Hakkında Bilgi

Hakkında Bilgi,Ansiklopedik Bilgi

Biyografi

Muhyiddin İbn Arabi Kimdir,Hayatı | Biyografi,Tarih |

Muhyiddin İbn Arabi Kimdir,(lbnül Arabî Ebu Abdullah Muhammed), İslâm mutasavvıfı (Endülüs, Murciya 1162 – Şam 1240). Doğduğu ülkede özel bir öğrenim gördü.

Çağının ünlü bilginlerinden Ebu Muhammed ve İbni Beşküvel’den ders aldı.

İbni Memun, İbni Cebirol, îbni Tufeyl’in eserlerini okudu, İbni Meserretül Cebeli, Telemsânî ve Hallacı Mansur gibi sofîlelerin, yahudi filozoflarının düşüncelerini benimsedi.

Eski yunan filozoflarını, özellikle yeni eflatun’cu felsefe çığırını kendi çağında bilinen bilimsel eserleri inceledi.

Sonra Anadolu’ya yerleşti. Konya’da Sultan Kılıç Arslan tarafından korundu.

Felsefe ve tasavvuf konularında ileri sürdüğü başlıca düşünceler şunlardır.

Muhyiddin İbn Arabi Felsefesi

Muhiddin Arabî, felsefeye tasavvuf yoluyla girer. Düşüncelerinin ana konuları Tanrı’nın varlığı, evren ve evrenle Tanrı arasındaki bağlantıdır.

Ortaya attığı bütün düşünceler, yeni – eflatun’cu felsefe çığırının kurucusu Plotinos’un görüşleriyle eş niteliktedir.

Tanrı’nın Birliği

Tanrı birdir, tektir. Bütün varlığın, evrenin, oluşun özüdür, kaynağıdır. Tanrı’nın dışında, Tanrı’dan gelmeyen, onun birliği sonucu ortaya çıkmayan bir varlık yoktur. Tanrı varlığının üç ayrı niteliği vardır:

1. Tanrı biriciktir (ahadiye), onun biricikliği öncedir. Fakat bu öncelik bilinemez. İnsan aklının sınırlarım aşar.

2. Tanrı, birinci olandır (vahidiye). İlk varlık, birinci ve en önde olan yüce varlık odur.

3. Tanrı, birlik (vahdet) içindedir.

Tek varlık olan Tanrı’nın birliğinde görünüş (zâhir) ile iç, öz (bâtın), zorunlu olanla (zarurî) zorunlu olmayan, peygamberlikle ermişlik, birlik ve bütünlük içindedir.

Var olmak, Tanrı’nın birliğinde olmak, ondan gelmektir.

Evren

Evren bağımsız, başlı başına bir varlık değildir.

Tanrı’nın görünüşüdür. Tanrı’nın birliği görünüş alanına çıkınca evren varlık kazandı.

Fakat evren (tabiat) Tanrı’nın aynı değildir. Evren, Tanrı’nın birliğinden dolayı vardır. Tanrısal güçlerin, yeteneklerin (İlâhî imkânların) ortaya çıkışı, görünüşü (zuhuru) insana evren olarak görünür.

Evren, bir bütün olarak düşünülürse içinde veya dışında, zaman, değişme, başkalaşma yoktur. Evrende görülen değişiklikler, başkalaşmalar, çelişmeler «zahirî»dir.

Evrenin ortaya çıkışından önce, başlangıçtan önceki durumda varlık kesin bir gizlilik içindeydi (el-gaybül mutlak).

Bu durum bilinemez, yalnız düşünülebilir.

Bu,mutlak görünmez varlık olarak anlaşılmalıdır.

Varlığın, yüce bir Birlik olması yüzünden, bu durumunda biçim, madde, gerektirme, gereklilik, belirleme. benzeşme yoktur.

Bu durum, varlığın birinci basamağıdır (ilk merhale).

İkinci basamak (merhale) varlığın ilk belirlenme (taayyünül evvel) alanıdır.

Ortaya çıkış (zuhur) ve görünüş (tecelli) olaylarının başlangıcı bu basamaktır.

Bu alan, görünmeyen yüce varlığa (Tanrı’ya) göre açık (zâhir), ondan sonraki basamaklara göre gizlidir (bâtın).

Üçüncü basamak, ikinci belirlenme (taayyünüs sâni) diye nitelenir.

Burada ahadiye (biriciklik, tek oluş) ile vahidiye (birinci oluş, ilk oluş) denen Muhammed’in gerçekliği (Tanrı katında varlığı), insanlığın örneği (ilk hakikati) olarak ortaya çıkar.

