Moskova,Coğrafi Özellikleri,Tarihi

Moskova Hakkında Ansiklopedik Bilgi,Rusya Federasyonu’nun başkenti. Şehir merkezinde 10.406.578’nüf. 1081 km² Rusya’nın iki federe şehrinden biridir.

Moskova nehrinin içinden geçtiği bu şehir Dünya’nın en yoğun işleyen (mimarisi ile ünlü) metro sistemine sahiptir.

Moskova Coğrafi Özellikleri

Moskova, nüfusu federasyonun merkezi olması sayesinde gelişti: şehir dünya çapında önemli bir fikir ve siyaset merkezi, ayrıca çapı 100 km’den geniş bir çeşitli sanayi bölgesinin (merkezî sanayi bölgesi) ortasında büyük bir İktisadî kalkınma merkezidir.

Moskova’nın İktisadî kalkınması, siyasî başkent olmasına dayanır; ama nüfus yoğunluğu ve büyük bir kavşak olması da bu kalkınmada aynı derecede rol oynamıştır.

Şehir Yukarı Volga ve Oka’nın vadileri arasında, Moskova ırmağı (Oka’nın küçük kolu) kıyısında, «rus mezopotamyası» denen bölgede kuruldu.

Uzun süre ormanlar ve bataklık vadilerle kaplı olan bu bölge, tatar hâkimiyetine girmek istemeyen rus halklarının barınağı oldu.

Rus topraklarının yeniden fethine ve İran ile Büyük Okyanusya kadar ulaşan çok geniş bir alanda siyasî bütünlüğün sağlanmasına Moskova’dan başlanması, şehrin değer kazanmasına ve gelişmesine yol açtı.

Doğu Avrupa’nın çeşitli bölgeleri ve ülkenin iç kısımlarıyla önce stratejik, sonra da İktisadî ve siyasî bağlantılar kurmak bakımından Moskova’nın konumu çok elverişliydi.

Şehir vâdiler arasında bir kavşaktadır; bu vadiler orman arasından kuzeye veya güney steplerine doğru doğal yollar açar.

Moskova’dan Yukarı Volga’ya kolayca ulaşılır, oradan da Baltık denizine hattâ Beyaz denize gidilen vâdilere geçilir.

Dnieper’in kaynağı, şehrin 200 km doğusunda ve Moskova ırmağının kaynağına 100 km uzaktadır.

Dnieper vadisinden Ukrayna’ya ulaşılır; ırmağın sağ kıyıdan aldığı kollarının vadileri ise (özellikle Pripyat) Beyaz Rusya ve Polonya’ya geçit verir.

Don ırmağının kaynağı Moskova’nın 150 km guneyındedir; büyük sanayi bölgesi Donbass’a, Azak denizine ve Aşağı Volga ovalarına bu ırmakla ulaşılır.

Oka yoluyla kolayca Orta Volga’ya ve Sibirya ile Ural’a ulaştıran yollara varılır.

Bu yolları büyük demiryolu hatları takip eder; on bir ayrı yöne ayrılan bu hatlar yıldız şeklindedir.

Ağırlığı Volga’ya dayanan bir iç ulaşım sisteminin kurulması, Moskova’nın Baltık, Beyaz deniz, Azak denizi, Karadeniz ve Hazar denizine bağlı büyük bir ırmak limanı olmasını sağladı.

Moskova

Siyaset, fikir ve ticaret kurumlarının büyük kısmı merkezde toplanır;  üniversite şehrin güney sınırındadır.

Sanayi özellikle şehrin çevresindeki varoşlarda ve çok hızlı bir ritimle gelişen uydu şehirlerde gelişti. Şehirciliğin yapısı hâlâ Moskova’nın tarihî gelişmesinin şartlarını yansıtır.

Şehrin planı tek merkez çevresinde gelişmiştir. Bununla birlikte her tarihî dönemde birbirini izleyen daireler eklenen şehrin görünüşü, yeni yapılar (özellikle 1812 yangınından sonra) ve yeni düzenlemelerle değiştirildi.

Moskova Tarihi

Rus vakayinamelerinde Moskova adı ilk olarak 1147’de geçer; oysa yapılan arkeoloji kazıları ‘buraya daha neolitik çağda yerleşildiğini ortaya koydu.

Şehir 1156’da Suzdal prensi Yuriy Dolgorukiy’in inşa ettirdiği tahta Kremlin (kreml [kale]) çevresinde gelişti.

