Hakkında Bilgi

Hakkında Bilgi,Ansiklopedik Bilgi

Tarih

Boğazköy Hattuşaş,Tarihi,Büyükkale,Surları | Tarihi Yapılar |

Boğazköy Hattuşaş Şehir, genellikle kuzeyden güneye doğru yükselir.

Kuzey kısım «aşağı şehir», güney kısım ise «yukarı şehir» adını alır (en kuzeyde denizden 960 m. en güneyde 1242 m yüksekliktedir).

Akropolis doğu kesiminin ortalarında Büyük-kale’nin üzerinde bulunmaktadır.

Boğazköy Hattuşaş Tarihi

Boğazköy HattuşaşŞehirde en eski iskân M.ö. III. binin ikinci yarısında başlar.

Bu tarihe ait yerleşme izleri Büyükkale’de görülür.

Boğazköy’ün M.ö. II bin iskânı ve siyasi tarihi daha iyi bilinmektedir.

Kültepe’de bulunan tabletlerde Hattuş’un yanında bulunan bir asur ticaret kolonisinden (Karum) söz edilmektedir.

Büyükkale’nin kuzeyinde yapılan araştırmalarla böyle bir pazar yerinin varlığı tespit edilmiştir.

Boğazköy’de bulunan bir tabletten Hattuş şehrindeki son kralın adı öğrenilebilmiştir.

E. Forrer’e göre Kuşşara kralı’Anitta (M.ö. 1950-1920), Hattuş kralı Piyuşti’yi yenmiş, şehri zaptetmiş ve yakıp yıkmıştır.

Mahiyeti ne olursa olsun bu tablet «Eski Hitit» çağında Boğazköy’de mahalli bir hükümdarın varlığını ortaya koyar Boğazköy, Hattuşiliş 1 zamanında başkent oldu ve Hattuşaş adını aldı.

Bu devirde Büyükkale’de bir saray yaptırıldı, tahkimat duvarı tamamlandı.

Boğazköy HattuşaşKral Hantili zamanında (M.ö. 1500) Büyükkale’nin kuzeybatısına doğru uzanan asıl iskân sahası da sur içine alındı.

M.ö. XVI. yy. sonlarından XV. yy. başlarına kadar Boğazköy’ün tarihi hakkında fazla bilgimiz yoktur.

Tudhalia II (M.Ö. 1420) devrinde şehirde bir gelişme olduğu anlaşılmaktadır.

Bu sıralarda Hattuşaş, Kaşka’ların işgaline uğradı ve yağma edildi.

Şuppiluliuma zamanında (M.ö. 1380-1346) Boğazköy çok genişledi ve tamamen tahkim edildi.

M.ö. 1200 civarında Yunanistan ve Anadolu’ya yapılan «Kavimler göçü»yle Hitit imparatorluğu ve Boğazköy yıkıldı.

Hitit varlığı daha güneylerde küçük prenslikler veya şehir devletleri halinde birkaç yüzyıl daha devam etti.

Friglerin işgalinden sonra Galatlar, Romalılar ve Bizanslılar tarafından iskân olunan şehir ise bir daha eski önemine kavuşamadı.

Boğazköy Hattuşaş Arkeolojik Kazıları

Boğazköy harabelerini ve Yazılıkaya kabartmalarını ilk defa 1834’te Charles Texier keşfetti.

1862’de Georges Perrot, arkadaşları Edmond Guillaume ve Jules Delbert ilk olarak Boğazkale ve Yazılıkaya’da çalışmalar yaptılar.

Belge 9 3

Şehrin ilk planı 1882’de Karl Humann tarafından çıkarıldı.

1893-1894’te şehirde ilk kazıya başlandı. Ernest Chantre’nin «büyük tapınak» ve Yazılıkaya’da yaptığı sondajlarda binlerce çiviyazılı tablet ele geçti.

1905 kasımında İstanbul Arkeoloji müzesinden Theodor Makridi Bey ve Hugo Winckler, Boğazkale’de kazı yapmaya karar verdiler.

Daha sonraki yıllarda Büyükkale’de içinde Hitit tabletleri bulunan büyük bir arşiv binası ortaya çıkardılar.

