Güney Amerika,Tarihi,İklim Özellikleri | Coğrafya Bilgileri |

Güney Amerika Hakkında Bilgi,Yüzölçümü: 17 804 526 km², dünya karalarının % 12’si.

Nüfusu: 286 000 000 (1988 tah.),’dünya nüfusunun % 5,5’i. Nüfus yoğunluğu km²’ye 16 kişi. Yıllık nüfus artış oranı (1987-88) % 2,1.

Güney Amerika,Tarihi,İklim Özellikleri
Güney Amerika,Yüzölçümü: 17 804 526 km², dünya karalarının % 12’si.

Kıyıları: 31 951 km.

Yükseklikler: En yüksek yeri.- Acongagua Dağı 6 959 m. En alçak yeri.- Arjantin’deki Valdes yarımadası .-40 m.

En kuzey noktası: Gallinas Burnu 12°25′

En güney noktası: Horn Burnu 56°

En doğu noktası: Coquerios Burnu 34°47′

En batı noktası: Parinas Burnu, 810°20′

Başlıca ırmakları: Amazon, Parana-Paraguay-Plata, Orinoco.

Başlıca gölleri: Titicaca, Maracaibo, Poopo.

Başlıca sıradağları: Andlar.

Başlıca çölleri: Atacama, Patagonya.

Siyasal bölümlenme: 12 bağımsız ülke, 1 Fransız denizaşırı ili, 1 sömürge.

En büyük kenti: Sao Paulo (1988’de tahmini nüfusu 8 500 000).

En işlek limanı: Rio De Janeiro.

En kalabalık ülkesi: Brezilya 144 400 000 (nüf.; 1988 tah.).

Güney Amerika kıtasının kuzeyden güneye uzunluğu yaklaşık 7 400 km, doğudan batıya genişliği yaklaşık 5 150 km’dir. yüzölçümü 17,8 milyon km²’den fazladır.

Doğusunda Atlas Okyanusu, batısında Büyük Okyanus yer alır. Kuzeyinde Orta Amerika ve Antiller Denizi bulunur.

Güneydeyse Güney Amerika ile Antartika’nın arasında Drake Geçidi vardır.

Güney Amerika yarkıtasının en batı kıyısı, Florida’daki Miami ile hemen hemen aynı boylamda yer alır.

Güney Amerika ¡yarı kıtası, Kuzey Amerika’dan daha küçük, Antartika’dan daha büyüktür.

Güney Amerika yarıkıtası içinde Paskalya Adası, Falkland Adaları (ya da Malvinas), Gulapagos Adaları ve Ateş Ülkesi de yer almaktadır.

Belge 16 1Güney Amerika’nın bir dizi olağanüstü özelliği bulunur.

Yarıkıtanın batı tarafına paralel olarak uzanan And Dağları dünyanın en uzun sıradağıdır.

Amazon Irmağının debisi bütün öteki ırmaklardan fazladır, Amazon havzasıysa dünyanın en büyük tropikal yağmur ormanı alanıdır.

Yarıkıta Latin Amerika’nın bir parçasıdır; adını, sömürge döneminde bu yöreye gelerek yerleşenlerin çoğunun İber yarımadasından gelmiş olmasından almıştır.

Bu göçmenler birliklerinde kültürel özellik olarak İspanyol ve Portekiz dillerini, Roma katolik dinini, iki sınıflı toplum sistemini ve büyük toprakları mülk sahibine büyük saygınlık sağlayacağı düşüncesini de getirmişlerdir.

Güney Amerika kıyısını gören ilk kâşif Kristof Kolomb olmuş, bu işi Yeni Dünya’ya 1498’de yaptığı üçüncü gezisinde gerçekleştirmiştir.

Batı yarıkürenin Asya’dan başka birşey olduğunun farkına varan ilk kâşif İtalyan Amerigo Vespucci’dir ve kıta adını ondan almıştır.

1494’te yapılan Tondesillas Antlaşması’yla kıta Portekizlilerin yerleşecekleri doğu kesimiyle İspanyolların yerleşeceği batı kesimi biçiminde ikiye ayrılmıştır. “Conquistadan”ların (Fatihler) önde geleninin Francisco Pizarro olduğu söylenebilir, Pizarro 1532’de İnka imparatorluğuna son vermiştir.

Güney Amerika’da bağımsızlığını elde eden ilk sömürge Arjantin’dir (1810).

Sanayileşme, toplumsal ayaklanmalar ve siyasal karışıklıklar pekçok Güney Amerika ülkesinin tipik özelliğidir.

Bu ülkelerin çoğu birçok defa diktatörlük rejimleriyle yönetilmiştir.

Siyasal bakımdan Güney Amerika 12 bağımsız ülke, 1 Fransız denizaşırı ili ve bir sömürgeye ayrılmaktadır.

Güney Amerika’nın Yüzey Şekilleri Ve Doğal Kaynakları

Güney Amerika 8 büyük jeomorfolojik bölgeye ayrılabilir.

Bunların en önemlisi, Büyük Okyanus kıyısı boyunca 6 440 km.yi aşkın bir mesafede uzanan And Dağlarıdır.

Bu yüksek ve iniş-çıkışlı dağlar, doğuyla batı arasında engel oluşturur.

Bu sıradağlarda, komşu Birleşik Amerika’nın eyaletlerindeki doruklardan daha yüksek 60’ı aşkın doruk vardır.

Andların en yüksek doruğu Şili-Arjantin sınırında yer alan, 6 960 m yüksekliğindeki Acongagua Dağıdır.

