Belgrad – Sırbistan,Tarihi | Tarih,Coğrafya Bilgileri |

Belgrad – Sırbistan Sırpça Beograd («Beyaz şehir»),  Sırbistan’nın başkenti ve en büyük şehri, Tuna’nın sağ kıyısında Sava ırmağı ile birleştiği yerde; 1,2 milyonluk merkez nüfusu ve 1,7 milyondan fazla metropolitan nüfusuyla Güneydoğu Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biridir.

Belgrad, XIX. yy.a kadar çok yavaş gelişti, bu yüzyılda başkent oldu ve rakip şehirler, Krusevaç ve Semendire’ye karşı üstünlük sağladı.

Bulgaristan, Makedonya, Macaristan ve Hırvatistan’a giden yolların kavşağında yer almasının sağladığı özel coğrafi durum, o zamandan itibaren, şehir için yararlı olmaya başladı.

Merkezden uzak bulunmasına rağmen 1919’da Genç Yugoslav devletinin başkenti oldu.

Belgrad’ın nüfusu, o sırada, 200 000 idi. Nüfus çoğalınca, şehircilik gelişti.

Bugün, şehrin merkezinde Teraziye meydanı çevresinde, resmi binalar, üniversite ve ticaret merkezleri yer alır.

Milli müzede önemli koleksiyonlar vardır (özellikle tarih öncesi, ilkçağ ve ortaçağ).

Fresk galerisi (ortaçağ anıtlarının kopyaları ve kalıpları), Etnografya müzesi, Dositey (Eski bir Türk paşasının konağı) ve Bayraklı camii (XVII. yy.), bu merkezî semte, ayrıca ilgi çekicilik kazandırır.

Kuzeydoğudaki kale (XVIII. yy.), Kalemeydanı parkı ile çevrilidir.

Burada, Mestrovic’in yapmış olduğu (1929), Fransa’ya Minnettarlık anıtı yükselir.

Yerleşme semtleri Tuna’ya ve Sava’ya hâkim bayırlar üzerinde sıralanır ve Meçhul Asker anıtının yükseldiği Avala tepesine kadar uzanır.

Sanayi tesislerinin bulunduğu banliyö Sava’nın kolları olan küçük ırmaklar boyunca, Rakovica ve Zeleznik’e doğru uzanır, burada harpten sonra metalürji fabrikaları kuruldu.

Belgrad

Belgrad – Sırbistan Tarihi

Şehir, Keltler tarafından kuruldu, sonra bir Roma kalesi (Singidunum) haline geldi. Kavimler göçü sırasında istilâlara uğradı.

422 Yılında Hunlar’ın, daha sonra Sarmat ve Ostrogot’ların saldırısıyla harap oldu.

VI. yy.da lustinianos I tarafından etrafına sur çektirildi ve onarıldı.

Aynı yüzyıl içinde Avarlar ve slavlar şehre hâkim oldularsa da Bizanslılar şehri geri aldılar. Fakat Avarlar şehre tekrar hâkim oldu.

IX. yy.da şehir Belgrad adını aldı. Bu yüzyıl sonunda Bulgarlar’ın idaresinden Bizanslılar’a geçti. Haçlı seferleri sırasındaysa bir uğrak yeri oldu ve haçlılar tarafından tahrip edildi.

Daha sonraki yıllarda, Sırp, Macar ve Bulgarlar arasında el değiştirdi.

Sırp kralı Stepan Duşan, şehri zapt ve tahkim etti (1354).

Kosova muharebesinden (1389) sonra Osmanlıların nüfuz sahasına giren Sırp devleti, başkentini Krusevaç’tan Belgrad’a nakletti.

Ancak artan osmanlı baskısı karşısında Belgrad Macarlara bırakıldı.

Osmanlılar tarafından Belgrad ilk olarak Sultan Murad II zamanında kuşatıldı (1441).

Evrenos oğlu Ali Bey idaresindeki osmanlı kuvvetleri şehri muhasara etti.

Bu kuvvetlere sonradan Sultan Murad II de katıldı.

