Brüksel – Belçika,Tarihi,Eserleri | Coğrafya Bilgileri |

Brüksel – Belçika Brüksel,Belçika’nın başkenti,Brüksel şehri de dahil olmak üzere 19 belediyeden oluşan Belçika bölgesi. Bölgede 1,2 milyon nüfus metropol alanı 1,8 milyon,Belçika’nın en büyük şehridir.

BrükselBüyük şehrin bir parçası haline gelmiş civar belediyelerin nüfusu ve gün içinde işleri için Brüksel’e gelenlerin (Brüksel’de çalışan nüfus) miktarı da göz önüne alındığında toplam kapsamlı nüfusun birkaç milyona çıktığı hesaplanmaktadır.

Avrupa Birliği’nin 3 ana kurumu olan AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu içinde ilk ikisinin resmi organlarının büyük çoğunluğu Brüksel’de yerleşiktir.

Sonuncusu Avrupa Parlamentosu ise Strazburg ile dönüşümlü olarak Brüksel’de çalışmalarını yürütmektedir.

Bunlara bağlı ve bunlarla ilgili irili ufaklı yüzlerce kuruluş da dikkate alındığında Brüksel, bu sebeplerden, AB veya Avrupa başkenti olarak gösterilir.

Ayrıca NATO Merkez Karargahı da Brüksel’dedir.

Nüfusun çoğunluğunun ana dili Fransızca’dır (%80). Brüksel kökenli veya Brüksel’e Flaman bölgesinden gelmiş ve Felemenkçe konuşan bir azınlık da bulunmaktadır (20%).

Bu yönden Brüksel (aslen bir Flaman şehri olmasına rağmen) bir Flaman denizinin ortasında bir Fransız adası gibidir.

Bu demografik özelliğe rağmen Brüksel’de iki resmi dil Fransızca ve Felemenkçe’dir ve hukuken eşit ve her alanda zorunludur.

Brüksel

Belçika vatandaşlığını edinmek diğer AB ülkelerine kıyasla çok daha kolay olduğu için 1960’lardan itibaren kaydadeğer bir yabancı kökenli nüfus da Brüksel’e yerleşmiştir.

Başlangıçta genellikle vasıfsız göçmen işçi olarak gelen bu kuşak ve ardından ikinci ve üçüncü nesiller içinde, başta Fas’lı Araplar, ardından, aşağı yukarı denk sayıda, çoğu Emirdağ, Afyon kökenli Türkler ve eski bir Belçika sömürgesi olan Kongo’lu Afrikalılar, köken sıralamasında ilk üçü oluşturmaktadırlar.

1970’lerden itibaren özellikle AB resmi kurumlarının sağladığı iş imkânları nedeniyle yabancı kökenli nüfusa, AB ülkeleri kökenli ve daha kalifiye bir topluluk da eklenmiştir ve sayıları artmaktadır.

Brüksel nüfusuna bu yollarla dahil olmuş yabancı kökenlilerin toplam nüfusun %28.5’ini oluşturduğu hesaplanmaktadır.

İstanbul ile benzerlikler arzeden bu süreç sonrasında son 30-40 yılda Batı Avrupa’da nüfus, kültür ve mimari yapısı Brüksel kadar değişmiş kent yoktur denilebilir.

Bu süreç içinde bir gettolaşma da doğmuş, yerli Brükselliler belli semtlerde ağırlıklarını muhafaza eder, buralara adeta ‘çekilir’ken, Faslı, Türk ve zenci Afrikalı semtleri ve bir AB kurumları ve çalışanları mahallesi oluşmuştur.

Brüksel’de, brabant, flaman ve barok mimarî üslubunda binalar bir arada görülür.

Büyük bir avrupa başkentidir; ama Paris ve Londra’nın tersine, ülkedeki çok canlı yerelcilik geleneği ve zaten ufak olan Belçika’da diğer şehirlerin de büyümesi yüzünden, gelişmesi engellenmiş oldu.