And Dağları kıtanın ırmakları arasında su bölümü çizgisini oluşturur, Ayrıca Güney Amerika, “Büyük Okyanus Ateş Çernberi”nde yer aldığı için de bol miktarda yanardağ etkinliği ve sık sık deprem olur.

Sıradağların genişliği 320 km.’yi ender aşar; bunun istisnaları, üç ayrı sıradağa ayrıldığı Kolombiya’da ve deniz düzeyinden 3 650 m.’yi aşkın bir yükseklikte yer alan dağlar arası bir havza olan Bolivya Altiplano’suyla uyum sağlayarak genişliği 645 kilometreyi bulan Bolivya’da görülür.

Dağların çoğu bütün yıl karla kaplıdır, Şili’deki U şeklindeki vadilerde ve fiyordlarda buzullaşmanın etkileri görülebilir.

Dağları oluşturan kayalar son derece serttir, billursudur ve bakır ve kalay gibi çeşitli maden cevherleri ve aralarında zümrüdün de bulunduğu değerli taşlar içerir.

Güney Amerika’daki bir diğer fiziksel bölge de Brezilya Kalkanı’dır.

Bu kalkan, üstü toprak aşınması sonucu oluşan tortularla örtülü Prekambriyen billursu kayaları, dayanıklı kumtaşları içerir.

Başka yerlerdeyse, dirençli diyabazlar, bir yanı yumuşak eğimli yüksek arazi biçimleri olan cuesta’ların temel gereçleridir; buralardan çok sayıda ırmak, şahane şelaleler oluşturarak akar.

Kıtanın kuzey kısmında yer alan Guyana Kalkanı, köken, gelişme ve özellik olarak Brezilya Kalkanına benzer.

Aralarındaki en önemli fark Guyana Kalkanı’ndaki mesaların daha yüksek olmasıdır.

Dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi Guyana Kalkanı’nda yer alır.

Güney Amerika’da iki arazi bölgesi vardır: dağlık bölge ve düzlük bölge.

Bunlardan birincisi, çoğu zaman Brezilya Kalkanının bir parçası olarak kabul edilen Parana Yaylası’dır.

Adını kendini ikiye bölen ırmaktan alır.

Dünyanın eşine ender rastlanır en büyük lav yığışımlarının birinden oluşan Parana Yaylası uzun süreli lav akıntıları sonucunda oluşmuştur.

İkinci kenar bölgesi Patagonya alçak yaylasıdır (ya da Patagonya yüksek ovası).

Patagonya’nın engebeli bir yüzeyi vardır.

Eski bir dağ kütlesi olan Patagonya eskiden tortularla örtülüydü, sonra Andlardan gelip doğuya akan akarsular aracılığıyla üzeri temizlendi.

Kenarları dik olmayan vadilerin içinden bu akarsuların çoğu akmaya devam etmekte. kuzey-güney doğrultusundaki ulaşımı çok güçleştirmektedir.

Düzlük olarak Güney Amerika’da dar kıyı ovaları vardır, ama Amazon havzası kıtanın en büyük fiziksel bölgesidir: yaklaşık 7 milyon km²’lik bir alanı kaplar.

Çok ince tortul çökeltilerinden oluşan havza, düz ya da hafif dalgalı bir görünümdedir.

Amazon havzasıyla en geniş yeri Andların yakınında, en dar yeriyse Amazon ırmağı ağzı civarındadır.

Amazon havzasıyla Orinoco ovası arasında alçak bir alan vardır.

Burası da adını, Amazon havzası gibi, içinden akan en önemli akarsudan alır ve bu akarsuyun bir ürünüdür.

Düzlüklerin sonuncusuysa Parana-Paraguay-Plata ovasıdır; buranın eski kayalık yüzeyinin üzeri alüvyonlarla örtülüdür.

Yerli kayaların pek azı alüvyonu delerek buzdağı ucu gibi yüzeye çıkabilmiştir.

Tortul kaya katmanlarının nispeten sürüklenmeden yerleşip kalmış olmaları, bu düzlük alanlarda sık sık önemli petrol yataklarının ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.

Tropikal bölgelerde lateritleşme sık sık demir ve alüminyum cevheri oluşmasına yol açmıştır.

Güney Amerika’da iyi liman azdır.

Bunların en iyisi herhalde Rio de Janeiro limanıdır.

Ötekilerin korunmuş demirleme yerleri olmasına karşın, limanları çoğu zaman sığdır ve okyanusa giden gemilerin geçişini olanaklı kılmak için sürekli temizlenmeleri gerekir.

Güney Amerika’nın Genel İklim Özellikleri

İklimini etkileyen birçok etken vardır;’en önemlisi enlemdir.

Güney Amerika ikliminde egemen özellik tropikalliktir, kıtanın büyük kısmında bütün yıl don olmaz. İkinci bir etken de yüksekliktir.

Yükseklik ve okyanusa yakınlık, ağır basan rüzgârlarla birlikte, yağış miktarlarını ve yağışların dağılımını etkiler.

Birçok kıyı bölgesi yılda ortalama 2 540 mm’den fazla yağış alır.

Bunlar, Brezilya’nın doğu kıyısı, Guyana’da Amazon’un denize döküldüğü yerdeki bölge, Kolombiya’nın okyanus kıyısı ve Güney Şili’dir.

Amazon havzası da bol yağış alır, bu yağmurların çoğu yerel buharların yağmura dönüşmesiyle oluşur.

Buna karşılık Şili’de, Calama’daki Atacama Çölü’nde şimdiye kadar yağış kaydedilmemiştir.