Ancak 6 ay süren kuşatma başarısız oldu.

Belgrad ikinci defa Fatih Sultan Mehmed tarafından muhasara edildi (1456). Vidin’de toplanmış olan osmanlı donanması da Belgrad önüne geldi.

Ancak düşman donanmasına mağlup oldu.

Türk kuvvetleri şiddetli bir hücum neticesinde Belgrad’a girdiler.

Bu sırada Hunyadi Janos idaresindeki 60 000 kişilik bir ordu şehrin yardımına yetişti.

Osmanlı kuvvetlerinin erken yağmaya başlaması ve dağınık durumda bulunmasından Hunyadi istifade etti. Giriştiği saldırı sonunda osmanlı kuvvetleri geri çekildi ve kuşatma kaldırıldı.

Sultan Süleyman I in tahta çıktığını haber vermek üzere Macar kralına elçi olarak gönderilen divan çavuşlarından Behram Çavuş, Macarlar tarafından hakarete uğrayarak öldürüldü.

Bunun üzerine Süleyman I, Macaristan’a sefere karar verdi ve gerekli hazırlıklara başladı.

Danişmend Reis kumandasında bir deniz kuvvetini, Karadeniz’in Tuna’ya yakın kıyılarını korumaya memur etti.

Mihaloğlu Mehmed Beyin akıncılarla Eflak üzerinden geçerek Erdel-Timişoara bölgesine, Bosna beylerbeyi Yahya Paşa oğlu Küçük Bali Beyi Sirem bölgesine akına, ömerbey oğlu Haşan Beyi de akıncılarıyla, kendi kuvvetlerinin öncüsü olarak görevlendirdi.

Emrinde 10 000 kişilik bir kuvvet bulunan Semendre muhafızı Hüsrev Bey ayrıca 1 000 yeniçeriyle desteklenerek bütün kuvvetleriyle Belgrad’a gitmek ve kalenin dışarıyle bağlantısını kesmek görevini aldı.

Hazırlıklar bittikten sonra Süleyman I maiyetiyle İstanbul’dan çıkarak (18 mayıs 1521) Edirne-Filibe yoluyla Sofya istikametinde hareket etti ve Edirne’de Rumeli kuvvetleri kumandanı Ahmed Pasa, İpsala’da toplanan kuvvetlerle birlikte sultanın emrine girdi.

Ordu, Sofya’dan yürüyüşe geçip Güneydoğu Sırbistan’da Niş kasabasını geçtikten sonra, Ahmed Paşa, emrine verilen kuvvetlerle Sabacz (Sabacz’a Türkler «Böğürdelen» demişlerdir) kalesini düşmandan kurtarmak için öncü olarak gönderildi.

Macarlar Sabacz (Böğürdelen) kalesinde dayanmak istedilerse de Ahmed Paşa kuvvetlerinin taarruzu karşısında bozuldular (8 temmuz).

Bir miktar esir ve ölü bıraktıktan sonra Sirem taraflarına geri çekildiler. Kalenin kumandanı esirler arasında idi.

Bunun üzerine Kanuni, yürüyüş istikametini batıya çevirerek Sabacz’a geldi ve Sava üzerinde köprü kurdurdu (9 temmuz) ve Ahmed Paşa emrindeki Rumeli sipahilerinin bir kısmı ve Sekbanbaşı komutasında 1 000 yeniçeriyle Sirem tarafına geçildi.

Bu sırada, Piri Mehmed Paşa, Belgrad kalesinin muhasara hazırlıklarını, keşiflerini tamamlamış ve Semendre’den getirdiği topları mevzilerine yerleştirmeğe başlamıştı.

Gemilerle İstanbul’dan Tuna yoluyle gönderilen kuvvetlerden Nakkaş Ali Bey komutasında 10 000 kişilik azap birliğini ve Semendre Beyi Hüsrev Beyin 15 000 kişilik kuvvetini de emrine alarak Belgrad kalesini Tuna’dan ve karadan kuşattı.

