Demirci Mehmet Efe Ayaklanması,Nedenleri

Demirci Mehmet Efe Ayaklanması,Efe adını ayaklanmayı yaptıktan sonra almıştır.

Babası da demircilik yapardı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Demirci Mehmed Efe’ye karşı onur kırıcı bir muamele yapılmıştı.

Bunun üzerine köyünden kaçmış, zeybek olmuştur.

Dağa çıkan Demirci Mehmed Efe’nin çevresinde 200 kadar adam toplanmıştır.

Bundan sonra da Aydın, Nazilli, Denizli ve Ödemiş çevrelerinde eşkıyalık yapmaya başlamıştır.

Nutuk’ta Efe

Demirci Mehmet Efe Neler Yapmıştır

Mustafa Kemal Paşa “Nutuk”da Demirci Mehmed Efe’nin, Çerkez Ethem’le yapılan savaştan sonra bir özel durum aldığını söyler.

Bunun anlaşılması üzerine Refet Bey süvarileri üzerine gönderilir (15/16 Aralık 1920).

Aşağıdaki yazımızda bu husus daha açık olarak anlatılacaktır.

Demirci Mehmed Efe, Efe Bölgesi’nde başlayan direnişlerde ve düşmana karşı koymalarda bulunmaya başladı.
Düşman Nazilli’ye girdiğinde Demirci Mehmed Efe’yi saflarına almak istediler.
Yunan işgal komutanı Demirci Mehmed Efe’ye generallik rütbesi vermek istemiş ve değerli armağanlar vaad etmiştir
Demirci Mehmed Efe bunları reddetmiştir.
Daha sonra da Yunanlılara karşı, kuvvetleriyle savaşmıştır.
Bu arada Nazilli’de bulunan Yunan birliklerine bir saldırı düzenlemiştir.
Yunan ordusuna ait silâh deposunu ele geçirmiş, ele geçen silâhları adamlarına dağıtmıştır.
 ,
Zeybek arkadaşlarıyla ‘Zeybek Demirci Alayı’nı kurdu.
10 Temmuz 1919’da Aydın’ın doğusundaki Umurlu’ya girerek cephe komutanı Binbaşı Hakkı Bey’in komutasına girdi.
Asker toplayarak alayının gücünü arttırdı.
Bölgede bulunan birçok efe de emrine girdi.
16 Temmuz 1919’da düşmanın elinde bulunan Aydın’a bir saldırıda bulundu.
Ancak düşman kuvvetleri sayıca üstün olduğundan ilerleyiş yapamadı.
Demirci Mehmed Efe’ye 5 Ekim 1919’da ‘Aydın Cephesi Umum Kuva-yı Milliye Komutam’ adı verildi.