Brüksel Tarihi

Brüksel’in yeri VII. yy. sonundan itibaren bilinir sanılmaktadır; şehir aslında Louvain kontlarının XI. yy.da (?) Koudenberg’de (Soğuk dağ) yerleşmeleriyle kuruldu; kontların Sainte-Gudule tepesinde bulunan şatosu ile ilk kasaba o tarihten itibaren surlarla çevrildi.

Brugge-Köln yolu üzerinde (1150’ye doğru açıldı) bir ticarî konak yeri oldu.

XIII. yy.ın sonunda on yedi şehir ticaret birliğine katılması sayesinde Champagne fuarlarıyla sıkı ilişkiler kurdu, ingiliz kumaşlarının daha ucuz olması ve İtalya’da mahallî yün sanayiinin gelişmesi bu ülkenin Felemenk’ten kumaş ithalini tamamen durdurmuştu; oysa ketenler ve duvar örtüleri İtalya’da daha kolay satılıyordu; bu yüzden kumaşçılık bu devirde Brüksel’de yerini keten dokuma ve duvar örtüleri sanayiine bıraktı.

Hattâ buhran Öylesine ciddiydi ki işsiz kalan Brüksel kumaşçıları 1380’den itibaren Floransa’ya göçtüler.

İktisadî etkinliklerin çeşitliliği, güçlü ve zengin bir sınıfın ortaya çıkmasını kolaylaştırdı: «lignage»lar.

Bu sınıf 1229’da Brabant dükü Henri I’den. şehrin kendini yönetme hakkını (ticarî imtiyazlar ihsanı) aldı; ama, bir lonca (gilde) halinde birleşen bu soylar (XIV. yy.dan sonra yedi soy, belediye sayısında o kadar), siyasî iktidarı sayıları daha çok olan sanatçılarla ve işçi sınıfıyla bölüşmeyi kabul etmedi.

İşçi sınıfı 1303 ayaklanması sayesinde belediye ve loncaya girmek hakkını kazandı; ama 1306’da Brabant dükünün, Maliye şurasına (1334’te kuruldu. 6 üyesi vardı) Brüksel’li iki burjuva sokan müdahalesi, soylular yönetimini yeniden kurdu.

Bu yönetim özellikle kumaşların imali ile satışını düzenlemek ve işçi ücretlerini belirlemek v.b. gibi konularla uğraştı.

XIV. yy.ın sonunda brabant kumaşçılığının gerilemesi Brüksel loncasının 1385’ten itibaren düzeninin bozulmasına, soylular yönetiminin yıkılmasına ve demokrasinin ilânına yol açtı.

Gerçekten de 1390’da, soylular işçilere meslek örgütleri içinde birleşme hakkını tanıdılar; bu örgütlerin en güçlüleri dokumacılarınkiyle çırpıcılarınkiydi; bundan böyle belediyeler meslek başkanlarına danışacak ve meslek başkanlarından biri hesapların teslimini denetleyecekti.

1421’de yürürlüğe konan ve 1795’e kadar uygulanan belediye tüzüğü, soylular sınıfı (7 soy) ile, 9 birlik halinde yeniden toplanan meslek örgütlerinin karşılıklı yetkilerini belirledi: böylece flaman şehirlerine oranla yüzyıllık gecikmeyle sosyal devrim Brüksel’de başarıya ulaşıyordu.

Aslında bu durum gerilemenin başlangıcıydı; çünkü meslekler siyasi bir rol oynamaktan uzaktı; kendi içine çekilen soylular sınıfı da bir oligarşiye dönüştü.

Soyluların son imtiyazlarını 1532’de Kari V kaldırdı.

Sosyal güçlüklere rağmen Brüksel XIII. yy.dan itibaren, İktisadî etkinlikleri sayesinde büyük bir şehir oldu.

Nüfusunun artması yeni surlar yapılmasını gerektirdi (1357-1379); bunlar eski surlardan uzun ve hemen hemen bugünkü surlara eşitti.

XV.yy. başında belediye sarayının yapımı için mimar Van der Thunen, panoları süslemek için de Van der Weyden çağırıldı. Weyden’in süslemeleri bugün kaybolmuştur.

Merkezleri Louvain’i bırakan Brabant dükleri.