Ahmed Paşanın teşvikiyle Macaristan üzerine hareket kararını veren Kanunî, Mehmed Paşaya Belgrad karşısındaki kuvvetleri ve topları çabuk genel karargâha Sabacz’a getirmesini de emretti.

Ancak karargâha dönen ikinci vezir Çoban Mustafa Paşa, Belgrad kalesinin önemine ve asıl harekâtın oradan yapılması lüzumuna, durumu yerinde gözleriyle gördükten sonra inandığını Kanuni’ye açıkladı.

Bunun üzerine Piri Mehmed Paşaya yazılı bir emir gönderilerek topların tekrar Belrad’a getirilmesi ve muhasaraya devam olunması emredildi ve Budin üzerine yürümekten vazgeçilerek önce bütün kuvvetle Belgrad’ın alınmasına karar verildi.

Piri Mehmed Paşa kuvvetlerinin Belgrad’a dönerek tekrar muhasara mevzilerine yerleşmeleri geceye rastladı ve kısa sürede muhasara faaliyeti yeniden başladı.

Kanuni Sultan Süleyman, 1 ağustos’ta Belgrad önündeki ordugâha geldi.

Günlerce süren savaşlardan sonra sağ koldan Piri Mehmed Paşa (yardımcısı Sekbanbaşı), orta koldan Ahmed Paşa, sol koldan Mustafa Paşa (yardımcısı yeniçeri ağası) komutasında yapılan şiddetli genel hücum sonunda, Belgrad şehri alındı (8 ağustos), Piri Paşa kesiminde düşman, iç kalelere çekilmiş ve inatla dayanmaya başlamıştı.

Geceli gündüzlü günlerce süren kanlı boğuşmalardan, düşmanın aman dilemesinden, lağımlar açılmasından sonra bütün kalelerle beraber şehir zaptedildi (29 ağustos 1521).

Kanuni 30 ağustosta Belgrad’a girdi ve şehrin en büyük kilisesini camiye çevirtti. Ayrıca Belgrad’ın imarını emretti.

Belgrad’daki Sırplar’dan bir kısım halkı da İstanbul’a gönderdi.

Ordu, 18 eylülde Tuna kenarında Hisarcık’ta toplandı, buradan dönüş yürüyüşüne başlayarak Semendre-Niş-Şehirköy-Filibe yolu ile 13 ekimde Edirne’ye vardı.

Osmanlıların en parlak devri olan XVI. ve XVII. yy.larda Belgrad gittikçe gelişen bir şehir oldu.

Aynı zamanda, önemli bir askerî üs ve ticaret yeriydi.

Osmanlıların ikinci Viyana kuşatması (1683) yenilgisinden faydalanan Avusturyalılar, Macaristan’ı boş bulup işgal ettiler.

Viyana bozgunundan sonra yapılan bu savaşlar sırasında, Bavyera prensi Maximilian komutasındaki Avusturya ordusu, Belgrad dolaylarına kadar ilerledi.

Bu kuvvetler, Zemun (Zemlin) ovasından geçerek, Sava nehri üzerindeki Çingene adasını aldı ve oradan Belgrad tarafına geçerek osmanlı kuvvetlerinin hazırlanmasına ve tertip almasına zaman bırakmadan Belgrad’ı kuşatmaya başladı.

Bu sırada Belgrad’da bulunan Serasker Yeğen Osman Paşa, Rumeli Beylerbeyi öküz öldüren Ahmed Paşayı, emrindeki 1 700 kişilik kuvvetle kale savunmasıyla görevlendirdi ve kendisi Belgrad’ı yağmalayarak maiyetindeki Saruca ve Sekbanlarla Niş’e çekildi.

Ahmed Paşa emrine verilen bu çok az kuvvetle şehri 29 gün kahramanca savunmuş, kendisine hiçbir yerden yardım edilmemişti.

Muhasaranın 29. günü Ahmed Pasa, basına isabet eden bir mermi parçasıyla yaralanarak şuurunu kaybetti ve kumandansız kalan Belgrad kalesi de, 8 eylül 1688’de Avusturyalılar’ın eline geçti.

