Hukukta Kasıt Nedir?

Hukukta Kasıt Nedir,Ceza hukuku alanında suç failinin, gerçekleştirildiği veya gerçekleştirmeyi amaç edindiği sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için, failde manevi unsur adı verilen, isnat kabiliyeti ve kusurluluk kavramlarının birleşmesinden meydana gelen bir unsurun da var olması zorunludur.

Kasıt denince, kusurluluğun bir çeşidi anlaşılır. Türk Ceza kanunu, kasıtın bir tanımını vermemiştir. Ancak kanun, failde kaşıtın mevcut olmaması halinde, onun sorumlu olmayacağını başka bir deyimle onun kusursuz olacağını belirtmiştir.

Gerek Türk Ceza kanunu gerek Türk doktrini kasıtı failin, kanunun suç saydığı sonucu bilmesi ve istemesi ve bunun için bir harekette bulunması şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımdan çıkan sonuca göre failin, işlemek istediği suçu gerçekleştirirken, kasten hareket etmesi yeterlidir.

Failde ayrıca belli bir saikle hareket etme hali aranmaz. Durumu bir örnekle açıklamak mümkündür. Parasız kaldığı için borcunu ödemeyen bir kimse, sırf borcunu ödeyebilmek için başka bir kimsenin malını çalarsa, hırsızlık suçl gerçekleşmiş olur. Yoksa failin borcunu ödeme saikiyle hareket etmesinin önemi yoktur. Kanun ancak bazı hallerde failin belli bir saikle hareket etmesi durumunda bunu, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten bir sebep olarak göz önünde tutabilir.

Mesela adam öldürme suçunda, failin kan gütme saikiyle hareket etmesi, cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğuran bir sebeptir. Diğer taraftan failde belli bir saikin aranması, failin suçu işlerken özel bir kasıtla hareket etmesi sonucunu doğurur. Failde, kanun tarafından aranan saik yoksa, failin kasten hareket ettiği sonucuna varılmaz. Bu şekilde açıklanan kastın çeşitleri şunlardır.

Genel Kast

özel kast. Genel kast, bütün suçların işlenmesinde aranan kast çeşididir, özel kast ise, kanunun belli bir saiki, suçun unsuru sayması halinde ortaya çıkan kast çeşididir. Başlangıçtaki kast, suçu icra hareketlerinin yapıldığı anda var olan kasttır.

Böyle bir kastın varlığı, failin cezalandırılması için yeterlidir. Kastın sonradan ortadan kalkması, suçu ortadan kaldırmaz. Mesela bir kimseyi zehirledikten, sonra zehirin öldürücü etkisini önlemek için, mağduru kusturan failin, fiili kasten işlediği kabul edilecektir.

Sonradan Meydana Gelen Kast

Fail bir haharekete meşru olarak başladıktan sonra, sonradan eklenen şartlar, hareketini gayrimeşru duruma soktuğu halde bu hareketine devam etmesi ve sonuca yönelmesi durumunda var olan kast çeşididir. Sonradan meydana gelen kasta örnek olarak, bir malı kendinin sanarak alan kimsenin, sonradan bu malın kendisine ait olmadığını anlaması durumunda o malı elinde tutması gösterilebilir.

Kast konusunda, üzerinde durulması gereken son mesele, kastın nasıl tespit edileceği hususudur. Bu alanda bazı yazarlar bir kast karinesi kabul edilmesini teklif etmişler ve aksi sabit oluncaya kadar failin kasten hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Buna karşı, kast karinesinin kabul edilemeyeceği, her unsurun ispatı nasıl yapılıyorsa, kastın da aynı şekilde tespiti ve ispatı yönüne gidilmesi gerektiği ileri sürülür.

Failin kasten hareket edip etmediği veya kasten hareket etmişse hangi çeşit kastla hareket ettiğinin tespiti, genellikle yargılama sırasında güçlük doğurur. Hakim, kastı tespit ederken, faille mağdurun geçmişteki ilişkilerini, suçun işlenme yerini, zamanını ve tarzını göz önüne almak ve buna göre kastı tespit etmek durumundadır.

Hakim bu tespiti yaparken, kesin bir sonuca varamazsa «şüpheden sanık yararlanır» kuralını uygulamalı ve failin yararına olan durumu kabul etmelidir.

ihtimali Kasıt

İhtimali kasıtta, hukuka aykırı sonuç, doğrudan doğruya istenmemekte, fakat zarar verici sonuç nazara alındığı için fiil yapılmaktadır. Mesela bozuk frenli bir araba ile yola çıkan kimsenin hukuka aykırı sonuca doğrudan doğruya yenilmiş bir iradesi yoktur. Ancak o, bu şekilde yola çıkmakla, hukuka aykırı sonucu göze almış, bu ihtimali hesaplamış olduğu için, bu sonuca razı olmuştur.

Vasıtasız Kasıt

Bu halde irade, ihtimali kasıttan farklı olarak doğrudan doğruya hukuka aykırı sonuca yönelmiştir. Mesela başkasını öldürmek iradesi ile hareket eder kimsenin fiili, doğrudan doğruya yaralamaya yöneldiği için, kasdı vasıtasızdır.

Bir cevap yazın