Bu kuraklık oranın enlem olarak konumundan ve Humboldt akıntısının getirdiği soğuk havanın yukarı kesimindeki bölümünün aşağıdakinden daha sıcak olmasından ileri gelir.

Kıtanın güney kısmında, hava kütlelerinin yer değiştirmesi ve sık sık düşük basınçlı hava akımlarının geçmesi hem yağışa, hem de havanın sık sık değişmesine yol açar.

Son olarak, insanların yerleşmesi de iklimi değiştirmiştir.

Özellikle hava kirliliğinin artmış olduğu kentsel bölgelerde, ısı da yağış miktarı da daha fazladır.

Güney Amerika’da yedi büyük iklim tipi vardır.

Amazon havzasının büyük bölümüne ve yılın büyük kısmında tek yönlü rüzgârların estiği kıyı bölgelerine bir tropikal yağışlı iklim egemendir.

Gündüz ısıları sık sık 29°’yi bulur.

Peru ve Kuzey Şili sahillerinde kurak ve yarıkurak iklimler görülür.

Kuraklık Brezilya’nın küçük bir bölümüyle Arjantin’i kuzeybatıdan güneydoğuya doğru çaprazlamasına geçen dar bir şerit için de temel özelliktir.

Isıların bir aşırı uçtan ötekine sıçraması, az yağış ve beklenmedik anda bastıran yağmurlar bu kurak bölgelerin ana özelliğidir.

Brezilya’nın büyük kısmında ve Orinoco ırmağı havzasında görülen tropikal nemli ve kurak iklimin temel özelliğiyse, yağış rejiminin değişken olmasıdır.

Altı ay süren yaz yağmurlarından sonra altı aylık bir kış kuraklığı gelir; bu, rüzgâr, basınç ve yağış kuşaklarının mevsimden mevsime yer değiştirmesinin bir sonucudur.

Orta Şili’deki Akdeniz ikliminde de birbirini izleyen yağış ve kuraklık dönemleri görülür; ama burada yağış kışın olur.

Buna karşılık Güney Şili’deki ılıman deniz iklimli kesim, bütün yıl boyu serin, yağmurlu ve rüzgârlıdır.

Güney Brezilya, Uruguay, Paraguay ve Kuzeydoğu Arjantin’deki nemli yarıtropikal iklim ABD’nin Georgia eyaletinin iklimine benzer.

Nihayet, Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde yağışta ve ısıda çok kısa aralarla önemli değişiklikler olur; burada esas belirleyici olan yükseklik ve güneş alma durumudur.

Ekvador’daki en yüksek etkin yanardağ olan, Andlar’da, deniz düzeyinden 5 897 m yükseklikte bulunan Cotopaxi’nin karlarla örtülü, koni biçimindeki tepesi.

Güney Amerika Akarsuları

Güney Amerika’nın en uzun ırmağı Amazon’dur.

Peru Andlarından çıkan Amazon, yaklaşık 6 450 km boyunca akarak Atlas okyanusuna dökülür. Amazon dünyanın en uzun ırmağıdır.

Başka hiçbir ırmak onun debisine yaklaşamaz: Amazon’un debisi, dünyanın en büyük diğer 10 ırmağının toplam debisinden fazladır.

Okyanusa giden gemiler ırmağın 1 600 km içine kadar girebilirler; tekne altı derinlikleri 4m’ye kadar olan gemilerse 3 700 km kadar içerilere sokulabilirler.

Güney Amerika’da bundan sonra gelen akarsu sistemi Parana, Paraguay ve Uruguay ırmaklarınca oluşturulmuştur. Bunların suları, Plata halicine dökülür.

Parana ırmağında okyanus gemileri Arjantin’deki Rosario’ya kadar gidebilirler.

Paraguay ırmağında da teknelerle düzenli olarak Brezilya’daki Corumba’ya kadar  girilebilir.

1981’de yapımı tamamlanan Salto Grande’deki büyük köprüler ve bentler kompleksi Uruguay ırmağı üzerindeki gemi ulaşımının son noktasını oluşturur.

Güney Amerika’daki öteki gemi ulaşımına elverişli ırmaklar arasında, Kolombiya’daki Magdalena, Venezuela’daki Orinoco ve Doğu Brezilya’daki San Francisco sayılabilir.

Bunların arasında en büyük yük taşıma hacmi Magdalena ırmağındadır.

Orinoco’nun ağzından gemilerle büyük miktarlarda demir cevheri taşınır.

Sao Francisco ise ulaşıma elverişliliğinden çok hidroelektrik potansiyeli bakımından önemlidir.

Güney Amerika’da önemli büyüklükte göl azdır.

Kıtanın en büyük gölü olmamakla birlikte, Titicaca Gölü dünyada en büyük ulaşıma elverişli alana sahip göldür.

Yüzeyi deniz düzeyinden 3 810 m yüksekliktedir.

Titicaca Gölü Peru ve Bolivya ülkelerinde yer alır ve bu ülkeler arasında düzenli deniz otobüsü seferlerine olanak verir.

Venezuela’daki Maracaibo Gölü, Güney Amerika’nın en büyük gölüdür, dar bir körfezle Antiller Denizi’ne bağlanır.

Maracaibo’nun büyük bölümü tatlı sudan oluşur, sığdır ve üzerinde birçok petrol kuyusu yer alır.

İsviçre’yi anımsatan bir dinlence bölgesi olan Arjantin ve Şili’deki And Dağları Göller Bölgesi daha ilginçtir.

