Gazali Kimdir,Felsefesi,Hayatı

Gazali Kimdir,Arapça Gazali veya Farsça Gazzeli olarak kısaltılan ve Batı ortaçağ dünyasına Algazelus ya da Algazel olarak kısaltılan Müslüman teolog, hukukçu, filozof ve Fars kökenli bilim adamı.

Gazali’nin Hayatı Kısaca

GazaliAsıl adı Ebu Hamid bin Muhammed bin Muhammed olan Gazzalî (kendisine bu ad babasının iplikçi olması nedeniyle verildi) ilk öğrenimini doğduğu kentte ve özel öğretmenlerin denetiminde gördükten ve ünlü bilgin Muhammed El-Razakâni’den fıkıh öğrendikten sonra, Cürcan’da Ebu Nasr El-İsmaili’nin, Nişapur’da da El-Haremeyn Ebül Maâli el-Cüveyni’ nin öğrencisi oldu.

El-Haremeyn’in ilgisini çeken Gazzalî, onun ölümünden sonra Nizamülmülk’ün toplantılarına katılmaya başladı.

Bağdat’taki Nizamiye medresesine müderris olarak atandıktan (1091) sonra dört yıl süreyle bu görevi sürdürdü ama 1095’ te bilimsel kuşku nedeniyle görevinden ayrılarak uzun süre her şeyden elini eteğini çekip dış dünyaya kapalı bir yaşam sürdü.

Ardından Bağdat kentinden ayrılarak Şam’a gidip Emevıye camisinde iki yıl süreyle kimseyle görüşmeden yaşadı.

Bu bunalımlı dönemden sonra, önce Mekke’ye gittiği, oradan Bağdat’a dönerek yeniden ders vermeye başladığı, bir süre sonra da Tus’a giderek orada on yıl yaşadığı görüldü.

Bu arada Nizamülmülk ölmüş, yerine geçen Fahrülmülk de Gazzalî’yi Nizamiye medresesinde yeniden göreve çağırmıştı.

Gazzalî 1105’te Bağdat’a gittiyse de yeniden Tus’a döndü ve oradaki bir medresede ders vermeye başladı.

Gazali Felsefesi Nedir

Gazzalî yaşamı boyunca İlkçağ Yunan felsefecilerinin yapıtlarını, yeni-eflatuncu felsefeyi, Eflatun ve Aristoteles’in düşüncelerini ve onlarla ilgili çeşitli yorumları derinlemesine incelemiş bir düşünürdür.

Gazzalî’ye göre, akıl insanı yanıltır ve yanlışlıklar yapmasına yol açar; gerçeğe ulaşmanın tek yolu akıl değil inançtır.

Duyularla dış dünyadan alınanların da kesin olmadığına inanan düşünür “kuşkunun insanı gerçeğe götürdüğü” düşüncesinden hareket ederek önce her şeyden kuşku duymayla işe başladı.

Akim her şeyi kavramakta yetersiz olduğunu savunarak ilk nedenin (illet-i ulâ) akıl yoluyla anlaşılmayacağını ileri sürdü; çünkü ona göre mutlak varlık aklın sınırlarını aşıyordu.

Öte yandan, felsefe ve metafizik de ilk nedeni ve mutlakı açıklayabilecek güçte değildir.

Felsefeden üstün durumda olan dinin ana ilkeleri ancak “vahy” ve “istiğrak” ile anlaşılabilir. Bu durumda, felsefenin asıl görevi dine yardımcı olmak ve onu izlemektir.

Gazzalî’ye göre İslâm dinine ters düşen bir felsefe değersizdir. İnsan, gerçeğe gönül temizliğiyle ulaşabilir.

Felsefeciler, kelamcılar ve batınîler ayrı tutumlar benimsedikleri halde temel ilke olarak akıldan yararlandıkları için doğru yolda değildirler.

Gazzalî, felsefecileri, maddeciler (dehriyun), doğacılar (tabiiyun] ve metafizikçiler (ilâhiyun) olarak üç öbekte toplar.

Bunlardan hiçbiri gerçek sorunuyla ilgilenmez. Nedeni de kuşkusuz hareket etmedikleri için aklın yetersiz olduğunu kavrayamamalarıdır.

Gazzalî’nin kuşkuculuğu, İlkçağ felsefecilerinin, sofistlerin ve Descartes’in kuşkuculuğundan farklıdır.

Gazzalî’ye göre matematik ve mantık da akla dayandıkları için mutlak birer gerçek bilimi değildir.

Gazzalî’ nin düşüncesine göre, kesin bilgiye yalnızca sezgi yoluyla ulaşılır. Bilginin kaynağınıysa “gönül” oluşturur.

Sınırsız ve kesin bilgi yalnızca Tanrı’ da vardır ve insan ancak Tanrı yardımıyla bilebilir. Evren. Tanrı’nın iradesi dışında bir varlık olamaz;

Tanrı, bilgisi sonsuz olduğundan ve evreni bir bütün olarak yarattığından tümelleri ve ayrıntıları, kısacası her şeyi bilir.

Gazzalî’nin düşüncesine göre gönül, insana bütün gerçekleri gösterebilen manevi bir cevherdir.

Bilimlerin sınıflandırılmasında Farabî’nin El-İhsa-ûl-Ulûm (Bilimlerin Sayımı) adlı yapıtındaki düzene uyarak matematik, mantık, tabiiyat, ilahiyat, siyaset ve ahlak gibi bir sınıflandırma önerir.

İnançla akıl arasındaki uyuşmazlığı gidermede Gazzalî’nin tasavvufu gerekli bulduğu görülür. Çünkü tasavvuf insana akıl yoluyla anlayamayacaklarını sunar.

İnsan, inanç yoluyla, bütün varlıkları yaratan Tanrıya ulaşır. Tanrının yaratma eyleminin süresi yoktur, bütün evreni ve varlıkları sonsuz bilgisiyle çevreler.

Farabî’nin, İbni Sinâ’nın ve daha birçok felsefecinin düşünce ve görüşlerine karşı çıkan Gazzalî kendisinden sonra gelenleri büyük ölçüde etkilemiş, özellikle tasavvuf alanında inançla temellenen bir görüşün yaygınlaşmasına yol açmıştır.

Gazali Eserleri

Makasid-uI-Felâsife (Felsefecilerin Amaçları); İhyâ-yi Ulûm-üd-Din (DinBilimlerinin Diriltilmesi); Teha-füt-Ul-Felâsife (Felsefecilerin Çöküşü); Risalet-ül-Erbain (Çile Doldurma Risalesi); El-Munkızu min-ad-Dalâl (Sapıklıktan Kurtuluş); Mizan-ül-Amel (Eylem Ölçeği); Mişkât-ül-Envar (Nurlar Kandili); Kimya-üi-Saade (Mutluluk Kimyası); Risalet-ül-Ledünniye (Öz Bilgisi Üstüne Risale).

Bir cevap yazın