Yunan genel saldırısı

22 Haziran 1920’de Batı Anadolu’da başlayan Yunan genel saldırısı, Denizli’de halkı üzüntüye boğdu.
Halk Denizli’yi boşaltmak için hazırlıklara başladı.
O sırada cephede bulunan Demirci Mehmed Efe, Denizli’den kimsenin ayrılmaması için, haber gönderdi.
2 Temmuz 1920’de Yunanlılar Sarayköy’e yaklaşmışlardı.
Bu haber Denizli’de yeniden moral çöküntüsüne neden oldu.
Yunanlıların geleceği haberi, Türkleri tedirgin ettiği gibi, Rumların da onlarla birlikte olması tedbir alınmasını gerektirdi.
Demirci Mehmed Efe, bu amaçla Sökeli Ali Efe ile Jandarma Yüzbaşısı Rifat’ı 40 kişilik bir kuvvetle Denizli’ye gönderdi.
Ancak Denizlililer bu kez Yunan işgali olduğunda, daha güç durumda kalabileceklerini öne sürerek, gönderilen birliğin geri çağrılmasını istediler.
Demirci Mehmed Efe, bunun üzerine birliği geri çağırdı.
Cepheye geri dönmeye hazırlanan birlik, Sökeli Ali komutasında istasyona gelirken, kalabalık bir halk topluluğuyla karşılaştı.
Halkın zeybeklerden korktuğunu öne süren kalabalık, zeybeklerden teminat olarak silâhlarını teslim etmelerini istedi.
Sökeli Ali, halkın korkmasına bir sebep olmadığını anlatmak için, istasyonda tekrar almak üzere, bütün silâhları teslim etti.
Kuva-yı Milliye’ye karşı olaniarın teşkil ettiği birlik, silâhlanmış halk, silahsız olarak istasyona gitmekte olan Sökeli Ali Efe’ye durumu haber verdiler.
Ayrıca Askerlik Dairesi Başkanı Albay Tevfik, bazı kimseler olayı telgrafla Demirci Mehmed Efe’ye bildirdiler.
Demirci Mehmed Efe. 57. Tümen Komutanı Albay Şefik (Aker), Teğmen Şevki yanlarında bir miktar jandarma olduğu halde Denizli’ye geldiler.
Derhal soruşturma başladı.
Sökeli’nin ve Kara Mustafa Efe’nin cesetleri de istasyona getirilmişti.
Demirci Mehmed Efe’nin çok üzgün olduğu görülüyordu.
Orada bulunanları yakalatıp getirttiklerini zeybeklerle yüzleştiriyordu.
Zeybekler Albay Tevfik’i suçladılar. Demirci Mehmed Efe de Albay Tevfik’ten kuşku-lanmıştı.
Bu nedenle çok hiddetlenmiş, zeybeklerin ateşiyle Albay Tevfik şehit edildi.
Demirci Mehmed Efe, zeybeklerin suçladığı 38 kişiyi de hükümet konağı bahçesinde öldürttü.
Bu arada şehir içinde çarpışmalar olmuş, çoğu halktan olmak üzere 114 kişi ölmüştü.
Ölenler arasında mutasarrıf vekili olan kadı da vardı.
Şehri yakmayı da akıllarına koyan Demirci Mehmed Efe, bu kararından güçlükle vazgeçirildi.
Temmuz sonlarında Gobalı’ya döndü.
Denizli’deki bu olayı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa da uygun bulmadığını ve kabul etmediğini açıklamıştı.
Milis kuvvetleri meselesi
Bütün bunlar bağımsız çalışan milis kuvvetlerinin bir yere bağlı kalması görüşünü ortaya koyuyordu.
Güney Cephesi Komutanı Albay Refet’in millî kuvvetlerin yöneticilerine bu yolda yaptığı teklifler, genellikle iyi karşılanmış, ancak Demirci Mehmed Efe ile Çerkez Ethem tarafından iyi karşılanmamıştı.
İsparta’da bulunan Demirci Mehmed Efe’yi, merkezi Konya’da olan Atlı Takip Kuvvetleri Komutanlığı’na tayin etmişlerdi.
Böylece Demirci Mehmed Efe, ordu birlikleri arasında hizmete çağrılmış oluyordu.
Demirci Mehmed Efe doğruca Güney Cephesi Komutanlığı’na bağlandığından, başka makamlarla haberleşmesi imkânsız hale geliyordu.
Emrinde bulunan kuvvetlerden, yaşları uygun olanlar ve geçmişte suçu olmayanlardan 300 kişilik bir süvari alayı kurulacak, geri kalanlar silâhları ile birlikte 57. Tümen emrine verilecek askerlik çağı dışında olanlarla, suç işlemiş olanlar terhis edileceklerdi.

