Faust – Goethe,Kısa Özeti | Kültür,Sanat,Edebiyat |
Faust goethe analyse, Faust goethe inceleme, Faust goethe konusu, Goethe – Faust Kısa Özeti,Faust – Goethe Faust, Goethe’nin iki bölümlük dramı. Faust efsanesinin ilham ettiği en güçlü eserdir.
Şair, dramın ilk taslaklarını 1773’te yazmaya başladı.
1831’de eseri bitirdiği kanısına vardıysa da, 1832’de üzerinde yeniden düzeltmeler yaptı.

1773-1774’te yazdığı ve Urfaust (ilk Faust) diye adlandırılan sahneler 1887’de yayınlanabildi.
1790’da Goethe, ilk bölümün hemen hemen yarısını kapsayan Faust ein Fragment’ı (Faust’tan Bir Parça) yayınlattı.
Sonra, 1797’de bu parçayı tamamlayarak dramın bir daha hiç el sürmeyeceği birinci bölümünü Faust, eine Tragödie (Faust, Bir Trajedi) adıyla bastırdı (1808).
İkincisinden çok daha kolay anlaşılan bu ilk bölümde Goethe kişisel anılarını efsanenin anlattıklarıyla bağdaştırmıştır.
Goethe – Faust Kısa Özeti
Goethe’nin Faust’u bilgi tutkusu ve hayattan tad alma susuzluğu içinde kendini şeytana teslim eder.
Masum Margarete’yi baştan çıkarır, sonra da yüzüstü bırakır.
Umutsuzluğa kapılan talihsiz kadın çocuğunu öldürür, kendisi de ölüm cezasına çarptırılır.
Margarete, Faust’un kolları arasında can verir, tanrısal bir ses, pişmanlık duyduğu için ruhunun selâmete eriştiğini bildirir.
Genellikle Margarete’nin Trajedisi diye anılan bu ihtiras dramı, Faust dramının basit bir oluntusundan ibarettir.
Oyunun düğüm noktası, Faust’u hayvanlaştırabileceğini iddia eden Mephistopheles ile onun sırf kendi gücüyle nefis arzularına karşı koyabileceğini savunan Tanrı arasında tutuşulmuş bir bahistir.
Böylece Faust çabaladıkça batan, fakat vicdanının yöneldiği ülküye ulaşmak için çabalaması gereken bütün insanlığın timsali haline gelir, ikinci bölümde hareket noktası, her şeyden önce, bu düşüncedir.
Goethe, bu ikinci bölümün ana hatlarını, 1816’dan itibaren Dichtung und wahrheit’da (Şiir ve Hakikat) verdiyse de, yazılmasına 1826’da başladı.
Ertesi yıl Helena, Klassisch-Romantische Phantasrnagorie’yi (Helena, Klâsik-Romantik Fantazmagori) yayınladı; 1828’de de birinci perdenin birinci bölümünü ve imparatorluk sarayında geçen sahneleri tamamladı.
Ama Goethe «İkinci Faust»unu aslında hiçbir zaman bitiremedi ve ölümünden birkaç hafta önce 1832’de yayımlanan son şekli (Faust, der Tragödie Zweiter Teil in Fünb Akten [Faust, Trajedinin İkinci Bölümü, beş perde, cilt XLI, tekmil eserleri ve cilt I, ölümünden sonraki eserler]) üzerinde yeniden düzeltmeler yaptı.
Yepyeni bir tarzda kaleme alınan ikinci bölüm, birinci bölümden apayrı bir ölçüyle işlenmiştir, ilkinde hayat, tutkular gerçeği içinde yansıtılır.
İkincisinde ise, seksenine yaklaşmış, hemen hemen bütün tecrübeleri geçirmiş (nazır, mimar, jeolog, tiyatro müdürü) ve artık biçim üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuş olan şair, gerçekten Olym-pos tanrılarına vergi bir rahatlıkla, kahramanını o huzur içindeki Helas dünyasına sokar, onu Helena ile evlendirir ve «hiç bir zaman ülküsünden ayırılmadığı» için ruhunu lânetlemekten kurtarır.
Bu ülkü, insanlık ülküsüdür; Goethe, Faust aracılıgıyle insanlığın bütün meselelerini (tabiat içindeki yerini, Tanrıyla ve benzerleriyle ilişkilerini, gücünün sınırlarını (halletme değilse bile) ortaya koyma amacını güder.
Faust ile Helena’mn birleşmesine gelince, bu, Yeniçağ ruhunun yönelişleriyle Eskiçağ dengesi arasındaki Goethe’ce kurulmuş ahengin sembolünden başka bir şey değildir.