Charles Baudelaire Kimdir,Hayatı

Charles Baudelaire Kimdir Fransız sairi (Paris 1821- 1867). Ressam Joseph François Baudelaire’in oğlu.

Charles Baudelaire Hayatı ve Eserleri

1827’de babası ölünce, annesi (sonradan general olan) Aupick adında bir subay ile evlendi.

Baudelaire üvey babasına karşı hiç bir zaman yakınlık duymadı.

Charles BaudelaireDaha genç yaşta dik başlı bir insan oldu ve yalnızlık duygusuna kapıldı.

Evdeki uyuşmazlık yüzünden Fransa dışına çıktı.

1841-1842 arasında Matıritius adasına, belki de Hindistan’a kadar uzandı.

Bu yolculuktan, şiirlerini dolduran birtakım hayaller, görüntüler ve alışılmamış ülkelere özlemler ile Fransa’ya döndü.

Jeanne Duval ile tanıştı. Oldukça fırtınalı geçen bu ilişki, şairin bütün hayatı boyunca sürdü.

Ayrıca aktris Marie Daubrun ve Mme Sabatier hayatına girdiler.

Baudelaire, aralarında Prarond’un da bulunduğu birkaç arkadaşıyla «Normandiya okulu» adı altında birleşerek ilk şiirlerini vermeye başladı.

1842 veya 1843’te yazdığı birkaç şiir sonradan Elem Çiçekleri’nde (Fleurs du Mal) yer alacaktı.

Bu ara, Baudelaire bohem hayatı sürmeye başladı; çılgınca para harcaması çevresindekileri ürkütünce, 1845’ten itibaren vesayet altına alındı; hayatının sonuna kadar, baba mirasını çok tutumlu kullanmak zorunda kaldı.

Bu ara resim atelyelerine merak saran Baudelaire 1845’ten sonra resim sergileri üstüne yeni ve derin bir estetik anlayışı ile yazılar yazmaya başladı.

Bu yazılar, ölümünden sonra 1868’de Curiositis Esthetiques adlı kitapta toplandı.

Sanat, Baudelaire için bir sistemin uygulanmasından elde edilen bir sonuç olmaktan uzaktır; tersine, şekilci bir idealin değil,bir sonsuzluğun çağrılarının dışa vuruluşudur.

Ona göre sanat, eldeki teknik verilere hâkim olmayı öngörür. Baudelaire, bu nitelikleri özellikle Delacroix ve Constantin Guys’in eserlerinde bulmaktaydı.

1868 de l’Art Romantique (Romantik Sanat) adı altında toplanan edebiyat eleştirmeleri de büyük önem taşır.

Baudelaire, müzik alanında Fransa’da besteci Wagner’in dehasını keşfederek yeni bir sanat anlayışına yol açan pek az kimseden biridir.

Bu anlayışı, Hoffmann’da ve 1848’de fransızcaya çevirdiği Edgar Poe’nun eserlerinde de buluyordu.

Bazı omantiklere, özellikle de lirik bir ressam olan Delacroix’ya hayranlığına ve «sanat sanat içindir» ilkesine bağlı kalmasına rağmen, Baudelaire, çağının sanat anlayışını aşarak, Parnasçıların ötesinde, sembolistleri müjdelemiştir.

Baudelaire, her şeyden önce, çağımız insanının içinde yaşadığı «Spleen»i (İç Sıkıntısı), Paradis Artificiels’i (Yapma Cennetler) ve sonsuzluk peşinde koşan Tanrısız insanın sefaletini dile getiren bir şairdir.

Baudelaire’in bütün eserine, özellikle Fleurs du Mal (1857) adlı kitabındaki şiirlerine yön veren temalar bunlardır, önceleri, les Lesbiennes (Seviciler) veya les Limbes adını vermek istediği bu çok sevdiği kitabının yayınlanmasından hemen sonra, Baudelaire «toplum ahlâk ve törelerini çiğnemek» ile suçlanarak 300 frank para cezasına çarptırıldı, ayrıca, altı şiiri de kitaptan çıkarıldı.

Fakat bu ceza, şairin cesaretini kıracak yerde, eserini daha da genişletmesine yol açtı.

Nitekim Fleurs du Mal’in ikinci baskısına (1861), 35 yeni şiir ekledi. Konuları çoğu zaman Fleurs du Mal’inkilcn yansıtan Petits Poimes en Prose da (Küçük Mensur Şiirler) aynı donemde (1857 ve sonra) yayınlandı.

Bu şiirlerden bazıları Spleen de Paris (1864) adı altında Figaro gazetesinde çıkmış, ama pek tutulmamıştı. Petits Poimes en Prose’un tamamı ancak 1869’da yayınlanabildi.

Baudelaire’in son yılları para sıkıntısı ve hastalık içinde geçti; 1864 nisanında konferanslar vermek üzere gittiği Belçika’dan hayal kırıklığı içinde döndü.

1866’da ilk felç krizi geldi, ölümünden çok sonra yayınlanan Journaux Intimes’ in (Günceler) [1909] iki dizisi (Fusees [Füzeler], Mon Coeur mis â Nu [Bütün Açıklığıyla Kalbim]), V. Hugo’nun Fleurs du Mal’i okurken duyduğu «yeni ürperti»yi olanca derinliği ve yüceliğiyle gösterir.

Bir cevap yazın