Belgrad’ı aldıktan sonra, Sırbistan içerilerine kadar ilerleyen Avusturyalıları durduran Fazıl Mustafa Paşa, süratle Belgrad yönünde ilerledi ve 1 ekim 1690’da Belgrad önlerine gelerek şehri kuşatmaya başladı.

Bu durumu gören AvusturyalIlar kale dışındaki bütün varoşları yakarak iç kaleye çekildi ve savunmaya geçtiler.

Osmanlı ordusu üç grup halinde kuşatmaya geçti.

9 Ekim 1690’da, osmanlı topçusunun attığı bir mermiyle kalenin merkez cephaneliğinde büyük bir yangın çıktı.

Avusturyalılar bu yangından büyük kayıplara uğrayarak şaşkınlığa kapıldılar.

Tam bu sırada ateşlenen büyük bir lağım ile açılan gedikden, önce Serdarı Ekrem Fazıl Mustafa Paşa ileriye fırladı ve birliklere hücum emri vererek şehri aldı.

Avusturyalılar, Belgrad’ı inatla savunmak istedilerse de bunu başaramadılar.

Birçok avusturya eri, kurtulmak için kendilerini Tuna ve Sava nehirlerine attı, kalanlar da teslim oldu.

Fazıl Mustafa Paşa bir ay kalarak Belgrad’ı tamir ettirdi.

Bundan sonra Duc de Croy komutasındaki avusturya ordusu, 30 temmuz 1693’te Çingene adasına köprü kurarak, Belgrad’ın doğu tarafına asker geçirdi ve 7 ağustos 1693’te Belgrad’ı muhasara etti.

AvusturyalIların yaptıkları şiddetli hücumlar, Belgrad komutanı Cafer Paşa’nın cesaret ve maharetle yaptığı savunması sonunda kırıldı.

Bu arada Sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa ve Kırım hanı Saadet Giray’ın emrindeki kuvvetlerin Belgrad üzerine ilerlemeleri sonunda Avusturyalılar, muhasarayı kaldırdı ve ağırlıklarını nehre atarak kaçtılar (12 eylül 1693).

Belgrad Sultan Mustafa II’nin Avusturya’ya karşı açtığı seferlerde bir üs olarak kullanıldı ve bu sebeple birçok defa tahribe uğradı.

Varadin yenilgisinden sonra Belgrad’ta kalamayan osmanlı ordusu, kışlamak ve yeni sefer için hazırlık yapmak amacıyla Edirne’ye geldi. Bu sırada prens Eugene kumandasındaki düşman ordusu Belgrad üzerine yürüdü.

Bahar mevsimine kadar gerekli hazırlıklarını yapan Veziriazam Hacı Halil Paşa, orduyla 12 haziran 1717’de Edirne’den Belgrad’a hareket etti.

Ordu Filibe’ye gelince, Belgrad muhafızı Mustafa Paşa, Avusturyalıların Pançova tarafından Tuna güneyi kıyılarına geçtiklerini, Belgrad’a iki saat kadar mesafede Tuna ile Sava nehirleri arasında tahkimat yaparak Belgrad’ı kuşatmak için tertip almakta olduklarını ve Bosna valisi Süleyman Paşa’dan bu maksatla acele yardım istediğini bildirmişti.

Prens Eugene kumandasındaki düşman ordusu yaklaşık olarak 80 000, osmanlı ordusuysa Kırım kuvvetleri dahil 150 000 kişiydi.

Osmanlı ordusunun taarruz gününün Avusturyalılar tarafından öğrenilmesi üzerine prens Eugene, 16 ağustos 1717’de şafaktan iki saat önce, baskın tarzında, ordusunu taarruza kaldırarak osmanlı ordusunu yenilgiye uğrattı.

Osmanlı ordusu Niş’e çelkildi.„ Avusturya kuvvetleri de üç günde boşaltılıp teslim edilmek şartıyla Belgrad’a girdi (18 ağustos 1717).

Bu savaşlardan sonra Avusturya ile Osmanlı devleti arasında yapılan Pasarofça antlaşması ile Belgrad, AvusturyalIlara geçti (1718).

