Hukukta Şahitlik,Şahit İfadesi

Hukukta Şahitlik
Hukukta Şahitlik,Bir şeyi gören (kimse), Şahit, dava hakkında bilgisi olan üçüncü kişidir.

Hukukta Şahitlik,Bir şeyi gören (kimse), Şahit, dava hakkında bilgisi olan üçüncü kişidir.

Başka bir deyimle, dava hakkında, taraflar dışında bilgisi olan kimsedir.

Bu sebeple de taraflar veya onların vekili, şahit olamazlar.

Şahit, ancak kanunun, delil serbestliği tanıdığı durumlarda dinlenir.

Şahit İfadesi

Şahit ifadesi, kesin delil değildir; takdirî delillerdendir.

Şahidin belirli durumlarda şahitlik yapmaktan çekinme hakkı vardır.

Bu durumlar, Medeni Usul kanununa göre şunlardır.

1. iki taraftan birinin nişanlısı.

2. aralarında evlilik bağı sona ermiş olsa bile, iki taraftan birinin karı veya kocası.

3. belirli derecelerdeki hısımlar.

4. memurluğu veya sanatı gereği bir kimsenin sırrını bilenler (ancak sır sahibi razı olursa, bu kimseler şahitlik yapmak zorundadırlar).

5. kendisine veya belirli derecedeki hısımlara şahitlik sonucu bir mali zararı gelecek kimseler.

6. kendisinin veya belirli derecedeki hısımlarının şahitlik sonucu kişilikleri ihlâl edilecek veya ceza takibine uğrayacak olan kimseler.

Belirli kişiler de, ancak izinle tanıklık yapabilir.

Devlet hizmetinde bulunan kimseler, meslek sırları bakımından hizmetten ayrıldıtan sonra bile ancak yetkili merciin iznini aldıktan sonra şahitlik yapabilirler.

İzin verecek merci; milletvekilleri için meclis, bakanlar için cumhurbaşkanı ve öteki memurlar için de bağlı bulundukları bakandır.

Şahitlikten kaçınma hakkı olan kimse bunu mahkemeye bildirmek zorundadır.

Kaçınma sebebi hakkında hakim tarafları dinledikten sonra karar verir.

Bunun dışında kalan kimseler; şahitlik yapmak zorundadırlar.

Şahitlik için gelmeyen veya geldiği halde şahitlikten kaçınan kimseye para cezası verilir ve ayrıca, celsenin talik edilmesi için yapılan masraflar ona yüklenir.

Şahidin mahkemeye gelmesi için belirli masraflar yapması gerekiyorsa, bunun peşin olarak şahide ödenmesi gereklidir.

Kural olarak şahit davanın görüldüğü mahkemede dinlenir.

Bunun için de şahide bir davetiye gönderilmesi gereklidir.

Ancak taraf, isterse davetiye gönderilmeden şahidini mahkemeye birlikte getirebilir.

Şahidin davaya bakan mahkemenin görev alanı dışında oturması halinde, istinabe suretiyle dinlenmesine karar verilebilir.

Hastalık veya sakatlık yüzünden mahkemeye gelemeyen şahit, ikametgâhında dinlenir.

Şahidin olayın geçtiği yerde dinlenmesinde, davanın aydınlanması yönünden gerek varsa, olay yerinde dinleme de mümkündür.

Şahitler ayrı ayrı dinlenir.

Gerekirse yüzleştirilebilirler.

Şahidi sorguya çekecek olan kimse hakimdir.

Taraflar veya vekilleri şahide sorulmasını istedikleri hususları hakimin aracılığıyla sorabilirler.

Hakim sorguya başlamadan önce, şahidin kimliğini tespit eder.

Sorgunun sonunda hâkim gerekli görürse veya taraflardan biri isterse şahide beyanlarının doğruluğu hakkında yemin ettirilir.

Şahit yemin vermekten kaçınırsa bu durum zapta geçirilir.

Belirli kimseler yemin verilmeden dinlenir.

Bu kişiler şunlardır

1. on beş yaşını doldurmamış olanlar.

2. yeminin önemini anlayamayacak derecede akıl hastası veya aklı zayıf olanlar.

3. ceza süreleri içinde kamu haklarından mahrum edilmiş olanlar.

4. şahitlikten çekinme hakkı olduğu halde bu haklarını kullanmamış olanlar.