Güney Amerika Toplum Yapısı

Yarıkıtanın toprak yapısı iki ana grupta toplanabilir: Az gelişmiş ve olgunlaşmamış kuşak dışı topraklar (ince ve taşlı litosoller ya da dağ topraklandırmakların kenarlarındaki taşma alanlarına yeni çökelmiş, kalın, zengin regosoller ya da alüvyonlu topraklar.

İyice katmanlanmış, kuşak toprakları kuşakdışı topraklardan daha geniş bir alanı kaplar ve daha önemlidir.

Bunların arasında kırmızı renkli lateritli topraklar belki de en verimsiz olanıdır; çünkü içlerindeki besleyici maddelerin çoğu bol miktarda yağan yağmurlarla sürüklenip götürülmüştür.

Nemli tropikal iklimde hızlı bakteri etkinlikleriyle birleşem sürekli yüksek ısı sonucunda humus içeriklerinin büyük kısmı tahrip olmuştur.

Güney Amerika’daki yağmurlu tropikal ve yarıtropikal düzlüklerin çoğunda lateritli topraklar vardır; çoğu zaman bunların altında da kayşat bir tabaka yer alır.

Doğal olarak kuşağa özgü koyu renkli çayır toprakları, bilinen en verimli topraklar arasında sayılabilir.

Elverişli ısılar ve yağmur miktarının, en iyi humus kaynağı olan çayırla bir araya gelmesi, verimli toprak oluşumu için en elverişli koşulları sağlar.

Arjantin ve Uruguay bu bakımdan talihlidir, her ikisinde de bu çayır topraklarından bol miktarda bulunur.

Kurak iklimlerin bir sonucu olarak oluşan çöl toprakları eğer sulanırlarsa ve az miktarda mineral tuz içeriyorlarsa tarımsal bakımdan verimli olabilirler.

Güney Amerika Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü çoğu zaman “iklimin aynası” olarak değerlendirilir: Çünkü belirli iklimlerde genellikle belirli bitki türleri bulunur.

Tropikal Güney Amerika’nın en yağışlı kesimi tropikal yağmur ormanları ya da «selva»larla kaplıdır.

Günümüzde, yol yapımı, ağaç kesme ve yeni kırsal yerleşim yerlerine yer açma gibi nedenlerden ötürü ormanların yok olması, Amazonlardaki selvanın inanılmaz derecede büyük biyolojik çeşitliliği için bir tehdit oluşturmaktadır.

Maun gibi sert tahtalı tropikal ağaçların değeri özellikle yüksektir.

Pek çok tür o kadar yoğundur ki, suyun üstünde yüzmez.

Ağaçların tepeleri birbirlerine kenetlenir ve güneş ışığının geçmesini büyük ölçüde engelleyen bir çardak oluşturur.

Güneş ışığının ormanın tabanına ulaştığı yerlerde cangıl sona erer.

Güney Brezilya ve Orta ve Güney Şili’de sertlik açısından farklı ağaçlardan oluşan orta enlem ormanları yaygındır.

Bir bütün olarak Güney Amerika’da yumuşak tahta ciddi boyutlarda azdır, pek çok ülke bunu ithal etmek zorunda kalır.

Kuzeydoğu Brezilya, Batı Praguay ve Kuzey Arjantin’de büyük alanlar tropikal ormanaltı bitkileriyle örtülüdür.

İç ve Kuzeydoğu Brezilya’da dikenli çalı karmaşaları yaygındır.

Paraguay ve Arjantin’in « quebracho » sundan deri işlemede kullanılan tannin [tannik asit] elde edilir.

Yazları yağışlı bu bölgelerde normal olarak savan tipi bitki örtüsü de vardır.

Bu alanlarda genellikle büyükbaş hayvan yetiştirilir.

Pampalarda ve Kuzeydoğu Arjantin’in başka yerlerinde, Uruguay’da ve Brezilya’nın güney ucunda insan etkisi çayırları geniş ölçüde değişikliğe uğratmıştır.

Çöl tipi çalılık bitki örtüsü, kurak iklimin sonucudur; buna karşılık, dağlarda bitkiler yüksekliğe göre oluşan kuşakalar halinde uzanır.

Alçak yükseltilerden yükseklere doğru bu bölgeler sırasıyla tierra caliente (ya da tropikal ekin bölgesi), tierra templada (kahve bölgesi), tierra fria (tahıl alanı), açılmamış orman alanı ve Alp tipi çayır alanı.

Hayvan Topluluğu

Geniş tropikal çayırlara sahip olmasına rağmen, Güney Amerika’da Afrika ovalarında olduğu kadar çok av hayvanı çeşidi yoktur.

Bununla birlikte, kıtada son derece çeşitli yabani hayvan bulunmaktadır.

Afrika’da olduğu gibi, burada da bazı türlerin geleceği tehlikededir.

Yağmur ormanındaki maymunların, Eski Dünya’daki akrabalarının aksine, tutunma olanağı veren kuyrukları vardır; avcıların avladığı papağanlarınsa soyu tükenmektedir.

Çinçila bu kıtaya özgü bir hayvandır.

Güney Amerika’nın sularında elektrikli yılanbalığı ve et yiyen piranhalar da bulunur.

Güney Amerika tropikal ormanlarının ve çayırlarının en dikkati çeken hayvanlarından biri, ayağa kalktığı zaman yüksekliği 1 m’yi aşan ve domuza benzeyen tapirlerdir.

