Köpeklerde Parazit Hastalıkları,Dış,İç Parazitler

Köpeklerde Parazit Hastalıkları,Evlerimizde bizimle çok sıkı bir yakınlık içinde barınıp yaşayan köpeklerin, bunlardan başka, evlerimize ve bize bulaşıp yerleşen, sağlığımızı büyük tehlike altında bulunduğu bazı hastalık ve parazitleri de vardır.

Bunlar hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olarak hayvanımızı, evimizi ve yakınlarımızı koruyacak tedbirleri zamanında almak, bizim için çok önemlidir.

Köpeklerin bağırsak iltihabı, soğuk algınlığı, zatürre ve buna benzer hastalıklarını bir tarafa bırakarak, bizim de sağlımızı tehdit eden hastalık ve parazitler üzerinde durmak gerekir.

Köpeklerde normal vücut sıcaklığı 38,3 – 38,5 derece ırasında, dakikadaki vuruş (nabız) sayısı 70 100 ve solunum sayısı da 15 – 30’dur.

Bunlarda görülen değişiklikler, Tayvanın normal sağlık şartlarında olmadığının ilk belirtisini teşkil eder.

Kuduz

Evlerimizde bes’ediğimiz köpek ve kedilerin bize bulaştırabilecekleri hastalıkların en tehlikeli olanı ucuzdur Bu hastalığı meydana getiren virüs hayvandan layvana veya insanları, ısırmayla, veya derideki harhangi bir yara ve sıyrıktan kana geçmek suretiyle bulaşır.

Virüsün sağlam hayvana bulaşmasıyla ilk hastalık belirtilerinin görülmesi arasında 35 – 90 günlük uzunca bir zaman geçebilir.

Kuluçka devresi denilen bu süreden sonra hastalığın tedavisine de imkân bulunmadığından, hasta hayvan veya insan, çok feci şekilde kudurarak ölür.

Hastalığın ilk belirtisi hafif bir ateş, halsizlik, tembellik ve solunum güçlüğüdür.

Vücudun bazı kısımlarında kasılmalar da görülebilir.

Birkaç gün sonra yutakta daralma, yutkunma zorluğu, devamlı uykusuzluk ve yutak felci belirir.

Yutkunamayan hastanın ağzından, virüslerle dolu salyalar akar. Çok susayan fakat su içemeyen hastada suya karşı büyük bir heyecan, derin bir his ve korku vardır.

Hayvan, ışık ve rüzgâr karşısında da aynı heyecan ve korkuyu duyarak loş ve kuytu yerlere siner.

Daha sonraları, çok şiddetli sinir gerilmeleriyle saldırmaya, kendisini, çevresindekileri ve çeşitli eşyayı ısırmaya başlar.

Sonunda da, büyük bir solunum güçlüğü, feci sinir gerilmeleri içinde kıvrana kıvrana ölür.

Hastalığın belirtileri, gelişmesi ve ‘sonucu insanlarla hayvanlarda birbirine çok benzer.

Köpeğimizi ve kendimizi, yakınlarımızı bu çok tehlikeli hastalıktan korumak için hayvanı her zaman kuduza karşı aşılı bulundurmanız şarttır.

Eğer köpeğimiz aşılı değilse, ısırılmasını izleyen bir, iki gün içinde ona mutlaka serom yaptırarak hayatım kurtarmalıyız.

Fakat, çok defa hayvanın ısırıldığını göremez veya anlayamayız. Bundan ötürü, köpeğimizi kuduza karşı her zaman aşılı bulundurmağı hiçbir suretle savsaklamamalıyız.

Köpeğimizi yabancı hayvanlarla temas ettirmemek yukarıda açıklanan belirtilerden herhangi biri görülürse şüpheli hayvanı bağlı tutarak durumu kuduz ve sağlık kurumlarına bildirmek, hayvanımızı veya bizi ısıran yabancı köpekleri de yakalatıp göz atlına aldırmak, ısırıldıktan yahut şüpheli hayvanla temas ettikten sonra serum yaptırmak için vakit kaybetmemek bize bu bakımdan çok yararlı olan başlıca tedbirlerdir.

Ne kadar sevimli olurlarsa olsunlar, köpekleri ellemeden, mıncıklamadan, öpmeden, okşamadan sevmeye alışmak ve bu konuda çocuklarımıza devamlı öğütler vermek,çeşitli parazitlerden korunmamız bakımından da çok önemlidir!

Köpeklerde Bulunan Parazitler 

Köpeklerimizin ve ailemizin sağlığına zararlı olan köpek parazitlerini başlıca iki grupta incelememiz gerekir:

Köpeklerde Dış Parazitler 

Pireler, keneler, bitler ve uyuz

böcekleri.

Köpeklerde İç Parazitler

Çeşitli tenyalar ve özellikle tenya ekinokoküs ile barsak solucanları.

Başlıca Dış Parazitler

1.Pireler: Genellikle yazın çok fazla üreyen ve bazen bütün yıl boyunca görülen köpek pireleri, insan ve kedilerdekine göre farklı yapıdadır.

Bunlar, köpeklerden başka insanları da ısırır, hayvanın yatağı ile çevresini sarar ve evin içine yayılırlar.

Yumurtalarını köpeğin üzerine değil, yatak, kuytu, kulübe veya ev döşemesindeki yarık ve çatlaklara bırakırlar.

Pirelerin yok edilmesi için çeşitli toz ilâçlar vardır.

Bu ilâçlan hayvanın derisi üzerine serperken, kılların diplerine inmelerini sağlayacak şekilde ovuşturmak, köpeğe iki hafta kadar devamlı banyo yaptırmak, onun kutu ve yatağı ile çevresindeki yarık ve çatlaklara bırakılmış yumurtaları da yakarak, ya da süpürüp silerek temizlemeğe çalışmak gerekir

2.Keneler: Yassı, şişkin ve üzerleri oldukça dayanıklı bir deriyle kaplı, iğrenç yaratıklardır.

Daha çok, sıcak yaz aylarında köpeklerin ayaklarına tüylerine tutunup vücudun diğer bölgelerine yayılır ve kan emerek iyice şişinceye kadar onun üzerinde kalırlar.

Bunları, saf alkole batırılmış bir pamukla iyice ıslattıktan sonra dikkatle çekerek hayvanın derisinden ayırıp yakmalı ve onu, bu belalı parazitlerden kurtarmalıyız.

Fazla kene hücumuna uğrayan köpekler bundan büyük bir rahatsızlık duyar ve çabuk zayıflarlar.

3.Bitler: Küçük ve kan emici hayvanlardır.

Derinin üzerinde ve kılların arasında çok fazla ürerler.

Bunların varlığı, kıllar üzerine yapıştırarak bıraktıkları fazla sayıda yumurta (Sirke) dan kolayca anlaşılır.

Pireler gibi, bunların da ilâçlanarak yok edilmeleri, hayvanın yatağında, kutusu çevresinde ve evin çeşitli yerlerinde görülen kıllar sık sık süpürülüp toplanmalı ve yakılmalıdır.

Uyuz Böcekleri

Köpeğin derisinde kanallar açarak gizlenen, hayvanın kanı ve üs derisi hücreleriyle beslenerek üreyen çok sinsi parazitlerdir.

Uyuz böcekleri; Sarkoptes’ler ve Demodeks’ler olmak üzere başlıca iki cinstir.

Sarkopteks’ler deride kanal açar, fakat derinlere inmeyerek yüzde kalır, köpeklerle temasta olan insanlara da geçerek aynı zararları yaparlar, ilk zamanlarda bunların varlığı, kulak arkalarında, bacak eklemlerinde yer yer, kılları dökülmüş çıplak bölgelerin meydana gelmesiyle kolay fark edilir.

Bunların cilt üzerinde açtıkları dehlizlere, meydana getirdikleri kabartılara bakterilerin de üşüşmesi, cılk yaraların teşekkülüne sebep olur.

Bununla beraber, çeşitli toz ve merhem ilâçlar ve bakterili yaralarda antibiyotikleri sarkoptes’lerin yok edilmeleri, demodeks’lere göre daha kolaydır.

Bu yaralar iki haftada iyi edilebilirlerse de, çıplak yerlerdeki kılların yeniden meydana gelmesi için çok daha uzun zamana ihtiyaç vardır.

Demodeks’lere gelince: Bunlar, açtıkları dehlizler içinde derinin alt kısımlarına indiklerinden, yok edilmeleri daha güçtür.

Bunların varlığını gösteren karakteristik bir belirti, köpeğin ağzı çevresinde daire şeklinde çıplak ve kuru bir bölgenin meydana gelmesidir.

Bu, vücudun diğer kısımlarına da yayılır ve tedavi edilmezse vücut, kabuklu yaralarla dolar.

Buralara bakteriler de yerleşerek yaraların açılmasına sebep olurlar. Bu durumdaki bir köpek çok çirkin, iğrenç bir görünüş aldığı gibi, durmadan da kaşınır ve çok ıstırap çeker.

