Benito Mussolini Kimdir,Hayatı

Benito Mussolini Kimdir,İtalyan devlet adamı (Dovia di Predappio, Romagna 1883 -Giulino di Mezzegra, Como 1945).

Benito Mussolini Hayatı

Sosyalist bir demircinin oğlu. önce öğretmenlik yaptı. Askerlik hizmetinden kurtulmak iCin İsviçre’ye Benito Mussolinikaçtı (1902). Orada öğrenimini tamamladı.

Duvarcı olarak yapı işlerinde çalıştı, grevler tertipledi ve hapse atıldı.

İtalya’ya dönünce (1904) askerliğini yaptı. Sonra, o sıralarda Avusturya’nın elinde bulunan Trento’da Cesare Battisti ile birlikte çalıştı.

Avusturya’dan sınır dışı edilince, katı bir sosyalizme yöneldi ve Libya savaşma karşı cephe aldı (1911-1912), Milano’da çıkan Avanti! adlı sosyalist gazetenin başyazarı oldu (1912).

Ağustos 1914’te Triplice’ye rağmen İtalya’nın tarafsız kalması için mücadele etti.

Sonra Avanti!’den ayrıldı, İl Popolo d’italia adlı bir gazete çıkarmaya başladı (kasım 1914) ve İtalya’nın, müttefikler safında yer alması fikrini savundu.

Fransa’nın hizmetinde çalışmakla suçlandırılarak Sosyalist partiden atıldı.

Ocak 1915’te devrimci Fascio’yu kurdu ve İtalya’nın savaşa katılmasına kadar (haziran 1915) eylemlerine devam etti.

Cepheye gitti, yaralandı, iyileşince (1917), tekrar gazetesinin başına geçerek yurttaşlarının moralini desteklemeğe çalıştı.

23 Mart 1919’da, halkın huzursuzluğundan yararlanmayı gözeten savaş Fascio’larını kurdu.

Programında, cumhuriyetçilerin düşünceleri ile demagojik sosyalizm ve aşırı bir milliyetçiliği uzlaştırmaya çalıştı.

Sonunda, programda yalnız milliyetçilik kaldı, çünkü bu, İtalyanların çoğunun millî gururunu okşuyordu.

Programını uygulamak için kendini Milano’dan milletvekili seçtirdi (1921). Duçe (Faşist partisi «şefi») olarak, o zamanlar Savaş ve Bahriye bakanlığı bürolarından para yardımı gördüğü söylendi.

Taraftarlarının sosyalistlerle grevcilere karşı uyguladıkları sistemli şiddet hareketleri, ona burjuvazinin güvenliğini kazandırdı.

İktidarı ele geçirmek istedi; «Roma’ya yürüyüş»ü, muhaliflerini yıldırdı ve kral tarafından başbakanlığa getirildi (29 ekim 1922), meclis de kendisine tam yetki verdi (25 kasım 1922). Halk partisince (Dom Sturzo) terk edilen Mussolini, meclisten yeni bir seçim kanunu çıkarttı ve böylece nisan 1924’te mecliste faşist çoğunluk elde etti.

Parlamentoda sosyalist Matteoti, faşistlerin şiddet hareketleriyle, seçimlerde yaptıkları hileleri açığa Yurdu (30 mayıs) ve milis kuvvetleri tarafından öldürüldü (10 haziran 1924).

Bu cinayette sorumluluk payı olan Mussolini, genel hoşnutsuzluk karşısında bir an ne yapacağını bilemez oldu: soıuşturmanın açılmasına izin verdi ve bazı faşist liderler istifa ettiler. Sonra Duçe, faşist olmayan parti ve sendikaları birden kapattı, liderlerini mahkemeye verdi ve kendisine karşı suikastler tertiplendiği gerekçesiyle diktatörlüğünü kurdu (3 ocak 1925).

Faşizmin nazariyecisi, kâhini ve başlıca uygulayıcısı, büyük bir milletin devlet başkanı olan Mussolini, mağrur ve ihtiraslı, bir insandı.

Fakat iktidarı ele geçirmek için ne kadar kurnazca davranılması gerektiğini göstermişti; sosyalist programla ortaya çıkmışken, varlıklı sınıflara dayandı, Tanrı’ya inanmazken Kilise’nin desteğini aradı (1929 Laterano antlaşmaları).

İktidar onu yavaş yavaş değiştirdi: tertiplediği siyasî toplantıların gösterişine kendini kaptırmıştı; kimsenin sözünü dinlemiyor, her alanda kesin kararlar veriyordu. Tek başma yüklendiği sorumluluklar altında zaman zaman eziliyor ve anî karar değiştirmeleri, huysuzlukları siyasetini de etkiliyordu.

İtalya içinde başardığı işler Mussolini ye dâhi bir devlet adamı şöhretini kazandırdı. Fakat, çok geçmeden dış siyaset meseleleri ön planı işgal etti, önce, askerî .gücünden ötürü Fransa’ya hayran kaldı. Fakat Fransa onu ciddîye almadı: Mussolini nin kalyan muhalifleri Paris’te faşist aleyhtarı bir topluluk meydana getirdiler ve sosyalist Carlo Rosselü orada gizli bir muhalefet hareketi kurdu.

