Çorum Tarihi,Eserleri

Çorum Tarihi,II. binyılda bölge, Hitit imparatorluğunun hâkimiyetine girmiş ve Friglerin M.ö. 1150’de Hitit imparatorluğunu ortadan kaldırışına kadar bu hâkimiyet devam etmiştir.

M.ö. 1150’den sonra uzun süre frig hâkimiyetinde kalan bölge, frig çağından sonra klasik çağlarda Yunan ve Romalılar tarafından iskân edildi. Merkezin adı. müslüman akmları sırasında arap kaynaklarında, Nikuniya olarak geçmektedir.

Çorum (önceleri bazen Çorumlu) adı Türkler bölgeye geldikten sonra verilmiştir.

Çolum veya Çorumlu adının Alayuntlu aşiretinden bir oymaya ait olabileceği öne sürülür.

Çorum yöresi Malazgirt zaferinden (1071) kısa bir süre sonra Danişmendliler tarafından Melik Ahmed Gazi eliyle Bizans imparatorluğundan alındı.

Kılıç Arslan I zamanında Selçuklu devletine bağlanan Çorum.

Kösedağ savaşından (1243) sonra İlhanlı hâkimiyetine girdi; XIV.yy. ortalarında Ertana Beyin, bir süre Kadı Burhaneddin’in eline geçti.

Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlı devletine katıldı (1389).

Ankara savaşı (1402) sonundaki kargaşalık devresinden sonra.

Çelebi Mehmed tarafından eski durumuna getirildi.

Çorum, genellikle Sivas eyaletine (şehzadeler Amasya’da vali iken) bağlıydı.

Kâtib Çelebi’nin cihannümasında Çorum sancağı 12 kazalı olarak gösterilir ve Çorum’dan büyük caddeleri olan, her hafta pazar kurulan mamur bir şehir diye bahsedilir.

1647‘de Çorum’dan geçen Evliya Çelebi burayı, 42 mahallesi, 42 mihrabı (cami ve mescit), 4 300 bağlı bahçeli evi, 300 dükkânı, 1 han ve 7 medresesi olan bir şehir diye tarif eder.

Çorum yöresi XVII, – XIX. yy.larda eşkıya saldırılarından ve asayişsizlikten çok zarar görmüştür.

Bunun yanında çeşitli tarihlerdeki depremler de Çorum ve yöresini büyük ölçüde etkilemiştir.

Bu depremlerin en önemlileri 1075 (Bizans’tan alındığı yıl), 1446, 1509, 1514 (şehrin üçte biri harab oldu), 1559, 1579, 1793, 1800, 1824, 1908, 1939 (Erzincan depremi) ve 1943 yıllarında bölgeyi sarsmıştır.

1841 Yılında Çorum sancağı Sivas eyaletinden alınarak Ankara’ya bağlandı.

1864’te bu sancak kaldırılarak Ankara vilâyetinin Yozgat sancağına bir kaza merkezi olarak katıldı ise de 1894’te yeniden sancak merkezi haline getirildi; son olarak da Î924’te Çorum vilâyeti kuruldu.

Milli Mücadele başlarında (1920) Çorum ve dolaylarında birtakım ayaklanmalar oldu ise de bastırıldı.

Çorum Tarihi Eserler

Şehirdeki eski yapılar içinde en çok dikkati çeken, küçük bir hisar olan Çorum kalesi’ dır.

Bugün eski şehrin güney kesiminde basık bir sahanlık üzerinde yer alan kale, 1961’de tamir gördü, kenarları 80’er metrelik bir kare biçiminde, duvar yüksekliği 7,35 m. duvar kalınlığı 2,40 m‘dir.

Kuzeyde bir kapısı, içinde minaresiz bir mescidi ve bugün 42 evi vardır.

Evliya Çelebi’nin danişmendli yapısı dediği, belki de Kılıç Arslan I’İn eseri olan kalenin duvarlarında yunanca ve latince yazılı taşlar kullanılmış olduğuna göre, yapının veya burada kullanılan malzemenin daha eski bir kökü olması gerekir.

Çorum’da Türk devrine ait eserlerden cami, hamam, çeşme ve bazı eski evler vardır.

Eski camiler depremlerde zarar gördüğü için birkaç defa onarılmış, bundan dolayı ilk biçimlerini kaybetmiştir.

Çorum’un en büyük camii olan Ulucami, ilk olarak selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubad’ın azatlı kölesi Hayreddin tarafından yaptırıldı.

Caminin ahşap mimberi (hicri 706 [1306], kitabeli) sonradan konulmuş olmalıdır.

Cami, Murad III zamanında (9 kubbeli olarak), sonra Selim III zamanında Cebbarzadeler tarafından (ahşap damlı olarak) tamir ettirildi.

Mıdırlık camii yanında Hz. Muhammed’İn çağdaşlarından Suheyb Rumî’ye ait olduğu söylenen bir türbe vafdır.

Hamid camii 1561 yılında yaptırıldı, sonra tekrar inşa edildi ve başka bir yıkılmış camiden getirilen cüze! bir ahşap mimber buraya konuldu.

Sancaktar camii, Giilâbibey camii, Kubbeli cami.

Karakeçili camii, Emirahmet camii, Abdibey camii de sonradan tamir görmüş, XVI. ve XVII. yy. yapılarıdır.

Hamamlar arasında Eski hamam (1436), Ali Paşa hamamı (1573) hâlâ kullanılmaktadır.

Taceddin paşa hamamı (1494) ise şimdi harap durumdadır.

Çorum saat kulesi 1895 tarihînde halk tarafından yaptırılmış kesme taştan bir yapıdır.

Kulenin kaide kısmında ve giriş kapısı üzerindeki kitabede, saatin Yedisekiz Hasan Paşa tarafından hediye edildiği yazılıdır

Bir cevap yazın