Midilli Adası,Tarihi,Coğrafyası

Midilli Adası Hakkında Bilgiler,Mytilene ve Mitilini, esk. Lesbos, Ege denizinde, Anadolu kıyıları önünde yunan adası.

Midilli Adası Coğrafyası

Ada, Anadolu kıyılarından kuzeyde Müsellim kanalı (8,5 km), doğuda Midilli kanalı (12 km) adı verilen boğazlarla ayrılır.

Adanın tepesi kuzeydoğuda (Sykamias [Türk. Köreke burnu]), tabanı da güneyde (Sigrion, [türk. Sığrı burnu] ve Malya [türk. Zeytinburnu]) yer alır.

Güney kesiminde ağzı dar, fakat içi geniş küçük boylu gemilere sığınak olan iki körfez (batıda Kalone [Türk. Kalonya koyu] ve doğuda Geras [türk. Yero koyu]) bulunur.

Adanın, fazla yüksek olmamakla birlikte, tepelik bir görünüşü vardır. En yüksek yeri, güneydeki iki körfez arasında bulunan Aya ilya tepesidir (940 m).

Kuzeyinde Lepetymnos (Türk. Karakaş) dağı (838 m) bulunur. Adada gerçek akdeniz iklimi (sıcak ve kurak yazlar, ılık ve yağışlı kışlar) hüküm sürer.

Ovaların az yer tutması yüzünden çiftçilik çok gelişmemişse de, dağların alçak kesimleri bağlar ve özellikle zeytinliklerle (Yunanistan’da zeytinyağı ve sabun yapımı bakımından birinci) kaplıdır; ayrıca çeşitli meyve ağaçları da bulunur.

Midilli idare bölümü. Limni ve Aiyos Evstratios (Bozbaba) adalarını da içine alır; 2 154 km2; .114 800 nüf.

Midilli (veya Mytilene veya Kastron şehri); 23 400 nüf. Adanın Anadolu’ya (Dikili) bakan doğu kıyısında, Midilli kanah kıyısındadır. Adanın başlıca şehri ve limanı.

Midilli Adası Tarihi

Tarih öncesinden beri önemli olan ve Karadeniz yolu üzerinde bulunan Midilli, çok eski bir tarihte, Trakya ve Truva’da sömürgeler kurdu; tüccarları Naukratis’e kadar uzandı.

Ada, birçok rakip siteye (Antissa, Eresos, Pyrrha, Methymra ve Mytilene) bölünerek Mitilene, Methymra dışında bütün sitelere hâkimiyetini kabul ettirdi.

Midilli’de lirik şiir (Terpandre, Arion, Alces, Safo) ve felsefe (Theophrastos, Hellanicos) büyük ölçüde gelişti.

Adanın siyasi gelişmesi, ionia’nınkine benzer. Perslerin eline geçen Midilli bir süre sonra Perslere isyan etti; Delos konfederasyonuna katıldı.

Bununla birlikte mahalli muhtariyetini korudu. Midilli, İskender istilâsından sonra Ptolemaios hanedanının, sonra Roma imparatorluğunun sınırları içine girdi.

Roma imparatorluğu ikiye ayrılınca (395), Doğu Roma’nın payına düştü. Türkler Anadolu’yu fethettikten sonra kıyılara indiler.

1091’de İzmir emiri Çaka (Çaha) Beyin hazırladığı deniz kuvvetleri öteki ege adaları gibi Midilli’yi de aldı.

Çaka Beyin Bizans için gün geçtikçe tehlikeli olması üzerine Bizans imparatoru Aleksios Komnenos, bir plan hazırlayarak, Çaka ile damadı Kılıç Arslan I’in arasını açtı.

Bizans’ın kışkırtması üzerine Kılıç Arslan, kayınbabası’nın üstüne yürüdü ve Çaka’yı öldürttü. Çaka’nın ölümünden sonra Bizans, Midilli’yi tekrar ele geçirdi. İstanbul, Latinler tarafından alınınca ada, bir süre Venediklilerin eline geçti (1204 sonrası).

1355’te de imparator İoannis Palaiologos V, Midilli’yi, Ceneviz reislerinden Francesco Gattilusio ile evlenen kızkardeşi Maha’ya verdi.

Böylece Midilli, Gattilusio dukalığının eline geçti ve yüz yıldan fazla bir süre bu ailenin elinde kaldı.

İstanbul’un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed, yıllık 3 000 duka altın karşılığında adayı vergiye bağladı.

Kısa bir süre sonra sadrazam Mahmud Paşa, Limni, İmroz ve Semendirek’i aldı (1456). Aynı yıl ada önüne gelen türk donanması, adayı ele geçirmek istedi.

Bu sırada adada bulunan Dorio Gattilusio, tarihçi Dukas’ı kıymetli hediyelerle Mahmud Paşaya gönderince adanın fethinden vaz geçildi.

Bu olaydan sonra ölen Dorio’nun yerine geçen oğlu Domenico, kardeşi Niccola tarafından öldürüldü.

Niccola II, adayı, İtalya’dan gelen korsanlara ve Katalanlara üs olarak verdi. Bu durum Osmanlıların izlediği Akdeniz siyasetine uygun değildi.

Bu yüzden Fatih, sadrazamı Mahmud Paşayı denizden Midilli kalesi üstüne gönderdi; kendisi de karadan adaya en yakın yere geldi.

Sadrazam Mahmud Paşanın teslim olma teklifi kabul edilmeyince, ada kuşatıldı.

Yirmi yedi gün süren kuşatmadan sonra ada alındı. Niccola II ve Dukas esir düştüler (7 eylül 1463). Mahmud Paşa adayı Alâeddin Ali el-Bistamî’ye verdi; ele geçen malları deftere geçirdi.

Adada üslenen korsanlar idam edildi, zenginler İstanbul’a gönderildi; yerli halka serbestlik tanındı. Genç midillililerden bir kısmı da orduya alındı.

1464’te Venedikliler, Osato Giustinian kumandasında bir donanma göndererek adayı almak istediler; fakat başarı kazanamadılar.

On yıl sonra Venedikli amiral Pietro Mocenigio, emrindeki haçlı donanmasıyla Midilli’ye saldırdı; fakat adadaki bazı yapıları yıkmaktan başka bir sonuç alamadı.

1502’de Mora’daki osmanlı fetihlerini tanımayan Venedikliler, fransız donanmasıyla birlikte Midilli’yi aldılar; fakat Saruhan valisi şehzade Korkud Çelebi ve Hersekoğlu Ahmed Paşa, adayı geri aldı.

Bu yüzyılda Midilli adasına birçok türk denizcisi geldi; burayı üs yaparak Trablusgarp ve Cezayir’e geçti.

XVI. yy.da türk denizcilerine merkez olan Midilli, XVII. yy.da Girit savaşları sırasında (1645-1669) Venedik ve bunlara yardım için Ege denizine gelen fransız donanmalarının saldırısına uğradı.

Fakat bu donanmalar fazla bir şey yapamadan çekilmek zorunda kaldı.

XVIII. yy.da Çeşme önünde türk donanmasını yakan rus donanması (1770), Midilli önlerinden geçti.

XIX. yy.ın ilk yarısında Midilli, yunan ihtilâlinin devamına rağmen sakin bir dönem geçirdi.

XX. yy.ın başlarında Abdülhamid II, fransız uyruklu Lorando ve Tubini’den aldığı paraları ödemeyince Fransa, hukuki bir davayı siyasi bir mesele haline getirerek topraküstü kaynaklan zengin olan Midilli’yi kuşattı ve borç ödenmediği takdirde Midilli kuşatmasını kaldırmayacağını bildirdi.

Bunun üzerine Osmanlı devleti borcun ödeneceğine dair söz vererek olayı yatıştırdı ve Midilli’yi kuşatmadan kurtardı (25 ekim 1901).

Bu tarihten birkaç yıl sonra büyük devletler, Makedonya’da üç vilâyette (Selânik, Manastır, Kosova) mali konularda ıslahat yapılması konusunda Osmanlı devletini sıkıştırdılar.

Abdülhamid II, bu isteğe karşı koyunca Almanya dışında kalan devletler, Midilli’ye savaş gemilerini göndererek posta ve telgraf idarelerine el koydular (26 kasım 1905).

Osmanlı devleti, Almanya’nın araya girmesi ve tavsiyesi uyarınca mali kontrolü üç vilâyette kabul etti. Böylece işgal kuvvetleri Midilli’den çekilmek zorunda kaldı.

1912’de Rodos ve Onikiada italyanlar tarafından alındı. Çanakkale boğazını kuşatan İtalyan donanması Midilli’ye saldırmadı.

Fakat aynı yılın sonbaharında Balkan savaşı başlayınca Yunanlılar Midilli’ye asker çıkardılar ve 3 ocak 1913’te adanın işgalini tamamladılar.

30 Mayıs 1913’te toplanan Londra konferansı, yunan işgalindeki adaların Yunanistan’a bırakılmasıyla sonuçlandı.

Osmanlı delegeleri, alınan karara karşı koymak istedilerse de, Midilli’nin Yunanistan’ın eline geçmesini önleyemediler. Lozan antlaşmasına göre de Midilli askersiz bir duruma getirildi.

Bir cevap yazın