Sultan Mahmud I devrinde Belgrad geri alınmaya çalışıldı.

Osmanlı orduları şehri kuşattılar.

Yardıma gelen Avusturya orduları mağlup edildi.

Belgrad önünde savaşlar olurken fransız elçisi Marquis de Villeneuve, aracı rolü oynayıp, osmanlı temsilcilerinden Reisülküttab Mustafa Efendi, ordu kadısı Esad Efendi, Mektupçu Ragıb Efendi (Paşa) ve Avusturya’yı temsil eden General Neipperg’in toplanmalarını sağladı.

23 Madde ve bir hatimeden ibaret ve 27 yıl süresi olan bu muahedeye göre, Belgrad kalesi Osmanlılara terkedildi. Belgrad içinde bulunan bir kısım istihkam ise yıkılacaktı.

Sulh antlaşması 1 eylül 1739’da imzalandı.

7 Eylülde Osmanlılar Belgrad’a girdi.

Bundan sonra şehir bir sınır kalesi halinde getirildi.

1789’da general Landon kumandasındaki avusturya kuvvetleri Belgrad’ı Osmanlılardan aldı (8 ekim).

Ancak Ziştovi antlaşmasıyla şehir tekrar Osmanlılara geçti (1791).

Bir sınır kalesi haline getirildikten sonra Belgrad’a yamak denilen yeniçeriler muhafız olarak konulmuştu.

Bunların Müslüman ve Hıristiyan halka karşı kötü davranmaları, sırp ayaklanmalarının sebeplerinden biriydi.

Ayrıca bunlardan türeyen Dayılar da halkı rahatsız etmekte idiler.

1804’te Kara Yorgi idaresindeki Sırplar, Dayıları bahane ederek istiklâllerini kazanmak için ayaklandılar.

Ruslar’ın desteklediği Kara Yorgi.

13 aralık 1806’da Belgrad şehrine girdi.

Osmanlı devleti 1812 Bükreş antlaşmasıyla Sırbistan’ın muhtariyetini tanıdı. 1813’te Rusya’nın Napolyon ile savaşmasından istifade eden Osmanlı devleti, Sırbistan’a ordu gönderdi.

Kara Yorgi mağlup olarak kaçtı.

Belgrad tekrar osmanlı hâkimiyetine girdi.

1839’dan sonra Sırbistan muhtar hükümetinin başına geçen Mihal, Belgrad’ta oturmaya başladı.

Belgrad bu suretle Sırbistan’ın merkezi haline geldi. Sırplar çeşitli fırsatlarla isyan ve hâdise çıkarmaya devam ettiler, özellikle Rusya ile Fransa, Sırpların istiklâl kazanması hususunda çalıştılar.

Belgrad, 1878 Berlin antlaşmasına kadar Osmanlılarda kaldı.

Bu tarihten sonra, Sırbistan istiklâlini kazandı ve Belgrad da başşehir oldu.

Birinci Dünya savaşının başında Belgrad, Kolubara saldırısı sonucu Potiorek kumandasındaki AvusturyalIlar tarafından ele geçirildi (6 kasını 1914); 13 aralıkta, Putnik kumandasındaki Sırplılar, şehre yeniden girdi.

8 Kasım 1915’te tekrar Avusturyalılara geçen Belgrad, veliaht Aleksandr’ın 1 kasım 1918’de muzaffer olarak dönüşüne kadar, düşman işgali altında kaldı.

İkinci Dünya savaşı sırasında üç gün süreyle (6-9 nisan 1941) 20 000 sivilin ölümüne malolan alman hava bombardımanı şehri harap etti.

Belgrad, 13 nisanda, Von Kleist’in zırhlı birlikleri tarafından işgal edildi.

Ancak 19 ekim 1944’te, Tito’nun yugoslav partizanlarının yardımıyla, Tolbuhin’in sovyet birlikleri tarafından kurtarıldı.

Bugün Belgrad kendi özerk yönetimine sahiptir ve Sırbistan’ın idari yapılanmasında özel bir yeri vardır.

 Belgrad
Belgrad

Bir cevap yazın