Bisiklet,Yarış Bisikletleri,Tarihçesi

Bisiklet Bir beygir gücü biriminin bir kısmından daha az {insan gücünün eşiti olacak kadar) bir güçle işlemesi bisikleti yapılabilen en verimli motor haline getirdi.

Şimdi bisiklet mühendisleri bu üstün verimliliği (üretilen ve sistem tarafından harcanan enerjiler arasındaki oran veya karşılaştırma) temelden farklı yeni bir bisiklet dizaynı ile birleştiriyorlar.

Ortalama hızı saatte 16.8 km olan geleneksel hız bisikletini sürmek için gerekli aynı enerjiyi kullanarak bu yeni bisiklet saatte 100 km. lik,bir hızla gidecek.

Üç tekerlek üzerinde ve yere çok yakın olarak gitmesi bu aleti alıştığımız bisikletten çok, yarış arabasına benzetiyor. Sürücü ya arkaya doğru yatıyor veya kızak sürer gibi midesi üzerinde ve aşağı doğru değil dış tarafa doğru ittiği pedallarıyla aynı seviyede, öne doğru yatıyor.

Sürücünün bacak kuvvetini mak simum yapmasına ek olarak bu yatay sürme pozisyonu havada dikilen alışılmış bisiklet sürücüsünce yaratılan hava direncini de azaltıyor.

Havanın veya rüzgarın direnci, tüm donanımın üzerini sarah ve “kaplama” denen hafif cam veya plastikten yapılmış rüzgar kabuğu sayesinde daha da azaltılıyor.

Benzin yakıtlı motorlara alternatif olarak ve önemli gereksinimlerin de teşvikiyle üreticiler bu yeni, çevreye zararsız bisikleti 1980 li yıllarda halkın kullanımına vermelidir.

Bu ümit verici üstün bisiklet modeli bisikletin ilk atalarına bir yönden benziyor: ilk bisikletlerin halkı ata bağımlılıktan kurtarması gibi bu da kişileri benzine olan bağımlılıklarından önemli ölçüde kurtarmayı vaadediyor.

Bisikletin Tarihçesi

1818 de Baden Dükalığının orman şefi olan Baron Karl de Drais de Sauerburn ilk bisikletlerden birisini icat etti fakat biz bunu güçlükle kabullenebiliyoruz çünkü Baron ata binmiş gibi bacakları birbirinden ayrı olarak odundan bir iskelete ve gene odundan tekerleklere tutturulmuş bir eyere oturmuştu.

Ormanlarda yaptığı teftiş turlarında ayaklarını yerde iterek kendisini ileriye doğru hareket ettiriyordu, Ayakların yere değmediği ilk bisiklet 1839 da Iskoçyalı Kirk patrick Mac Millan’ın fcadı olarak ortaya çıktı.

Gidonlarına asılmış çubuklardan aşağı sarkıtılan ve tekerleğin her iki tarafındaki manivelalara birleştirilen ayak pedallarına önem verdi. Bu pedalların ileri ve geri çevrilmesiyle sürücü arka tekeri döndürüyordu.

Mac Millan’ın arka tekerle hareket sağlama fikri kendi zamanında yaygınlaşmadı fakat sonraki mucitler tarafından bildiğimiz bisikletin yapımında adeta yeniden keşfedildi.

1861 de Pierre ve Ernest Michaux adlı baba-oğul İkilisi ön teker farafındar yürütülen bir Bisiklet tasarlayıp yaptılar.

Sarsıntılı sürülüşünden dolayı “kemik sarsan” adı verilen bu bisiklet yaygın olarak’ üretilen ilk bisiklettir, Almanya’ya ve İngiltere’ye de yayıldı ve 1866’da üretimi bisiklet-» ustası Pierre Lallemen tarafından Amerika’da da başlatıldı.Bu sırada “velespit” olarak biliniyordu.

1870 de İngiliz James Starley, baba-ogul Michaux’ların ön tekerlekten hareket alan bisikletiyle işe başlayıp olağanüstü bir görünüşteki “Ordinary” adı verilen bisikleti yapmayı başardı.

Stanley’in bisikleti ön tekeri büyütüp arka tekeri küçülterek her dönme için bisikletin alabileceği uzaklığı en yüksek sınıra çıkardı. Yerden 1 ile 1.5 m. arasındaki bir yükseklikte bulunan ürücü ön tekerin hemen üstünde oturuyordu..

Yarış Bisikletleri

Yarış bisikletindeki vites değiştirme suretiyle ‘ dik yokuşlar kasları aşırı zorlamadan çıkılabi lir ve düz arazide pedallerin aşırı çevrilmesi gerekmez.

Zincir bir dişli çarkdan diğerine geçer ve böylece yarışçı bulunduğu yerin özelliklerine uygun vitesi seçebilir

Küçük dişli çark geçiş zincirde boşluk doğurur ancak otomatik zincir kılavuzlarını hareketi ile zincir gerilir Pedaller arasına monte edilen bir ön vites sistemi, son yıllarda yarış bisikletlerinde yaygınlaşmıştır Arka vites kutusundaki beş vites kombine olan iki vites sayesinde yarışçı 10 vites arasından istediğini seçebilir.

Bir cevap yazın