Kremlin ikizkenar bir üçgen şeklindedir. Güney (kenarı Moskova ırmağına paralel «uzanır; kuzeybatısı Moskova’nın» bir kolu olan ve bugün yeraltında Neglinnaya’ya paraleldir.

Kuzeydoğusunda ise sur boyunca sunî bir hendek uzanır. XII. ve XIU. yy.da Moskova önemli bir şehirdi.

Kuzeydoğusunda bir ticaret merkezi yer alıyordu. XII. yy.da yeni kurulan Moskova düklüğünün başkenti olan şehir, 1237-1238’de Tatarlar tarafından yakıldı; ama kısa süre içinde yeniden inşa edildi.

Tatarlar, şehri 1293’te yeniden yağmaladılar. Üç yıl sonra Kremlin sağlam bir toprak sur ve meşe siper kazıklarıyla çevrildi.

İvan Daniloviç I (61. 1341) zamanında Viadimir prensliği de Moskova’ya katıldı. 1326’da rus başpiskoposu Vladimir’den Moskova’ya göçtü. XV, yy,ın ikinci yarısında moğol-tatar hâkimiyetiyle savaşta, Moskova başlıca rolü oynuyordu.

Toplanan paralı askerlerin rus kuvvetlenilin çekirdeğini meydana getirdiği çarpışmada Dmitriy Donskoy, Büyük Mamay (Mamai) Han yönetimindeki tatar ordusunu 1380’de Kufikovo’da Don kıyısında bozguna uğrattı.

Kısa süre sonra başka bir tatar önderi olan Toktamış Han şehri alarak yağmaladı (1380).

Moskova 1408’de Edige’nin (Yedigey) yönettiği bir tatar akınını püskürttü. Şehrin önemi arttıkça, (kapladığı alan da genişledi ve görünüşü değişti.

İvan Daniloviç, Kremlin alanını genişletmek için toprak ve meşeden surları »kuzeydoğuya doğru ilerletti ve burada ilk taş Uspenskiy Sobor katedralini yaptırdı (1326). 1367’de, Dmitriy Donskoy zamanında Kremlin’in ilk taş surları yapıldı.

Surların içinde büyükdükün sarayı, Boyar’ların sarayları, manastırlar ve İdarî binalar yer alıyordu.

Kremlin’in biri Moskova ırmağına, ikisi Neglinnaya’ya, üçü Krasnaya Ploşçad’ın («Kızıl meydan»; XVII. yy.) kuzeydoğusuna açılan altı kapısı vardır.

1404’te Yunanistan’daki Aynaroz manastırından gelen Lazar adlı bir sırp papazı, Kremlin’in avlusundaki çan kulesine her saatbaşında çalan bir saat yerleştirdi.

XV. yy.ın ikinci yarısında Moskova, çevresindeki bütün prenslikleri ele geçiTdi ve kurulacak millî rus devletinin tabiî merkezi haline geldi. Rus birliğinin kurulması ancak İvan III (1162-1705) zamanında gerçekleşti.

1478’de Novgorod’u ele geçiren İvan III, Moskova prensinin «bütün Rusya’nın yöneticisi» olduğunu ilân etti. «Korkunç» veya «haşmetli» adıyla anılan İvan IV (1533-1584), Kazan ve Astrahan hanlıklarını topraklarına kattı.

Fakat bu dönemde Moskova iki büyük felâkete uğradı; 1547’de iki büyük yangında şehrin büyük kısmının yanması, 1571’de Kırım Hanının Moskova’yı ele geçirerek Kremlin dışında bütün şehri yaktırması. Tutanaklara göre o tarihte 200 000 kişi olan şehir nüfusu 30 000 kişiye düştü.

1551’de Kırım hanları yeniden Kremlin’in dışındaki şehre saldırdılar; fakat bu defa 1485-1495 arasında yapılan tuğla duvar ve kuleler ateşe dayanıklı olduklarından savunma kolaylaştı.

Moskova halkı dinî ve laik yüksek görevliler, tüccarlar, zanaatçılar, küçük esnaflar ve toprak kölelerinden meydana geliyordu.

Mülkiyet açısından, bu sınıflar birbirinden çok farklıydı. Bu yüzden toplumsal çatışmalar Ortaçağ Moskovası’nda sık sık isyana (1382, 1445 ve 1547 isyanları gibi) dönüşüyordu.