Aynı yıllarda Alman Şarkiyat cemiyeti ve Alman Arkeoloji enstütüsü adına Boğazkale’de çalışmalara başlandı.

1931’de Kurt Bittel tarafından yürütülen Boğazkale kazılarına 1939’da Birinci Dünya savaşı sebebiyle ara verildi.

1952’de yeniden başlayan kazılar devam etti.

Boğazkale kazıları K. Bittel, R. Naumann, H.G. Guterbock, T. Beran, P. Neve tarafından yürütüldü.

Boğazköy Hattuşaş Surları

Hattuşaş tabiî imkânlardan da yararlanılarak çepeçevre surlarla çevrilmiştir.

Surların uzunluğu 6 km’yi bulur.

Büyükkale’nin etrafını çeviren surlar, güney taraf hariç masif sur tekniğinde yapılmıştır.

Burada ana kaya üzerine açılan yuvalara büyük taş bloklar yerleştirilmiş ve sağlam bir temel elde edilmiştir.

Surlar üzerinde, sur bedenini kuvvetlendiren çıkıntılar yer alır.

Bunların birbirine olan uzaklıkları arazinin durumuna göre azalıp çoğalmaktadır.

Ortalama uzaklık «bir ok atımı»dır (25-30 m). Büyükkale’nin doğusunda çift sur bedeni mevcuttur.

Burası kalenin en sarp ve erişilmesi imkansız olan kısmıdır.

Bu çift surun askeri gayelerden çok, yapılacak yeni binalar için, yer kazdırmak gayesiyle inşa edildiği anlaşılmıştır.

Büyükkale’nin güneyini çeviren surlar ise «sandık duvar» tekniğinde yapılmıştır.

Güneybatı surları ayrıca altlarından poternler geçtiği için «potemli sur» adını da alırlar.

Poternler sur yapılmadan önce, surun altına bindirme tekniği ile büyük taşlarla yapılan tünellerdir.

Bunlar iç kaleyle dışarının irtibatını sağlar.

Potemli surlar üzerinde oturmaya elverişli mekânlar bulunması bunlara «kazamatlı surlar» adının da verilmesine sebep olmuştur.

Büyükkale’nin güneyinde «güney şehir» yer almaktadır.

Hitit büyük imparatorluk devrinde, Büyükkale’yi güneyden gelecek saldırılardan koruyan üç adet kaya üstü kalesi bulunmaktaydı.

Kitabesiyle ünlü «Nişantepe», «Yenice Kale» ve «Sarı Kale» adını taşıyan bu kaleler, sonraları Büyükkale’nin müdafaasını tam olarak yapamadılar ve bu sebeple de şehrin güneyi baştanbaşa surlarla çevrildi.

Bunlar da «sandık duvar» tekniğindedir.

Çift bedenli olan surlar üzerinde önemli olarak beş kapı bulunmaktadır.

Doğuda «kral kapısı», güneyde «yer kapı» (poternli veya sfenksli kapı), batıda «aslanlı kapı», yine batıda yukarı şehir «batı kapısı» ve aşağı şehir «batı kapısı» adını alırlar.

Şehre giriş ve çıkışı sağlayan bu kapılardan yukarı şehirde bulunan üç kapı görülmeye değer niteliktedir.

Kapıların şehre ve dışa bakan yüzleri monolit taş blokarla kaplı olup; kabartmalarla süslüdür.

Kral kapısının şehre bakan yüzünde önceleri bir krala ait olduğu sanılan bir tanrı kabartması vardır.

Hitit plastiğinin en iyi örneğini meydana getiren bu eser şimdi Ankara Hitit müzesindedir.

Batı tarafındaki Arslanlı kapının iki yanında bulunan arslan figürleri halen yerli yerinde durmaktadır.

Arslanlı kapı ile kral kapısının planı tipik Hitit kapılarının planı gibidir.

Bunlar sur bedeninden çıkıntı yapmış iki kule tarafından korunan bir kapı avlusu, kapı geçidi ve kapı odasından meydana gelmiştir.

Yer kapı, şehrin en güney noktasındadır.

Burada da kapının iki yanında sfenks heykelleri bulunmuştur.