Diğer ilginç hayvanlardan biri de Arjantin’deki orta enlem çayırlarında yaşayan Amerika devekuşudur.

Soyu tükenmekte olan bir hayvan da Büyük Okyanus kıyılarında yaşayan kondordur.

And Dağları’nda Kızılderililer lamaları yük hayvanı olarak, bir tür yaban domuzunu da et hayvanı olarak evcilleştirmişlerdir.

Sadece Güney Amerika’da bulunan diğer hayvanlarsa anakonda, sudomuzu, dev susamuru ve gözlüklü ayıdır.

Ekvator’un 965 km kadar batısında bulunan Galapagos adalarında dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan bir sürü tür vardır.

Doğabilimci Charles Darwin bu adalara 1835’te gitmiş, bir tür uçamayan karabatağı, dev kara kaplumbağasını ve deniz iguanasını incelenmiştir.

Uru Kızılderilileri, kütüklerden yaptıkları bir “yüzen ada”nın üstünde yaşarlar.

Güney Amerika Doğal Kaynakları

Güney Amerika’nın maden kaynakları çoğu zaman son derece zengindir ama maden yataklarının işletilmesi de çok güçtür.

Örneğin Brezilya ve Şili’de çok büyük demir cevheri damarları vardır, ama onlardan çelik üretmek için gerekli olan iyi kalite taşkömürü yoktur.

Son bulunan demir cevheri yataklarından sonra, Brezilya’nın, Birleşik Devletler Topluluğu’ndan sonra, dünyada ikinci büyük rezervlere sahip olduğu söylenebilir.

Venezuela Güney Amerika’daki ikinci büyük demir cevheri üreticisidir; onu, Peru ve Şili izlemektedir.

Brezilya’da ayrıca önemli manganez ve boksit yatakları vardır.

Kolombiya ise önemli bir taşkömürü dışsatımcısı haline gelmiştir.

Bolivya uzun zamandan beri dünyanın başta gelen kalay ihracatçılarındandır.

Şili’deki bakır rezervleri dünyanın en büyük rezervleridir: Şili yıllık bakır üretiminde de dünya birincisidir.

Peru Güney Amerika’daki ikinci önemli bakır üreticisidir.

Güney Amerika’daki enerji kaynakları son yıllarda daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır.

Bu açıdan, olağanüstü zengin petrol yatakları sayesinde Venezuela en önde gelmektedir.

Ekvador, Arjantin, Peru ve Bolivya’da da daha küçük ama gene de önemli petrol kaynakları vardır.

Diğer önemli madenler ve bunları satan ülkeler şunlardır:  Kurşun, çinko, gümüş ve cıva (Peru), altın ve zümrüt (Kolombiya), sülfür, iyot ve nitratlar (Şili), fosfat (Brezilya, Peru ve Venezuella).

Tarıma Elverişli Topraklar

Bir ülkenin tarıma elverişli toprakları sadece o ülkenin büyüklüğüne değil, aynı zamanda topografya, iklim ve toprağın verimliliği gibi başka etkenlere de bağlıdır.

Bir diğer önemli husus da, kısmen yukarıdaki etkenlerin de bir parçası olan, toprağın niteliğidir.

Güney Amerika’daki en geniş tarıma elverişli topraklara Brezilya sahiptir (300 000 km²’den fazla).

Bu sayı kıtadaki toplam tarıma elverişli toprakların da yaklaşık % 40’ını oluşturur.

Yaklaşık 214 000 km² ile Arjantin ikinci yeri alır.

Güney Amerika’da başka bu kadar geniş tarıma elverişli toprağı olan ülke yoktur; ama bu iki ülkenin de handikapları vardır.

Brezilya’nın tropikal kesimlerindeki toprakların çoğu az verimlidir, Arjantin’dekilerin önemli bir bölümüyse kurak ya da yarıkuraktır.

Bu koşullar elde edilen ürün miktarını düşürmektedir.

Güney Amerika Toplum Yapısı

Güney Amerika halkları temelde üç ayrı ırktan gelir: Kafkas ırkı, Afrika kökenli halklar ve Kızılderililer.

11 000 – 14 000 yıl önce yöreye geldikleri sanılan Kızılderililer başlangıçta avcılık ve toplayıcılık yaptılar.

Pekçok grup tarıma bundan 5 000 yıl kadar önce başladı.

Andlar’a ve Andlar’ın çevresine üç grup yerleşti: kuzeyde Çibçalar, günümüzün Peru’sunu oluşturan alanda İnkalara bağlı Kızılderililer, güneyde Araukanlar.

Başka öbeklerse Antiller Denizi kıyılarına, tropikal yağmur ormanlarına ve kıtanın doğusundaki başka kenar bölgelere yerleştiler.

Bütün bu Kızılderililerin hepsinin 1 500 yılında 14 milyon kişi kadar olduğu sanılmaktadır.

Bunun yaklaşık üçte biri İnka imparatorluğu’nda yaşamaktaydı.

Avrupalılar 1500’lerde Güney Amerika’ya geldiler, Kızılderilileri köleleştirdiler ve onları madenlerde ve tarım işletmelerinde çalışmaya zorladılar.

Aynı zamanda Avrupalı misyonerler de Kızılderilileri hıristiyan yaptılar.

Kızılderililerin dağılımı İspanya’nın sömürgeci çabaları üzerinde bütün öteki etkenlerden daha etkili olmuştur.

Çok sayıda Kızılderili kötü muamele ya da Avrupa’dan gelen ve bağışıklıkları olmayan salgın hastalıklar yüzünden öldüler; ama gene de bugün, o dönemde hayatta kalan Kızılderililerin soyundan gelen milyonlarca kişi vardır.