Şehirde birçok devlet dairesinin yanı sıra, özellikle top dökülen, barut hazırlanan ve silâh imal edilen atelyeler vardı.

Deri ticareti, kumaş yapımı ve gümüş işçiliği önemliydi. XVI. yy. Moskovası’ndaki el sanatları nitelik ve çeşitlilik açısından büyük ölçüde gelişmişti.

Nitekim Moskova’nın bir sanayi şehri olduğunu varoşların isimleri de ortaya koyar: Bronnaya (Zırh Yapımcıları); Kuznetskaya (Demirciler); Kotelmki (Kazancılar).

Moskova’da ticaret hayatının merkezi, Kızıl meydanın bitişiğindeki pazardı. XVI. yy.da ülkenin başlıca ticaret yeri olan bu pazar hem iç, hem dış ticarette önemli rol oynardı.

Moskova tacirleri başta Ingiltere ve Hollanda ile olmak üzere Batı Avrupa ile Orta Asya Transkafkasya (Kafkasotesi), İran ve Karadeniz kıyısında Kaffa (bugün Feodosiya) ve Suroj (bugün Sudak) gibi ticaret acentalarıyla alışveriş yaparlardı. Rus ihraç mallarının başında Batı Avrupa’da çok makbul olan kürk gelirdi. Moskova aynı zamanda devlet yönetiminin de merkeziydi.

Çar ve maiyetinin yaşadığı şehirde boyarlar duma’sı (meclisi), zemstvo meclisi (seçilen temsilcilerden meydana gelen bir danışma organı), sosloviya (köy ağalarının ve kasabalıların temsilcileri) ve prikazıy (devlet yönetiminin çeşitli kollarını denetleyen merkezî hükümete bağlı kurumlar) toplanırdı.

1589’da hükümdarın ve kilisenin gücünü artırmak amacıyla Moskova patrikliği kuruldu. Rusya krallığı içinde Moskova’nın bu kadar önem kazanması, yabancıları şehri Rusya ile bir tutmaya kadar götürdü. O dönemde yazılan yabancı metinlerde Rusya’nın adı sık sık «Muskovi» olarak geçer.

XV.yy.ın ikinci yarısında ve XVI. yy. başında Kremlin içindeki taş yapıların sayısı arttı. Eski Uspenskiy Sobor katedrali 1472’de yıkılınca yerine Bologna’lı bir mimar olan Ridolfo di (Aristotele) Fioravante 1475-1479’da yeni bir katedral inşa etti; lombardia-bizans uslûbunda olan bu katedralin hint tarzında küçük kubbeleri vardır. Katedralin İtalyan özellikleri genellikle daha sonraki rus kiliselerinde taklit edildi.

XVI.yy.dan sonra çarlar bu katedralde taç giymeye başladılar. 1397’de yapılmış eski bir kilisenin yerinde 1484-1489’da Pskov’lu mimarlar dokuz kubbeli Blagoveşçenskiy Sobor katedralini inşa ettiler: eski kilisenin mihrabındaki Andrey Rublyov’un (1405) yaptığı kutsal resimler yeni kiliseye aktarıldı.

1505-1509’da, XIV. yy.dan kalma bir katedralin yerinde planlarını milanolu mimar Aleviso Novıy’ın çizdiği Arhangelskiy Sobor katedrali inşa edildi.

1606’da Troitse-Sergiyevskaya Lavra’ya (Zagorsk’ta) taşınan Boris Fyodoroviç Godunov’un mezarı dışında ivan Daniloviç’ten, İvan V’e kadar (öl. 1696) bütün çarların mezarları bu katedraldedir.

Daha sonraki çarlardan yalnız Pyotr II (öl. 1730) burada gömülüdür. Kremlin ile XV. yy.dan kalma taş yapılar arasında asıl büyük Kremlin sarayından bozulmadan yalnız Granovitaya sarayı kalmıştır (1487-1491).

Burası tek katlı bir resmi kabul salonudur {İvan IV, Kazan’ın fethini 1552’de burada kutladı). Uspenskiy Sobor katedralinin karşısında İvanovskaya çan kulesi yükselir (1505-1508; 1600’de Boris Godunov zamanında tamamlandı).