Yer kapının altından şehrin içiyle direkt bağlantıyı sağlayan 70 m uzunluğundaki potern geçmektedir.

Potern, harp zamanında düşmana gece baskınları yapmak, sulh zamanında ise hayvanların şehre giriş ve çıkışlarını sağlamak için inşa edilmiştir. Yer kapı ile şehrin dışarısı arasında direkt bağlantı yoktur.

Kapı ile iki sur bedeni arasına çıkılır.

Kapının sağında ve solundaki 100 basamaklı merdivenlerle ovaya inilirdi.

Boğazköy Hattuşaş Büyükkale

Boğazköy’ün en önemli arkeolojik merkezlerinden biri ve Hitit imparatorluğunun akropolisidir.

Burada beş kültür katı ve yirmi mimarî kat tespit edilmiştir.

Bugün Büyükkale’de görülen kalıntılar sadece Büyük Hitit imparatorluk devrine ait yapılardır.

Burası etrafı surlarla çevrili bir «üst kale» mahiyetindedir.

Ortalama 140 x 250 m2lik bir alanı kaplar.

Büyükkale’ye girişi ‘güneyde bir kulenin altındaki kapı sağlar.

Kapıdan sonra, doğuya doğru adına «kral yolu» denen, kırmızımsı taşlarla kaplı bir yol uzanmaktadır.

Bu yol dinî anlamı olan bir havuzla sona erer.

Büyükkale yapıları münferit birer yapı halindedir.

Binaların birbirleriyle irtibatı holler ile sağlanır.

Arkeologlar tarafından «A» dan «N» ye kadar alfabetik sıraya göre adlandırılmışlardır.

«A» binası birbirine paralel yan yana beş mekândan meydana gelmiştir.

Arşiv binasıdır, iki katlıdır.

1931 – 1933 kazılarında burada 3 500 adet çivi yazılı tablet ele geçmiştir.

Batı taraftaki «B», «C», «H» binaları bir arada planlanmıştır.

«C» binasının içinde adak eşyaları ve Tudhalia IV’e ait bir stel bulunmuştur. «D» binası Büyükkale’nin en büyük yapısıdır.

İki katlıdır. Alt katın mühür deposu, üst katın ise M.ö. II. binin ilk apadana sı olduğu bilinmektedir. «D» binasının kuzeyinde «E» binası yer almaktadır.

Arka arkaya sıralanmış odalardan meydana gelen «Bit-Hilani» planlı bir yapıdır.

Bunun yanında «F» binası yer almaktadır.

Bütün bunlardan ayrı olarak «M», «N», «G», «K» ve «J» binaları da ayrı özellikler taşır.

Boğazköy Hattuşaş Tapınaklar

Boğazköy’de bugüne kadar yapılan kazılarda beş tapınak kalıntısı tespit edildi.

Bunlar (I)’den (V)’e kadar rakamlarla adlandırılır.

I Numaralı tapınak (Büyük Tapınak): aşağı şehirde, Fırtına tanrısı (Teşup) için yapılmıştır (M.ö. XIV. yy.). 160 x 135 m boyutlarındadır. İki kısımdan meydana gelir: 1. Depo kısmı, 2. Çekirdek tapınak (esas tapınak binası).

Gerek depo (magazin) kısmına ve gerekse esas tapınağa güneydoğudaki bir kapıdan girilir.

Magazinler ana tapınağın etrafını çevirir ve yabancı gözlerden korur.

Bunların içlerinde çivi yazılı tabletler, pithoslar (küp) ve atelyeler bulunması, hitit tapınaklarının aynı zamanda birer ekonomik merkez olduğunu gösterir. Magazin binaları, ince uzun dikdörtgen planlıdır.

Yapının çeşitli yerlerinde bulunan merdiven boşluklarından bunların iki katlı olduğu anlaşıldı.

Güneydoğudaki girişten sonra ana tapınağa ulaşan üzeri taş döşeli (L) şeklinde bir yol vardır.

Bu yolun bir tarafında üzerinde arslan protonları bulunan bir havuz yer almaktadır.

Esas tapınak kutsal kısım (aditon) hariç dikdörtgen planlıdır.

Giriş güneydendir ve arka arkaya dokuz mekânlıdır.

