Fazıl Ahmet Aykaç Kimdir,Hayatı ve Eserleri

Fazıl Ahmet Aykaç Kimdir,  (1874-1967)-Şair ve Yazar.

Fazıl Ahmet Aykaç Hayatı 

23 Temmuz 1874’de İstanbul’un Bayezid Yahni Kapan Sokağı’nda doğdu.

Fazıl Ahmet Aykaç (1874-1967)-Şair ve Yazar.

Babası Mekteb-i Harbiye’de Erkan-ı Harbiye sınıfına kadar tahsil gördükten sonra 93 Osmanlı -Rus Muharebesi’nde Vidin muhasarasına Asakiri Muavine Binbaşılığı ile katılmış ve iki defa yaralandı.

Daha sonra mülkiye hizmetine geçerek çeşitli yerlerde mutasarrıflıklar yaptı.

Divaniye mutasarrıfı iken de ölmüş olan Mehmed Celal, annesi ise Sabire Hanım’dır.

Fazıl Ahmed babasının dindar ve tasavvufa pek meraklı olması dolayısıyla çocukluğunda böyle bir havayı teneffüs ettiğini söylerse de, eserlerinde bu havanın akisleri görülemez.

İlk öğrenimini Nümune-i Terakki’de yaptı.

Rüştiyeyi babasının mutasarrıflıkta bulunduğu Gümüşhane Rüştiye ve Medresesi’nde, idadiyi ise Musul’da bitirdi.

Süleymaniye kasabasında Şeyh Mahvi Efendi’den Farsça’sını tamamladı.

İstanbul’a döndükten sonra önce Fransızca öğrenmek için “Lycee de Francais”e sonra “Sanayi-i Nefise Mektebi” mimari şubesine devam etti.

“Paris Ecole Libre des Sciences Politiques”in derslerini İstanbul’dan takip ederek bitirdi.

Farsça, Arapça, Fransızca ve İngilizce’yi çok mükemmel öğrendi.

Maarif Nezareti Mekatib-i Ecnebiye kaleminde çıraklık, Darphane katipliği, İttihad ve Terakki’nin ilk İzmir valisi Kazım Paşa’nın iki ay özel katipliğini yaptı.

Sonra Celal Sahir’in çıkardığı “Seyyare” gazetesinde yazılar yazdı.

Bu sıralarda Darülmuallimin (Erkek Muallim Mektebi)e öğretmen olarak tayin edildi. (1908).

İlk Türk gazeteci şehit Ahmed Samim öldürüldüğünde yanında bulunan Fazıl Ahmed ölümden kıl payı kurtulmuştur.

Daha sonra Sanayi-i Nefise’de estetik, mitoloji; İstanbul ve Galatasaray liselerinde, edebiyat, felsefe, pedegoji, Fransızca, usul-i terceme dersleri okuttu.

Galatasaray Lisesi’nde hoca iken, 1927’de dördüncü dönem Elazığ milletvekili seçildi.

On yıldan fazla milletvekilliği yaptı.

5 Aralık 1967’de İstanbul Cerrahpaşa Hastahanesi’nde öldü ve Zincirlikuyu mezarlığına gömüldü (6 Aralık 1967).

Babasının görevi dolayısıyla Gümüşhane, Trabzon, Dersim gibi vilayet ve kasabalarım gördüğü Anadolu, özellikle lalası Mumcu Salih’in hikayelerinin ve Battal Gazi’nin “hamle et ya lain” sözü çocukluk hülyasını beslemiştir (Şeytan Diyor ki, s. 60-61).

On iki onüç yaşına kadar çizgiye ve renge tutkun olan Fazıl Ahmed bu yaşdan sonra vezin ve kafiyeye merak sarar.

Bu devrede Namık Kemal ve Abdülhak Hamid’e hayrandır.

Dersim’de edebiyata hevesi, bazı genç mülazimlerin de tesiriyle, iyice artar ve İstanbul’a dönünce ilk işi Celal Sahir’i bulmak olur ve yazı hayatına Seyyare’de başlar.

Çocukluğundaki bu çizgi merakı ile mizahi üslubunu birleştirmek mümkündür.

“Bizim Fecr-i Ati’ topluluğu içerisinde bulunan Fazıl Ahmed “Seyyare ”, “Hilal”, “Tanin”, “Akşam” gibi çeşitli gazete ve mecmualarda mizahi yazı ve şiirler, felsefi ve ilmi makaleleri yayınlanmıştır.

Devrinde kalemine “ucu pek sivri ve maktaı pek keskin” sıfatı verildiği gibi kendisine “edebiyat mabedinin şeytanı” da denmiştir.

Ziya Gökalp’in de “Senin bir maksadın var ki şu: bizleri çimdikleyip halkı güldürmek” dediğini naklederler.

Tenkit edici bir kişiliğe sahip olan Fazıl Ahmed, devrinin Recaizade, Süleyman Nazif t Abdülhak Hamid gibi ünlü kişileri kendi üslup ve tarzlarında tenkit ettiği gibi divan şairlerinin vezin ve kafiyesi ile devrinin düşünürlerini de mizahı bir üslübla değerlendirmiştir.

Aynı türü gündelik hayat sahnelerinde ve tabiatı tasvirlerinde de kullanmış, yer yer mizahla nazireciliği birleştirmiştir.

Fazıl Ahmed’in üslubunun asıl nesirlerinde görüldüğünü söyleyen Hasan-ali Yücel haklıdır.

Şiirlerinde keskin ve kıvrak bir zekanın mizahından çok nazire-mizah karışımı ve çoğu zaman basitleşen bir alay hakimdir.

Bizzat kendisi yazılarını şöyle değerlendirir: “Benim sözlerim ekseriye iftar sofrasına benzer, yani üzerinde reçel, peynir, sucuk filan nevinden hayli şey bulunursa da insan karın doyuracak bir şeye asla rast gelemez”.

Fazıl Ahmet Aykaç Eserleri

Şiir ve nesirleri önceleri gazete ve dergilerde yayınlanmış daha sonra onlardan bazılarım kitap haline getirmiştir:

Divançe-i Fazıl fi Vasf-ı Efazıl (1913) Harman Sonu, (1919), Şeytan Diyor ki (1927), Gelecek Asırlarda Tarih Dersi (1928), İkinci Sis, Tehzi., Hiciv vs. (1951).

Ayrıca Akşam Kitaphanesi çeşitli şiir ve nesir parçalarını İsmail Habib’in Edebi Yeniliğimiz’deki Fazıl Ahmed kısmım mukaddime kabul ederek toplamıştır. F

azıl Ahmed Hitabeler , Şiirler, Hicivler vesaire… (1934), Bunlardan başka Hasan Ali Yücel, XVII. XVIII. XIX. asır Fransız Edebiyatı hakkında üç ciltlik bir eserinin varlığından bahsederse de basılamamıştır.

(Fazıl Ahmed Hayatı ve Eserleri) Kendisi ‘Hevailer Meşrutiyeti” isimli bir eserinden bazı parçalarını Şeytan Diyor ki’de kaydederse de onu da yayınlayamamıştır.

Bir cevap yazın