Tedaviye zamanında başlanmaz ve hayvan kendi haline bırakılırsa, zayıflıktan ve bunlara eklenen daha ağır enfeksiyonlardan ölebilir.

Bu parazitin ve yaptığı zararların önlenmesi için, çeşitli merhemlerden başka, hayvana ağızdan verilen ve deri altındaki böcekleri öldüren ilâçlar da vardır.

Hayvanın ve yattığı yerin temiz tutulması, onun sokak köpekleriyle temas ettirilmemesi, sık sık yıkanıp temizlenmesi bu parazitlerden korunmalarında bize yardımcı olur.

İç Parzitler

Tenyalar

Tenyaların çeşitleri vardır.

Yassı solucanlar grubundan olan bu parazitlerde vücut, bir başla onu izleyen, şerit halinde bir vücuttan meydana gelmiştir.

Vücut, baştan geriye doğru gidildikçe daha geniş ve uzun birer durum gösteren boğumlardan teşekkül eder.

Bu boğumların her birine Proglotis denir.

Tenyalı köpeklerin dışkılarıyla anüs’leri çevresinde tenya parçaları veya beyaz renkli birer hıyar tohumunu andıran proglotis’ler görülür.

Proglotis’lerin için, bunların yumurtalariyla doludur.

Tenyalar, hayat devrelerini yalnız köpeğin üzerinde tamamlayamazlar.

Bunların erginleriyle yumurta ve larvaları, başka başka canlıların vücudunda gelişir.

Ergin teynalar, bulundukları hayvanın barsaklarmdaki sindirilmeye hazırlanmış besinleri bütün vücut yüzeyi ile emerek aldıkları için çok zararlı olurlar.

Köpeklerde görülen tenya cinslerinin insanlar için en tehlikelisi tenya ekinokoküs’tür.

Bunun vücudu 3-4 proglotis’ten meydana gelmiştir.

Erginleri köpeğin barsaklarında bulunur.

Köpeğin vücudunda dağılan proglotis’lerden çıkan yumurtalar, onun anüsü çevresine gelir.

Yaralanan hayvan da bunları vücudunun her tarafına, tüylerine dağıtır.

Köpeğimizi ellediğimiz zaman elimize bulaşan yumurtalar, ağzımızdan girerek midemize açılır ve bunların larvaları barsak epitelyumundan kana geçerek kasların arasına, karaciğere, akciğere, göz ve beyin gibi en önemli organlarımıza varır.

Burada, çok dayanıklı birer keseyle çevrilerek oldukça iri urlar meydana getirirler. Bunun sonucu da delilik, körlük veya çok ıstıraplı bir ölümdür.

Tenyalrı kısa zamanda yok eden çok etkili ilâçlar vardır.

Bunları zamanında kullanarak hem hayvanları hem kendimizi bu parazitlerden korumamız gerekir.

Köpeğimizin dışkılarını yılda hiç olmazsa iki defa, bir parazitologa muayene ettirerek tenyalı olup olmadığını araştırmalı, sonra temiz kaplar içinde ve iyi hazırlanmış yiyecekler vermeli, onu mümkün olduğu kadar ellememeye, ellemek zorunda kalınca da ellerimizi iyice yıkamadan ağzımıza sürmemeye çalışmalıyız.

Köpeklerde Yuvarlak Solucanlar ve Bağırsak Kurtları 

Küçük, uçları sivri ve üzerleri sağlam bir deri ile kaplı parazitlerdir.

Bunları taşıyan analardan kolaylıkla yavrulara da geçip onların bağırsaklarına yerleşir.

Yavruların büyüyüp gelişmelerine engel olduğu gibi, onların çeşitli hastalıklara karşı dirençlerini de çok azaltırlar.

Bu parazite yumurtalarına köpeklerin dışkı ve kusmalarında rastlanır.

İnsanlara ve özellikle çocuklara da geçip onların bağırsaklarına yerleşir. Gelişmelerini insan vücudunun çeşitli bölgelerinde tamamlayıp tekrar bağırsaklara döner.

Baş dönmesi, ağızdan tükürük akması, bulantı, iştahsızlık, hızla zayıflamaya sebep olur, bazen daha da ağır durumlara yol açarlar.

Bağırsak solucan ve kurtlarına karşı çok etkili ilâçlar vardır.

Şüpheli hayvan veya çocukların dışkılarında bu parazitleri ve yumurtalarını araştırarak, eğer görülürse hemen tedaviye geçmek gerekir.

Evimize yeni bir köpek alırken onu, bağırsak parazitleri bakımından da bir kontrolden geçirtmek çok yerinde ve ihtiyatlı bir davranış olur.

Bir cevap yazın