Beyrut – Lübnan,Tarihi,Tarihi Eserleri

Beyrut – Lübnan Beyrut,Lübnan’ın başkenti, Lübnan dağkoluna yaslanır.

Beyrut - Lübnan,Tarihi,Tarihi Eserleri
Beyrut – Lübnan Beyrut,Lübnan’ın başkenti, Lübnan dağkoluna yaslanır.

Nüfusu 1,5 milyonun üzerinde olan Beyrut, deniz etkisinden biraz korunan bir körfezin kıyısındadır.

Şehir kalkerli bir tepe üstüne kurulmuştur.

Tepe batıda yalıyarlarla yarılır; yalıyarlar mağaralarla (en ünlüsü Güvercinler mağarası) oyuludur.

Lübnan’ın bir çeşit ileri karakolu olan kıta ile birkaç bin yıl önce birleşmiştir.

Beyrut’un kurulduğu yer şehrin gelişmesine de, liman kurulmasına da elverişli değildir; bu yüzden şehir Doğu Akdeniz’de çoğunlukla ikinci derecede bir rol oynadı.

XIX. yy.ın sonunda, deniz ilişkilerinin gelişmesi, limanın bir fransız şirketi tarafından düzene sokulması, Şam yolunun açılması, sonra da Halep ve Şam demiryollarının döşenmesi geniş bir ard-ülke ticaretini Beyrut’a yöneltti.

Suriye kıyılarının en iyi donatılmış limanı olan Beyrut, Akdeniz ile Basra körfezi arasında Kızıldeniz yoluyla kurulan bağlantı yollarının çok uzun olmasından dolayı ticaretini geliştirmiştir.

Çünkü deniz yolunun uzunluğu çoğunlukla malların Beyrut’a çıkarılarak ulaşımda kara yolunun tercihine yol açar.

İsrail devletinin kurulmasından beri eski Hayfa ticaretinin bir kısmı Beyrut’a yöneldi.

Limanda serbest bir bölge vardır, transit olarak gelen mallar gönderilmeden önce bu bölgede depolanır veya yeniden işlenir.

Limana özellikle çok değişik cinste tüketim mallan gelir; tahıl, kuru sebze, yün, deri ve Ürdün fosfatı ihraç edilir.

Ama Beyrut, demiryolu ve kara yolu şebekesinin yetersizliğinden ve Doğu Akdeniz’de ufak bölgelere parçalanmış gümrük sisteminden zarar görür.

Buna karşılık uluslararası havaalanı Khalde’nin Uzakdoğu yollarındaki önemi gittikçe artmaktadır.

Bu faaliyet ile St. Joseph üniversitesi (1843’te kuruldu, 1875’te Beyrut’a yerleşti), Amerikan üniversitesi (1866’da kuruldu).

Lübnan üniversitesi (1953) ve Arap üniversitesinin (1960) desteklediği kültür hayatı şehrin nüfusunu iyice arttırdı.

Beyrut yüzyılımızın başından beri her yöne yayılmaktadır.

Şehir, müslüman ve hıristiyan cemaatlerin birbirinden ayrı mahallelerde yaşadığı güneye, doğuda Nahr-i Beyrut’a, batıda Ra’s Beyrut’a doğru uzanır.

Batıda yeni ve havadar mahalleler kurulmuştur.

Liman ve antrepoların güneyindeki «doğu görünüşlü» arap çarşıları ve merkezî mahalleler tamamen kaybolmak üzeredir.

Beyrut, Osmanlı döneminde planlı bir gelişme göstermişti.

1943’te Lübnan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra gelişigüzel ve hızlı bir büyüme dönemine girmiştir

Beyrut Tarihi

Fenikelilerin eski Berytos’udur.

Roma devrinde hukuk okulu ile ün kazanmıştı.

Arap devrindeyse Şam’ın limanıydı.

1110’da Haçlılar tarafından alındı, 1187’de, Salâhaddin Eyyubî’nin eline geçti, 1197’den 1291 ’e kadar yeniden Haçlılar tarafından işgal edildi.

XVII. yy.da Dürzî emirlerinin başkentiydi, sonra gene doğrudan doğruya osmanlı yönetimine girdi.

1840’ta İbrahim Paşanın eline geçti.

Beyrut, Filistin seferinden sonra 7 ekim 1918’de fransız donanması tarafından işgal edildi ve 1919’dan 1946’ya kadar doğudaki fransız birliklerinin genel karargâhı oldu.

1946’da Lübnan’daki fransız mandası kalktı.

Beyrut, 1950-70 yılları arasında Ortadoğu’nun gözbebeği idi.

Lübnan’ın serbest ekonomi ve döviz sistemi, altın esasına dayalı istikrarlı ve konvertibl parası, banka hesaplarının gizliliğini sağlayan kanunları, çekici banka faizleri Beyrut’u Arap zenginlerinin bankacılık merkezi haline getirdi.

Ayrıca deniz ve hava yoluyla dünyaya açılması ve yabancı firma ve bankalar içinde Ortadoğu’ya girmek açısından ideal bir üs olan Beyrut, serbest liman bölgesiyle Ortadoğu’nun en büyük antreposu oldu.

Şehirdeki Beyrut Amerikan Üniversitesi, Saint Joseph Üniversitesi, Lübnan Üniversitesi ve Beyrut Arap Üniversitesi diğer Arap ülkelerinden pekçok talebeyi Beyrut’a çeken bir faktördü.

Ancak 1970’lerden sonra başlayan iç karışıklıklar ve Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) karargahını buraya taşıması ve devlet otoritesinin ve düzeninin zayıflaması Beyrut’un cazibesini kaybettirdi.

Bu toplumsal ve siyasal karışıklıklar gittikçe artarak 13 Nisan, 1975’de iç savaşa yol açtı.

İç savaş Beyrut’un çok ağır maddi hasarına ve can kaybına yol açtı.

Savaş 1991 yılında sona erdiğinde Beyrut bir harabeye dönüşmüştü ve 150.000 Lübnanlı can vermişti.

Kentin merkezi onarlımasına ve maddi olarak biraz toparlanmasına rağmen geleceği hala belirsizdir.

12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan 2006 İsrail-Lübnan Krizi’nde İsrail’in hava saldırıları sırasında Beyrut kenti, özellikle güney kısmı ağır hasar görmüştür.

Beyrut  Tarihi Eserleri

Milli Arkeoloji müzesinde, Fransızların Byblos’ta yaptıkları kazılardan çıkan eşya ve özellikle Ahıram’ın mezarı (M.ö. XIII. yy.)» renkli fresklerle süslü Tir yeraltı mezarlığı, Fenikelilere ait insan biçiminde veya kapakları dam şeklinde bir dizi taş lahit vardır.

Beyrut

Bir cevap yazın