Kule’nin yanında dünyanın en büyük çanı olan Tsar Kolokol’u vardır. 1733’te dökülen 193 tonluk bu çan 1737’deki yangın sırasında yerinden düştü ve 11 tonluk bir parçası kırıldı. Yüz yıl sonra kaldırılarak granit bir kaideye oturtuldu.

Kolokol çanı hiç çalınmamıştır. Doğusundaki iki başka çan kulesinin biri İtalyan mimarı «Küçük» Petroche tarafından 1532-1543 arası yapıldı. Moskova’nın baş kilise çanı buradadır. Paskalya’dan bir akşam önce geceyarısında önce bu çan çalar, onun işareti üzerine Moskova’daki diğer 350 kilisenin çanları çalınırdı.

Spasskiye Vorota’nın («kurtarıcı kapısı» yanında eski Voznesenskiy (Uruç) rahibe manastırı yer alır. XIX. yy.da onarılan manastırda çarların karılan ve kızkardefleri gömülüdür. Eskiden rus başpiskoposunum ikametgâhı olan Çudov manastırı (XIV. yy.; 1171’de yeniden inşa edildi), sonradan devlet hapishanesi oldu.

1924’te onarılan Çudov manastınna iç savaş sırasında boşaltılan Solovetskiy manastırındaki sanat eserleri taşınarak müze haline getirildi; onarım sırasında birçok eski koridor ve oda ortaya çıkarıldı. Çudov manastırının karşısında 1586’da dökülen 40 tonluk süslü Tsar Puşka (çar topu) vardır.

Top hiç ateşlenmemiştir. Kuzeydoğudaki sur ve hendek boyunca uzanan Kızıl meydan, üç kapıyla (ortada Spasskiye Vorota) Kremlin’e bağlıdır.

Kızıl meydanın arkasında eski konut merkezi Kitay Gorod yer alır (Kitay isminin tatarca kale anlamına gelen bir kelimeden türediği sanılır); surunun bir kısmı bugüne kalmıştır. Kremlin’de hükümdarlar ve soylular, Kitay Gorod’da ise tacirler otururdu.

Burası 1535 ve 1538’de Petroche’nin yaptığı taş surlarla çevriliydi. Moskova ırmağının kuzeyinde Kremlin ve Kitay Gorod’un çevresindeki konut merkezi Byalıy Gorod da (veya Beyaz şehir) Fyodor I tarafından taş surlarla çevrilmişti (1583-1593).

Bugün bu surların yerinde bir bulvar uzanır. Gene bir konut merkezi olan Zemlyanoy Gorod (Toprak şehir) Beyaz şehrin dışında ve Moskova ırmağının güneyinde gelişti. Zemlyanoy Gorod’u XVI. yy. sonunda çevreleyen toprak surun yerinde bugün yeşil saha olan bir kemer veya Sadovaya ringi yer alır.

Merkezleri aynı noktada olan bu dairelerin ikisini ortadan kesen başlıca geçitler Kremlin’de birleşir. Moskova’nın daire biçimi, bu düzene dayanır. Şehir kapıları, yarım daire çizen manastır-kalelerîe korunurdu. Bunların en meşhurları bugün müze olan Novodeviçiy ve Donskoy’dur.

Komünist önderlerin çoğu Novodeviçiy’de gömülür. XVI. yy.da şehirde gerek dinî, gerek dindışı taş yapıların sayısı arttı. 1554-1560’ta Kızıl meydanda Kazan hanlığının fethinin şerefine Barma ve Postnik tarafından bugün müze elan Pokrovskiy Sobor veya Vasiliy Blajennıy katedrali yapıldı.

Katedral «İsa’nın cezbesine kapılan» kutsal deli Vasiliy’in adını taşır. Vasiliy, Fyodor tvanoviç (Fyodor I, 1584-1598) zamanında; kilisenin kemerlerine gömülmüştür. Bu katedral rus millî sanatının başlıca anıtlarından biridir.

Moskova XIV. ve XVI. yy.da Rusya’nın fikir merkezi haline geldi. Bütün rus arşivleri ve dinî edebiyat arşivleri burada toplandı. XVI. yy.da eğitimde de büyük gelişmeler oldu. Büyük bir basım faaliyetinin yanı sıra birçok kitaplık kuruldu.

İlk matbaa 1553’te faaliyete geçti. Mimarî, resim ve süsleme sanatları (tahta oymacılığı, iğne işleri, kuyumculuk gibi) büyük ölçüde gelişmişti.

