Cezayir Edebiyatı,Özellikleri

Cezayir Edebiyatı,Özellikleri Fransızların ülkeye yerleşmesi edebiyatçıların günlük dil olarak Fransızcayı kullanmalarına, Arapçanın ise yalnız geleneklere bağlı çevrelerde geçerli bir dil olarak kalmasına yol açtı; bu çevreler, klasik söylev ve şiir türünde eserler vermeye devam ettiler.

Kuzey Afrika ve özellikle Cezayir’in doğa güzellikleri fransız yazarlarını (Fromentin, Gide. Duhamel, Montherlant) buraya çekti;ama bu duygusal ilgi, ayrı bir edebiyat akımının doğmasına yol açmadı.

Cezayir, fransız edebiyatındaki temalara sadece ılımlı bir yabancı ülke özlemi kattı; XIX. yy.da. subayların günlükleri ve gezi anıları çerçevesi içinde kaldı.

Ülkeye has edebiyat, önce avrupa asıllı halk arasında gelişti. Romanlarını İspanya ve İtalya’dan göçenlerin hayatına ayıran Louis Bertrand’ın (1866-1941) çağırışına uyan Auguste Robinet (1862-193Ö), halk arasında tutulup benimsenen şamatacı Cagayous tipini yarattı.

Louis Galard gibi bazı yazarlar arap hayatında Parnasçılığa uygun konular bulurken ötekiler büyük çapta İslâm dininin etkisinde kaldılar (İsabelle Eberhardt). Emile Dinet de müslüman oldu; eserlerinde Mekke’ye yaptığı hac yolculuğunu anlattı.

1920’de Robert Arnaud (1873-1950) yerlicilik manifestosunu yayımladı ve oluşmakta olan yeni ırk için yeni bir anlatım gerektiğini savundu.

Gabriel Audisio’nun (doğ. 1900) etkisiyle Mediterranee dergisi kolektif bir edebi kişiliğin özelliklerini tanımlamaya çalışırken, Jean Amrouche (1906-1962) Cendres (Küller) [1934] ve Chansons Berberes de Kabylie’de (Kabiliye Berberi Şarkıları) [1939] belirsiz bir geçmişin kalıntılarını bir araya topladı.

Albert Camus (1913-1960) ve Emmanuel Robles ise (doğ. 1914) bu «kökleştirme» eyleminden ayrılarak, fransız edebiyatına döndüler; bu dönüş İkinci Dünya savaşı sırasında Cezayir’e göç eden fransız yazarlarıyle Kuzey Afrika yazarları arasında bu anlamda ilişkiler kurulmasının sonucudur.

Bununla birlikte Mouloud Fereaun (Mevlûd Firavun) [1913-1962], Mouloud Mammeri (Mevlûd Muammeri) [doğ. 1917] ve Muhammed Dib (doğ. 1920) çiftçileri ve dağda yaşayanları, savaş ve Amerikalıların asker çıkarmaları sonucu ortaya çıkan değişiklikleri ve ilk bağımsızlık ayaklanmalarını anlattılar.

Silâhlı mücadele ve bağımsızlığın elde edilmesi cezayir edebiyatına kesin bir atılım kazandırdı. Bununla birlikte, edebiyatın geçmişe ve arap kültürüne bağlanma eğilimi göstermesi üzerine güç bir dil meselesi ortaya çıktı.

Oldukça yakın bir gelecekte yazılacak eserler bütünü arap edebiyatı içine girecekse de, genç yazarlar acılarını ve umutlarını fransızca yazarak dile getirmektedirler: Ayt Diafer (doğ. 1929), Kateb Yacine (Kâtip Yasin) [doğ. 1929], Henri Krea (doğ. 1933), Assia Cebar (Asiye Cebbar) [doğ. 1936]. Cezayir şehrinde Milli Cezayir tiyatrosunun kurulmasıyla tiyatro, önemli bir gelişme gösterdi.

Bu tiyatroda Cezayirli çağdaş yazarların oyunlarından başka Beckett, Brecht, Calderon ve O’Casey’in arapçaya uyarlanan piyesleri oynandı.

Bir cevap yazın