Kapıdan sonra yine tabanı taş döşeli bir avlu gelir.

Avlunun üstü açıktır, sağında ve solunda birtakım odalar sıralanır.

Sol taraftaki odalar avludan geçen uzun bir koridora açılmaktadır.

Avlunun kuzeydoğu köşesindeki kare planlı yapının tanrı için yapılan âyin ve kurban merasimlerinden önceki kutsal temizlemede kullanıldığı bilinmektedir.

Avlunun kuzeyinde payeli bir galeri (portik) yer alır.

Kutsal saha bu portikten sonra başlar.

Tanrı heykelinin bulunduğu mekân en kuzeyde yer alır.

Hitit çivi yazılı metinlerinde «evin kalbi» diye isimlendirilen bu mekânda tanrı için yapılan kurbanlar takdim edilirdi.

Yeni araştırmalar bu tapınakta iki kutsal mekânın bulunduğunu ortaya koydu.

Boğazköy’de bütün anıtsal yapılarda olduğu gibi Büyük tapınağın da alt kısmı taştan, üst kısımları kerpiçtendir.

Bütün bu yapılarda malzeme olarak kalker taşı kullanılmasına karşılık, kült odalarında granit tercih edilmiştir.

Damın düz olduğu gerek çivi yazılı metinlerden, gerekse kabartmalardan anlaşılmaktadır.

(II), (III), (IV), (V) Numaralı tapınaklar güney şehirlerdedir.

Hemen hepsi aynı özellikte plana sahiptir.

Sadece (V) numaralı tapınak, iki tanrıya ait olması ve ilk defa cephe mimarîsine önem verilmesi bakımından farklıdır.

Osmankayası mevkiindeki hitit mezarlığında yapılan kazılardan ölülerin bazen hoker vaziyetinde doğrudan doğruya toprağa gömüldüğü veya yine aynı şekilde pithoslar içine konduğu anlaşılıyor.

Bu arada ölü yakma âdetinin de var olduğu, içinde kül bulunan kaplardan ve yazılı belgelerden anlaşıldı.

Güney şehirde arslanlı kapının doğusunda bulunan sivil mimarîye ait evlerin önemli kimselere ait olduğu sanılmaktadır.

Alman Arkeoloji Enstitüsü’nce sürdürülen Boğazköy kazılarında ortaya çıkarılan en eski yerleşim kalıntısı İÖ 3000’in ilk yarısına tarihlenmektedir.

Bu dönemin izlerine kentin Büyükkale bölümünde rastlanmıştır.

Hititler’in kente en geç İÖ 1700’de yerleşmiş olduğu, Hammurabi döneminden kalma bir tabletten anlaşılmaktadır.

Bu tablette kentin adı Hattuşaş olarak geçmektedir.

Hititler, kendilerinden önce burada yaşayan Hattiler’in kente verdikleri Hattuş adını Hattuşaş yaparak dillerine uydurmuşlardı.

Çok geniş bir alana yayılmış olan Boğazköy kalıntılannı Büyükkale, Yukarı Kent, Aşağı Kent ve Yazılıkaya oluşturur. Kentin en yüksek kesimi olan Büyükkale, Akropol niteliğindedir.

Surlarla çevrili bir içkale görünümündeki Büyükkale kentin yönetim merkeziydi.

Kral ve yakınları, aralannda büyük avlular bulunan bir ya da iki katlı bağımsız yapılardan oluşan Büyükkale’deki sarayda oturuyordu.

Sarayın en önemli bölümü, kazılarda 3.000’in üzerinde çiviyazılı tabletin bulunduğu yerdir.

Arşiv ya da kitaplık olduğu sanılan bu yer birbirine paralel beş uzun salondan oluşan iki katlı bir yapıdır.

Boğazköy’de bulunan tabletler arasında dünyanın ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın bir örneği de vardır.

Bu antlaşma Kadeş Savaşı sonrasında Hitit Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavun’u II. Ramses arasında İÖ 1280’de yapılmıştı.

Büyükkale’nin kuzeybatısında Hititler’in fırtına tanrısı Teşup’a adanmış Büyük Tapınak yer alır.

İÖ 14. yüzyıla tarihlenen bu anıtsal tapınak 160 x 135 metre boyutlarındadır.