Moskova’nın en büyük sanatçıları Andrey Rublyov (yaklş. 1360-1430) ile Dionisiy ve oğullarıydı (XV. ve XVI. yy.). XVII. yy.ın başında, Smutnoye Vremya («sıkıntılar devri») sırasında Moskova Sahtekâr Dimitri I tarafından kuşatıldı ve 1610 eylülünde Hetman Stanislaw Zolkiewskj şehre girdi.

1611 Mayısında Moskovalılar polonya garnizonuna saldırdılar ve polonya birliklerinden sag kalanları Kremlin’e çekilmeye zorladılar. Polonyalılar 1612 kasımında teslim oldu. Bu bağımsızlık savaşında bir kasap olan Kuzma Minin ile prens Dimitriy Mihayloviç Pojarskiy çok önemli rol oynadılar.

XVII. yy.da ülkenin başlıca ticaret ve sanayi merkezi olan Moskova, gelişen rus pazarının merkezi haline gelerek yeni bir önem kazandı. Şehrin alanı bugünkü Zemlyanoy Gorod konut semtinin sınırlarını aşıyordu. Nüfusu meydana getiren temel unsurlar, eskiden olduğu gibî, zanaatçılar, gündelik işçiler ve esnaflardı. Bunlar 1648 ve 1662’de sömürüye karşı ayaklandılar.

Stepan T. Razin önderliğindeki köylü ayaklanmasında (1667-1671) Moskova halkının huzursuzluğu son dereceye varmıştı. Razin 1671’de halkın gözünü korkutmak amacıyla Moskova’da İdam edildi.

XVII. yy.da Moskova’da büyük mimarî değişiklikler yapıldı. Mimarî günden güne daha ince ve süslü bir özellik kazandı. 1620’ye doğru Kremiin bir kale olmaktan çıktı; Spasskiye Vorota’ya çadır biçiminde süsler eklendi. 1680’de öbür kulelere de buna benzer süsler kondu. 1625’te biı İngiliz, Spasskiye Vorota’nın üzerindeki kuleye meşhur çanları yerleştirdi.

Büyük ticarethanelerin ve resmî yapıların sayısı günden güne arttı. XVII. yy.ın ikinci yansına doğru duvarları süslü tuğlalarla örülmüş, kiremitleri renkli, beyaz taş heykellerle süslü birçok bina yapıldı. «Moskova barok»u denilen bu Üslûpla yapılmış binalardan bugüne kalanların başfıcaları şunlardır: Kitay Gorod’da Svyatoy Troıtsıy Nikitniki kilisesi (1628-1634), Putinki’de Rojdestva kilisesi (XVII. yy.ın ortaları), Ostankino’da Svyatoy Troitsıy kilisesi (1673-1693), Peçatnıy Dvor veya devlet matbaası binası (1642-1645), Novodeviçiy ve Sîmonov manastırları (1680’ler), Büyük Haritonovskiy pasajındaki Volkov binası (XVII. yy.ın ikinci yarısı).

XVII. yy.da ülkenin fikir ve sanat hayatının merkezi olmağa devam eden Moskova, aynı zamanda da bir öğretim merkeziydi. 1687’de dinî bir kurum olan slav-Yunan-Latin akademisi açıldı. Gerek rus edebiyatından eserler, gerek başka dillerden çevrilen kitaplar basılmaya başlandı; ayrıca resmî kronikler hazırlandı.

Fakat Moskova çekişmelerle dolu, için için kaynayan bir şehirdi. Ayaklanmalar ancak streltsıy (nişancılar) denilen şehirli ve tüccar sınıfının yardımıyla bastırılabiliyordu. Bunların çara hizmet etme görevi miras yoluyla geçerdi. Raskol adlı resmî kiliseye bağlı olmayan bir mezhebin yayılması, baskı tedbirlerinin daha da artırılmasına yol açtı. Sonunda 1698’de streltsıy sınıfı da ayaklandı.

Bu ayaklanma Büyük Petro tarafından çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Reform planlarına devamlı olarak karşı çıkılmasından, boyarların entrika ve suikastlarından, halk kitlelerinin güvensizliğinden bıkan Petro’nun, 1703’te Petersburg’u kurarak 1712’de başkenti oraya nakletmesiyle Moskova’nın önemi azaldı.

1737-1748 ve 1752’de çıkan yangınlar büyük yıkıntılara yol açtıysa da, caddelerle meydanların genişletilmesine yaradı. Yekaterina II zamanında Moskova’nın nüfusu 175 000 kişi kadardı.

Her şeye rağmen Moskova XVIII. yy.da Rusya’nın kültür ve aydınlanma merkezi olmağa devam etti. Birçok yeni öğrenim kurumu açıldı: Matematik ve Gemicilik Bilimleri okulu (1701), Tıp ve Cerrahî okulu (1786) v.b. 1755’te büyük rus bilgini M.V. Lomonosov’un önderliğiyle Moskova’da Rusya’nın ilk üniversitesi kuruldu.

Şehrin yaşayışında meydana gelen değişiklikler, konutlarda, resmî, ticarî yapılarda ve sanayi inşaatlarında yeni türlerin ortaya çıkmasına ve mimarîde gerek planlamaya gerek kullanışlılığa özel bir dikkat gösterilmesine yol açtı. Kremlin’de inşasına 1701’de başlanan top dökumevi 1136’da tamamlandı.

1705-1707’de J. P. Zarudnıy tarafından Menşikov kulesi inşa, edildi. Başkentin Petersburg’a nakledilmesinin yol açtığı kısa süreli duraklamadan sonra, yapı isleri eskisinden daha yoğunlaştı; Donskoy ve Novospasski) manastırlarının tek katlı çan kuleleri (1750) ve Pyatnitskaya sokağındaki aziz Kliment kilisesi (1762-1770) bu dönemde yapıldı, özellikle yüzyılın son 30 yılında rus klasik mimarîsi V. i. Bajenov (1737-1799) ve M. F. Kazakov (1738-1812) gibi mimarların eserleriyle parlak bir şekilde gelişti. Bu dönem yapılarının başlıca özelliği, rasyonel bir planlama ve kompozisyon uyumudur.

Başlıca yapılar arasında şunlar sayılabilir: Paşkov konağı (bugün Sovyet Lenin kütüphanesinin eski binası), Kremlin’deki eski Moskova senatosu (1776 -1787) binası (bugün bir hükümet dairesidir); Mohovaya ve Gertsen sokaklarının köşesindeki eski üniversite binası; Büyük Kalujskaya sokağındaki Golitsıyn hastahanesi v.b. Bu dönemin tipik yapıları soyluların evleridir; bunlar genellikle iki veya üç katlıydı; cepheleri ya doğrudan doğruya sokağa bakar veya ev bir avluyla çevrilirdi.

Genellikle hizmetçiler için ayrı kısımları ve bahçeleri vardı. Birçok özel konak, binlerce tahta ev, dükkân ve atelye, şehrin içine gelişigüzel serpiştirilmişti.

Moskova 1812’deki kurtuluş savaşında çok önemli rol oynadı. Şehir rus ordusunun donatım ve erzak deposuydu. Napolyon Moskova’nın alınmasını, savaşın kazanılmasını sağlayacak başlıca etken sayıyordu.

Rusların Borodino savaşı adını verdikleri Moskova savaşı, 7 eylül 1812’de oldu. Moskova’yı korumaya kararlı olan Aleksandr I, Barolay de Toliy’in geri çekilmesini durdurdu ve başkumandanlığa, onun yerine Kutuzov’u getirdi. Kutuzov, şehrin batısına, Holoç ırmağı ile Uditsa ormanı arasında yerleşti ve tabyalar kurdu.

5 Eylülde Ney, Şvardino ileri mevkiini ele geçirdi; fakat büyük savaş ancak 7 eylül sabahında başladı. Fransız sol kanadına kumanda eden prens Eugene, Borodino’yu Barclay’dan aldı ve merkez kanat (Ney ve Davout) Semyonovskoye köprülerini ele geçirir geçirmez, Borodino’nun güneyindeki büyük tabyayı işgal etti.

Fransız merkez kanadının harekâtını durduran Ruslar, Büyük tabyayı geri aldılar; fakat Ponyatovskiy’in Rusların soluna taşan bir hareketi, Napolyon’un muhafız kıtasıyla merkeze hücum etmesine imkân verdi.

Prens Eugene, bir tümeninin zayıflaması üzerine harekâtı durdurmak zorunda kaldı, öğleden sonra, Montbrun ile Caulaincourt’un süvarileri hücuma geçerek hendeklerin cesetlerle dolması pahasına Büyük tabyayı tekrar ele geçirdiler.