Kızılderili kadınlar Avrupalı erkeklerle evlenmişler ve bu evliliklerden melez bir ırk doğmuştur: Mestizo ya da Mameluco.

Pek çok bölgede işgücü sıkıntısı olduğu için Avrupalılar Afrika’dan binlerce siyah köle getirttiler; bunların büyük bölümü Brezilya ve Kolombiya’ya yerleştirildi.

Köleler efendileriyle evlilikler yaptılar, böylece « mulatto » adı verilen yeni bir ırk tipi oluştu.

Kıtada köleliğe ilk karşı çıkış 1833’te İngiliz Guyanası’ndaki Kurtuluş Kararnamesi ile gerçekleşti.

Köleliğe karşı girişilen mücadele 1888’de Brezilya’da köleliğin kaldırılmasıyla tamamlandı.

Güney Amerika’nın etnik bileşimi, daha sonra, 1850’den başlayarak çoğu İspanya, Portekiz, İtalya, Almanya ve Polonya gibi ülkelerden gelen çok sayıda Avrupalı göçmen nedeniyle değişikliğe uğradı.

En son gelenler arasındaysa Japonlar vardır.

Bugün kıtanın ırksal coğrafyası şöyle özetlenebilir: Kızılderililer And Dağları bölgelerinde (özellikle Peru, Bolivya ve Ekvator) ve nemli tropikal düzlüklerde yoğunlaşmışlardır.

Arjantin, Uruguay ve güney Brezilya’da daha çok Kafkas ırkından gelenler yaşarlar.

Zenciler ve Mulatto’lar Brezilya ve Kolombiya’nın pek çok yerinde ağır basarlar; başka yerlerdeyse Mestizo’lar çoğunluktadır.

İspanyolca Güney Amerika’da 9 ülkenin resmî dilidir.

Brezilya’da Portekizce konuşulur.

İngilizce ve Hollanda dili sırasıyla Guyana ve Surinam’da kullanılmaktadır.

Fransızca Fransız Guyanası’nın dilidir.

Pek çok Kızılderili sadece kendi yerli dillerini konuşur.

Şimdiye kadar 82 kadar birbirinden farklı Kızılderili dili tanımlanmıştır.

Katolik dini Güney Amerika’ya egemendir, sadece Guyana’da protestanlar ağır basar.

En kalabalık musevi nüfus Arjantin’dedir, bunların 300 000 kişi kadar oldukları tahmin edilmektedir (1988).

Musevilerin bir kısmı tarım işletmelerinde otururlar.

Kuzey Şili’de Büyük Okyanus kıyısına paralel olarak uzanan bitkisiz bir bölge olan bu çölün bazı kesimlerinde şimdiye kadar ölçülebilir bir yağış kaydedilememiştir.

İguaçu çağlayanları Arjantin-Brezilya sınırında, İguaçu ve Parana ırmaklarının birleştiği yerden biraz önce yer alır. Çağlayanları ulusal park halinde düzenlenmiştir.

Batı-Orta Bolivya’daki Catavi kalay madenleri dünyanın en büyük madenlerinden biridir.

Uzun yıllar boyunca Bolivya dünyanın en çok kalay üreten ülkesiydi; ama 80’li yıllarda fiyatlarda görülen gerileme, üretimde düşüşe neden oldu.

Eğitim ve Sağlık

Yurttaşlarının eğitimi için en fazla çaba harcayan ülkeler Arjantin, Şili, Guyana ve Uruguay’dır. Bu ülkelerde okur-yazarlık oranı % 90 ve üstündedir.

Bolivya’dayse bu oran çok daha düşüktür, 1988’de nüfusun % 25’inin okuma-yazma bilmediği tahmin edilmekteydi.

Okuma-yazma bilen kadın oranı genel olarak okuma-yazma bilen erkek oranından daha düşüktür.

Kırsal alanlarda okuma-yazma bilmeyenlerin oranı kentsel alanlardakinden daha yüksektir.

Kalori ve alınan protein miktarı açısından incelendiğinde, Bolivya, Ekvador, Peru, Guyana ve Kolombiya’da halka perhiz yaptırıldığı söylenebilir.

Bu ülkelerde başta gelen ölüm nedenleri dizanteri (özellikle Kolombiya’da), tüberküloz (Peru), boğmaca (Bolivya, Ekvator ve Peru) ve kızamıktır (Ekvador, Bolivya ve Kolombiya).

Güney Amerika’da başta gelen hastalık nedenleri arasında frengi ve tifo yer alır.

Tıptaki ilerlemenin devam etmesine karşın, bazı Güney Amerika ülkelerinde çocuk ölümü oranı özellikle yüksektir.

Örneğin, 1988 yılında Bolivya’da doğan her 1 000 çocuktan 110’undan fazlası bir yaşını doldurmadan ölmüştür.

Bununla birlikte, daha gelişmiş olan ülkelerde ortalama ömür 70 yılın üstündedir.

Rio de Janeiro’nun deniz kıyısında yer alan bir banliyösü olan İpanema plajlarına binlerce turist gelir.

Güney Amerikada Nüfus: Tropikal Güney Amerika ülkelerinin nüfusu hızla artmaktadır: 1988’de nüfus artış oranı yılda % 2,2’nin üstünde olmuştur. Bu Meksika ve Orta Ameri-ka’dakilere yakın, ama Afrika’dakinden daha düşük bir orandır.

