Buhara Kenti,Tarihi,Eserleri

Buhara Kenti Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir.

Buhara Şehri

Şehirde yapılan Arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal binalar, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.

Buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur.

Buhara, Semerkant ile birlikte Özbekistan’da yoğun Tacik azınlık barındıran iki merkezden biridir.

Eski Roma döneminden itibaren bölgeye Yahudiler de yerleşmiştir.

Ancak Buhara Yahudilerinin çoğu 1925-2000 döneminde kenti terk etmiştir.

Buhara
Buhara Kenti Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir.

Buhara Tarihi

Buhara’nın en önemli kısmı Sogd’ların elinde idi.

Uzun süre Sakalar da burada oturdular.

M.S. II. yy.da Yue-Çi’ler Sakaları Amuderya ülkesinden çıkarttı.

M.S. 410 da ise Eftalitler (Ak hunlar) Yue-Çi’leri buradan kovdular. Yüz yıl sonra Orta Asya Türkleri, Eftalit kralını Buhara yakınında yendiler ve Amuderya ile Siriderya arasındaki zengin topraklara sahip oldular.

Eftalit’ler, İran’ın sasanî hükümdarları ile devamlı savaş halindeydiler. Türk hakanı.

Eftalit’leri Buhara’dan sürünce İran hükümdarına şöyle yazdı: «Müşterek düşmanımızın kanı, Amuderya’nın sularını kızıllaştırdı». Maveraünnehir’in, VII. yy. sonunda müslümanlar tarafından istilâ edilişine kadar, Buhara, Batı Türklerinin idaresinde kaldı.

Buhara şehri kesin olarak M.S. 676’da düştü. IX. yy. başlarına kadar Maveraünnehir, Halifeliğin Doğu eyaletleri valisinin idaresinde kaldı.

820’ye kadar bu valiliğe araplar atanırdı, fakat bu tarihte valilik Tahir adında bir iranlıya verildi.

Arap coğrafyacıları, şehrin önceleri Buhara yakınlarındaki Çarşanba-i Rametan köyünün yerinde bulunduğunu ileri sürerler.

Bu bölgede yapılan kazılarda birçok heykel ve duvar kalıntıları bulundu.

Buhara bölgesi hakkında Çin kaynakları, V. yy.dan itibaren bilgi verir.

Çinliler Buhara’nın bulunduğu yere Nu-mi derlerdi.

VII. yy.dan sonra ise şehrin esas adını kendi söyleyişlerine uydurarak, Pu-ho dediler.

Buhara adının, Sanskritçe vihâra (manastır) kelimesi ile ilgili olduğu söylenir.

VII. yy.da buraya gelen Çinli gezginler, Sogdiana’da ve Buha-ra’da birçok Buddhist mabetleri bulunduğunu anlatırlar.

Bundan dolayı şehrin Buddhist adı ile anılmış olması ihtimali de vardır.

943-944’te Muhammed Nerşahî’nin yazdığı Buhara Tarihi’nden şehrin tarihi hakkında bilgi sağlanmaktadır.

İslâm orduları İran’ı alıp, Orta Asya eyaletlerine akınlar yapmak için hazırlandıklarında. Buhara ve Semerkant dolaylarında karargâh kurdular.

Bu sırada Buhara. Kabac Hatun tarafından idare ediliyordu. «Hatun» unvanının Türkçe olmasına rağmen Buhara emirlerinin türk oldukları şüphelidir.

Buranın halkı ancak Göktürkler devrinde türkleşmeye başladı.

Göktürk hâkimiyeti VIII. yy.ın ilk yarısında sona erdi.

Arap istilâsı sırasında başkent, Baykent idi.

İkinci başkant de Cemkent idi.

Tarihçi Nerşahî’ye göre, Cemkent sonradan Buhara adını aldı.

Araplar bu iki şehri de ele geçirdiler.

Emevî kumandanı Kuteybe bin Müslim, Buhara’da İslâm hâkimiyetini tam olarak sağladı.