Napolyon son yedek olan muhafız kıtasını savaşa sokmayı kabul etmeyerek zaferin yarım kalmasına yol açtı; Kutuzov düzenli bir şekilde geri çekildi. Savaşta Fransızlar 121 000 kişiden 30 000’ini, Ruslar da 140 000 kişiden 60 000’ini kaybettiler.

Borodino muharebesinden sonra, rus orduları başkumandanı general Mihail Kutuzov ordusunu yeniden toparlayıp karşı saldırıya geçebilmek için Moskova’yı bırakmaya karar verdi.

Napolyon Moskova’yı 14 eylül – 19 ekim 1812 arası işgal etti. Fakat Moskova’ya girmek Fransızlan mahvolmaktan kurtaramadı. Fransızların şehre girdikleri ilk gece, şehirlilerin dikkatsizliğiyle çıkan yangın pazardaki bütün dükkânların yanmasına yol açtı.

Şehir halkı kaçtı ve iki ordunun askerleri şehri yağmaladı. Moskova’nın yanması (evlerin dörtte üçünden fazlası yanmıştı) köylülerin Fransızlara karşı ayaklanması için işaret oldu.

Erzak yetersizliği, devamlı olarak Kazakların ve köylülerin akınlarına uğrayan bir şehirde kışı geçirmenin imkânsızlığı, Napolyon’u, Kremlin’i havaya uçurmak için yaptığı başarısız teşebbüsten sonra şehri terketmek zorunda bıraktı.

Şehrin kurtulmasından sonra «Moskova Şehri Yapı komisyonu»nun önderliğinde büyük bir inşaat programı uygulanmaya başlandı. 1813’te kurulan komisyonun başkanlığına mimar Osip Bove (1784-1834) getirildi. Şehrin merkezi, kısmen yeniden planlandı.

Bolşoy tiyatrosunun 1821-1824’te yapılmasıyla (1856 yangınından sonra yeniden inşa edildi), Teatralnıy meydanının görünüşü tamamıyla değişti.

Kızıl meydandaki başlıca değişiklikler hendeğin doldurulması, 1889-1893’te Spasskiye Vorota’nın karşısına yeni klasik üslûpta Torgovıye kemerlerinin yapılması (bugün burada G.U.M. veya Devlet mağazaları bulunmaktadır), 1818’de Minin ile Pojarskiy adına bir anıt dikilmesidir.

1817’de binicilik okulu inşa edildi ve yangından zarar gören üniversite onarıldı. XIX. yy.da Moskova sanayii büyük ölçüde gelişti ve burjuvazinin önemi arttı. 1837’de borsa kuruldu. 1861’de şehir, Petersburg’tan sonra ülkenin en büyük fabrika ve demiryolu merkezi haline geldi; 1871’de nüfusu 602 000’e ulaştı.

XIX. yy.ın ikinci yarısıyla XX. yy.ın başı arasında yapılan demiryolu istasyonları, apartmanlar, fabrikalar, açılan bankalar ve ticarethaneler şehre bir ticaret ve sanayi merkezi görünüşü kazandırdı. Bu dönemin başlıca yapıları arasında Gorodskaya Duma veya belediye binası (1890-1892, bugün Merkezî Lenin müzesi), Politeknik müzesi (1877) ve Tarih müzesi (1875-1881) sayılabilir.

Kremlin’deki 1961’e kadar yüksek sovyet toplantılarının yapıldığı Büyük saray ile, çarların hâzinelerinin muhafaza edildiği Orujeynaya (Palata) sarayı da hu dönemden kalmadır.

Fakat bu yapım işleri düzensiz bir şekilde ilerliyor, şehrin uygun bir şekilde yeniden planlamasına özel mülk sahipleri karşı çıkıyordu. Şehir birçok kulübe, işçi evleri ve yoksul gecekondularla çevrilmişti. Bu kesim, iş merkezleri ve varlıkların semtleriyle büyük ölçüde çelişiyordu.

