Ayrılık Çeşmesi | İstanbul Tarihi |

Ayrılık Çeşmesi Haydarpaşa;da ibrahimağa ve Yeldeğirmeni Camileri arasında mezarlık başındadır.

Babüssaade Ağası Gazanfer Ağa (Ölm. 1602) tarafından yaptırıldı.

İlk yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, çeşmenin mimari uslubu, süslemedeki oranların uyumu, özellikle kemer biçimi ile saçak hattındaki fleuronlar bu yapının XIV. yüzyıla ait olduğunu göstermektedir.

Ayrılık Çeşmesi
Ayrılık Çeşmesi Haydarpaşa;da ibrahimağa ve Yeldeğirmeni Camileri arasında mezarlık başındadır.

Burası, eski İstanbul’da orduya bir kervan Anadolu yönüne yola çıkarken, ilk uğurlama, selametleme yeri idi.

Nitekim, çeşmenin bulunduğu alanda, aynı adla anılan namazgah da vardı.

Haydarpaşa iskelesinden gelen yolun kavşak noktasında olan bu saha (Haydarpaşa Çayırı), Anadolu yakasının Ordugah sahrasını oluşturuyordu.

Ayrılık Çeşmesi ile namazgahının geçmiş günlerde büyük hatırası vardır.

Ayrılık Çeşmesi’nden her yıl hacı kafileleri yakınları ile vedalaştıktan sonra yola çıkarlardı.

Ayrıca, İstanbul dışında vazifelendirilen vezirler, paşalar da burada uğurlanırdı.

Böylece İstanbul’dan ayrılanlar bu şehirdeki son namazlarını burada kılarlar, yola düzülürlerdi.

Bazen de yola çıkan vezirler için burada parlak geçit törenleri, gösteriler düzenlenirdi.

Bu güzergahın en güzel eseri olan çeşme, küçük bir alanın ortasında yer alır.

Çevresinde üç büyük ve yaşlı ağaç vardı.

Son yıllarda çeşmenin bulunduğu yer çöplük haline gelmiş, tarihi yapı kendi haline terkedilmiştir.

Namazgah ise az ilerde,Taşköprü Caddesi ile Sarayardı Sokağı arasındaki adanın köşe ucundadır.

Aslında bir hazire olan bu sahanın, özellikle namazgah bölümü günümüzde evler tarafından işgal edildiği gibi mihrap taşı da kaybolmuştur.

Geriye, kaba taştan bir yalak, mermer bir kuyu bileziği, yalaktan az ötede, namazgahın 18,5 m. uzunluğundaki düzgün duvarı kalmıştır.

Duvar, üç sıra halinde kesme taş bloklardan örülmüştür ve yüksekliği 1.40 m. dir.

Çeşme I. Mahmud döneminde Kapı ağası Ahmed Ağa tarafından yenilenmiş, (1741), daha sonra 1921-22’de Dürriye Sultan ruhu için bir tamir görmüştür.

Üzerindeki kitabeler bu yenileme ve tamirin tarihlerini belirler.

Eski resimlerden anlaşıldığına göre, esas yalaktan başka yanlarda hayvanların sulanması için de yalaklar vardı.

Ancak bunlar bugün çeşmenin ayna taşının üst kısmıyla birlikte bir moloz tabakası altında kalmıştır.

Çeşmenin yüksekliği 3.35 m. genişliği, 2.87 m. ve kalınlığı ise l.25 m.dir.

Düzgün yontulmuş küfeki taşından yapılmıştır.

Bazı kalıntılardan birkaç defa çeşitli renkte badanalarla boyandığı anlaşılmaktadır.

Cephe köşeleri stalaktikli başlıklı köşe sütunu halinde yuvarlak yontulmuştur.

Bir silme ile cephe, bir dikdörtgen çerçeve biçiminde oluşturulmuştur.

Bu çerçeve içindeki nişin (duvar içine oyulmuş dikdörtgen, poligon ya da daire planlı bir girinti) eni 1.74, derinliği 0.38 m.dir.Kemeri örnek bir “Bursa kemeri” ile “Kaş kemer” görüntüsündedir.

Mermer aynası üzerine klasik bir Türk kemeri kabartma olarak işlenmiş, iki yanına birer de rozet konulmuştur.

Kemerin saçak hattı da tezvinatlıdır.

Yenilenmesi sırasında konulan kitabede şunlar yazılıdır:

-Han Mahmud’un cenab-ı kibriya Zatın etsün menba-ı lutfu ata Ceşme-i paki Gazenfer Ağa’nın Bulıcak dehrin mürurile fena Kapu Ağası Kerim-i Hayr-i halef Ahd-i lutfunda güzel kıldı bina Geldi- bir- hayr ehli tarihin dedi -Pak ihya eyledi Ahmed Ağa
1154 (M. 1741)

İkinci kitabe ise şöyledir:

‘Dürriye Sultanın ruhiçün el-Fatiha”
1340/1921-1922

Babüssade Ağası Gazenfer Ağa’nın pek çok hayratı vardır.

Cami,medrese,sebil ve çeşme yaptırmıştır.

Ayrılık Çeşmesinin karşısında Saray Bahçesi vardı.

Buradan çıkan su çeşmeye verilirdi.

(Kaynak: Semavi Eyice, Istanbul-Şam-Bağdad Yolu Üzerindeki Mimari Eserler

Bir cevap yazın