Efe’nin kararsızlığı

Demirci Mehmet Efe İsyanının Nedenleri
Demirci Mehmed Efe ile Güney cephesi komutanı arasındaki yazışmalar bir ay kadar sürüp gitmişti.
Demirci Mehmed Efe bu öneriyi kabul etmişti. Fakat çok kuşkulu olan ve çevresindekilerin etkisi altında kalan Efe, gün geçtikçe kararsızlığa düşmüştü.
Sonra da kabul ettiği bu öneriyi reddetmişti.
Bu sırada Batı Cephesi Komutanı ile arası açılmış bulunan Çerkez Ethem, bundan yararlanarak Sarı Efe, Gökbayrak Taburu ve Demirci Mehmed Efe ile gizli olarak haberleşmeye başlamıştı.
Bu haberleşmeler olurken aracılar Demirci Mehmed Efe’ye birleşme çağrısı da yaptılar.
Çerkez Ethem’in gönderdiği haberlerden büsbütün kuşkulanan Demirci Mehmed Efe, İsparta yakınlarında dağınık olarak bulunan kuvvetlerini toplamış ve karşı bir durum almıştı.
Güney Cephesi Komutanı Çerkez Ethem’den ayrı olarak Demirci Mehmed Efe’ye karşı hareket etmeyi düşünmüştü.
Ankara hükümeti ise, daha ağır ve önlem alınmış olarak hareket edilmesini istiyordu.
Güney cephesi komutanı ise Demirci Mehmed Efe’yi şüpheli buluyor, Çerkez Ethem’le birleşerek Ankara hükümetini yıkacağı inancını taşıyordu.
Bunun için Demirci Mehmed Efe kuvvetlerinin bir an önce yok edilmesi gerektiği düşüncesinde idi.
Güney Cephesi Komutanı Albay Refet, karara varmış, ancak durumu Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal’e de bildirmeyi uygun bulmuştu. Çektiği telgrafta özetle şöyle der: “XII. Kolordu’nun durumu bellidir.
Bu nedenle Konya’daki bütün birlikleri ileri sürdüm. Bu gece Adana cephesinden Konya’ya kuvvet alıyorum.
XII. Kolordu düşmanı ihmal ederek Afyonkarahisarve Durnlupınar’-da toplanmak zorunda kaldı. Önümde düşman, arkamda isyan bölgesi.
Etrafımda Kuvve-i Seyyare, Yörük Ali ve Demirci Efe olduğu halde sizin düşündüğünüz şekilde beklemeye imkân yoktur.
Demirci’yi bu işin dışında bırakmaya çalışacağım. Fakat en iyi çare hemen harekete geçmektir.
Ben bu gece hareket ve varışımı belli etmemeye çalışarak Konya’dan Afyonkarahisar’a gidiyorum. 9 Aralıkta oradayım.
İsmet Bey’in (inönü) ve Kuvve-i Seyyare’nin kuvvetlerini bilmiyorum.
Eğer kuvvetimiz yeterli değilse ve bir hareket yapılmayacaksa, bu durumun devamına gerek olmadığından vazgeçilmelidir.
Kararınızı Afyonkarahisar’a ve XII. Kolordu aracılığıyla bildiriniz.”

Halkoyu

Mustafa Kemal Paşa, Albay Refet’in bu telgrafına özetle şöyle cevap verir: “Batı cephe-since hazırlanan kuvvetlerin Kütahya’ya taşınma zamanının Albay İsmet tarafından seçilmesi, Albay Refet’in kuvvetlerinin de Karahisar’da toplu bulunması ve Batı Cephesi birliklerinin Kütahya’ya varması ile beraber, Güney cephesi kuvvetlerinden bir bölümü ile, Dö-ğer bölgesinin tutulması uygun olur.
Bunun Albay Refet ve İsmet ile haberleşerek sağlanmasını rica ederim.
Albay Refet isterse, Karahisar’da kuvvetlerinin başında bulunabileceği gibi, gerektiğinde acele Afyonka-rahisar’da bulunabilmesini sağlamak şartıyla, Konya’ya da dönebilir.
Kuvve-i Seyyare işinin siyasî ve idarî bir tarzda Meclis’e ve halkoyuna karşı bizi haklı gösterecek ve yasaya uyacak şekilde çözülmesi gerektiği kanısındayım.”