Bu dönemde genellikle eski üslûpları taklit eden Moskova mimarîsinde, XX. yy.ın başında «modern-üslûp» denilen bir tarz hâkim oldu: Yaroslavl demiryolu istasyonu (1904-1914). Bazı binalarda ise eski dönemlerin çeşitli üslûpları başarılı bir şekilde kaynaştırılıyordu; Kazan demiryolu istasyonu, büyük Tarasov binası. XIX. yy.ın ikinci yarısında ilerici bir sanatsever olan D.M. Tretyakov, galerisinde rus millî sanatının en değerli örneklerini toplamaya başladı.

Tretyakov’un şehre armağan ettiği koleksiyonu 1918’den sonra Tretyakosvkaya Gallereya adını aldı. 1897’de, K. S. Stanislavskiy ile V. t. Nemiroviç-Dançenko, Moskova Sanat tiyatrosunu kurdular.

1870-1880’de sanayi proletaryasının ortaya çıkmasıyla şehirdeki işçi hareketleri yoğunlaştı ve grevler sıklaştı. 1880’lerde ilk marksçı gruplar ortaya çıktı. 16 Kasım 1917’de, Petrograd’da komünist devrimin başarıya ulaşmasından sonra, Moskova’da silâhlı işçilerin ayaklanması sovyet yönetiminin kurulmasıyla sonuçlandı.

10-11 Mart 1918’de Sovyet hükümeti ve V.İ.Lenin’in başkanlığını yaptığı Komünist partisi merkez komitesi, Petrograd’dan Moskova’ya hareket etti. Moskova böylece yeniden Rusya’nın başkenti haline geldi.

Dış ve iç savaşların bitmesinden sonra, devlet iktisadının kurulduğu ve geliştiği yıllarda Moskova, hızla önemli bir sanayi merkezi oldu, ikinci Dünya savaşından hemen sonra Moskova bölgesinin sanayi üretimi, Rusya’nın 1914’teki toplam sanayi üretiminin hemen hemen iki katıydı.

1960’ta Kızıl meydanda Lenin anıt kabiri yapıldı. Gerek merkezdeki sokaklar, gerek merkeze dik inen sokaklar büyük ölçüde genişletildi.

Birinci Dünya savaşı sırasında Moskova’nın nüfusu 1 983 700’e (1915) ulaştıysa da devrim sırasında 1 027 300’e (1920) indi; 1926’da 2 029 425’i buldu; 1939’da 4 000 000 aştı. İkinci Dünya savaşı sırasında (bu savaş S.S.C.B.’de Büyük Kurtuluş savaşı diye anılır), özellikle 1941’in sonuna doğru, Almaların başkente 25 mil kadar yaklaşmaları üzerine nüfus biraz azaldı.

20 Ekimde şehrin kuşatma altında olduğu açıklandı. Almanlar şehri havadan bombalamağa başladılar ve şehrin yakınında çarpışmalar oldu. Sovyetlerin 6 aralıkta giriştikleri bir karşı-hücumla Almanlar çekilmek zorunda kaldı.

İkinci Dünya savaşından sonra başkent tanınmayacak kadar değişti. Her ne kadar kötü şartlarda yaşanılan eski tahta evlerin bir kısmı hâlâ duruyor ve nüfusun hızla artması sıkışmalara yol açıyorsa da, eski evlerin çoğu ortadan kaldırılmış, yerlerini çok büyük apartamanlar almıştır.

Savaş sonrasında «stalin’ci» üslûbunda birçok gökdelen inşa edildi (bu arada Lenin tepelerindeki 32 katlı üniversite binası); Lenin üniversitesinde müspet bilim fakülteleri yer alır, insanlık bilimleri Kremlin’in karşısındaki eski üniversitededir.

Şehrin çevresinde her yerde yeni meskenler yapılmaktaysa da, en geniş inşaat bölgelerinden, biri Çeryomuşkiy adı verilen yeni üniversitenin yanındadır, üniversitenin karşısında, ırmağın öbür kıyısında yeni bir spor alanı olan Lujniki uzanır.

Burada Lenin Merkez stadyumu, kapalı bir spor binası ve çeşitli ufak yapılar vardır. Şehrin merkezinde eski Spasskaya katedralinin yerinde büyük bir açıkhava yüzme havuzu yapıldı.

1961’de Yüksek Sovyet şûrası toplantıları için Kremlin’in içinde yeni bir saray inşa edildi. Artan trafiğe cevap verebilmek için Sadovaya ringinden bazı değişiklikler yapılarak üst ve alt geçitler eklendi.

 Moskova
Moskova
Moskova

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir