Cürüm Nedir,Ne Demek,Cürüm Suçları

Cürüm Nedir,Cürüm Ne Demek – Hukuk,Suçların ağırlıklarına göre yapılan ayrımlardan biri olan ikili ayrımda ağır suçlar kategorisini meydana getiren birinci suç çeşidi.

Cürüm işlemek için örgüt kurmak, Türk Ceza kanununun 313. maddesinde tanımını verdiği ve cezasını belirlediği bir cürüm. (Bu fiilin meydana gelmesi için en az beş kişinin birleşmesi; bu birleşmenin adliye, kamunun güveni, kamunun selâmeti, genel âdap ve aile düzeni veya mal aleyhine cürüm işlemek için olması gerekir.)

Cürüm işlemek için örgüt kuranlara yardım, Türk Ceza kanununun 314. maddesinde tanımını verdiği ve cezasını belirlediği bir cürüm, (Suçun maddi unsuru bu örgütün fertlerine veya onlardan bazısına barınacak yer göstermek veya erzak veya silâh ve cephane tedarik etmek veya diğer yollardan yardım etmektir.

Suçun teşekkülü için kasıt şarttır.

Kanun usûl, füru, eş ve kardeşlere barınacak yer gösterilmesi veya erzak tedarik edilmesi halinde cezanın azaltılmasını öngörmüştür.)

Cürüm işlemek için gizli ittifak, devletin şahsiyetine karşı işlenebilen ve kanunda sayılan bazı cürümleri işlemek üzere yapıldığı zaman Türk Ceza Kanununun ayrı bir suç kabul edip 171. maddesinde cezalandırdığı cürüm. (Suçun doğumu için bu cürümleri «hususî vasıtalarla işlemek üzere» birden ziyade kimsenin birbirine uygun iradelerini açığa vurmaları gerekir.

Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Oluşturmak

Suçun mahiyeti icabı, manevî unsur olarak özel kasıt gereklidir.

Kanun, cürmün icrasına ve kanunî tahkikata başlanmadan önce ittifaktan çekilenlere ceza verilmeyeceğini kabul etmiştir.)

Cürüm işleyenleri saklamak ve cürüm delillerini yok etmek, Türk Ceza kanununun 296. maddesinde tanımını verdiği Ye cezasını belirlediği bir cürüm. (Bu suçun teşekkül edebilmesi için failin ilk suça iştirak etmemiş ve suçu neticelendirmekte de yardımı dokunmamış olması gerekir.

Suçun maddî unsuru; suçtan istifadeyi temin etmek, tahkikatı yanlış yola sevk etmek, faili gizlemek, suçun eser ve delillerini yok etmek, değiştirmek veya bozmak olabilir.

Manevî unsur olarak genel kasıt şarttır.

Kanun bu suçun faili için, eğer ilk işlenen suçun cezası hapis cezasından aşağı değilse hapis, diğer bütün fiillerde ise ağır para cezası öngörmüşür.

Ancak bu fiili usûl veya füruunu, karısını veya kocasını veya kardeşini korumak için işleyenlere ceza verilmez.

Türk Ceza kanununun 297. maddesi bu suçun özel bir şeklini düzenlemiş ve adam öldürme suçunda öldürülenin cesedini saklayan veya saklatan veya hükümete haber vermeksizin gömen veya gömdüren-ler için hapis ve ağır para cezaları öngörmüştür)

Cürüm sayılan fiili övme.

Türk Ceza kanununun suç işlemeye tahrik kabul ederek 312. maddesiyle cezalandırdığı bir cürüm. (Bu suçun meydana gelmesi için alenen işlenmesi, övülen veya iyi görüldüğü söylenen fiilin «kanun» tarafından «cürüm» sayılması gerekir. Yayım yoluyla işlendiği takdirde cezası arttırılarak verilir.)

Cürüm sayılan yayınları naklemek, Türk Ceza kanununun devlet kuvvetleri aleyhinde cürümler faslında başlı başına bir cürüm olarak kabul ettiği fiil. (Türk Ceza kanunu 162. maddeye göre bu cürmün faili, cürüm sayılan yayından sorumlu tutulanla aynı cezaya tabidir.)

Cürümde memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullanmak, Türk Ceza kanununun 281. maddesi gereğince; devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümlerde, kanunun esasen memuriyet sıfatını nazara almadığı durumlarda ağırlatıcı sebep teşkil eden hal.

Cürümden hasıl olan eşyayı satın atmak ve saklamak, Türk Ceza kanununun 512. maddesinde tanımını verdiği ve cezasını belirlediği bir cürüm. (Bu suçu işleyecek failin ilk cürmü işlememiş ve ona iştirak etmemiş olması: maddî unsur olarak «bir cürümden hasıl olan para veya sair eşyayı kabul etmek», «saklamak», «satın almak», «her ne suretle olursa olsun kabul etmek, saklamak ve satmak hususlarında tavassut etmek» eylemlerinden birini gerçekleştirmesi; manevî unsur olarak da, kasten hareket etmesi gerekir, Kanun genel kastı kâfi görmüştür.)

