Claude Henri de Saint Simon Kimdir

Claude Henri de Saint Simon Kimdir Fransız filozofu ve iktisatçısı (Paris 1760-1825). Saint-Simon dükünün küçük kuzenidir. Charlemagne soyundan geldiğini iddia ederdi.

1777’de orduya girdi, Amerikan Bağımsızlık savaşma katıldı. Fransa’ya döndükten (1783) sonra iflas etti; unvanını bıraktı, milli emlak üstünde spekülasyon yaparak tekrar servete kavuştu; 9-Thermidor’dan önce bir süre Sainte-Pelagie’ye hapsedildi; evlendi, ayrıldı, seyahat etti ve çılgınca para harcayarak yeniden iflasa sürüklendi.

Eski uşaklarından birinin yanına sığındı (1805) ve ölünceye kadar sefalet içinde yaşadı.
Birçok esere başladı ama pek azını bitirebildi, bilim kumullarına pek çok inceleme gönderdiyse de bunların çoğu gözönüne alınmadan kendisine iade edildi.

Lettres d’un Habitant de Genkve a Ses Contemporains’i (Bir Cenevrelinin Çağdaşlarına Mektupları) [1802], tntroduction aux Travaıvc Scientifiques du XIX. Siecle’i (XIX. yy. Bilimsel Çalışmalarına Giriş) [1807] ve Lettres au Bureau des Longitudes’ü (Boylamlar Bürosuna Mektuplar) [1808] yayımladı.

1809’dan 1811’e kadar Esguisse d’Une Nouvelle Encyclopidie’yi (Yeni Bir Ansiklopedi Taslağı) ve Histoire de l’Homme’u (İnsan Tarihi) yazdı; 1813’te Memoire sur la Science de l’Homme’a (İnsan Bilimi üstüne İnceleme) başladı. A. Thierry’nin işbirliğiyle, 1814’te Avrupa Devletleri federasyonunu savunan, Reorganisation de la Socete Europienne’i (Avrupa Toplumunun Yeniden Düzenlenmesi) çıkardı. 1817’de L’industrie ou Discussions Politiques, Morales et Philosophiques, dans l’int eret de Tous Les Hommes Livris a des Travaux Utiles et tndipendants (Sanayi veya Yararlı ve Bağımsız İşlerle Uğraşan Herkesin Çıkarına Siyasi, Ahlaki ve Felsefi Tartışmalar) adlı kitabında, doktrinini açıkladı.

1819’da, Organisateur dergisini kurdu ve ilk sayısında, mahkemelere düşmesine yol açan şu ünlü taşlamayı yazdı: «Fransa ’nın en iyi elli fizikçisini, en iyi elli kimyacısını…, en iyi elli bankerini, başta gelen iki yüz tacirini, altı yüz en iyi çiftçisini, en iyi elli demircisini… ansızın kaybettiğini farz edelim. O zaman millet, ruhsuz bir vücut haline gelir ve kötü bir duruma düşer… Buna karşılık devletin ün kazanmış en iyi otuz bin kişisinin kaybı ancak duygusal yönden acı verecektir.

Çünkü devlete, bu kayıptan hiç bir siyasi kötülük gelmez». Beraat ettikten sonra, 1820’den 1823’e kadar Systime industriel’i (Sanayi Sistemi) yazdı; 1823’ten 1824’e kadar Catechisme des İndustriels’in (Sanayicilerin Bilimselhali) dört defterini ve sonra, 1825’te Nouveau Christianisme’i (Yeni Hıristiyanlık) yayımladı.

Bir ay sonra, sefalet içinde öldü. Yaşadığı sürece az okunan Saint-Simon, düşüncesinde, ünlü iki izleyicisinin, yani Enfantin ile Bazard’ın gerçekleştirdiği gelişmeyle tanınır. Enfantin ile Bazard bu gelişime kendilerinden pek çok şey kattılar (özellikle, Saint-Simon’un yazılarında görülmeyen özel mülkiyetin tenkidi konusunda).

Bununla beraber, Saint-Simon’un etkisi oldukça geniş olmuştur. Çünkü A. Comte’u, A. Thierry’yi, bankerlerden Laffitte, Olinde, Rodrigues’i yakından tanımıştı; ayrıca Michel Chevalier, A. Carel, Hippolyte Carnot, Pereire kardeşler ve Ferdinand de Lesseps de, gerek doğrudan doğruya, gerek Bazard’ın konferansları aracılığıyla Saint-Simon’un fikirlerini benimsemişlerdi.

Eseri, pozitivist düşüncenin ve sosyalist düşüncenin başlangıç noktası olduğu halde Saint-Simon sosyalistler arasında yer almaz. Sanayicilik diye adlandırılan doktrini, Jean Marchal’in de önemle belirttiği gibi, gerçek bir plütokrasiye götürüyordu.

Millet, bir sanayi işletmesi, doğuş farklarının kaybolduğu fakat yetenek farklarının süregittiği geniş bir işyeri olarak ele alınmalı, «herkes, topluma yaptığı sosyal katkı oranında, yani, pozitif yeteneğine ve aralarında sermayesinin de yer aldığı imkanlarını kullanışına göre kar elde etmeliydi». Saint-Simon’a göre iktidar bilginlere değil, sanayicilere verilmelidir. Çünkü, bilginler «yoldan çıkabilir ve dinadamlarının kötü huylarım benimseyebilir… metafizikçi, hilekar ve zorba olabilirler». Sanayiciler «halkı günlük işlerinde yönettiklerine göre, onun gerçek başkanlarıdır»; «işletmelerine, daima doğrudan doğruya ve kendi çıkarları gereği, mümkün olduğu kadar genişlik kazandırmak eğilimindedirler». Bu da «halkın gerçekleştirdiği iş hacminin mümkün olduğu kadar artmasına» yol açacaktır. Ama burada söz konusu olan, siyasi ve İdari bir iktidardan çok İktisadi bir iktidardır ve Rist’in işaret ettiği gibi, insanlar üstündeki otorite yerine eşyanın yönetilmesini koymak amacını güder. Devletin «işyeri» haline gelerek dağılması, Marx ile Engels’in dikkatini çekmiş ve bu düşünürler, Saint-Simon’un getirdiği temel yeniliği bu görüşte bulmuşlardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir