Kırım Tarihi

Kırım Tarihi M.ö.VIII. yy.da Kırım bozkırlarında, Asya’dan gelen İskit (saka) göçebeleri bulunuyordu. M.ö. VII.-V. yy.larda burada yaşayan göçebeler Barslı veya Barsula (Barsıl, Basıl ve Baslık) Türkleriydi. Daha sonra burada yerleşen Kimmerîlerden, yalnız Yeni Kale (Kerç) boğazına verilen Kimmeri Bosforu adı kaldı.

M. ö. VI. yy.da, Kırım kıyılarında yunan kolonileri kurulmağa başladı. İlk olarak bugünkü Kerç’in yerinde Pantikapea kuruldu (M. ö. 573). Daha sonra bugünkü Akyar’ın yakınında Hersones, Gözleve yakınında Karkantida ve Güzel Liman şehirleri kuruldu (M.ö. V. yy.). Yunanlılar, Kırım’ın bozkır bölümünü alamadılar.

Bu bölge İskitler gibi göçebe hayatı yaşayan çeşitli ırk ve milletleri içine alan Sarmatların hâkimiyeti altındaydı (M. ö. I. yy. -M. S. IV. yy.) Bu çağlarda kıyı boylarındaki yunan kolonileri Roma imparatorluğuna bağlıydı. Kırım II. yy.da kuzeyden gelen Gotların akınlarına uğradı.

Bu akınları durduran büyük hun hakanı Oktar’ın oğlu Muncuk (veya Mancak) kumandasındaki hun orduları, Idil’i (Volga) asarak Doğu Avrupa’yı istilaya giriştiği sırada (374), Kırım’da sarmat topluluğundan Alanlar yaşıyordu. Bunlar Oktar’ın diğer oğlu Aybars’ın hâkimiyeti altına girdiler. Aybars, Alanlar ile Ağaçeri Türklerinden kurduğu atlı birlikleri, Attila’nın emrine verdi.

Alanların başka bir bölümü de, dağlara ve kıyıya çekilerek III. yy.da kurulan Soğdak ve Aradayds (sonra Kefe) şehirlerini aldılar. Kırım’ın Altınordu devleti içine girdiği devirde de (XIII. yy.) Alanlar, Gotlarla birlikte, Kırım’ın yerli halkından sayılıyordu.

Hun Türk imparatorluğunun yıkılışından sonra, Kuban, Azak ve Don boylarında içinde Bulgarların da olduğu çeşitli Türk boyları oturuyordu. VI. yy.da kıyı boylarındaki koloniler, Bizans hâkimiyeti altına girdi.

Bizans’ın dayandığı şehirler, Hersones, Soğdak ve Kerç’ti; ayrıca Kırım’ın dağlık bölgelerini gözlemek için, güneyde Haraks, Gorzuviti ve Aluston (Aluşta) kalelerini kurdular.

Bu sırada Kırım’ın bozkır bölümü Hazar Türk devletinin yönetimindeydi. Hazarlar Kırım’ı, Büyük Göktürk devletinde olduğu gibi, tudun veya tuyun denilen valilerle yönettiler; Gotlar, kendi şehirlerinde bağımsızdılar. Kırım, VIII. yy.da Hazar ülkesinin bir ili oldu.

Hazar devletinin yıkılışından sonra Hazaria (veya Gazaria) adlı küçük bir devlet olarak varlığını korudu. Hükümdarlarına Arhon (Orhan ?) adı verilen bu küçük devlet, 1083 yılında bağımsız olarak yaşıyordu ve Taman yarımadasındaki Taman-Tarhan şehri Hazarlara bağlıydı.

Dnieper ve Karadeniz yoluyla gelen İskandinavyalı ros (sonra, rus) korsanları, Bizanslıların yardımıyla bu şehri Hazarlardan aldı (1016).

Sinop ve Kastanonu emiri Hüsameddin Çoban, Alâeddin Keykubad I’in emriyle bir sefer yaparak Rusları Taman’da yendi: onları haraca bağlayarak Soğdak kalesini aldı (1224). Türk ordusu içerilere kadar girerek, birtakım kıpçak ve rus beylerini hâkimiyeti altına aldı.

Hüsameddin Çoban burada cami yaptırdı; kadı ve katip tayin ederek döndü. Kıpçaklar, Hazarların yıkılışı üzerine Kırım ile birlikte Soğdak ve Kırım’ın doğu kıyılarındaki öteki limanları da ele geçirdiler.

Hazarlardan, Museviliği kabul eden Karayim Türkleri varlıklarını korudular. Kalka zaferiyle (1239) Kırım’a giren Altınordu Türkleri, kıyı boyu dışında, burasını bir Türk ülkesi olarak buldular.

Hazar ve Kıpçak devletleri kurulduğu zaman, Kırım’daki limanlar iç bağımsızlıklarını koruyarak uzun süre Bizans’a bağlı kaldı. İstanbul, Latinler tarafından işgal edilince (1204), bu limanlar, Trabzon’a yerleşen Komnenos’lara bağlandı.

Sonra, Karadeniz ticareti Cenevizlilerin eline geçti. Cenevizliler, yeni Bizans imparatoru Mikhael VII Palaiologos’a yaptıkları yardıma karşılık, Karadeniz ticaretinin tekelini aldılar (1261). Aynı devirde kırım limanları, Cengiz imparatorluğunun kıtalararası ticarette sağladığı gelişmeden yararlandı.

Cenevizliler, Altınordu hanı Mengü Timur’dan Kefe’de ticaret için yerleşme iznini aldılar (1266). Burasını surlarla çevirerek yeni koloniler kurdular ve bu durumu Altınordu devletine kabul ettirdiler (1381).

Altınordu genel valilerinin oturduğu Salgat (eski Kırım) şehri, Kefe’den sonra yarımadanın en önemli ticaret merkezi oldu. Bu şehir, 1476’da Seyyid Ahmed Han tarafından yıkıldı. Kefe ve öteki ticaret limanlarında yönetim Cenevizlilerin eline geçti; fakat resmen Altınordu devletine bağlı kaldı.

Kırım’ın yalı boyu bölgesi, osmanlı hâkimiyetine geçinceye kadar (1475) Hazaria (veya Gazaria) adıyla anıldı. Karadeniz’in kuzeyindeki stepleri ve Kırım’ı elinde tutan tatar beylerinden Nogay ortadan kaldırıldıktan sonra (1300), geniş yetkili valiler yönetiminde seçkin durumunu korudu.

XIV. yy.ın ikinci yarısında Kırım, Altınordu’daki rakip beylerin ve hanların sığındıkları başlıca bölge oldu; böylece parçalanmakta olan Altınordu hanlığı içinde, bağımsızlığını hazırladı. Cengiz Han soyundan gelen beyler, bu bölgeye dayanarak hanlıklarını üân ettiler.

1395’te Cuci’nin küçük oğlu Tokay Timur soyundan olan Baş Timur, Kırım’da kendi adına para bastırdı. Oğulları, uzun mücadelelerden sonra, Kırım’da ayrı bir hanlık kurmayı başardılar.

Kırım hanlığının yaklaşık olarak 350 yıl süren siyasi varlığı, 1783 yılında rus kuvvetlerinin Kırım’ı almasıyla sona erdi.

Osmanlı devleti, İstanbul’da imzalanan bir antlaşma ile, Kırım, Taman ve Kuban’ın Rusya’ya katılmasını kabul etmek zorunda kaldı (1784); Kuban nehri, iki devlet arasında sınır sayıldı. Fakat Osmanlı devleti, Kırım’ı çarların yönetimine bırakmak istemediği için yeniden savaş açıldı (1787).

Bu savaş sırasında Şehbaz Giray ve Baht Giray, han olarak, osmanlı ordusunda Bucak Türkleri başında Ruslara karşı savaştılar. Osmanlı devleti, yenilerek Yaş antlaşmasıyla (1792) Dniester’e kadar olan topraklan Ruslara bıraktı.

1812 Bükreş antlaşmasıyla da Kırım hanlığına bağlı Türk müslümanların yaşadığı bütün ülke, rus hakimiyeti altına girdi. Böylece 500 000 kadar kırımlı Türk göç etmek zorunda kaldı ve bunların ancak 300 000 kadarı Anadolu’ya ulaşabildi.

Napolyon’un rus seferinden (1812) sonra, göç yeniden hızlandı. 1828’de 200 000 Türk, Kırım’ı bıraktı. Kırım savaşını (1853-1856) bahane eden rus savunma bakanı, yeniden kıyı boylarındaki bütün müslümanların Rusya’nın iç vilayetlerine göçmelerini emreti (1854). Böylece Kırım, Türklerden tamamıyla boşaltıldı.