Cürmü haber vermekte zühul, Türk Ceza kanununun 530. maddesinde tanımını verdiği ve cezasını belirlediği bir kabahat. (Bu suçun meydana gelmesi için hekim, cerrah, ebe veya diğer sağlık memurlarının, şahıslar aleyhine işlenmiş bir cürme ilişkin eserleri gördükleri hallerde, sanatlarının gerektirdiği yardımı yaptıktan sonra durumu adlıyeye ve zabıtaya bildirmemeleri veya bildirmede gecikmeleri gerekir.

Eğer yapacakları ihbar kendisine yardım ettikleri kimseyi kovuşturmaya maruz bırakacak ise bu madde uygulanmaz).

İkili ayrıma göre suç ya kötü niyetle başkasının hakkına tecavüz teşkil eder, yahut da böyle bir niyete bağlı olmadığı ve pek büyük zararlara da yol açmadığı halde kanun koyucunun ferdî ve sosyal zarar ihtimallerini bertaraf etmek amacıyla yasaklandırmayı uygun gördüğü fiillerden ibaret bulunur.

Birinci suç çeşidi cürüm, İkincisi kabafıat’tîr. ikili ayrımı kabul eden kanunlar arasında 1889 Finlandiya. 1889 ve 1930 İtalyan,

1926 Türk, 1944 İspanyol ve 1950 Macar Ceza kanunları sayılabilir.

Bir suçun cürüm mü, yoksa kabahat mi olduğu, kanunda suç için öngörülen cezaya bakılmak suretiyle kolaylıkla tespit edilebilirse de kanun koyucuyu bir suçu cürüm veya kabahat olarak kabule sevk eden kıstasın ne olması gerektiği tartışmalıdır.

Roma hukukundan gelen bir görüşe göre, doğal haklara dokunan suçlar cürüm, sonradan elde edilen hakları ihlâl eden suçlar kabahat olarak kabul edilmelidir, ikinci bir görüşe göre, ferdin veya toplumun güvenliği ile ilgili suçlar cürüm, cemiyetin iyiliğine ve gelişimine zarar verebilecek fiiller ise kabahat olarak kabul edilmelidir.

Üçüncü bir görüşe göre öznel haklara dokunan suçlar cürüm, bir hakkı ihlâl tehlikesi yaratanlar ise kabahat sayılmalıdır.

Dördüncü bir görüşe göre, devletin İdarî çıkarlarını ağır şekilde zarara uğratan suçlar cürüm, hafif şekilde zarara uğratan suçlar kabahat sayılmalıdır.

Nihayet son bir görüşe göre de, bir fiilin cezalandırılması için kasıt veya taksirle hareket etmiş olmanın aranması uygun geliyorsa bu suç cürüm, suçun cezalandırılması için iradî olarak işlenmesi yeter görünüyorsa bu bir kabahattir.

Görüldüğü gibi cürüm ile kabahati ayıracak kesin bir kıstas üzerinde fikir birliği sağlanamamıştır.

En doğrusu, sosyal düzeni koruma amacını güden devletin, bu düzeni ağır şekilde bozduklarını kabul edip, ağır ceza ile cezalandırılmasını uygun gördüğü fiillerin cürüm; yaşanan tarihî devirde düzeni büyük ölçüde sarsmayan fiillerin de kabahat olduğunu kabul etmektir.

Devletin bu görüşü zamanla değişebilir, meselâ bugün cürüm kabul edilen bir fiil daha sonra kabahatler kategorisine sokulabilir.

Türk Ceza kanunundaki herhangi bir suçun cürüm mü yoksa kabahat mi olduğunu anlamak için, karşılığında, konulan cezaya ve bu cezanın Türk Ceza kanunu 11. maddeye göre cürümlere mahsus cezalardan mı, yoksa kabahatlere mahsus cezalardan mı olduğuna bakmak gerekir.

Cürüm Suçları Nelerdir

Türk Ceza kanununa mahsus bir fiilin cürüm mü yoksa kabahat mi olduğunu tespitte birçok pratik fayda vardır.

Bunlar arasında en önemlileri olarak şunlar sayılabilir:

1. cürümlerde failin cezalandırılması için kural olarak kastın bulunması aranırken, kabahatlerde bu hususun ispatı şart değildir.

2. cürümlere teşebbüs cezalandırıldığı halde, kabahatlere teşebbüs cezalandırılmaz.

3. kabahatten sonra cürüm, cürümden sonra kabahat İşleyenlere tekerrür hükümleri uygulanmaz.

4. tecil hakkındaki hükümler, özellikle tecildeki deneme süresi kabahat ve cürümlerde farklıdır.

5. zamanaşımı hükümleri de süreler ve süreyi kesen sebepler bakımından cürüm ve kabahatlerde farklıdır.

Bir cevap yazın