Bu sırada Buhara emirleri, Merv şehrinde bulunan bir genel valiye bağlı idiler.

IX. yy.dan sonra bu valilik Merv’den Nişabur’a kaldırıldı ve Buhara Nişabur’a bağlandı.

IX. yy.ın ikinci yarısında Samanoğullarının idaresine geçen Buhara çok gelişti.

Emir İsmail 892’den sonra bütün Maveraünnehir’i hâkimiyeti altına aldı.

Buhara Karahanlılar devrinde genişledi ve imar edildi (XII. yy.). 1141’de, Katvan savaşından sonra Buhara Karahıtayların.

1207’de Harezmşahların eline geçti.

1220’de Moğollar tarafından istilâ edildi.

1239’da Moğol idaresine karşı köylüler ve küçük esnaf isyan etti.

Moğollar, Buhara’da büyük medreseler kurup ilmi geliştirmek için çalıştılar.

İran Moğolları 1273’te Buhara’yı istilâ ederek, halkı kılıçtan geçirdiler.

Çağatay hanedanı ile İran Moğolları arasında birkaç kere el değiştiren Buhara, Timur ve Timuroğulları devrinde eski önemini kazanamadı ve yerini Semerkant aldı.

1316’da Buhara halkı Ceyhun’un güneyine nakledildi.

Bundan sonra Buhara sönük bir şehir olarak kaldı.

Buhara Tarihi Eserleri

X. yy.da Buhara şehri, Eski Şehir, Yeni Şehir ve İç Hisar olmak üzere üç bölümden meydana geliyordu.

Şehir surlarla çevriliydi.

Buhara emirlerinin sarayı İç Hisarda bulunuyordu.

Sur 1165’te yıkıldı. X. yy.dan kalan tek eser Samanoğulu İsmail’in türbesidir.

Sasanî ateşgedelerinden etkilenerek yapılan türbe kare planlıdır (9X9 m2).

Her duvarda açılan kapılar sivri kemerlidir.

Türbenin, sepet örgüsü şeklindeki tuğla süslemeleri dikkati çeker.

Ana mekânı örten büyük kubbe dışında, yanlarda dön küçük kubbe bulunur, köşelerde yuvarlak payeler, duvarların üst kısmında, sağır nişlerden meydana gelen galeri vardır.

Kubbeye geçiş tromplarladır.

Buhara’nın 50 km kuzeyinde bulunan kare planlı Hazer Degaron camii Karahanlılar devrine (XI. yy.) aittir.

Yuvarlak tuğla payeler üzerine sivri kemerlerle, kubbeli bir yapıdır ve kubbenin etrafı tonozlarla çevrilidir.

1121 de yapılan bir camiye ait olan Kelân minaresi, Karahanlılardan Arslan Han tarafından yaptırılmıştır.

Şerefesi altındaki çini kitabede 1129 tarihi yazılıdır.

Yıkılan camiin yerine Şeybanîler daha sonra başka bir cami yaptılar.

XII. yy.a ait Mugak Attari camiinde cephede görülen yuvarlak payeler, tuğla, stuck. tuğla hamurundan yapılma, geometrik ve epigrafik süsler ilk defa karşımıza çıkar.

Timurlulara ait eserlerden, Bayan Kuli Han’ın türbesi 1395 yılına aittir.

Portalinde ve iç kısımda sırlı tuğla, içte kubbede ise çini dekoru var.

Kubbe süslemeleri, geometrik dilimler arasında kıvrık dalları rumî ve palmetlerden ibarettir.

Uluğ Bey’in yaptırdığı Uluğ Bey medresesi XV. yy.a aittir.

1535-1536’da yapılan Mîr Arap medresesi ve Çor Bakr medresesi ile 1651-1652 yıllarına ait Abdülaziz Han medresesi Safevî devri XVI. yy mimarisini temsil eder.

Buhara mimarisinin en son örneği 1807’de Niyaz Kul tarafından yaptırılan dört kuleli medresedir.

Bir cevap yazın