Ahadiye, vahidiye ve vahde, yaratılmadı, başlangıçları yoktur.

Ortaya Çıkış (zuhur)

Art arda ve belli bir tanrısal düzene göredir. Her varlık katı belli bir sıra ve uyum içinde Tanrı birliğinden görünüş alanına çıkar. Ortaya çıkış (zuhur) üç aşamada olur:

1. ruhlar evreni (el-âlemül ervah). Bütün ruhların bulunduğu, ortaya çıktığı alan.

2. örnekler evreni (el-âlemül misâl).Varlıkların en yetkin, en yüce örnekleri, ilkeler bu evrendedir.

3. cisimler evreni (el-âlemül ecsâm), mekânda yer kaplayan varlıkların ortaya çıktığı alan.Değişme ve zaman bir insan kuruntusudur.

Varlık kavramı altında toplanan her şey aynı zamanda vardır. Zaman bakımından varlıkta, öncelik sonralık diye bir sıra yoktur.

Değişmeyen, gerçek olan süresiz bir «an» vardır.

Anı dâim de denen bu «an» içinde doğma, değişme, başkalaşma değil, gizliden açığa çıkış vardır.

Bu gizliden açığa çıkış, varlıkların bulunduğu beş ayrı varlık katına (el-hâzeratül hams) göre olur, öteki katlarda ise (evrenlerde) ruhlar, akıllar ve örnekler (ideler), duyulur evrenin bütün varlık türlerini özünde toplayan alan bulunur.

İnsan

Gizli evren ile görünen evreni birbirine bağlayan, onlar arasında yüce bir bağ görevini yapan varlık, insandır.

Tanrı’nın bulunduğu gizli evrende, bütün varlık türlerini bir düzen içinde örneklendiren «tanrısal adlar» vardır.

Görünmeyen evrende bulunan bu yüce adlar (isimler) görünüş alanına çıkınca, «alem» veya «alemler» denen duyulur varlık alanı gerçekleşir, oluşur.

Birbirinden ayrı olan bu iki evren arasında berzah da denen yetkin insan (insanı kâmil) bulunur.

Yetkin insanın özünde Tanrı’nın özü, yüceliği dile gelir.

Ancak, yetkin insan da Tanrı’nın birliği yüzünden vardır. Yetkin insanın ruhu, Tanrı’nın kalemi niteliğindedir.

Levhi mahfuz (saklı levha), yetkin insanın gönlüdür.

Arş ve kürsî, yetkin insanın bedenidir.

Tanrısal evrenle duyular evrenini birbirine bağlar, ikisi arasında bir köprü görevini yapar.

Yetkin insanın üstünde en yüce basamak evedna’dır. Bir anlamda bu aşamada da yetkin insan vardır.

Fakat, bu aşamayı Hz. Muhammed’den başka geçen insan yoktur.

Muhiddin Arabi’ye göre velilik (ermişlik) aşaması peygamberlik aşamasından daha yüksektir.

Velilik, özel velilik (vilâyeti hassa), genel velilik (vilâyeti amme) ve tanrısal velilik olmak üzere üç türlüdür. Tanrısal velilik Hz. Muhammed’in veliliğidir.

Yetkin insana ulaşmanın yolları vardır: 1. akla dayanan, akıldan gelen kesinlik (el-ikân); 2. tanrısal coşkunluk (el-vicdan); 3. derin sevinç, tasavvufun önem verdiği sevinç (el-sürûr); 4. sezgi (el-keşf); 5. ulular evrenini bir bütünlük içinde kavramak (el-şuhud). Bu yılların hepsi Tanrı’ya ulaşır.

Eserleri: Fütuhat-ül-Mekkiye fi Esrâr-il-Malikiye ve’l Mülkiye. (Ülke ve Yöneticilerin Sırları Hakkında Mekke’nin Sağladığı Başarılar); Fusus-ül-Hikem ve Husus-ül-Kelim (Hikmetlerin özleri ve Konuşmanın özellikleri); Muhazerat-ül-Ebrâr ve Müsamerat-ül-Ahyar (İyi Kimselerin Toplantıları ve özü Sözü Doğru Olanların Yararlı Bilgileri); Kelâm-ül-Aba-dile (Tanrı Kullarının Sözleri); Tac-ür-Re-sail ve Minhac-ül-Vesail (Risaleler Tacı ve Sebepler Kılavuzu); Kitab İşarat-ül-Kur’an ve Âlem-ül-İnsan (İnsan Evreni Hakkında Kur’an’dan işaretler Kitabı).

Bir yanıt yazın