Brüksel’i kendilerine başkent ve adli, mali merkez yaptılar.

Brüksel XIV. yy.dan itibaren, soylu sınıfın ve Brabant düklerinin hoşgörüsü sayesinde, Felemenk’in din hayatında çok önemli rol oynadı. Şehir böylece birtakım mezhep sapkınlıklarının yayıldığı merkezlerden oldu.

XV. yy.da Bourgogne dükü İyi Philippe’in öbür topraklarına Brabant’ın katılmasıyla (1430) Brüksel, Felemenk’in gerçek başkenti oldu. Philippe belediye sarayını tamamlattırdı.

1489’daki veba salgınına rağmen (15 000 ölü) şehir XV. yy.da Kari V imparatorluğunun siyasî ve coğrafî merkezi oldu; şehirde şatafatlı bir saray vardı.

Bu sarayı önce felemenk kralının halası Margarethe. sonra kız kardeşi Maria, daha sonra da kızı Margarethe yönetti.

Karl V, «etats generaux» önünde Bourgogne ülkeleri hükümdarlığından (1555). sonra da İspanya krallığından (16 ocak 1556) Brüksel’de vaz geçti.

Oğlu Philip iki alavere havuzlu bir kanal yaptırttı (bu kanal Brüksel’i Escaut’ya bağlıyordu).

Ama siyasi merkezciliği ve dini tutuculuğu yüzünden hoşgörü rejimine son verdi; Brabant düklerinin başlattığı ve Avusturya’lı Margarethe’nin sürdürdüğü bu rejim, Erasmus ile çömezlerinin de yerleşmelerini sağlamıştı.

Alba dükü, kralın emriyle, sapkınları ve yerel özgürlük savunucularını yargılamak için «Karışıklık mahkemesi» veya «Kanlı mahkemeyi» kurdu (1567).

Bu mahkeme Şablon alanında Egmont ve Hornes kontlarının boynunu vurdurdu (5 haziran 1568).

Bu yüzden yeni Felemenk valisi Avusturya’lı Don Juan’a düşman olan şehir, William III of Orange’ı 1577’de parlak gösterilerle karşıladı.

Don Juan Brüksel’e ancak 1578 ocağında girebildi.

Bu karışıklıklar şehrin İktisadî açıdan gerilemesine yol açtı.

Brüksel ancak isabelle ile kocası Arşidük Albert (1599-1663) zamanında geçici bir zenginliğe kavuştu.

Halk ayaklanmalarının altüst ettiği, Louis XV’in ordularının yağmaladığı, mareşal Villero’nun 1695’te bombaladığı (4 000 ev yıkıldı) Brüksel, Utrecht antlaşmasıyla (1713) İspanyollardan Avusturyalılara geçti.

Yeni rejime karşı muhalefet çok şiddetli oldu; muhalefet önderi Anneessens (eski meslek örgütleri başkanı) 1719’da idam edildi.

Huzur yeniden sağlandı ve Brüksel XVIII. yy.ın ikinci yarısında güzelleştirildi.

Ama Habsburgların bürokrasiyi merkezîleştirme siyasetinden memnun olmayan Brükselliler Paris devrimini haber alınca, 1789 kasımında Avusturyalılara karşı ayaklandılar ve «Birleşik Belçika eyaletlerinin bağımsızlığını ilân ettiler.

Avusturyalıların yeniden işgal ettikleri Brüksel (aralık 1790), Dumouriez’in orduları tarafından alındı (kasım 1792).

1793 Martında boşaltıldı ve Fleurus’tan sonra (1794 temmuzu sonu) yeniden fransızlara geçti.

Fransızlar Brüksel’i, Dyle idare bölgesinin merkezi yaptılar (1794-1814).

Brüksel 1815’te Felemenk krallığına katıldı ve La Haye’in yanısıra hükümdarın iki yılda bir yerleştiği merkez oldu.

Ama 25 ağustos 1830’da Paris devrimi haber alınınca bir ayaklanma patlak verdi; bu ayaklanma Belçika krallığının bağımsızlığı ilânıyla sonuçlandı.