5. taraflardan birinin davayı kazanmasında hukuki çıkarı olanlar.

6. şahitlikleri sırasında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesinde bakılan veya çalışanlar.

Şahidin beyanı zapta geçirilir; kendisine okunur ve imza ettirilir.

Şahidin yalan söylediği veya bir çıkar karşılığı şahitlik yaptığı anlaşılacak olursa, hakim, hakkında zabıt düzenler ve ceza davası açılması için zaptı savcılığa yollar.

Şahit beyanları kesin delil değildir.

Hâkim, bu beyanları kendisi değerlendirir ve gerekli gördüğü zaman bu beyanların aksine karar verebileceği gibi başka incelemelerin yapılmasına da karar verebilir.

Bunun dışında taraflar da şahidin gerçek beyanda bulunmadığını veya çıkar karşılığı şahitlik ettiğini ispat ederek beyanın göz önünde tutulmasını sağlayabilirler.

Şahit göstereceğini ileri süren taraf, şahitlerin ad ve adreslerinin yazılı olduğu bir listeyi, yani şahit listesi’ni mahkemeye verir.

Tarafların vermiş oldukları şahit listesi kesindir.

Bu listede adı bulunmayan kişilerin sonradan yeni bir liste verilerek dinlenmesi istenemez.

Yani ikinci şahit listesi verme yasağı vardır.

Ancak bu tek liste verme zorunlulu, aynı olay içindir.

Olayların değişik olması halinde, yeni şahit listesi verilebilir (msl. birinci liste A olayının ispatı için ise, şahti dinletecek olan taraf yine aynı A olayı için yeni bir liste veremez, fakat taraf, B olayı için şahit dinletmek istiyorsa, bu olayla ilgili bir şahit listesi verebüir).

Şahit listesinde adı bulunmayan kimselerin şahit olarak dinlenmesine imkan yoktur.

Şahit ancak şahadetle ispat imkanının bulunduğu hallerde dinlenebilir.

Kanunun kesin delillerle ispat edilmesini istediği hususlarda kural olarak şahit dinletilmesine imkan yoktur.

Bu hallerde şahadetle ispat yasağı kuralı yürür.

Ancak şahadetle ispat yasağı kuralının istisnası olarak belirtilen hallerde, kanuni delillerin yerine yine şahit dinletme imkanı vardır.

Hakim şahidin yalan söylediğini veya bir çıkar elde ederek şahadette bulunduğunu anlayacak olursa, derhal bir zabıt tutar ve bu zaptı savcılığa verir.

Aynı şey, yalan şahadete teşvik eden kimseler için de söz konusudur.

Savcılık her ikisi hakkında da cezai takibata başlar.

Şahit Türkçe bilmiyorsa, tercüman aracılıgıyla şahitlikte bulunur.

Okuma ve yazma bilen sağır ve dilsiz şahitler yazılı beyanda bulunurlar.

Bu gibi kimseler okuma ve yazma bilmiyorlarsa, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla dinlenirler.

İslamda Şahitlik

İslâm dininin doğuşundan sonra müminler arasında veya başka dinden olanlarla müminler arasında çıkan anlaşmazlıkları bir sonuca bağlamak, çekişmeyi gidermek ve kimin haklı olduğunu ortaya çıkarmak için şahidin bilgisine başvurulurdu.

İlk şahit’ler Hz. Muhammed zamanında onun hakemliğindeki duruşmalarda dinlendi.

İslam dini, şahitin mümin olmasını, imanı kesinlik kazanmış kimselerden, doğruluğu, namusluluğu herkesçe kabul edilenlerden seçilmesini gerekli kılar.

İki kadın ancak bir erkek şahit yerine geçer.

Yalancı, ikiyüzlü, çıkarma düşkün, imanından şüphe edilen kimselerden şahit olmaz.

Deliler, sarhoşlar, küçük çocuklar şahit olarak dinlenmez.

Dört halife devrinde şahitler, Kur’an ve hadislerle belirtilen kurallara göre dinlendi.

Daha sonra şeriat kuralları uyarınca kurulan şer’î mahkemelerde şahit mahkemenin bir parçası olarak ele alındı.

Türkiye’de, Medenî kanun kabul edilinceye kadar (1926) şahitler şeriat kurallarınca dinlenirdi.

Sonra laik mahkemelerin kurulması üzerine dine dayanan şahitlik kaldırıldı.

Bir cevap yazın