Batı Leventleri

Batı Leventleri  Kanunî Sultan Süleyman devrinde, Türk deniz kuvvetlerinin Karadeniz, özellikle Akdeniz’de, Atlas Okyanusu kıyılarına ulaşan Osmanlı İmparatorluğu’nu koruma yönünden büyük bir donanma gücüne ihtiyaç gösterince yeni teşkilâta geçilmişti.

Merkezi Gelibolu sancağı olmak üzere (Kaptan Paşa Eyaleti) kurulmuş, buna bağlı olarak da, Ağriboz, İnebahtı, Midilli, Sığacık, Kocaeli, Karheli sancakları ile Kıbrıs’taki Lefkoşe, Baf, Girne sancakları da Kaptan Paşalığa bağlı idi.

Batı leventleri, Trablusgarp, Tunus, Cezayir, Kefe eyaletleri deniz erleri olup donanmaya bağlı olduklarından gerektiğinde bunlarda, üç dört bin leventle sefere katılırlar, böylece toplam savaşçı 100.000’i bulurdu.

Donanma sefere çıktığı zaman, Ağriboz, İnebahtı, Midilli, Kocaeli, Karheli, Biga, Sakız, Nakşe, Mehdiye, Lefkoşe, Baf, Girne sancak beyleri birer gemi ile, Rodos mirlivası (tuğamiral) beş gemi ile, Mezistre mirlivası bir gemi ve bir yedek ile donanmaya katılırlardı.

Teke (Antalya) ve Menteşe (Muğla) beyleri de birer gemi ile katılırlardı.

Yine Değirmenlik, Selanik, İskenderiye, Dimyat beyleri bir gemi ile donanmada görev alırlardı.

Ayrıca donanmada bir takım savaş gemileri de bulunuyordu ki, bunlar da korsan filosu olup, devletin adeta üçüncü bir gücü gibi, donanmanın düşmanı arayıp bulan akıncı grubu idi.

Bu gemiler genellikle Batı ocaklarında üstlenmiş olup, gece gündüz, yaz kış demeden denizlerde rast geldikleri yabancı devlet gemilerini elegeçirir, Türk bayrağını Akdeniz sularında şerefle dalgalandırırlardı.

Bunların en seçkinleri sonradan donanmamızın başına geçmiş olan Barbaros Hayreddin, Turgut Reis, Kılıç Ali, Murad Reis, Kemal Reis gibi büyük kaptan-ı deryalar, amirallerdi.

Ötedenberi savaş gemilerimizde görev alan erlere verilen levent sözcüğü, İtalyanca “Levant, Leventi” kelimesinden gelmedir.

Latin dilinde, doğu anlamına kullanıldığı gibi, Venedikliler, kendilerinin doğusunda bulunan Hırvatistan ve Arnavutluk kıyılarını ellerine geçirerek buralardan topladıkları esirleri, kendi gemilerinde savaşçı olarak çalıştırdıklarından, bunlara “Levanti” adını vermişlerdi.

Türk leventleri timarlı deniz erleri idiler.

Genellikle kürekli çektiri ve kadırgalarda fazlaca bulunurlardı. Komutanlarına “Şah Levent” denilirdi.

Kıdem sırasına göre çektiri, firkate, kalyon, kadırga leventi adını alırlardı.

Leventler başlarına kırmızı barata, sırtlarına kollu beyaz gömlek, üzerine kırmızı cepken, altına mavi renkte zeybek şalvarı ve ayaklarına da yemeni giyer, san renkte kuşak sararlardı.

Leventler Gelibolu merkezine bağlı olduklarından bunlara Kazdağlı da denildiği olurdu.

Kaptan-ı deryalık İstanbul’a alındıktan sonra, hanlarda disiplinsiz yaşamaları çevreyi rahatsız etmeye başlamıştı.

1736’da Kaptan-ı derya Cezayirli Süleyman Paşa bunu önlemek için İstanbul, Galata, Eyüp, Hasköy ve Beşiktaş’da Levent Kulukları yaptırarak inzibatı sağlamıştı.

Daha sonra bunlar topluca şehir dışına çıkarılmış, levent kışlaları yapılmıştı.

Batı Levent’leri, Cezayir, Tunus, Trablusgarp’ta daha disiplinli, ömürleri denizde geçen savaşçılar olarak ün kazanmışlardır.

Bir cevap yazın