Hızır Peygamber Kimdir,Kuranda Hizir Peygamber

Hızır Peygamber Kimdir,Kaçan balığı yakalamak için suya dalan ve böylelikle ölümsüzlüğe kavuşan aşçının öyküsü, yahudilerin kutsal kitabı Yeşua’yla İlya (İlyas), müslü-manlann kutsal kitabında ermiştir.

Tanrı tarafından müslü-manlığı korumakla görevlendirilmiştir.

Kuranda Hizir Peygamber

Kudüs’te oturduğuna inanılan Hızır, istediği anda istediği yerde görülebilir.

Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur. “Hızır’a bu adın verilmesinin nedeni, kuru bir yerde post üstünde otururken hemen arkasında yeşil otlar belirmesindendir.” Kimi anlatımlarda Hz. İlyas’la kardeştir, biri karada, öbürü denizde müslümanlann koruyucusudur.

Kur’an Kehf sûresinin 65. âyetinde ondan bilim öğrettiğimiz kullarımızdan biri diye söz eder.

65. âyet ve onu izlemen âyetler şöyle der: “O sırada kullarımızdan öyle birini buldular ki, biz ona kendi esirgeyiciliğimizi eriştirmiştik, kendi katımızdan bir bilim de öğretmiştik.

Mûsâ ona: Ben de seninle gelsem olmaz mı? diye sordu.

Oysa senin bana katlanmaya gücün yetmez, dedi.

Mûsâ, Allah dilerse katlanırım dedi, hiçbir işde de sana karşı durmam.

O da pekâlâ, dedi, fakat sakın ben söz etmedikçe sen bana hiçbir şey sorma. Birlikte yola koyuldular.

Bir gemiye bindiklerinde o kimse gemiyi deldi.

Mûsâ, ne yapıyorsun? dedi, içindekiler boğulsun diye mi deldin gemiyi? Doğrusu çok korkunç bir iş yaptın.

Oysa, senin bana katlanmaya gücün yetmez dememişmiy’din? dedi.

Mûsâ unuttuğunu söyleyerek özür diledi. Gene yola koyuldular ve bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar.

O kimse çocuğu hemen öldürdü.

Mûsâ dehşetle: Suçsuz bir cana nasıl kıyarsın, and olsun ki bu yaptığın çok ağır bir suçtur.

Oysa şöyle dedi: Ben sana dememiş miydim, benimle birlikte katlanmaya senin gücün yetmez diye? Mûsâ, bir daha yaparsam benimle arkadaşlık etmekten vazgeçersin, dedi.

Bunun üzerine kalkıp gittiler.

Bir kente vardıklarında, yıkılmak üzere bulunan bir duvar gördüler.

O kimse duvarı hemen onardı.

Mûsâ dayanamayıp: İsteseydin bu iş için emeğinin karşılığını alabilirdin, dedi.

Oysa, işte artık senden ayrılmak zorunlu oldu, diye karşılık verdi, şimdi sana katlanmaya gücümün yetmediği bu işlerin içyüzünü bildireyim: O gemi yoksul denizcilerindi, o ülkenin öyle bir Hakaa’nı vardı ki gemileri zorla sahiplerinin ellerinden alıyordu, delik bir gemiyi ise almazdı.

Öldürdüğüm o oğlan, inanan kimseler olan ana ve babasını azdırmak ve baştan çıkarmak üzereydi, Allah onun yerine daha iyi bir oğlan verecekti.

Kentteki duvarsa iki öksüz çocuğundu, altında da babalarının onlara bıraktığı bir gömü (hazine) vardı, esirgeyici olan Allah, o çocukları erginlik çağına gelince gömülerini bizzat çıkarmalarını istiyordu.

Ben bu işleri kendiliğimden yapmadım.

İşte katlanmaya gücünün yetmediği işlerin içyüzü budur”. Yorumcular bu âyetlerde sözü edilen o kimseye Al-Hazir (Yeşil) adını verdiler.

Bu deyim giderek El-Hizr (Yeşillik) biçimine dönüştü.

Böyle bir kimsenin varlığının gerekçesi de Peygamber Hz. Muhammed’in şu hadisinden anlaşılmaktadır.

Buhari’nin Ubey İbn Ka’b’tan naklettiği bir hadisinde Peygamber şöyle demiştir: “Hazret-i Musa’ya, insanların en bilgini kimdir? diye soruldu.

O da, benim, karşılığım verdi.

Tanrı, Allah bilir, demediği için Musa’ya vahyedip onu şöyle azarladı: Denizlerin birleştiği yerde bir kulum vardır ki o senden bilgilidir.

Tanrı’nın sözünü ettiği bu kul Hızır’dır.”

Bir cevap yazın