Anadolu Kavağı Tarihi

Anadolu Kavağı Tarihi Boğaziçi’nin kuzeyinde, Anadolu yakasında, Rumelikavağı karşısında bulunan Beykoz’a bağlı kıyı ve balıkçı köyüdür.

Kavaklar arası 927 m. dir.

Köprüye 23.5 km. uzaklıktadır. Boğaziçi vapurlarının en son uğradığı iskeledir.

Günümüzde bir kısmı yasak bölge olan Kavak, bu sebeble fazla gelişememiş, ufak, sakin ve tipik bir köy olarak kalmıştır.

Tahta yapılı küçük ve şirin vapur iskelesinin hemen ardındaki meydanda, yüzyılları devirmiş, çok gün görmüş ulu çınarların altındaki birkaç balık lokantasında, vapurla gelen gezginlere, Boğaz’ın henüz tutulmuş taze balıkları ve midyeleri özenli bir biçimde sunulur.

Hemen her mevsimde kesintisiz esen ve Karadeniz’in kokusunu getiren kuzey rüzgarının etkisiyle, Anadolukavağı yaz aylarının en sıcak günlerinde bile serin, sakin, sessiz bir dinlenme yeridir.

Anadolukavağı’nın havası gibi suları da güzeldir.

Pek çok memba suları vardır. “Çınardibi”, “Abdi Hoca’’, “Ab-ı hayat”, “Dolay”, “Kumdöken” adlarını taşıyanlar en ünlüleridir.

“Kumdöken” suyu böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.

Eski kayıtlarda Ağa Çeşmesi’nin suyu Tabya Tepesi sırtındaki menbadarı, Vapur İskelesi Meydanı’ndaki çeşmenin ve Mihrişah Mahmud Efendi Camii’nin suyu Anadolu kavağı tepesindeki Tavla dahilindeki menbalardan gelmekteydi.
Anadolukavağı’nın inciri meşhurdur.

Köyün dükkanları, kumanya alacak denizcilere kolaylık olmak üzere, geceleri de açık bulundurulur.

Çünkü, doğu ve kuzey rüzgarları estiği vakit, sayısı bazen 300’ü bulan gemi, Karadeniz’e çıkmak için müsait havayı beklemek üzere Kavak İskelesi’nde toplanır.

Bu suretle, gemilerin dört ay kadar bekledikleri vakidir.

Bu kadar uzun bir zamandan sonra, batı, kıble veya lodos esince, gemiler demir alır, yelken açar ve kafile halinde Boğaz’dan çıkarak yollarına devam ederler.

Anadolukavağı’nın tarihi eskidir. Birçok istilalara uğramıştır.

Kırım Hanı’nın 814 yılında ölümü üzerine II. Mihael’in silah arkadaşı Slav Thomas, bir ordu ile Bizans’ı 821-822 yılının ilkbaharında ilk defa kuşattı.

İkinci kuşatmada Babiyzes deresine kadar girdi, orada kara kuvvetleri ile birleşerek 80.000 kişilik bir kuvvet topladı. Başka birlikler Boğaz’ın yukarı kısımlarında Anadolukavağı’nı işgal etti.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Anadolukavağı’nı şöyle anlatır: “Bi-zanslılar tarafından kurulan ve adına “Hiyeron” denilen bu köyü Don Kazakları Karadeniz’den gelerek 942 yılında yaktılar.

1350 yılında Cenevizliler tarafından ele geçirilen Anadolu kavağı’nın kuzey-doğu tepesine dörtgen biçiminde bir kale yapıldı.

Bundan böyle bu yöreye Ceneviz Kalesi adı verildi.

Sultan Yıldırım Bayezid, Eflak ve Boğdan’daki ayaklanmayı bastırmak için bu bölgeden Rumeli kıyısına geçerken bu kaleyi fethetti.

Köyün kuzeyinde eski Yoros Manastırının yerine yapılmış Yoroz Kalesini de onararak içine asker koydu.

Kalenin çevresi iki bin adımdı.

Don Kazakları Boğaz önlerinde gördükleri zaman bu kalede büyük bir ateş yakılarak çevreye bildirilirdi. ”

Sultan IV. Murad kıyıda bir kale yaptırdı. Bu kale, karşıda bulunan Rumeli kavağı Kalesi’yle birlikte Boğaz’’ dan her çeşit yasak geçişe karşı koyabiliyordu.

Evliya Çelebi’nin bildirdiğine göre, çevresi 800 adımdı. İçerisinde 80 asker odası vardı.

100 balyemez topuyla donatılmıştı.

Sultan IV. Murad, Anadolukavağı’nda bir cami, iki buğday ambarı yaptırmıştı.

Köy 800 evli, bağ ve bahçelik bir yerdi. İki yüze yakın dükkanı, bir sıbyan okulu, bir çeşmesi vardı. Halkı gemici,balıkçı ve tüccardı.

I.Meşrutiyet’te 157 haneli idi. Şimdi halkın çoğu balıkçılıkla geçinmektedir.

XIX. yüzyıl başında kale beyi, Osman Beşen, imam Efendi, Enişteoğlu Mustafa, Ahmed Alemdar, Hacı Ahmedoğlu, Köhne İbrahim Ağa, Keleş Ahmed, Tabakoğlu Mehmed, Şileli Mehmed Ağa, Derviş Ali Halil, Haseki yalıları, Tabye, Bostancılar Kışlası, Beylik Bahçe, Camii Şerif, İskele, Karantina binası, güneyde Macar Tabyası, kuzeyde Anadolukavağı adlı Ceneviz kalesi gibi tarihi eserler bulunmakta idi.

Yalılar şimdi kalmamıştır. Kale durmaktadır.

Abdülaziz zamanında Kıyı Kurtarma İstasyonu yapılmıştı. Mareşal Fevzi Çakmak Kavaklıdır.

Kıyıda Yüksek Yalı ve Macar Tabyası caddeleri, gerilerde Mirşah Çeşmesi, Kalfazade, Yahya Efendi, Mektep, Mirşah Hamamı, Caferbaba, Mezarlık, Mirşah Çeşmesi, İslam ağa, İncirli, Molla Mehmed, Dolay ve Asaf Bey sokakları bulunmaktadır.

Şair Fenni tarafından yazılan Sevahilname’de Anadolukavağı için,

“Ah çeküp kaamet-i sevdası ile cananın
Şimdi başında kavak yeli eser yaranın” demektedir.

Bir cevap yazın