İnegöl Ayaklanması

İnegöl Ayaklanması 20 Temmuz 1920 – 20 Ağustos 1920).Halk, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkmış, yokluk ve sefalet çekiyordu. Onların bu durumundan yararlanmak isteyenler, ayırıcı ve bölücü çalışmalar yapıyorlardı. Bu çalışmaları yapanlar, düşman propagandalarının da etkisi altında idiler. Kurulmakta olan Kuva-yı Milliye teşkilâtı, bölge halkına ümit ve moral veriyordu. Ancak bu yeterli olmuyordu.

İnegöl ayaklanması, Yunan ordusunun Bursa’yı işgalinden sonra başladı. Milli kuvvetlere ait 56. ve 61. tümenlerin bazı birlikleri Eskişehir yönünde çekilmeye başlamışlardı.

Bunların bir bölümünün yolu, İnegöl’den geçiyordu. Çekilen birliklerin ardından kötü niyetli kimseler, halkı, milli kuvvetler aleyhine kışkırtmaya başladılar. Dama köyünden Babasultan’a kadar 10 km’lik bir alanda oluşturulan milli kuvvetler bir cephe yaptılar. Hepsi 250 kişi kadardı. Binbaşı Kara Sait, bunlara komuta ediyordu. 25 Temmuz 1920 günü bu birlikler, düşmanın Baydın mevkiindeki ileri karakoluna baskın yapmak istediler.

Aziz Kaptan ve Firuz Bey yönetimindeki birlikler, düşmanın şiddetli ateşi karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildiler. Bunun üzerine düşman bir süvari alayı ve iki piyade taburu ve bir topçu bataryasıyla taarruza geçti. Bu hareket Yenice Akhisar hattına kadar gelişti.

Yapılan savaşta, yalnız süvarisi olan Abaza izzet birliği, başlarında Kara Sait olmak üzere İnegöl’e çekildiler, diğer kuvvetler de dağıldılar.

11.Tümen Komutanı Yarbay Arif, milli kuvvetlere yeni bir düzen vermek için, Abaza Arif birliğini İnegöl’den geriye çekti. Yunanlılar ise eski hatlarına çekilmişlerdi. Çarpışmalarda milli birlikler 56 şehid vermişlerdi. Birlik komutanlarından Firuz Bey de şehidler arasındaydı.

Birliğin bu yenilgisi İnegöl halkının moralini daha da bozdu. Kışkırtıcılar, Yunanlıların yakında İnegöl’ü işgal edeceği, herkesin zarara uğrayacağı yolunda konuşmaya başlamıştı.

27 Temmuz 1920 günü Abaza İzzet birliği, düşmanı keşfe gönderildi. Birlik keşfi yaptıktan sonra İnegöl’e döndü. Halk milli kuvvetlere kırgın durumunu sürdürüyordu. Birlik komutanı halka karşı çok sert bir tutum içindeydi. Bunun sonucu olarak halka ateş açtırmaktan çekinmemişti. Halk da direniş gösterince, çatışma başlamıştı. Halktan ve birlikten yaralanan olmuştu. Birlik Komutanı Abaza İzzet de ölmüştü. Bunun üzerine birlik İnegöl’ü terketmiş, yaralılar da halk tarafından toplanarak cezaevine konulmuştu.

Olaylardan sonra Belediye Başkanı Osman Bey, 11. Tümen Komutanlığı’na bir telgraf çekti. Kendilerine yapılan tecavüzden, halkın kendisini korumak için silâha sarıldığını bildirdi. İkinci bir tecavüzden de endişe ettiklerini ekledi.

Milli birlikler gelip emniyeti sağlamadığı sürece, İnegöl’e kimse giremeyecekti. 11. Tümen komutanı, durumu yerinde görmek ve incelemek üzere Kurmay Başkanı Hüseyin Rahmi (Apakelçi)’yi İnegöl’e gönderdi. Kurmay Başkanı 2 Ağustos 1920 günü İnegöl’e geldi.

Yaptığı inceleme sonunda, halkın, genel olarak düşmanla savaşmak istediğini öğrendi. Fakat çıkar peşinde olan bazı kötü niyetli kimselerin, Kuva-yı Milliye aleyhtarlığı yaptığını tesbit etti.

Halk yapılan tecavüzü ileri sürerek silâhlanmış ve kasabaya milli kuvvetlerin girmesine engel olmaya başlamıştı. İlçe içinde bir süvari keşif kolu görevli bulunuyordu. Herhangi bir olaya karşı Keşif Kolu Komutanı Teğmen Hulusi, daima tedbirli bulunuyordu. Bu karışık durum 19 Ağustos 1920 gününe kadar devam etti.

11. Tümen bu sırada düşmanla yakından temasta idi.İnegöl’de halkın huzursuzluğunu gidermek için, 19 Ağustos 1920 günü Kurmay Başkanı Hüseyin Rahmi komutasında bir kuvveti İnegöl’e gönderdi.

Kurmay Başkanı Hüseyin Rahmi, görevini çarpışmasız yapmak istiyordu. Bunun için 20 Ağustos 1920 günü sabahı erken saatlerde, iki piyade taburu, iki süvari bölüğü, iki sahra bataryasıyla İnegöl’e girdi. Ayrıca bir süvari bölüğünü, bir piyade taburunu da emniyet bakımından Yunan cephesine gönderdi. Hüseyin Rahmi komutasındaki milli kuvvetler, olaysız olarak İnegöl’e girdi.

Hükümeti ve belediyeyi işgal etti. Günlerdir ellerinde silâhlar olduğu halde sokaklarda dolaşan halk devriyeleri ortadan kaybolmuşlardı, iki sahra topu belediye başkanının evinin önünde ateşe hazır hale getirilmişti.

İlçenin ileri gelenleri, belediye salonunda toplandırıldı. Yapılan mücadelenin anlamı, her Türk’e yüklediği sorumluluklar anlatıldı. Bütün vatandaşların bu dönemde kardeşçe yaşamaları gereği üzerinde duruldu. Toplantı sonunda belediye başkanı Osman ve onun yardakçıları tutuklandı.

Görev alanların ılımlı olmaları, soğukkanlı hareket etmeleri sonucu olay büyümemiş ve normal olarak kapatılmıştı. Bir ay kadar süren bu karışık durum, Kuva-yı Milliye’nin gelişmesini engelledi. Düşmanla uğraşması gereken milli kuvvetlerin burada meşgul olması, ülke için yararlı olmamıştı.

Bir cevap yazın