Resmi bilgilere göre, iki yıl içinde (1860-1862), 141 667 Türk daha göçtü. Orkapı bozkırında yaşayan Nogaylar da göçe katılınca sayıları 231 177’yi buldu.

Kırım Türkleri, siyasi ve İktisadi bağımsızlıklarıyla birlikte, dini ve milli kültür hürriyetlerini de kaybettiler. Ruslar ortodoks kilisesi rehberliğiyle  rus hıristiyan kültürünü aşılamaya çalıştılar.

XIX. yy.ın ikinci yarısından sonra, misyonerlerin açtığı tatar öğretmen okulları Kırım’da, Batı Türkçesine karşı Tatarcayı destekledi. Kırım savaşında (1853-1856) Rusya yenildiği halde Kırımlılar bu durumdan yararlanamadılar.

Savaştan sonra, çar Aleksandr II, devlet kuruluşlarını düzeltmek ihtiyacını duydu. Köylüler için Hürriyet fermanı (1861) bu amaçla çıktı.

Kırım’daki büyük göçlerin meydana getirdiği İktisadi sıkıntının da etkisiyle Rusya bu göçleri durdurmak zorunda kaldı. Kırım’ı ziyaret eden çar (1876), Türkiye’ye göçmüş olan Kırımlılara genel af ilan etti.

Bunlarla birlikte Kırım Türklerinin ellerinden alınan topraklarına, rus, ukraynalı, bulgar, alman v.b. göçmenler yerleştirildi. Kırımlılar milli kültürlerini korumak için çalışmalara başladılar.

Gaspıralı İsmail Bey 1868’den 1914’e kadar çalışmalara önderlik etti: İsmail Bey 1883’e kadar Tonguç, Sof ak, Kamer, Güneş, Yıldız ve Mirâtıcedid gibi aylık dergiler yayımladı.

1883’te Tercüman gazetesini çıkardı. 1905’ten sonra milliyetçi gençler Karasu’da yayımlanan Vatan Hadimi (1906-1909) gazetesi etrafında birleştiler.

Çarlık yönetimine karşı Vatan cemiyeti adlı gizli bir dernek kurdular (1909). Özellikle, Odesa ve İstanbul üniversitelerinde okuyan gençlerin kurdukları bu cemiyet.

1917 ihtilalinden sonra, milli bir parti durumuna geldi ve Kırım’ın bağımsızlık hareketinin önderi oldu. Çarlık rejiminden sonra, Kırım’da, ortadan kalkan rus devlet kuruluşları yerine, demokratik halk yönetim teşkilâtının kurulmasına girişildi.

Vatan cemiyetinin önderliğiyle Bahçesaray’da 1 500 kişinin katıldığı, Kırım müslümanlarının birinci genel kongresinde Kırım’ın medeni bağımsızlığı ilân edildi (7 nisan 1917).

Kongrede eski dini yönetim ile vakıf kurulunun ortadan kaldırılarak yeni müftü ve vakıf heyeti seçilmesine, vakıf toprakları gelirinin millet malı ilan edilmesine karar verildi. Yeni müftü Çelebi Cihan’ın başkanlığında, 45 kişilik bir yönetim komitesi kuruldu.

Mayıs 1917’de toplanan Rusya Müslümanları kongresinin, milli devlet kurmak kararına uyan yönetim komitesi, milli bir ordu kurulmasına, çağdaş eğitim düzenine geçilmesine, milli basının kurulmasına ve dini yönetimin yenilenmesine girişti.

Bir piyade alayının kurulması, 68 okulun Türkleştirilmesi, 360 halk okulunun geliştirilmesi, bir öğretmen okulu ile Bahçesaray Milli müzesinin açılması ve Akmescit’te bir medrese kurulması, bu döneme rastlar. 7 Kasım 1917’de bolşevikler devlet yönetimini ele aldılar. Kırım milli süvari alaylarının ülkeye dönmesi, Türklerin durumunu kuvvetlendirdi.

30 Kasım 1917’de Kırım Devrim genelkurmayı kuruldu. Aynı tarihte toplanan Milli kurultay, 18 maddelik bir anayasa kabul etti (9 aralık 1917); Kırım’ın bir halk cumhuriyeti olduğunu ilan etti. Kurultay kendi yetkisini, toplanacak olan Kırım Kurucu meclisine bırakmak şartıyla bir yıllık süre için millet meclisi haline getirildi ve yetkili bir hükümet seçildi.

