Nicolas Boileau Kimdir,Hayatı | Yazar Biyografileri |

Nicolas Boileau Kimdir Boileau-Despreaux’da denir, fransız yazarı (Paris 1636-1711).

Nicolas Boileau Hayatı

Soyluluk iddialarına rağmen orta tabakadan bir parlamento memurunun oğluydu.

Nicolas BoileauCollege d’Harcourt’da iyi bir öğrenim gördü, kardeşi Gilles Boileau ve üvey kardeşi Pierre de Puymoir’ın teşvikleriyle dilbilgisine ve edebiyata yöneldi.

1658’e doğru Satires’ lerini (Yergiler) yazmağa başladı.

Yalnız dostlarına okuduğu bu metinleri bir basımcı, elde ederek 1666’da yayınladı.

Boileau da asimi bastırdı (mart 1666).

Yerdiği kişilerin sert tepkileri karşısında daha uslu ve yumuşak bir yola dönen Boileau 1667’de yazdığı yeni Satire’de (VIII) sakin bir tutumda görülür.

1669’da yazmaya başladığı Epitres’de (Manzum Mektuplar) yergi pek azdır ve kendiliğinden doğan nükteler gibidir.

Longinus’un «Yücelik üstüne Düşünceler» ini Traite du Sublime adı altında çeviren ve l’Art Poetique’i (Şiir Sanatı) [1674] yazan Boileau, şairler topluluğunun kural koyucusu haline geldi.

Lutrin’de (1674 ve 1683) yergiciliği bırakıp masum gözüken oyunlara başladı.

1677’de kralın tarihçisi oldu ve eski hakaretleri unutmayan üyelerin direnmesine karşı kralın etkisiyle akademiye girdi (1684).

Ancak 1694’te gene kavgacı yazılarına döndü ve modern ahlâk değişimini tümüyle suçlayan Contre les Femmes (Kadınlara Karşı) adlı eserini yayınladı.

Janseniusçuluk tartışmalarına katılmaya başladı, l’Amour de Dieu (Tanrı Sevgisi) adlı manzum mektubunda, aslında Bossuet’ye ait olan bir görüsü benimsedi (1698).

Sonunda, 1705 veya 1706’da Equivoque başlığıyla Compagnie de Jesus’ye karşı uzun bir şiir yazmaya başladı.

Pontchartrain’in ve Paris başpiskoposu kardinal De Noailles’m desteklerine ve bütün çabasına rağmen yayın iznini alamadı.

1710’da Louis XIV, Le Tellier’nin öğüdünü dinleyerek kesin ret cevabını verdi.

Umutsuzluğa kapılan yaşlı şair iki ay sonra öldü (13 mart 1711).

Boileau’nun eserlerinde ve etkisinde birçok yön vardır.

Şair olarak günlük ve basit hayatın pitoresk gözlemlerinde başarılı oldu.

Nazmı yoğun ve güçlüdür ama tekdüzelik ve ağırlıktan kurtulmamıştır.

Eserleri değerlendirirken kendinden çok emindir.

Moliere ve Racine’in değerlerini ilk anda fark etmiştir.

Ama kendinde daha da yüksek değerler görmüş, L’Art Poetique’in temel kitap olacağını sanmıştı.

Oysa eser herkesçe kabul edilmiş ilkeleri açıklamakta, yer yer kararsızlık içine düşmektedir.

Boileau, Moliere ile Racine’i daha başarılı bir yola yönelttiği ve bu iki büyük dehanın şaheserlerini kendisine borçlu oldukları konusunda uzun zaman herkesi inandırmayı başarmıştır.

Klasik edebiyat ilkelerini ilk olarak kendisinin ortaya koyduğu fikrini de herkese aşılamayı bilmişti.

Oysa bu ilkeler daha önce Chapelain ve Guez de Balzac’ça belirtilmişti, öte yandan «Preciosite» ve bürlesk 1660’ta zaten eskimiş bulunuyordu.

Bir cevap yazın