Bir komuta altında

Bu telgrafa cevap olarak Güney Cephesi Komutanı Albay Refet, 10 Aralık 1920 günü Büyük Millet Meclisi Başkanına şöyle bir telgraf gönderir: “Batı cephesinde Kütahya’nın işgaline kadar, Güney cephesi birliklerinin Karahisar’daki toplu durmalarını koruyacağım.
Buna göre Batı cephesinin ne zaman harekete geçeceğini, Kütahya bölgesinde ne yapmak istediğini, Kütahya’nın işgali ile beraber Batı ve Güney cephesi süvarilerinin sonraki hareketi için, bir komuta altında bulundurulmasını yararlı gördüğümden Albay İsmet’in bu konudaki düşüncelerini bilmek istiyorum.
Bugün Demirci Mehmed Efe’den aldığım bir telgrafta, Ethem ve taraflarının sizinle benim, bir dakika yaşadığımızı istemediklerini ve hükümeti devirerek kendilerinin arzu ettikleri adamları başa geçireceklerini, bunlara karşı benim emrime hazır olduğunu yazıyor.
Bundan sonra Kuvve-i Seyyare ile anlaşmak için aralarında haberleşme yapılmakta olduğunu çıkarıyorum.
Batı cephesinin Kütahya’ya hareketi bir süre daha geciktirilecek ise, önce süvarilerimle güneye harekete geçmek istiyorum.
Bu amaçla güneye yürürken Batı cephesinin Eskişehir’de kalması konusunda Albay İsmet’le görüşlerimiz aynıdır.
Ankara’nın bu hareket tarzı hakkında ne düşündüğünü bildirilmesini rica ediyorum.”
Demirci Mehmed Efe’nin Albay Refet’e yazdığını bildirdiği bu telgrafa rağmen; bugüne kadarki olaylar Albay Refet’e Demirci Efe’nin kararsız ve hislerinde samimi olmadığı anlaşılıyordu.
Bu nedenle Albay Refet’in, Demirci Mehmed Efe’nin Çerkez Ethem’le birleşmesine meydan vermeden harekete geçilmesini istediği sonucu çıkıyordu.
Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Keçnal Paşa da, Albay Refet’in görüşüne katıldığı ve Demirci Mehmed Efe’nin ortadan kaldırılması için, önerisine katıldığını bildiriyordu.
Harekâtın yapılması için Güney cephesindeki kuvvetler, demiryoluyla Afyonkarahisar bölgesinde toplanmıştı.
11 Aralık 1920 günü Güney cephesi komutanı emrindeki süvarilerle birlikte güneş battıktan sonra,Demirci Mehmed Efe ayaklanmasının bastırılması için güneye hareket etti.
Harekâtın gizliliği için, harekâtın Yunanlılara karşı yapılacağı etrafa yayıldı.
Yürüyüşler geceleri yapıldı. Gidilecek yol Afyonkarahisar-Sandıklı-Dinar doğusu- Baladız’dı.
Cephe komutanı emrine aldığı bu kuvvetlerle, Dumlupmar’daki üç alaylı 23. Tümen ve Afyonkarahisar’da bulunan beş piyade alayı XII. Kolordu emrine bırakılmıştı.
Cephe komutanı güneyde bulunduğu sırada telgraf haberleşmesi olmazsa Batı ve Güney cephelerinin birlikte harekâtının sağlanması için doğrudan doğruya XII. Kolordu’ya emir verilmesini, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’dan rica etmişti.
Demirci Mehmed Efe kuvvetleri 800 kadar olup, bunun 400 kadarı süvari idi.
Üç gün ardı ardına gece yürüyüşü yapılmıştı.
15/16 Aralık gecesi Baladız’a gelindi. Burada Demirci Mehmed Efe’nin adamlarından birkaç kişi yakalandı.
Bu suretle Demirci Mehmed Efe birlikleriyle ilk temas sağlandı.
16 Aralık 1920 günü sabahla birlikte Demirci Mehmed Efe’nin bulunduğu İğdecik köyü basıldı (İğdecik Keçiborlu’nun 20 km. güneydoğusundadır).
Arazi engebeliydi. Bu nedenle bütün yönler tam olarak kapatılamamıştı. Demirci Mehmed Efe’nin bundan yararlanarak kaçtığı haber alındı.
Güney cephesi birliklerinin baskın şeklindeki bu harekâtı karşısında Demirci Mehmed Efe kuvvetleri İsparta’ya kadar olan bölgedeki köylere dağılmıştı.
Bundan sonraki harekât sonunda 18 Aralık 1920’ye kadar 700 çeteci yakalanmıştı.
Yakalananlar arasında Demirci’nin sağ kolu oian çete başlarından Zurnacı Ali Efe de vardı.
Demirci Efe’nin Burdur Gölü kuzeyinden Acıpayam yönünde çekilen 80 kişilik kuvvetinden başka hiçbir kuvveti kalmamıştı.
Bunlar Denizli, Aydın bölgesi erlerinden olduğu için, Demirci Mehmed Efe’nin yanından ayrılamadıkları anlaşılıyordu.
Yakalananlardan yaşları uygun olanlar tertip edildikleri birliklere yollanmak üzere hükümete teslim edilmiş, diğerleri de cephe komutanlığı tarafından ellerine bir belge verilerek, terhis edilmişlerdi.
19 Aralık 1920 gününe kadar alınan haberlerden Demirci Mehmed Efe’nin 80 kişilik kuvvetiyle Tavas taraflarına geçtiği öğrenildi.
Bundan sonra Efe’nin her şeye yetişemediği, büyük işlere gücünün yetmediği görülecekti.
Ancak her ihtimali düşünen cephe komutanlığı jandarma yüzbaşısı Nuri (sonradan jandarma albayı) Aydın jandarma bölük komutanlığı yaparken, Yunanlılar bölgeyi işgal edince millî kuvvetlere katılmış, Menderes Alay Komutanlığı görevini almıştı.
Cesareti ve dürüstlüğü ile tanınmıştı.
Bu sebeple Demirci Mehmed Efe’nin de sevgisini kazanmıştı.
Yüzbaşı Nuri’nin Demirci Mehmed Efe ile olan bu ilişkisinden yararlanarak hükümete sığınması sağlanacaktı.
Demirci Mehmed Efe ayaklanmasının bastırılması işini bitiren cephe komutanı Albay
Refet, 25 Aralık 1920 günü Afyonkarahisar’a döndü.
Demirci Mehmet Efe, yanındaki küçük kuvvetiyle birlikte bir süre dağlarda dolaşmış ve hükümet kuvvetleri tarafından izlenmişti.
Sonunda Yüzbaşı Nuri, Demirci Mehmed Efe ile bağlantı kurarak hükümetin ona karşı tutumundaki samimi davranışa inandırmış ve Efe de yanındaki birlikle 30 Aralık 1920 günü teslim olmuştu.
Güney Cephesi Komutanlığı tarafından Demirci Mehmed Efe’ye Karacasu ilçesinin Dualar köyünde oturmasına izin verilmiş, yanında Efe’nin güvenliği için Yüzbaşı Nuri komutasında 50 kişilik bir koruyucu kuvvet bırakılmıştı.
Demirci Mehmed Efe olayı bu suretle sonuçlanmış, Albay Refet ve kuvvetleri de diğer bölgelerde görev yapmak için serbest kalmıştı.
Demirci Mehmed Efe, yaptığı hizmetlerle ve başkalarının çağrısına uymamakla yaşamını sürdürmek üzere köyünde sakin olarak 1959 yılına kadar yaşamıştır.
 Demirci Mehmet Efe Ayaklanması
Demirci Mehmet Efe Ayaklanması
Demirci Mehmet Efe Ayaklanması

Bir cevap yazın