En yüksek nüfus ¡artış oranıÎParaguay ve Ekva-dor’da görülür: sırasıyla % 2,9 ve % ,2,8. Arjantin, Şili ve Uruguay’daki ılıman iklim bölgelerindeyse, 1988 yılında nüfus artış oranı dünya ortalamasının (% 1,7 altına düşerek 1,5 olmuştur.

Nüfus artış oranının yüksek olmasının nedeni, son zamanlarda ölüm oranının düşmesi, buna karşılık doğum oranlarının yüksek kalmasıdır. Güney Amerika nüfusunun yaklaşık % 35’i 15 yaşın altındadır.

Güney Amerika’da nüfusun dağılımı eşitsizdir.

Nüfusun büyük bölümü kıtanın kenar kesimindeki yoğun nüfuslu yerleşmelerde yaşar.

Bu durum, kıtanın eskiden beri Avrupa ülkelerine ham madde sağlama görevini üstlenmesinden ileri gelir.

Nüfusun böyle eşitsiz dağılması nüfus yoğunluğu oranlarını da düşürür.

Güney Amerika’da nüfusu en yoğun olan ülke km²’ye 37 kişiyle Ekvador’dur.

Kentleşme nüfus dağılımına anlamlı bir yeniden yapılanma getirmiş ve Güney Amerika kentlerinin son 20-30 yılda hızla büyümesine yol açmıştır. Arjantin, Uruguay ve Şili nüfusunun hemen hemen % 85’i kentlerde oturmaktadır.

Brezilya’daki Sao Paolo, Mexico City’den sonra dünyanın ikinci büyük kenti olmak üzeredir.

Ekonomik Gelişme

Güney Amerika sanayileşme çağına tam anlamıyla girmemiştir.

1986’da Venezuela 2930 dolarla, kişi başına ortalama gayrı safi milli hasılada birinci yeri alıyordu.

Bununla birlikte, Venezuela’nın zenginliğinin büyük kısmı petrol gelirlerinden kaynaklanmaktadır.

Gerçekteyse ülkede gelir çok eşitsiz paylaşılmaktadır.

2 350 dolarla ilk sıralarda bulunan Arjantin’in ekonomisi çok daha dengelidir.

Toplam GSMH olarak Brezilya 1986’da 250 milyar dolarla ilk sırada yer alırken, Arjantin 72 milyar dolarla çok büyük farkla ikinci sırada gelir.

Sonuncu olan Guyana’da ise bu sayı sadece 400 milyon dolardır.

1980’lerde genel olarak Güney Amerika ekonomisinin önemli bir özelliği, gerileme, enflasyon ve dış ticaret açıkları gibi etkenlerin sonucu olarak dış borçların artmasıydı.

1988’lerde Brezilya’nın toplam dış borcu 121 milyar dolar, Arjantin’inki 55 milyar dolardı; Venezuela’nınkiyse 35 milyar doların üstündeydi.

Tek tek ülkelerin kemer sıkma önlemleri almalarına ve borç sorununun çözümünde uluslararası işbirliği yapılmasına rağmen, borç bunalımı 80’li yıllarda sürmüştür.

Doğu-Orta Şili’de, 2 880 m yükseklikte yer alan kış tatil yeri Portillo’da, Andlar’ın yamaçlarında yüzlerce kayakçı yarışma için toplanır.

Portillo dünyanın en hızlı slalom yerler8ç……. olarak kabul edilmektedir.

Güney Amerikada Tarım

ülkeleri ihraç ettikleri tarım ürünleriyle ünlüdür.

Besin maddeleri satışından elde edilen gelir besin ve mamul madde alımına harcanır.

Ciddi donlar sonucunda üretimde beklenmeyen düşüşler olmasına karşın Brezilya, uzun süre dünyanın en büyük kahve ihracatçısı olmuştur.

Brezilya, şekerkamışı üretiminde de dünyada başta gelmektedir ve dünyanın en büyük kakao ihracatçılarından biridir.

Muz Ekvador’un ana ürünüdür, bu ülke dünya toplam muz ihracatının önemli bir kısmını sağlar.

Arjantin ve Brezilya sığırlarıyla tanınmıştır.

Brezilya’nın otlaklarında yaklaşık 93 milyon sığır vardır, Arjantin’in otlaklarında yaklaşık 53,7 milyona yakın büyükbaş hayvan bulunmaktadır (80’li yılların tahmini).

Koyun sayısı bakımından Uruguay Arjantin’den sonra ikinci sırada gelirse de kişi başına düşen 7,08 koyunla dünyanın en yüksek oranına sahiptir.

Domuzsa bütün Güney Amerika’da yetiştirilmektedir.

En önemli tahıl ürünleri mısır pirinç ve buğdaydır.

Güney Amerikalılar bu besinleri patates gibi köklü bitkilerle desteklerler.

Güney Amerikalı çiftçiler nüfus patlamasına karşı savaşımda başarılı olmuşlardır.

Kişi başına düşen besin ürünü miktarı artmaya devam etmektedir.

Ormancılık ve Balıkçılık

Yumuşak tahtalı ağaçların az olmasına rağmen, Güney Amerika ormanları çok büyük ve çok çeşitli bir yan ürün kaynağıdır.

Bunların arasında, hindistancevizi, deri yapımında kullanılan tannin ve palmiye ağacından elde edilen ve sabun ve kozmetik yapımında kullanılan palmiye yağı yer alır.

Brezilya orman ürünleri dışsatımında başta gelir.

Peru, kıyısının hemen açığında Güney Amerika’nın önemli besin kaynaklarından hamsi avlanır.

