son vermiş, Diyarbakır’dan başka bütün Azerbaycan’ı hâkimiyetine almış ve bir müddet ittifak kurduğu Ahmet Celayir’i yenerek Bağdat’a hâkim olmuştur(1415).

Kara Yusuf’un ölümüyle ortaya çıkan taht mücadeleleri bir sarsıntıya sebep olmuş ve geçici de olsa birlik  Cihanşah döneminde (1436-1467) sağlanmıştır.

Fakat Cihanşah’ın iki kez Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’a  yenilmesi ve ölmesi Karakoyunluların sonu olmuştur.

Nitekim Uzun Hasan 1469’da  Karakoyunlu Devleti’ni tamamen ortadan kaldıracaktır

Akkoyunlu Devleti Dönemi

Akkoyunlu Devleti’ni kuran hanedan Oğuzların Bayındır koluna mensuptur.

Tıpkı Karakoyunlular gibi İlhanlı hâkimiyetinin sarsılmasıyla, güçlenen Akkoyunlular,   Bayındır, Döğer, Bayat, Çepni gibi Oğuz boyuna mensup kitleleri ve İnallu, Hacılu,  Bayramlu ve Musullu gibi konar göçer cemaatleri etrafında toplayarak fetihlerde   bulunmuşlardır.

Henüz 14.ncü  yüzyıl ortalarında Tur Ali Bey, Trabzon Rum devleti üzerinde baskı kurmuştu.

Kara Yülüg Osman Bey’in kadı Burhaneddin Ahmet’i  ortadan kaldırması ve Sivas’ı ele geçirmesiyle (1398) Akkoyunlular  tamamen müstakil hâle geldiler.

15.nci yüzyıl başlarında devlet, Timur’un da yanında yer alarak gücünü artırdı ve Diyarbakır merkez olmak üzere, bütün güney ve doğu Anadolu, Akkoyunlu hâkimiyetine girdi.

Uzun Hasan dönemi (1453-1478) Akkoyunluların en  parlak dönemi olmuştur.

Karakoyunluları ve Hasankeyf’teki Eyyubi hâkimiyetini  yıkan Uzun Hasan, Azerbaycan’ın ele geçmesi üzerine başkenti Tebriz’e  nakletmiş ve sınırlarını doğuda Hazar’a kadar genişletmiştir.

Fakat Osmanlılara karşı Otlukbeli’nde uğradığı ağır yenilgi (1473), Uzun Hasan’ın bütün Türk  dünyasının lideri olma hayalini sona erdirdiği gibi, devletinin de zayıflamasına yol açmış; ölümünden sonra çıkan taht kavgaları sonucunda devlet ikiye bölünmüştür.

Neticede bundan faydalanan Şah İsmail, Tebriz’i ele geçirerek Akkoyunlu  Devleti’ne son verip, Safavi Devleti’ni kurmuştur (1502).

Bir cevap yazın