Brüksel, krallığın başkenti oldu ve kral Leopold I, 21 temmuz 1831’de şehre yerleşti.

20 Ağustos 1914’ten 18 kasım 1918’e ve 17 mayıs 1940’tan 3 eylül 1944’e kadar iki defa alman işgaline uğrayan Brüksel, bombardımanlardan zarar görmesine rağmen, yeniden önemli bir İktisadi merkez oldu.

42 Milyon kişinin gezdiği Dünya sergisi (nisan-ekim 1958) zenginliğine tanıklık eder.

1958 Dünya sergisinden beri çevrede yeni mahalleler kuruldu; şehrin büyük bir bölümü yerleşmektedir.

Laeken parkındaki «Atomium», atom çağının bir sembolüdür: 102 m yükseklikte madeni bir yapıdır, alüminyumla kaplı 9 çelik küreden meydana gelir.

Avrupa İktisadî komisyonu merkezinin Brüksel’de olması ve S.H.A.P.E. merkezinin 1967’den beri şehrin yakınına tasınması Belçika başkentinin ileride Avrupa’ya başkent olacağı umudunu uyandırdı.

1963’te eski Brüksel idare çevresi (Brabant ili), uç yeni idare çevresine bölündü.

Brüksel Tarihi Eserleri

Başlıca kamu yapıları Grand-Place çevresin dedir.

Grand-Place Avrupa’nın en değerli mimari bütünlerindendir.

Belediye sarayı meslek örgütleri yapılarının (XVII. yy. sonu) yanındadır; bu saray gotik üslubun en parlak örneklerindendir; kulesi (89 m) Jan Van Ruysbroeck tarafından yapıldı (1449).

Karşısındaki kral sarayında (eski ekmek hali idi, XIX. yy.da yeniden yapıldı), komün müzesi vardır.

Royal alanı (XVIII. yy.da fransız mimarları Guimard ve Barre tarafından yapıldı) ile komşu alanlar yeni klasik üslupta, bütünlüğü ilgi çekici bir düzenleme meydana getirir.

Komşu alanlarda kraliyet kitaplığı, Modern sanatlar müzesi (Lorraine dükü Charles’ın eski sarayı), Akademiler sarayı ve Park vardır.

Saint-Michel-et-Gudule (1226-1665) manastırı dinî yapıların başlıcasıdır. Notre-Dame-de la-Chapelle kilisesi birbirinden farklı iki bölümden meydana gelir: biri sivri kemerli roma üslûbunda (XII. ve XIII. yy.dan kalma koro yeri ve çapraz şahın); öbürü gotik üslûpta (XV. yy.). Şahın sütunlarına büyük boyutlu havari heykelleri yaslanır; bunları Jeröme Duguesnoy, Lucas Fayd’herbe v.b. yapmıştır.

Bir yan kilisede Pieter Bruegel’in mezar taşı vardır.

Saint-Jean-Baptiste-au-Beguinage, flaman barok üslubunun örnek tipidir (1657-1671).

Belçika’nın en güzel bina cephesi bu kilisededir.

Kraliyet güzel sanatlar müzeleri arasında, çeşitli müzeler yer alır: 1° Eski sanat müzesi (Van der Weyden, Memling, Matsys, Bruegel, Rubens, Jordaens v.b.); 2° Modern sanat müzesi (XIX.-XX. yy.); 3° Wiertz müzesi (1806-1865).

Kraliyet sanat ve tarih müzelerinde (Cinquantenaire parkı) çok çeşitli koleksiyonlar vardır: tarihöncesi, Mısır, klasik eski çağ ve eski Felemenk’in sanat sanayii (mücevhercilik, fildişicilik, halıcılık v.b.) ürünleri.

XIV. yy.dan kalma surun son kalıntısı (Hal kapısı) silâh ve zırh müzesi haline getirildi.

Anderlecht kenar mahallesinde: Saint-Pierre kilisesi (XVI. yy.da tamamlandı, içinde Romalılardan kalma bir mezar mahzeni vardır); Erasmus’un 1515’ten kalma evi (ünlü hümanist burada birçok defa kaldı.).

Bir cevap yazın