Bütün sınıf, zümre, unvan ve imtiyazlar kaldırıldı; erkeklerle kadınlar arasında tam hukuki eşitlik ilan edilerek, bu konuda bir kanun yapılmasına karar verildi.

Yeni hükümetin başında Çelebi Cihan bulunuyordu. Kısa bir süre sonra Ruslar Kırım’a hakim oldular. Eski Tavrida vilayeti sınırları içinde aynı adı taşıyan bir sovyet cumhuriyeti kuruldu.

Kırım Milli hükümeti reisi Çelebi Cihan tutuklanarak, kurşuna dizildi (23 şubat 1918). Fakat alman kuvvetleri Kırım’a yaklaşınca milli kuvvetler yeniden harekete geçerek Kırım’a hakim oldular (18 nisan 1918).

Kırım Tarihi

Kurultay toplantıya çağrıldı. Kırım Milli kurultayı ve hükümeti çalışmaya başladı. Ukrayna’nın Kırım üstündeki istekleri reddedildi. Kırım’ın bağımsızlığı, osmanlı ve Alman devleti tarafından tanındı.

Almanların yenilmesi üzerine, türkleşmiş Kırım Yahudilerinder. Kırımçak Solomon’un başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu.

Kırım Milli kurultayı ve hükümeti bu yeni hükümete ve onun dayandığı beyaz rus generali Denikin’e karşı koydu.

Bu sırada bolşevikler tekrar Kırım’a hakim oldular (30 nisan 1919) ve Lenin’in kardeşi D. Ulyanov’un başkanlığında, Kırım cumhuriyetini kurdular. 24 Haziran 1919’da Kırım, Denikin tarafından yeniden işgal edildi.

Beyaz rus işgal kuvvetleri, 1920’de yerlerini bolşeviklere bıraktılar. Kırım yarımadasında Kırım Bağımsız Sovyet cumhuriyeti ilan edildi (18 ekim 1921).

Böylece Tavride vilayet ve cumhuriyetinde yüzde 13 gibi bir azınlık meydana getiren Türkler, Kırım cumhuriyetinde çoğunluk kazandılar. Aynı yıl içinde toplanan Kırım sovyetleri birinci kurucu meclisi, Türklerin devlet yönetimine katılmasını sağladı.

Devlet dairelerinde resmi dil Türkçe oldu. Toprak dağıtımı yapıldı ve sınır dışına göçmüş olan Kııım Türkleri de bu dağıtımdan yararlandı. 1923’ten sonra Kırım’ın çeşitli bölgelerine, yahudi göçmenlerinin yerleştirilmesine başlandı.

Kırım Sovyet cumhuriyeti 1928’e kadar, bağımsız bir Türk cumhuriyeti karakterini korudu. Üyelerinin çoğunluğu türklerden meydana gelen Kırım hükümetinin başında, bir Türk bulunuyordu, özel teşebbüse izin verildi.

Türkler tarafından okul, basımevi, tiyatro, müze, kütüphane v.b. açıldı. Türkçe dergiler, ve günlük gazeteler yayımlandı. Kırım’da bir Yahudi cumhuriyeti kurmak amacıyla yahudi göçüne hız verilmesine, kırım devlet adamları karşı çıktılar; hükümet reisi Veli İbrahim ve kırım ilerigelenleri öldürüldü.

3 500 Kırımlı sürgüne gönderildi. 1928-1931 Arasında 40 000 kırımlı, Ural bölgesine sürüldü. İkinci Dünya savaşında alman işgali sırasında doğu işçisi olarak toplu bir halde Almanya’ya gönderildiler.

Kırım’a Güney Tirol halkını yerleştirmek isteyen Almanlara karşı gelen Kırımlılar öldürüldü ve 128 Türk köyü yok edildi.

Alman küvetlerinin çekilmesi üzerine Kırım’ı yeniden alan Ruslar, 1943 sonlarında kabul ederek uyguladıkları ve 1946 haziranında resmen ilan ettikleri bir kararnameyle Kırım Sovyet cumhuriyetini kaldırdılar; Türklerin büyük bir kısmını Sibirya’ya sürdüler; bunların yerine Ruslar getirildi. Şubat 1954’te, Kırım, bir kararname ile Ukrayna cumhuriyetine katıldı.

 Kırım Tarihi
Kırım Tarihi

Bir cevap yazın