Ortada yer alan asıl tapınağın çevresinde çiviyazılı tabletlerin bulunduğu odalar, atölyeler ve büyük küplerin bulunduğu depolar yer almaktadır. Bu yönüyle tapınak çeşitli işlevleri olan bir yapılar bütünüdür.

Şuppiluliuma zamanında İÖ 14. yüzyıl ortalarında geniş bir alana yayılan kentin surları güçlendirildi.

Bazı yerleri sağlam kalmış olan surların uzunluğu 6 kilometreyi bulur.

Doğu ve batıdaki iki dere boyunca uzanan kent surlarının güney bölümü iki sıralıdır.

Dış sur iç sura göre alçaktır ve moloz taştan örülmüştür.

Surun iç ve dış duvarlarında dikdörtgen biçimli burçlar bulunur.

İç surun kalınlığı, en geniş yerinde 7 metreyi aşar. Surun her iki yüzü taşla örülmüş duvarlardan oluşur.

Bölme duvarlarıyla birbirine bağlanarak sağlamlaştırılan bu iki duvar arasındaki boşluk taş ve toprakla doldurulmuştur. “Sandık duvar” denen tarzda yapılmış olan ve üstü kerpiçle örülen iç surun yüksekliği 15 metreye ulaşmaktadır.

Bu surların altında, kenti dışarıya bağlayan ve bir kuşatma sırasında gizlice girip çıkmayı sağlayan 71 metre uzunluğunda bir tünel bulunmaktadır.

Boğazköy’ün güney surlarında, orta bölümdeki kapıya Yerkapı denir.

Yerkapı, iki yanındaki büyük sfenks heykellerinden ötürü Sfenksli Kapı olarak da anılır.

Bu kapının doğusunda Kral Kapısı, batısında ise Aslanlı Kapı vardır.

Kral Kapısı’nın üstü Hitit mimarlığının özelliği olan sivri uçlu kemerle çevrilidir. Aslanlı Kapı’nın üstü ise günümüze ulaşamamıştır.

Kapının iki yanındaki duvarlarda, büyük boyutlu Hitit heykelciliğinin değerli bir örneği olan iki aslan heykeli bulunur.

Ağızları açık duran bu ürkütücü görünüşlü aslanlar eskiçağ inanışına göre kötü ruhları kente sokmamak için kapıya konmuşlardır.

Güney surlarının içinde dört Hitit tapınak yapısı daha bulunmaktadır.

Ama Hititler’in  Hattuşaş’taki en ilginç tapınağı, günümüzde Yazılıkaya diye bilinen açık hava tapınağıdır.

Yazılıkaya

Yazılıkaya Hattuşaş’ın 2 km kuzeydoğusunda yer alır.

Bütün Hitit tanrılarını gösteren kabartmaların olduğu kayalık bir alanda bulunan Yazılıkaya’yı bütün ayrıntılarıyla görebilmek için en iyi zaman öğle saatleridir.

Yazılıkaya’daki 63 Hitit tanrı ve tanrıçasının kabartmalarının bulunduğu ve kayalardan oluşan doğal duvarlarla çevrili Büyük Galeri denen bölümü III. Hattuşili döneminde, İÖ 1275-1250 yılları arasında yapılmıştır.

Büyük Galeri’nin batı duvarında tanrı, doğu duvarında tanrıça, Küçük Galeri’de kral kabartmalan vardır.

Yazılıkaya açık hava tapınağının önü çeşitli dönemlerde yapılan anıtsal giriş yapılarıyla kapatılmıştır.

Hattuşaş’taki tablet, çanak çömlek, küçük heykel buluntulan Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile İstanbul, Çorum ve Boğazköy müzelerinde sergilenmektedir.

1986’da bulunan tunç bir tablet bugün için dünyadaki ilk madeni tablet olma özelliğindedir.

Boğazköy ve Alacahöyük’ü kapsayan alan 1917’de milli park ilan edilmiştir.

Hattuşaş’taki kalıntılar bize Hitit uygarlığının günümüzden yaklaşık 3.500 yıl önce ulaştığı düzeyi göstermektedir.

Bir yanıt yazın