Mussolini, fransız siyasetine karşı koymak için, Versailles antlaşmasından memnun olmayan ülkelerin sözcülüğünü yapmaya kalkıştı, sonra sınırları yeniden gözden geçirmek isteyen devletlere önderlik yapmak hevesine kapıldı.

Avrupa’ya bir direktuvar kazandıracak olan Dörtler paktı (İtalya, Fransa, Büyük Britanya, Almanya) imzalama teklifinde bulunduysa da (7 haziran 1933), bu teklif nazi Almanya’sının bağımsız tutumu yüzünden onaylanmadı.

Bazı isteklerde bulunmak için Venedik’e giden Hitler soğuk karşılandı (14-15 haziran 1934); Dollfus naziler tarafından öldürülünce (25 temmuz 1934), Mussolini Brenner’e doğru harekete geçerek Avusturya’yı kurtardı: artık Duçe kendini Hitler aleyhtarı bir koalisyonun başı sayıyordu (nisan 1935, Stresa buluşması). Pierre Laval ile bir fransız-ltalyan antlaşması imzaladı (ocak 1935).

Yoğun bir basın kumpanyasından sonra 2 ekim 1935’te Habeşistan’a karşı hareket başladı. Fransa’yı kendi safına alan İngiltere’nin düşmanca tutumu ve Milletler Cemiyetinin uyguladığı İktisadi müeyyideler, Mussolini’yi 5 mayıs 1936’da Habeşistan savaşını bitirmek zorunda bıraktı.

Sonra dışişleri bakanlığına getirdiği (haziran 1936) damadı kont Ciano’nun etkisi altında kaldı. Komünizme karsı, aynı isteklerle duyulan düşmanlık ve Ispanya’ya (İspanya iç savaşı) müdahale, İtalya ile Almanya’yı birbirine yaklaştırdı: Roma-Berlin mihveri kuruldu (1 kasım 1936).

Fransa’nın gerilerinde bir tehdit yaratmakla yetinmeyen Mussolini, gazetecilere, siyaset adamlarına, hattâ Cagoule adlı tedhişçi bir teşkilâta para yardımı yaptı. Aynı zamanda Nice, Korsika, Tunus ve Cibuti’yi almak istedi.

Hitler’i memnun etmek için Avusturya’yı (11 mart 1938’de Almanya tarafından ilhak edildi) ve Münih buluşmasında gözden çıkarılan Çekoslovakya’yı feda etti (29-30 eylül 1938), hattâ İtalya’da yahudi aleyhtarı bir siyaset uygulamağa girişti, son olarak da Führer ile uzun süreden beri yapmaktan kaçındığı ittifakı imzaladı (22 mayıs 1939, Çelik paktı). Arnavutluk kralı Zogo’yu sırf bir prestij meselesi yüzünden tahtından düşürdü (7-11 nisan 1939).

Fakat eylül 1939 da, İtalya’nın askeri ve İktisadi hazırlığı tamamlanmadığı gerekçesiyle, Hitler’in yanında savaşa katılmadı. Yenik durumdaki Fransa’ya saldırısı (10-24 haziran 1940) başarı sağlayamadı; Yunanistan’a karşı giriştiği savaş (28 ekim 1940) bir yıkım oldu.

Artık Almanya’nın uydusundan başka bir şey olmayan İtalya, savaşın acısını çekmeye başladı: Afrika’daki sömürgeleri kaybetti; 240 000 askeri rus cephesinde çarpışıyor, yüz binlerce yurttaşı da işçi olarak Almanya’da çalışıyordu. Mussolini, müttefiklerle ayrı bir barış yapmayı düşünüyor, fakat Hitler’e açılmayı göze alamıyordu.

24-25 temmuz 1945 gecesi parti liderler! (Clano, Grandi, De Bono v.d.) toplanarak, orduların uğradığı bozgundan onu sorumlu tutup yetkilerini krala devretmesini istediler. Bütün bu suçlamalara karşılık vermeyen Mussolini, ertesi gün kral Vittorio-Emanuele’ye gitti.

Kral onu tevkif ettirdi. Abruzzi’de bir otelde gözaltma alınan Duçe, Skorzeny kumandasındaki alman paraşütçüler tarafından kurtarıldı (12 eylül 1943) ve yeni bir faşizm ilân ederek, «Sosyal İtalyan cumhuriyeti»nin kurulduğunu bildirdi. Yeni hükümet Almanların himayesi altında Salo’da (Garda gölü) kuruldu. Almanlar bu hükümeti İtalya’nın işgali için bir paravana olarak kullandılar.

Mussolini temmuz 1943’te kendisini deviren faşist liderlerini ve bu arada, damadı Ciano’yu idam ettirdi (12 ocak 1944). Hitler’in bozguna uğraması üzerine, bir alman askeri birliğiyle İsviçre’ye geçmeye çalıştıysa da kendisini kanun dışı ilân eden çeteciler tarafından Como gölü yakınındaki Dongo’da ele geçirildi (27 nisan 1945).

Bakanlan derhal kurşuna dizildi. Duçe ertesi gün metresi Clara Petacci ile birlikte idam edildi (28 nisan 1945).

Bir cevap yazın