Perulu balıkçılar 60’lı yıllarda tutukları hamsilerle, ülkelerini tutulan balık hacmi olarak dünya birincisi yapmışlardır.

Tutulan hamsilerden balık unu yapılır ve öncelikle Avrupa’ya tavuk yemi ve gübre olarak kullanılmak üzere ihraç edilir.

Aşırı balık tutulması ve okyanustaki akıntıların yer değiştirmesi sonucunda tutulan balık miktarı 70’li ve 80’li yıllarda düşmüştür.

Ulaşım

Daha gelişmiş ülkeler, daha ileri ulaşım olanaklarına sahiptir.

Arjantin, Brezilya ve Şili büyük farkla en uzun demiryolu ağına sahiptir.

Aynı üç ülke öteki Güney Amerika ülkelerinden daha uzun asfalt ve stabilize yol ağına sahiptir.

Brezilya, Arjantin, Venezuela ve Kolombiya’da demiryollarına ve kentlerarası yollara ek olarak önemli ülke içi su yolları da vardır. Sarp And ülkelerinde ulaşamın sağlanmasında uçağın özel bir önemi bulunmaktadır.

Ticaret

Güney Amerika ülkeleri bazı kuzey komşularıyla birleşerek Latin Amerika Entegrasyonu Birliği’ni

Kuzey Kolombiya’da Antil denizi kıyısında önemli bir liman olan Cartagena, Bolivar ilinin merkezidir.

XVI. yy’da İspanyolların kurduğu, çevresi surlarla çevrilen Cartagena’da, İspanyol mimarlığının batı yarıkürede günümüze kalan en büyük örnekleri bulunur.

Dünyaca ünlü bir opera binası olan Buenos Aires’teki Teatro Colon, Güney Amerika’daki en büyüleyici kültür tesislerinden birisidir.

Tiyatroda Arjantin Ulusal Senfoni orkestrası, bale ve opera toplulukları bulunur.

Güney Amerika ülkeleri bazı kuzey komşularıyla birleşerek Latin Amerika Entegrasyonu Birliği’ni kurmuşlardır.

Bu örgütün amacı bölgeler arası ticareti teşvik etmek ve bunun yanı sıra başka bölgelerden yapılan ithalat için ortak gümrük tarifeleri oluşturmaktır.

Son onyıllarda dışsatımlarda bir çeşitlenme görülmüştür.

80’li yılların ortalarında dünya pazarlarında görülen petrole doygunluk petrol ihracatçısı ülkelerin gelirlerini azaltmıştır.

Önde gelen 10 ihraç malı, petrol, kahve, demir cevheri, soya fasulyesi, bakır, sığır eti, mısır, muz, kakao ve pamuktur.

Hemen hemen bütün Güney Amerika ülkelerinin en fazla ithalat ve ihracat yaptıkları ülke Birleşik Amerika’dır.

70’li yılların büyük bir kısmı boyunca dışticaret dengesi bütün Güney Amerika için olumsuzdu; bununla birlikte, 80’li yıllarda bölge, dışsatımda bir atılım gerçekleştirdi.

Örneğin 1986’da Brezilya’nın 9,5 milyar dolar dış ticaret fazlası vardı, bunun büyük kısmı mamul madde dışsatımından elde edilmişti.

Bazı ülkeler bütçelerini dengeleyebilmek için kredi ve yabancı sermaye yatırımlarının yanı sıra turizmden yararlanmaktadır.

Özellikle Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Peru, Uruguay ve Venezuela çok turist çekmektedir.

And dağları sistemindeki küçük bir sıradağ olan Cordillera Darwin, Şili’deki (batı) Ateş Ülkesi’nin yanında yükselir.

Anakaradan Macellan Boğazı’yla ayrılan Ateş Ülkesi adaları Güney Amerika’nın en güney noktasıdır.

Hükümet dairelerinin ve önemli alış-veriş merkezlerinin bulunduğu Simon Bolivar merkezinin çifte kuleleri Venezuela’nın başkenti Caracas’a egemendir.

Kompleks adını, bu kentte doğmuş olan, Güney Amerika’nın kurtarıcısı Siman Bolivar’dan almıştır.

Buenos Aires’teki ilk İspanyol yerleşme yerinin bulunduğu La Boca’daki Camanito sokağı, kent yönetimince XIX. yy. sonu ve XX. yy. başı prefabrike mimarisinin bir örneği olarak korumaya alınmıştır.

Su kıyısında yer alan bir semt olan La Boca sanatçılar semti olarak ün yapmıştır.

Enerji

Petrol Güney Amerika’nın ana enerji kaynaklarından biridir.

Ama önemli miktarda petrol ihraç eden ülkeler sadece Venezuela, Ekvador, Peru, Arjantin ve Bolivya’dır.

Bu konuda en büyük açığı olan Brezilya 80’li yıllarda petrol ithalini önemli ölçüde azaltmıştır.

Güney Amerika’nın dünya hidroelektrik potansiyelinin % 17,3’üne sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Bu miktarda arslan payı|Brezilya’nındır: Bu ülke 1986 yılında 8 milyar birimi aşkın hidroelektrik enerji üretmiştir.

Brezilya’da 1984’te dünyanın en büyük hidroelektrik tesisi olan İtaipu hizmete girmiştir.

Brezilya’nın önemli hidroelektrik projelerinde ortağı olan komşu ülke Paraguay, dünyanın başta gelen elektrik ihracatçılarından biridir.

Bir cevap yazın