Mehmed Emin Ali Paşa Kimdir

Mehmed Emin Ali Paşa Kimdir,Osmanlı sadrazamı (İstanbul 1815-1871).

Mehmed Emin Ali Paşa Hayatı
Mehmed Emin Ali Paşa Kimdir
Mehmed Emin Ali Paşa,Osmanlı sadrazamı (İstanbul 1815-1871).

Beyazıt camiinde bir süre ders gördü, fakat hayatını kazanmak zorunda olduğu için icazet alamadan Divanı Hümayun kalemine girdi.

Burada bir yandan resmi yazışma ve muameleleri, diğer yandan da Fransızca öğrendi.

Kısa boylu olduğu için veya kabiliyetli ve nazik olmasından ötürü, devrin adetine uygun bir dileği ifade etmek üzere kendisine Ali mahlası verildi ve siyasi hayatında bu ad ile tanındı.

1833’te ‘Divanı Hümayun Tercüme odasına geçti.

1835’te Viyana’ya Ahmed Fethi Paşa maiyetinde ikinci serkitâbet göreviyle gitti.

Bir buçuk yıl kaldı.

Devrinde muntazam yüksek tahsil müesseseleri olmadığı için yetişmesini özel derslere ve kendi çalışmasına borçludur.

Ali Efendi, gene Ahmed Fethi Paşanın yanında Petersburg’a gidip geldikten sonra (1837), Divanı Hümayun tercümanlığına tayin olundu.

1838’de Hariciye nezareti üzerinde olmak üzere, Londra büyükelçiliğine tayin edilen Mustafa Reşid Paşa ile sefaret müsteşarı olarak gitti.

Mustafa Reşid Paşa Paris’e gidince, Londra’da maslahatgüzar olarak kaldı.

Abdülmecid hükümdar olunca, İstanbul’a dönerek eski görevine devam etli.

1840’ta Hariciye müsteşarı oldu.

Birkaç ay sonra Londra büyükelçiliğine tayin edildi.

Bir kaç yıldan fazla kaldı. İstanbul’a dönünce Meclisi Vâlâ azalığına tayin edildi ve 1845’te, Hariciye nazırı Şekib Efendiye ve Mustafa Reşid Paşaya, adı geçen nezarette vekâlet etti.

Reşid Paşa tekrar vazifesine gelince, onun yetiştirmesi olan Ali Efendinin de yıldızı parladı, önce Hariciye nezareti müsteşarı, bir süre sonra Mustafa Reşid Paşa sadrazam olunca (1846) Hariciye nazırı oldu, vezirlik ve müşirlik rütbesi de verildi 1848).

Aynı yıl Reşid Paşa sadaretten ayrılınca, Âlî Paşa da nezaretten ayrıldı, kısa bir süre sonra Ahkâmı Adliye reisliğine getirildi.

Mustafa Reşid Paşa ikinci defa sadarete gelirken, Mehmed Emin Ali Paşa da linçi defa Hariciye nezaretine tayin edilse 38 Yaşında iken ilk defa sadrazam oldu 1352).

Fakat fazla kalmayarak, mukaddes makamlar meselesinin tesiriyle aynı yıl sadaretten ayrıldı ve kendisine yapılan teklifi kabul ederek İzmir valisi oldu (1853).

Fakat bir süre sonra oradan Avusturya elçisinin baskısı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.

Hüdavendigâr valiliğini aldı (1854); valilik üzerinde kalmak şartıyla, kurulan Meclis-i Ali-i Tanzimat reisliğine getirildi.

Mustafa Reşid Paşa dördüncü defa sadarete gelince, kendisinin birinci sadarete tayininden sonra aralarında meydana gelen soğukluk giderilmeye çalışıldı.

Muhaliflere karşı birleşmek ihtiyacıyla Meclis-i Ali-i Tanzimat uhdesinde kalmak üzere Ali Paşa, üçüncü defa Hariciye nezaretine tayin edildi.

Kırım savaşı bitince Viyana’da toplanan konferansa murahhas gönderilen Ali Paşa, Süveyş kanalı imtiyazı meselesinden dolayı müşkül durumda kalarak istifa eden Mustafa Reşid Paşa yerine ikinci defa sadarete getirildi (1855).

Ali Paşa sadaretinde Paris’te toplanan sulh konferansına Osmanlı devleti birinci murahhası olarak gitti ve Paris antlaşmasını imzaladı (30 mart 1856).

Ali Paşa, Viyana barış müzakerelerinde kararlaştırılan, Osmanlı devletindeki hıristiyan ahalinin hukuki durum ve hakları programıyla ilgili olarak ıslahat hattı hümayununu ilân etti (1856).

Fakat bundan dolayı Mustafa Reşid Paşanın yazdığı lâyiha da tenkide uğradı.

Eflâk ve Buğdan idarelerinin birleştirilmesinde Fransa ve İngiltere’nin ihtilâfa düşmesi, Ali Paşanın sadaretten ayrılmasına sebep oldu.

Mustafa Reşid Paşa sadrazam olunca, Ali Paşa da Hariciye nezaretine tayin edildi.

Fakat Reşid Paşanın önceki tenkitlerinden muğber olan Ali Paşa, ısrara rağmen nezaretten istifa etti.

Buğdan seçimlerinde bu defa Fransa elçisi memnun olmayarak fesih isteğinde bulununca, Mustafa Reşid Paşa istifa etti, yerine Mustafa Naili Paşa getirildi.

Ali Paşa da Hariciye nazırı oldu (1857).

Ali Paşa, Mustafa Reşid Paşanın ölümünden sonra da üçüncü defa sadrazam oldu (1858).

Mali durumun bozuk olmasından dolayı tasarrufa baş vurmuş, bunun için de ilk defa saraydan başlanmasını teklif etmişti.

Fakat bu teklif onun azline sebep oldu (1859).

Bundan sonra çeşitli önemli görevler aldı Abdülaziz tahta çıkınca dördüncü defa sadrazam oldu (1861), fakat ağır ve ihtiyati hareket taraflısı olduğundan yine azledildi (1861).

Fuad Paşa kabinesinde Hariciye nazırı oldu ve Fuad Paşanın iki sadareti ile Mütercim Rüştü Paşa, Yusuf Kâmil Paşa sadaretlerinde aynı makamda bulundu.

Ali Paşa beşinci defa sadarete 1867’de geldi.

Bu devre, Ali Paşanın devlet adamı olarak en olgun zamanıdır.

Bu devrede, Rusya ve Fransa’nın taraftar göründüğü Girit meselesini halletmek için Girit’e gitti ve orada yazdığı lâyihalarla Girit’e bir nevi muhtariyet verilmesini ön görerek adanın Yunanistan’a katılmasını önledi.

Napolyon III’ün Avusturya’ya karşı takip ettiği milliyet prensibine dayanan siyaseti dolayısıyla Rusya’ya karşı bir yumuşama ve kollama siyaseti güttü.

Tanzimata uygun olarak ıslahat hareketine yeni gelişmeler sağlamak için, yeni milletlerarası meselelerin çıkmasına engel olmaya çalıştı.

Bir taraftan idare, maarif ve adliyeyi ilgilendiren teşkilâtı düzenlerken, öte taraftan azınlıkların durumuyla ilgilendi; aynı zamanda merkeziyet prensibine uygun olarak hareket etti.

Sadaretlerinde Hariciye nazırı olarak çok yardımını gördüğü Fuad Paşanın ölmesi (1869) ile Hariciye nazırlığını da üzerine aldı ve bu büyük yük onun sıhhatini bozdu.

Fransa’nın Prusya’ya kesin olarak yenilmesi üzerine, yeni bir siyasete karar verdi.

Rusya Karadeniz’in tarafsızlığına bağlı olmadığını ilân edince, Londra’da toplanan konferansta Paris antlaşmasını değiştiren yeni bir antlaşmayı kabule mecbur oldu (1871).

Milletlerarası siyasetin bu şekilde gelişmesi, esasen verem hastalığına tutulan Ali Paşayı manen de sarstı, fakat vazifesine sonuna kadar devam etti.

Bir cevap yazın